logo

reklam

Murgul’un Kurtuluşu ve Bakır Fabrikası Hakkında


Muhammet Bilgin
muhammetbilgin@08olay.com

Murgul’un Ruslardan alınması Kafkasya’daki ilk zaferimizdi

Teşkilat-ı Mahsusa Osmanlı Devletinin son dönemine damgasını vurmuş gizli bir örgüttür. Enver Paşa’nın kendisine bağlı olarak oluşturduğu bu istihbarat örgütü özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında çok önemli faaliyetlerde bulunmuştur.

Üç kıtada örgütlenmiş olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın personeli 1916’da 30.000 kişiye ulaşmıştı. Talat Paşa’nın yaverliğini yapan Arif Cemil Bey, Birinci Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa adlı kitabında bu döneme ait bu döneme ait çok önemli bilgiler vermektedir.

Ben de “yerel tarih” çalışmaları adına çok önemli gördüğüm bu kitapta yer alan Artvin ve havalisiyle ilgili bölümlerden alıntılar yaparak Artvin’imizin yakın tarihine ilişkin bilgilendirmeler yapmayı gerekli gördüm. İlk olarak “Zengin Bakır Madeni, Murgul” bilgilerini vurgulamak isterim.
Ruslar’dan kurtarılan Murgul’da bulunan Bakır fabrikasında çok ve çeşitli malzemeler ele geçirilmişti:
· Madene ait olan fabrikanın külli miktarda levazımı vardı.
· Şirketin cerrahi alet ve edevatı mükemmel olan, muazzam bir hastanesi vardı.
· Madene işçi yetiştirmeye özel bir okulu vardı.
· Şirket müdürü ve memurlarına mahsus muntazam binaları vardı.
· 1915’lerde Murgul’da 15-20 adet Piyano vardı.
· Aşırı miktarda kağıt ve kalem vardı. Bunlar o kadar çoktu ki harbin sonuna kadar Trabzon ve havalisinin kırtasiye ihtiyacını karşılamıştı.
· Çok miktarda dinamit vardı. Ki bu dinamitler daha sonra ÇANAKKALE savaşlarında boğazın savunması için de kullanıldı.

Zengin Bakır Madeni, Murgul

Murgul’un büyük bir önemi vardı. Çünkü orada zengin bir bakır madeni bulunuyor ve bu maden Amerikalılar tarafından işletiliyordu. Ruslar bu havaliyi, büyük askeri hareketlere girişilinceye kadar, mutlaka muhafazaya karar vermişler ve ona göre yığınak yapmışlardı. Fakat cephanesi kıt, silahları türlü türlü olan bizim çete efradı yavaş yavaş düşmanı geriye püskürterek ileri hareketlerine devam ediyorlardı. Nihayet Murgul tepeleri de işgal olunmuştu.
Bu başarının sırrını efradın cesaretinde aramak doğru olmakla beraber, Rusların kendilerini müdafaa hususunda gösterdikleri cehalet de ileri harekete çok yardım ediyorlardı. Murgul havalisindeki Rus kumandanı o mevkii muhafaza eden topları dağ eteklerine yerleştirmişti. (Kaldı ki, Damar beldesinde halk arasında dağlarda bu türden malzemelerin hala varlığı anlatılmaktadır. Bu ekipmanların araştırılarak askeri müzeler ya da gelecekte mutlaka yapılacak olan Artvin Müzesi’ne kazandırılması şarttır.) Bundan dolayı Rus toplarının sürekli bombardımanı ilerleyen efrada hiç tesir etmiyor, bu da efradın cesaretini artırıyordu. Buradaki çarpışma bütün bir gün devam ettikten sonra Rusları tedhiş ve harbi bir an evvel kazanmak için başka bir çare daha tevessül edilmişti.

Ruslar Teslim Olmaya Karar Vermişlerdi

Bu maksatla Kamil Bey müfrezesinde bulunan Mosel Almanca bir mektup yazarak bunda Alman askerlerinin de Türklerle beraber olduğunu ve şayet bir an evvel teslim olmazlarsa bütün Murgul’un harap olacağını Rus kumandanına bildirmiştir. Daha sonra meb’us olan Murgullu Mehmet Edip Bey vasıtasıyla Ruslara gönderilen bu mektup da Ruslar üzerinde büyük bir tesir meydana getirmekten geri kalmamıştı. Nihayet Ruslar, her taraftan abluka edildiklerini anlayarak teslim olmaya karar vermişlerdi.
Bu işler olup bittiği zaman artık şafak söküyordu. Ortalık daha yarı aydınlık iken çete efradı yavaş yavaş Murgul tepelerinden; aşağıya inmeye başlamışlardı. Bu tepelerden iniş, Kafkasya’daki Teşkilat-ı Mahsusa’nın en büyük başarısına bir giriş oluyordu. Çünkü tepelerin teşkil ettiği derenin içine sıkışmış olan Rus kuvvetleri esir olmak üzere bulunuyordu.

Murgul’da Rus Ordusundan; Bir Miralay, Bir Topçu Yüzbaşısı, Bir Jandarma Yüzbaşısı, Bir İhtiyat Zabiti ve Üç Yüz Piyade Esir Alındı

Gerçekten, Kafkasya’daki ilk taarruzumuzun büyük bir muvaffakiyeti diye ertesi günü dünyaya ilan edilen bu çete muharebesinde Murgul’da bir miralay, bir topçu yüzbaşısı, bir jandarma yüzbaşısı, bir ihtiyat zabiti, üç yüz piyade neferi esir alınmış ve bundan başka dört top, yetmiş hayvan ve külliyetli miktarda zahire ganimet elde edilmişti.

