logo

Milli Sermaye ve Milli Düşünce’de Necmettin Erbakan Faktörü


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Dün yazdığım köşe yazımda BTP Lideri Haydar Baş’a deli diyenlerin şimdi ona hak verir hale geldiğini yazmıştım. Yazım ciddi anlamda ilgi gördü. Ve yazımın devamının geleceğini yazmıştım.

Dün yazdığım yazıma yorum yapanların önemli bir bölümü Milli Görüş denildiği zaman akla ilk gelen ismi Necmettin Erbakan olduğunu ifade etmişlerdi. Benim aksi bir düşüncem yoktu. Tabi ki Erbakan’ın düşünceleri önemli bir adımdır. Türkiye’de belki de ilk bu düşünceleri söyleyen isimlerdendi. Necmettin Erbakan’ın ‘Milli Sermaye, Milli Düşünce, Milli Görüş’ savları asla unutulamaz.

Şöyle bir geçmiş tarihe dönecek olursak Necmettin Erbakan’ın Milli Görüş düşüncesine örnekler vermeliyiz.

Milli Görüş hareketini başlatan Necmettin Erbakan Milli görüşü nasıl tarif ediyordu? Milli Görüş nedir? Ne zaman ortaya çıktı? Milli Görüş neyi savundu? Erbakan kısaca; “Milli Görüş demek, bizim milletimizin kendi görüşü demektir. Sultan Fatih ‘in İstanbul ‘u fethederken kalbindeki inanç ne ise, Milli Görüş odur. Bizim milletimiz bin yıl Milli Görüş ile dünyaya hakim oldu. Bugün de bütün dertlerimizin ilacı Milli Görüş ‘tedir.” demişti.

Erbakan Hoca’nın Milli Görüş Anlayışı:

1000 yıllık tarihi olan bir milletin taklitçi olmasını, Batı hayranı taklitçiler tarafından yönetilmesini görmek değil, düşünmek bile akıllı, bilinçli, şuurlu bir müslümanı üzer. Çeşitli bilim dallarında Batılılara ve tüm dünyaya örnek olmuş bir milletin evlatları taklitçi olamaz ve taklitçilerin peşine gitmelerine müsade edilemezdi. Çünkü taklitçilik sömürülmeyi, ezilmeyi gerektirir ve kalkınmayı, büyümeyi, ilerlemeyi önler. Taklit edilen at hızıyla ilerlerken, taklit eden kaplumbağı yürüyüşüyle mesafe kat ederek ilerler.

Batılılar kendi terzilerinde, kendi ölçülerine göre elbise biçtirip, diktirip giyiyorlar. Bir zaman sonra bu elbiseleri yıprandığı için çöpe atıyorlar. Biz de işte -eski de olsa hazır elbise deyip batılılar tarafından biçilmiş, dikilmiş, giyilmiş ve atılmış olan bu elbiseleri insanlarımıza giydirmeye çalışıyoruz. Tabiiki dar geldiği için olmuyor. Çünkü bizim halkımızın yapısı büyük. Halkı, kendi terzimiz yokmuş, biz biçemeyiz, dikemeyiz gibi bu eskileri giymek mecburiyetinde bırakıyoruz. Elbiseler eski ve dar olduğu için sökülüp yırtılıyor. Biz yırtık ve sökükle uğraşırken elin adamı aya gidiyor biz de onu seyrediyoruz. Teşbihte hata olmasın, işte taklitçilik buna benziyor.

Türkiye’de Milli Eğitim var, Milli Savunma var, Milli İstihbarat var, Milli Gelir var, Milli Piyango var da Milli Görüş olmaz mı?

İşte bunun için Erbakan “Milli Görüş” dedi, Milli Görüşle yola çıktı ve Milli Görüşle yürüyor…

Çünkü, Milli Görüş, bir milletin kendi görüşüdür. Kendi görüşü olmayan, uydu olur, robot olur, taklitçi olur! Taklitçi ise asla üretken ve başarılı olamaz!

Milli Görüş nedir?

Millî Görüş, Türkiye’nin kendi insan ve ekonomik gücü ile kalkınabileceğini, öz değerlerini koruyarak, arkasına tarihinin verdiği kuvveti alarak daha hızlı adımlarla yürüyebileceğini savunur. Partileri 1974-1978 tarihleri arasında küçük ortak olarak 4 kere, 1996-1997 döneminde ise büyük ortak olarak beşinci kere hükûmette yer aldı. İktidarları döneminde, Ağır Sanayi Hamlesi ve D8 grubunun oluşturulması, Havuz Sistemi gibi projelere imza attı.

Milli Görüş hareketi Dünya’daki İslami ülkeleri birleştirerek İslam Ekonomik İşbirliği teşkilatı, ve İslam Askeri Birliği Teşkilatlarıyla adil Yeni Bir Dünya kurmayı amaçlar.Kapatılan Millî Nizam Partisi, Millî Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin ardından kurulan Saadet Partisi ile muhalefetini yürütüyor. Ayrıca bu gruptan ayrıldığını ifade eden yenilikçi kanat Bülent Arınç, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan gibi isimlerin ayrılması ile Adalet ve Kalkınma Partisi adıyla bir araya geldi. Millî Görüş’ün bugünkü tek temsilcisi ise Saadet Partisi’dir.

Milli görüş hareketinin simgeleri

Adil Düzen: Faizin olmadığı bir serbest piyasa ekonomisini öngörür. Paranın mal gibi alınıp satılmasını reddeder. Bu durumun adaleti bozduğunu, güçlüyü daha güçlü yaptığını savunur.

