logo

Milletin Hakemliğine Doğru


Taha İbrahimoğlu
tahaibrahimoglu@08olay.com

1946 dan beri 70 yıllık demokrasi tarihine sahip bir toplumuz. Daha demokratik bir ülke isteyenlerin sayısı her geçen gün artsa da demokrasimizin nasıl gelişeceğini dile getiren fazla bir kimseye rastlamıyoruz. Halbuki demokrasiyi geliştirmenin kestirme yolu “milletin hakemliğine” başvurmaktan geçiyor. Milletin hakemliğinden kaçanların bence geçerli bir sebebi mevcut. Onlar millete hamallık ettirmenin zevkini elden kaçırmamak için millete gitmekten hep kaçınmaktadırlar.

Milletin hakemliğinin en kısa ve kestirme yolu temsili vekaleti ortadan kaldıran HALKOYLAMASI dır. Son 10 yıldaki 3. Halkoylamasını 16 nisan Pazar günü gerçekleştireceğiz. “Rejim değişiyor” diyende var, “sistem değişiyor” diyende; “Tek adamlık geliyor” diyende var, “içerik heç möhim değil getirene bak” diyende. Başkalarının ne düşündüğü hiç umrumda değil. Ben teoriyle ilgilenmem pratikte ben bu değişikliğin neresindeyim ona bakarım.

Artvin de yaşayan biri olarak Ankara da neyin döndüğünü kimin bakan olduğu, kimin bürokrat olduğunu ve kimlerin nasıl işler peşinde koştuğunu görme ve bilme şansımız yok. Bilsekte müdahale edip düzeltme imkanımız maalesef bulunmuyor. 3-4 yılda bir sandığa gidip memleketi düzlüğe çıkarabileceğini düşündüğümüz lidere veya kötünün iyisine oyumuzu veriyoruz. Ondan sonrada kim bakanmış, kim genel müdürmüş, kim valiymiş umrumuzda olmuyor. Toplumun genelinde bu hep böyledir. Ardından işler umduğumuz gibi gitmeyince sevdiğimiz lidere kıyamıyor ve vay efendim adama müsaade etmediler, teşkilat kötü, asker izin vermedi, yok yargı engel çıkardı gibi bahaneler.

Benim açımdan kabul edildiğinde referandumun en önemli yansıması seçmenin lider ile yereldeki adayı ayrı değerlendirme imkânı bulacak olmasıdır. Şöyle ki ahali liderini çok beğenip başarılı bulup ancak o partinin yereldeki adayını beğenmiyorsa bunu sandıkta gösterebilecektir. Lidere oyunu verip onun sayesinde burada emek harcamayıp gölgesinde geçinenleri cezalandırabileceğimiz bir sistem. Yerelde alınan oyun lidere mi ait yoksa teşkilatın başarısı mı olduğu hep tartışma konusu olmuştur. Kabul edilirse bu düzende bunu çok rahat ayırabileceğimizi düşünüyorum. Bunun tam terside geçerli tabii ki başka biriside yereldeki adayı çok beğeniyor ama onun aday olduğu parti liderini beğenmiyor olabilir. Oda mecliste denetleme yetkisini iyi yapacağını düşündüğü yereldeki adaya oy verip Cumhurbaşkanı tercihini başka bir partiden yana kullanabilir. Böylece partilerde yereldeki adayı önemsemek durumunda kalacaktırlar. Bu referandumun taşradaki karşılığından biri budur.

Gelelim birde ülke genelindeki hayati karşılığına. 14 Mayıs 1950 deki seçim sonucu bir hükümet değişikliğinin ötesinde Türk milletinin tarihteki yerini yeniden alma isteğinin bir belirtisidir. 1950 seçim sonucu gibi başka bir seçim Cumhuriyet tarihinde henüz tekrar etmemiştir. 1950 seçimlerinin önemi kimlerin iktidara geldiği değil, kimlerin iktidardan düştüğüdür. Önümüzdeki seçim bir açıdan 1950 seçimlerinin ülke kaderinin belirleyiciliğine namzet olacak türdendir. 14 Mayıs seçimleri, sonradan unutturulsa da Türk milletinin tarihteki yerini hatırlamak istediği bir seçimdi. 16 Nisan seçimleri de Türk milletinin tarihteki yerini unutmadığı ve bir daha asla unutmayacağı bir seçim olabilir. 14 Mayıs seçimlerinin vurgusu kimin iktidardan düştüğü ile ilgiliydi. 16 Nisan seçimleri ise kimlerin bir daha asla iktidar olamayacağı ile doğrudan ilgilidir. Batının ve Avrupa’nın yüksünüp çırpınması boşuna değil.

Etiketler:
Share
505 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?
#

Milletin Hakemliğine Doğru” için 1 yorum

  1. sedat Yeten : diyor ki:

    Güzel bir değerlendirme yapmışsınız. yüreğinize sağlık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Dava”nın Esasları

    19 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bizim davamız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değil, i'la-yı kelimetullahdır. Yani Allah'ın dinini yüceltmekdir!” Osman Gazi. “Dava” kelimesini çok sık duyarım. Bu elbette mahkemede açılan dava değil. İslami anlamda dava. Fakat bu davanın ne olduğu hakkında kafamda net çizgiler yoktu. Hasan el Benna’nın Risaleler isimli eserinin birinci cildine baktım, başlangıçtaki başlıklara göz attım. Sanki bir anda “dava” kavramının çerçevesi çizilmiş gibi oldu. *Gayemiz Allah *Önderimiz Hz. Peygamber *Anayasamız Kuran *Yolumuz Ciha...
  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...