Fakat Rus kuvvetleri evvela karşılarına külahlı, sarıklı, başlıklı ve fesli, eşkıyaya benzeyen insanlar çıktığını görünce silahlarını vererek teslim olmak istememişler ve askerlikte adet olduğu üzere, askeri kumandanın nezdinde götürülmelerini ve kılıçlarını, silahlarını ancak orada teslim edebileceklerini Fransızca hitap etmeleri garip olduğu kadar “eşkıya” arasında bulunan birisinin de kendilerine Fransızca cevap vermesi acayipten idi: Ruslara verilen bu cevapta, karşılarında gördükleri kimselerin Türk gönüllü kıtalarına mensup oldukları, bu gönüllü müfrezelerle harp ederek esir düştükleri, Türk ordusunun harp ederek çok ilerlemeye muvaffak olmasından dolayı yakında bir askeri kumandan bulunmadığı, onun için gönüllü kıtaların kumandanına teslim olmaktan başka bir çare kalmadığı anlatılarak kendilerinin hayatlarına kefil olunduğu, her türlü kolaylığa mazhar olacakları ve kumandanlıktan gelecek emre kadar Murgul’da harp esiri olarak kalacakları ve kendilerine askerlikte olduğu gibi muamele edileceği söylenmişti. Rus zabitleri, verilen bu izahatı çaresiz kabul ederek kılıçlarını ve silahlarını Kamil Bey müfrezesine teslim etmişlerdi.

Ruslardan ganimet alınan silah ve erzaktan başka Kamil Bey müfrezesi Murgul’da daha pek çok şeyler ele geçirmişti. Çünkü oradaki madeni işletmekte olan Amerikalıların kasabada birçok tesisatı bulunuyordu.

Maden Şirketinin Mükemmel Bir Hastanesi Vardı

Madene ait olan fabrikanın külli miktarda levazımı vardı. Şirketin mükemmel bir hastanesi, madene işçi yetiştirmeye özel bir okulu ile şirket müdürü ve memurlarına mahsus muntazam binaları mevcut idi. Bütün bu tesisat olduğu gibi bizimkilerin eline geçmişti. Amerikalılar çoktan beri madeni terk edip gitmiştiler. Fabrikanın levazım ambarında hepsi işe yarayacak bin türlü eşya ve konserveler vardı. Bundan başka hastanenin teçhizatı, cerrahi alet ve edevatı mükemmeldi.

1915’lerde Murgul’da 15-20 adet Piyano vardı

Bakır madeninde kullanılmak üzere hususi ve depoda pek çok miktarda dinamit de bulunmuştu. Şirketin kırtasiye deposu kağıt, defter, kalem, mürekkep vesaire ile hıncahınç dolu idi. Binalardan birisinde on beş, yirmi kadar piyano görülmüştü.

Kafkas cephesinden elde edilen ilk zaferden doğan büyük sevince ve memnuniyete yağ ve bal katan bu ganimetler derhal toplatılarak belirlenen mahallere sevk edilmişti. Kağıt ve kalem o kadar çoktu ki bunlar harbin sonuna kadar Trabzon ve havalisinin kırtasiye ihtiyacını karşılamıştı.

Murgul Bakır Fabrikası’nda Ele Geçirilen Dinamitler Çanakkale Savaşlarında Kullanıldı

Amerikan bakır şirketinin unvanı olan The Caucasus Copper Co. Lmtd. başlıklı kağıtlara hemen her yerde rastlanırdı. Bulunan dinamit de çok işe yaramıştı. Daha sonra Çanakkale muharebelerinde boğazın müdafaası sırasında bile bu dinamitten kullanılmıştı.

Kamil Bey müfrezesinden Murgul muzafferiyeti hakkında gelen raporlar Teşkilat-ı Mahsusa karargahında okunarak gönüllüler sevinirken deniz mıntıkasının da ilerlemekte olduğu ve birkaç da esir aldığı bildiriliyordu. Bunun üzerine hemen Muhsin Bey’e gönderilen bir emirde alınan esirlerin karargaha yollanması istenilmişti. Bu maksatla da Muhsin Bey’in bulunduğu mahalle bir motor gönderilmişti. Çünkü alınan esirlerin bir an evvel sorgulanmasıyla Rus kıtalarının vaziyetine göre bunlardan alınacak malumat, çetelerin ilerideki hareket tarzlarını tayine yarayacaktı. (Kaynak; Arif Cemil Denker, Birinci Dünya Savaşı’nda TEŞKİLAT-I MAHSUSA, Arma Yayınları, İstanbul)

Share
600 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Artvin’de Kaldı Yüreğim

    12 Aralık 2017 Gamze Boynueğri, Köşe Yazıları

    Artvin'de kaldı yüreğim siz bilmezsiniz... Bir Nisan tomurcukları aşkın adıyla sene 2016...Takvim yaprakları 24'nü gösteriyordu ve yelkovan akreple buluştuğu vakitti... Güneş yeni yeni vuruyordu kirpiklerimize... Sevda'nın, aşkın böyle hasret olupta, vuslata ermenin en sıcak, içten, samimi halini böylesine görmemiştim, yaşamamıştım, tatmamıştım ömrüm boyu... Yürek yüreğe sığmaz, bazen de bakışlar bakışlara... Tebessüm gülümsemelere, avuç içi sıcaklıkları sığmaz avuç içimize... Parmaklarımız mahpus demirleri sıklığında birbirlerine kilitlenmiş.....
  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...