Reel Ekonomi: Üretime dayalı kooperatifsel çok ortaklı yapıların güçlendirilmesi esasına dayanır. Bu tarz tüm işletmelere faizsiz devlet kredisi tahsisini savunur.

Hak Anlayışı:Haksız kazanca ve ekonominin sömürü temelinde olmasına karşıdır.

A- Doğuştan insanlara verilen haklar, Temel insan hakları.

a) Yaşama

b) Mülkiyet

c) Neslin muhafazası

d) Aklın muhafazası hürriyeti

e) Diğer bilinen temel insan hakları hürriyetleri (seyahat, iş tutabilme, meslek seçebilme v.s.)

B-Emek.

C- Rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler.

D- Adalet gereği doğan haklar. İnsanın özlemi mutluluk içinde yaşamaktır. Mutluluk ancak Gerçek Hak anlayışı ile sağlanabilir. İnsanların saadeti için gerçek hak anlayışını benimsemek ve uygulamak şarttır.

Necmettin Erbakan, Türkiye’nin Millileştirilmesi konusuna hayatını verdiği yatsınamaz bir gerçektir. Erbakan, sadece düşüncesel açıdan değil eylemleri ile de ‘Milli’ düşüncesine ciddi anlamda katkı sağlamıştır. 70’li yıllarda özellikle Türk parasının ön plana çıkarılması, Türkiye’nin kendi uçağını yapması, kendi motorunu üretmesi gibi adımlar atması bunun apaçık ispatıdır. 70’li yıllarda ülkemizin yaşadığı siyasi sıkıntılar, yaşanan askeri darbeler ve hareketler belki de ‘Millileşme’ yolunda atılan adımları engellemiştir. Türkiye’nin çağdaşlaşma yolunda atılan adımların sürekli olarak yaşamsal anlamda Avrupalılaşma gibi algılanmasının yanlışlığına vurgu yapılarak eylemsel anlamda ‘Millileşme’ adımlarının atılması gerektiğini savunmuştu, Erbakan. Erbakan, bu anlamda bir çok fabrikanın temelini atmaya çalışmış ve ülkenin kendi kaynakları üzerinde durarak gelişimini sağlamasını amaçlamıştı. Bugün eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Milli’ düşünceyi aktarmaya başlamış ise dün Erbakan’dan aldığı ‘Milli Görüş’ eğitiminden yararlanmaktadır.

Şimdi yapılan eleştirilerin bir bölümü yıllarca bunu yapmamış olmasıdır ancak tarihte çok önemli bir kural vardır. Tarihi yargılıyor iseniz bugünün koşulları ile değil dünün koşulları ile tarihi yargılayacaksınız. Bugün Erdoğan’ın bu sözleri yeni kullanıyor olması dünün koşullarının zorluğundandır. Takdir etmeliyiz ki, bugün ki Türkiye düne göre çok daha kendi ayakları üzerine durmayı başarabilecek bir ülkedir. Ülkemiz her açıdan değişmiş ve gelişmiştir. Dışa bağımlılık açısından da düne göre daha ileri noktadadır. Türkiye’nin millileşmesinin en önemli şartı hiç kuşku yok ki kendi kaynaklarını tam anlamıyla kullanmasından geçer. Dün, siyasal ve ekonomik açıdan millileşme şansı bulunmamaktaydı. Dün, eğer ‘Milli’ kelimesini icraatlarınızın ana hedefine koysaydınız, önünüz hemen kesilebilir idi. Ve ülke dışa bağımlı olduğu içinde yaşanacak krizlerle birlikte attığınız adımları tamamlayamadan iktidarınızı kaybedebilirdiniz. Bugün ki koşullarda ülkemizin dışa bağımlılığı daha zayıf olduğu için önünüzün kesilmesi kolay değildir. Ülkemiz, son 20 yılda attığı adımlarla, dış devletlere daha rahat kafa tutabilecek durumdadır. Örneğin, elektrik üretiminde düne göre çok daha iyi noktada olan ülkemiz dışarıdan doğalgaz ve kömür almadan da kendi kaynakları ile zorda kalsa birkaç yıl idare edebilecek pozisyondadır. Eğer, bu anlamda daha başarılı adımlar atılabilir ise, birkaç nükleer santral yapabilir ve kendi yeraltı kaynaklarını daha fazla yerüstüne çıkarabilir ise çok daha özgür bir ülke haline gelebilecektir.

Necmettin Erbakan’ın dün yapamadığını yarın yapmak çok daha kolay olacaktır. Benim yazdığım Haydar Baş yazısının gayesi ‘Milli Düşünce’ akımının sahibi Haydar Baş olarak algılansın gayesi değil idi. Sadece onun sözlerini ve düşüncelerini delilik olarak algılayanların bugün bu noktaya gelmiş olmasının görülmesi amaçlıydı. Yoksa Milli Görüş düşüncesinin sahiplerini yazmaya kalkarsak eğer Necmettin Erbakan’ı, Süleyman Demirel’i, Turgut Özal’ı, Adnan Menderes’i de yazmakta fayda vardır. Bugün onların yaptıklarını şimdi daha iyi algılıyoruz. Sadece o liderlerin şansızlığı ülkemizin onların dönemindeki koşullarının zorluklarıydı. Yoksa onların bugün ki adımların daha rahat dillendirilmesinde önemli mihenk taşları olduğunu hepimiz kabul etmeliyiz.

Konuyu irdelemeye devam edeceğiz.

Etiketler:
Share
443 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...