logo

Mevdudi’ye göre Hilafetle saltanat arasındaki farklar


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Not: Madde başlıkları tarafımca ilave edildi

Mevdudi Hilafetle saltanat arasındaki farkları sıralamıştır. Yönetim şeklinin saltanata dönüşmesiyle Müslümanların devlet hayatında ne gibi değişikliler olduğundan geniş bir şekilde bahsetmiştir.

  1. Halife seçim usulü bozuldu. En başta halife seçiminde tatbik edilen usul değişmiştir. Halife belirlerken iktidarda olan kimseye biat edilmez, aksine biat edilen kimse iktidara gelirdi. Halk biat konusunda tamamen özgürdü. Kimse zorla iktidara gelemez, gelmekte istemezdi. Saltanat devrinin başlangıcında ilk değişen husus buydu. Hz. Muaviye hilafet makamına muharebe ederek gelmişti. Eyer halk ona biat etmeseydi, kan dökülecek, sükunet ortamı sona erecekti. Hz. Hasan’da durumun böyle olacağını bileceği için hilafetten feragat etti. Hâlbuki sahabeler, ileri gelen Müslümanlar ve tabiin kendisinin hilafeti için kendisine biat etmişlerdi. Hulefayi Raşidin (dört halife) döneminden sonra seçim yoluyla halife tayini ne yazık ki hiç bir devirde olmamıştı. 
  1. Saltanat devrinde lüks bir hayata geçildi. Saltanat devrinde yaşanan en önemli değişikliklerden biri de liderlerin yaşayış tarzları idi. Muviye ve sonraki melikler Kayserler ve Kisralara mahsus bir hayat geçirdiler. Muhafız alayları, Habibler, saraylar, köşkler… Hulefai Raşidin’den bambaşka bir hayat yaşadılar. Halktan kopuk bir hayatı vardı. Halktan kimse onlarla direk görüşemezdi.
  1. Devlet hazinesi şahsi hazineye dönüştürüldü. Beytü’lmal (devlet hazinesi) hususunda büyük değişiklikler oldu. Hulefayi Raşidin (dört halife) onu Allah‘ın emaneti görürken Hz. Muaviye ve sonrakiler onu kendi hazinelerine dönüştürdüler, halk da padişaha haraç veren bir zümre. Müslümanlardan toplanan haksız vergiler, gayrimüslimden toplanan haksız cizyeler. Hatta sonradan Müslüman olanlardan bile cizye toplamaya devam ederdi.
  1. Fikir hürriyeti son buldu. Saltanat devrinde fikir hürriyetine de son verildi, müslümanın üzerine farz olan “Emrün bil maruf ve nehyün anil münker” neredeyse yasaklandı. Halk sadece halifeyi meth etmek ve pohpohlamak için konuşabilirdi. Abid ve zahit olan bir zat ( Hz. Hicr İbni Adiy) H. 51 senesinde haklı sözleri için katledildi. Hz. Muaviye döneminde insanlar Hz. Ali’ye hakaret ve lanet yağdırmaya mecbur tutuluyordu. İbni Adiy bu duruma sessiz kalmadığından katledildi, ona destek veren on bir kişi de aynı akıbete uğratıldı. İçlerinden yine Hz. Ali’ye hakaret etmediği için Abdurrahman İbn Hasan Hz. Muaviye tarafından feci bir şekilde katledilmek için Ziyat’ın yanına gönderildi, Ziyat da onu diri diri toprağa gömdü.
  1. Yargı bağımsızlığı ortadan kalktı. Yine Hz. Muaviye ile değişen önemli hadiselerden biride kaza (yargı-mahkemeler) meselesi idi. Hulefayi Raşidin (dört halife) devrinde hakimleri devlet reisi tayin ederdi, fakat hakim olduktan sonra o sadece Allah’a karşı mes’uldü. Hiç kimse hakimin işine karışamazdı. Hatta hakim bizzat devlet reisini muhakeme ederdi. Saltanat devrinde ise, güya halifeler adli meselelerde mudahele etmeye başladılar.
  1. Menfi Milliyetçilik kuvvet buldu. Yine bu dönemde Irkcılık ve kavmiyetcilik had safhaya ulaştı. Hulefayi Raşidin (dört halife) ırk, renk, soy sop ayrımı gibi cahiliye taassuplarıyla mücadele etmişken Beni Ümeyye, iktidara gelir gelmez, bir Arap hükümeti rengine girdi. Araplarla arap olmayan Müslümanlar arasında büyük ayrımlar yapılmaya başladı. Arap olmayanlar camilerde imamlık bile yapamayacaktı. Araplar Arap olmayana kız dahi vermezlerdi. Bu muameleler Acem ve İran ırkcılığını tahkik etti. Emevilerin siyaseti sadeceArap ve Acem ayrımı değil Araplar arasında bile kabile, ülke, bölge, aşiret ayrımlarına gidilmiştir.
  1. Miras hukukundaki usulsüzlükler. Rasulü Ekrem ve Hulefayi Raşidin (dört halife) devrinde, ne bir kafir müslümana varis olabilir, nede bir Müslüman kafire. Fakat Hz. Muaviye müslümanı kafire varis yaptı. Fakat kafirin müslümana varis olmasını yasakladı. Bu durum Hz. Ömer İbni Abdulaziz devrine kadar sürdü.
  1. Ganimet taksiminde usulsüzlükler oluştu. Ganimet mallarının taksim edilmesinde de Hz. Muaviyen’nin haksız uygulaması kendini gösterdi. Kitap ve sünnet ahkâmına göre ganimetin beşte biri hazineye aitken Muaviye döneminde ganimetteki altın ve gümüşleri kendine ayırır geride kalanları taksim ederdi.
  1. Hukukun üstünlüğü son buldu. Hz. Muaviye döneminde vali kanundan üstündü ve işlerini yürütebilmek için halkın ellerini kesebiliyordu. Hatta Müslümanlarının kafalarını bile. . İlk kesilen baş Hz.Ammarı Yasir’in başı idi. Sıffin savaşında onun başı kesilmiş, Hz. Muaviyenin önüne getirilmişti. Kesilen ikinci baş sahabeden Amr İbn –il Hamık’ın kafası idi. Hz. Osman’ın katli hadisesine iştirak etmiş Ziyad’ın valiliği sırasında kaçıp bir mağaraya sığınmış orada bir yılan sokup ölmüştü. Orada bulunup kafası kesildi, halk arasında dolaştırıldı, karısı alıp gömdü. [1]

