logo

escort ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort istanbul porno escort antalya

Meşruiyet (Meşruluk)


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Gerek Batı gerekse İslam kültüründeki yaygın anlamıyla meşru “dinin, yasanın veya kamu vicdanının doğru bulduğu şey” demektir.

I.Kavram

1.Köken

Sözlükte “açıklamak, açığa çıkarmak; bir işe başlamak; uyulmaya değer adet başlatmak, din / hukuk kuralı koymak” gibi manalara gelen şer‘ kökünden ism-i mef‘ul olan meşru, İslami literatürde dini kaynaklara dayalı hükümleri veya dine ve ilkelerine uygun olan eylem ve işlemleri ifade eden bir terimdir. Kelimenin bu sıfat biçimi, herhangi bir kategorik önermede yüklem olarak kullanıldığında genel bir kavram işlevi görür ve önermeye konu olan hususun dini-ahlaki-hukuki yönden olumlu bir değer taşıdığını, bazan da dinin onayladığı, hatta yapılmasını istediği bir fiil, işlem veya düzenleme olduğunu gösterir. Sonuna ek getirilerek meşruiyet biçimini aldığında ise meşru olma durumunu belirtir. [1]

2.Tanım

Gerek Batı gerekse İslam kültüründeki yaygın anlamıyla meşru “dinin, yasanın veya kamu vicdanının doğru bulduğu şey” demektir. [2]

3.Değişik Anlamlar

3.1. Yerleşik Kurallara Ve Usule (Prosedür) Uygunluk

Meşruiyet kavramının çağrıştırdığı ilk anlam yerleşik kurallara ve usule (prosedür) uygunluktur. Mesela kralın ilk doğan oğlu olma tahtın meşru varisi sayılmanın veya seçilme göreve gelmenin bir şartı olabilir. Meşru kelimesinin bu manası büyük çapta prosedüre ilişkindir ve hukuki (hukuka uygun) kelimesiyle benzerlik arzeder. Prosedürel anlamdaki meşruiyet ilgililerin inanç veya tavırlarına zorunlu atıf yapma ihtiyacı duymaz. [3]

3.2. Sosyal Düzen Kurallarına Uygunluk

Özü bakımından meşruiyet ise benimsenen değerler sistemine yani din, ahlak, hukuk, gelenek ve görenek gibi farklı kaynak ve yaptırıma sahip sosyal düzen kurallarına uygunluğu ifade eder. [4]

II. Meşruiyet Türleri

1. Siyasi Meşruiyet

Siyasi meşruiyet “iktidara gelişte ve iktidarı kullanışta yerleşik ilkelere, yani toplumun genel kabulüne mazhar olmuş usullere ve siyasi-ahlaki değerlere uygunluk” olarak tanımlanır.[5]

2.Hukuki Meşruiyet

Hukuki meşruiyetin bir alt basamağı kanuni meşruiyet, üst basamağı adalettir.

a-Kanuni Meşruiyet (Kanunilik)

Kanunilik hukukun kaynaklarından sadece kanunlara uygunluk demektir.

“Bir yasanın usulüne göre ve anayasaya uygun olarak çıkarılması, bir yargıcın yasaya uygun karar vermesi, bir yöneticinin yasaya uygun işlem yapması bu anlamda meşruiyet için yeterlidir. Yönetilenlerin hukuk alanını ilgilendiren fiil ve işlemleri için de aynı şey söz konusudur; bunların mutlak anlamda meşruiyetinden değil pozitif hukuka uygunluk veya aykırılıklarından söz edilir.”[6]

b-Hukuki Meşruiyet (Hukukilik)

Hukukilik sadece kanunlara değil anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik, örf ve adet gibi tüm hukuk kurallarına uygunluk demektir. Bazen bu hukukilik anlamı dar kalabilir. Evrensel hukuka uygunluk ve ideal hukuka uygunluk da gerekebilir.

“Keyfiliğin önlenmesi, özellikle suçların ve cezaların tayininde yasalarla belirlenmiş çerçevede kalınabilmesi açısından kanunilik ilkesi büyük önem taşımakla beraber kanuni yönden meşru olan hukuk açısından meşru olmayabilir. Dolayısıyla hukuki meşruiyet düzeyi kanunlar için bir idealdir.”[7]

c-Adalete Uygunluk (Adalet)

Kanunili ve hukukilik şartları gerçekleşmiş olsa bile bunların adalete uygun olması da gerekir.

3.Milletler Arası Meşruiyet

Milletlerarası camianın birer üyesi haline gelen devletler için iki aşamalı bir meşruiyet söz konusudur. Birincisi “varlık kazanıp tanınma” anlamında meşruiyet, diğeri de devletlerarası ilişkilerde gündeme gelen meşruiyettir. Devletlerin meşruiyeti diğer devletler veya devletler topluluğu tarafından tanınmaya dayanır. Meşruiyetin ikinci aşaması daha çok hakimiyet kavramıyla ilgilidir. Hakimiyet gereği her devlet diğer devletin hükümranlık haklarına saygı göstermek durumundadır.[8]

4. Sosyolojik Meşruiyet

Din, mezhep, siyasi sistem, rejim, ideoloji gibi sosyal yapıların meşruiyet temelini bunlara karşı beslenen inanç ve duyulan güven teşkil eder.[9]

[1] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290378
[2] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290378
[3] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290378
[4] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290378
[5] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290379
[6] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290379
[7] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290379
[8] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290380
[9] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290380

Share
193 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Davanın Esaslarını Anlatan Kitaplar

    22 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Said Havva, Hasan el-Benna’nın çağdaş yorumcusudur. İmam Hasan el-Benna: “Gayemiz Allah’tır” demiş, Said Havva bunu ‘İslam’da Allah İnancı’ adlı eseriyle açıklamıştır. Hasan el Benna: “Önderimiz Resulullah’tır” demiş, Said Havva bunu ‘Er Resul’ adlı eseriyle dile getirmiştir. Hasan el Benna: “Anayasamız Kuran’dır” demiş, Said Havva bunu ‘İslam’ adlı eseriyle kalp ve beyinlere kazımıştır. Hasan el Benna: ‘Yolumuz cihaddır’ demiş, Said Havva bunu, ‘Cihad Yolunda Bir Adım Daha İleri’ adlı risalesiyle açıklamıştır. Hasan el...
  • Sahtekarlık Sarmış Dört Bir Yanımızı

    22 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Hayatım boyunca sevmediğim insan tipi sahtekar insan tipidir. Olduğu gibi görünmeyen ya da göründüğü gibi olmayan insanları dinimiz kabul etmemiş ki ben kabul edeyim. İnsanların olmadıkları gibi görünme sevdalarından nefret eden bir insan olarak biraz bu insanlara dokunmak istiyorum. Bu yazıyı yazmaya geçtiğimiz Cumartesi günü karar verdim. Pazar günü ise yeniden gündemimize gelen kaza haberi yazımı erteleme sebebi olmasına karşın yine de bu yazıyı yazmaktan vazgeçmedim. Vazgeçmeme sebebim ise sahtekar insanları ve sahtekarlıkları gördükçe m...
  • Artvin Tarihinin En Başarılı Belediye Başkanı

    22 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Sonsuzluk denizine akan zaman ırmağının yolcularıyız. En fazla “Elli yıl” sonra şimdi hayatta olanların %70’i hayatta olmayacak. Bu nedenle kardeşler hayatı fazla ciddiye almayalım. Kurallar doğrultusunda yaşayalım ve doğru bildiğimiz için mücadele edelim. Çünkü doğru ne ise hayatta o kalıyor. Demem o ki gençlerimize dava adamı olmasını aşılamalıyız. Hangi siyasi görüşte olursak olalım. Hangi ideolojik fikirde olursak ...
  • Dünya ahirete nispeten bir zindan hükmündedir

    21 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bir civciv için yumurtanın içi ile dünya arasında ne kadar fark var ise insan için de dünya ile ahiretin farkı da buna benzer. “Dünya ise bütün şaşaasıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.” Bir hadis-i şerifte ölüm şöyle anlatılır: “Bir mü’min-i kâmilin ölerek bu dünyadan çıkıp gitmesini, bir çocuğun ana rahminden, o nemli, karanlık yerden geniş dünya sahasına çıkmasından başka bir şeye benzetemem.” İnsanın dünya hayatından cennet hayatına geçişi, ana rahminden bu dünyaya gelmesine benzetiliyor. Ana rahmindeki hayat...