[1] http://www.hikmetyurdu.com/article/viewFile/20/pdf

 

Share
355 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?
#

Mevdudi’ye göre Hilafetle saltanat arasındaki farklar” için 1 yorum

  1. Tarık Akyüz : diyor ki:

    Mevdudi gelenekci olduğu için tüm yaptıklarını da yazdığı halde Muaviye’ye hazret çekmesi ne kadar da uygun düşmüş.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Üsve-i Hasene (Güzel Örnek; Peygamber Efendimiz [S.A.V.])

    15 Şubat 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Mücerred (soyut)hakikatler, ahlâkî kavramlar güzel örneklerle ve örnek şahsiyetlerle anlaşılır. Kur’ân-ı Kerîm buna “Üsve-i Hasene” demiştir Üsve-i Hasene, hüsn-ü misal, güzel örnek ve örnek şahsiyet anlamına gelmektedir. Peygamberler, Hz. Muhammed (asm), Hulefa-i Raşidin, Sahabe-i Kiram, müceddidler, müçtehidler ve başarılı dürüst, ahlâklı ilim adamları, san’atkârlar, tüccarlar “Üsve-i Hasene” sayılırlar. İnsanlar örnek şahsiyetler ve mükemmel rehberleri örnek alarak, yollarını izleyerek, tavsiyelerine uyarak güzel ahlâka ve istikame...
  • Bediüzzaman’dan Etkilenen Şule Yüksel Şenler Erdoğan Ailesini Etkilemiş

    14 Şubat 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    1.Kısaca özgeçmişi Kıbrıslı bir ailenin çocuğu olan Şule Yüksel Şenler 1938 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. İlk öyküleri dergi ve gazetelerde yayımlanan Şenler’in hayatı ağabeyi Üzeyir Şenler’in, Said-i Nursi’nin derslerine katılmasıyla değişti. Ağabeyinin tavsiyesi üzerine yaşam tarzını değiştirerek Risale-i Nur sohbetlerine katılan Şenler bir müddet sonra tesettüre girdi. Şenler, sinemada izlediği aktrisin baş bağlama tarzını beğenerek yeni bir başörtüsü bağlama modeli ortaya çıkardı. Genç kızlar başlarını onun gibi kapatmaya başladı. P...
  • Beni Eleştirenler Akçiçek’in İtiraflarından Sonra Nasıl Bir Yorum Yapacaklar?

    12 Şubat 2019 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Benim oy taşıma noktasında yaptığım değerlendirmeler konusunda bana karşı acımasız eleştiri yapanlar ve partizanlık yaptığımı, hatta iktidar partisini koruduğumu ileri sürerek adeta sosyal medyada beni linç etmeye çalışan arkadaşlara şimdi bir soru sormak istiyorum. Bu itiraflar sonrasında benden özür dilemeyi düşünüyor musunuz? Bugün Ergül Akçiçek’in yaptığı itiraflar benim köşe yazımda yazdıklarımdan acaba farklı bir şey mi? Benim yazdığım yazılar sonrasında bana yaptığınız eleştiriler karşısında vicdanen bir rahatsızlık duyuyor musunuz...
  • Kocatepe’nin 41 Yeni Projesini Merakla Bekliyorum

    12 Şubat 2019 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yerel seçimler öncesinde artık gündemin yavaş yavaş projelere kayması gerektiğini belirten isimlerin başına geliyorum. Oy taşıma olayları falan filan. Bütün bunların çok önemli tartışmalar olmadığını ifade etmiştim. Kimin oyunun nereye gittiğini falan bırakarak önümüzdeki beş yıl için başkan adaylarının projelerinin artık gündeme getirilmesi gerektiğini düşündüğümden dolayıdır ki projeler beni heyecanlandırıyor. Geçtiğimiz hafta sonu Artvin Belediye Başkanı ve AK Parti Artvin Belediye Başkan adayı Mehmet Kocatepe’nin bir paylaşımı oldu. ‘Yeni...