logo

reklam

Maden Konusunda Asıl İhaneti Kim Yaptı?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin Merkez’in en önemli gündem maddesi Cerattepe’deki maden projesi olmuştu. Son yirmi yıla damgasını vuran bu konuda Artvin’e ihanet etmiş olarak gösterilen bir kişi olarak bu satırları yazmak zorundayım. Kimin gerçekten ihanet ettiğinin çok kısa sürede anlaşılacağı ortama yaklaşmışken bu yazıyı kaleme almak bu ili seven bir kişi olarak benim boynumun borcudur.

Bizim kendisini ordinaryüs profesör olarak algılayan bir yazan çizen bir arkadaşımız var. Hani, toplantılarda ve yazılarında bırakın maden şirketinden reklam alanı şirkete ekmek bile satanı vatan haini ilan eden o arkadaşın yazdığı yazıdan bahsederek konuya girmek istiyorum. Bu arkadaş yazdığı bir yazıda maden çalışmalarına ilişkin olarak şirketin çalışmalarının denetlemesi gerektiğini, stkların sürecin içerisinde yer almasının uygun olacağını falan yazmış. Ha bu satırları yazarken galiba bizim 10 yıldır yazdığımız noktaya yeni gelmesine sevindiğimi öncelikle ifade edeyim. Güzel bir gelişme. Demek ki bazılarının aklı 10 yıl sonra da olsa çalışıyormuş. Doğrunun bir olduğunu görmesine ilimizin basınındaki gelişim adına sevindirici. Artık Cerettape’deki maden projesini normal bir seviyede tartışılabilir bir ortama gelindiğinin en açık kanıtı bu arkadaşın ifadeleridir. Bu arkadaş bu ifadeleri kullanırken geçmişte aynı ifadeleri biz kullanıyoruz diye bizi hainlikle suçlamış olsa da ben kendisini hainlikle suçlamayacağım. Bir projeyi tamamen kabullenmemek ve reddetmenin ne kadar yanlış olduğunu, sürecin dışında kalmak yerine maden gerçeğini kabullenerek sürece dahil olma noktasında adımlar atmanın aslında bu ili sevmek olduğunu biz daha önceleri yazıyorduk. Bugün bu sözlerin Yeşil Artvin Derneği’nin güdümündeki bir yazar çizer bir kişiden duyuyor olma noktasına gelmek bu il adına sevindirici bir gelişme. Burada umarım bu arkadaş bir tepki almaz, maden gerçeğini kabulleniyor diye. Bu arkadaş böyle bir tepki alır ve bizim gibi dışlanırsa maazallah gidecek yeri olmaz.

Neyse konuya geriye dönecek olur isek eğer maden konusunda gelinen noktayı doğru bir şekilde aktarmak gerek. Madencilik ciddi bir iş olduğu hepimizin malumudur. Bir bölgede maden projesi işletilirken o bölgeye hiçbir şekilde zarar verilmeyeceğini ifade etmek akıl yoksunluğu olduğunu belirtmek lazım. Maden projelerinde mutlaka işletmenin kurulduğu bölgelere belli miktarda zarar verilebilmektedir. Bu zararın büyük bir bölümü maden işletmesinin kuruluş aşamasında verilen geçici zararlardır. Cerattepe maden işletmesinin kuruluş aşamasında olduğunun öncelikle bilinmesi gerekir. Şantiye kurulduğu ve şantiye kurulurken de ruhsat alanı içerisinde bir takım çalışmalar yapılmaktadır. Şuan itibariyle yapılan çalışmalarda şantiye kurma çalışmalarıdır. Bir yandan Cerattepe’de daha önce açılan galeride birikmiş su boşaltılırken bir yandan da şantiye kurma çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmalar aslında maden çıkarma çalışmaları değil maden çıkarma öncesinde yapılan ön hazırlıklardır. Bu hazırlıklar tamamlanmadan maden çıkarmak mümkün değildir. Şantiye kurulduktan sonra atık barajı, depolama alanı, teleferik hattı gibi işlerde bir yandan yapılmaktadır. Bütün bunlar bir hazırlıktır ve bu hazırlıklar yapılırken de doğaya ufak tefek zararlar verilecektir. Bu zararların tamamı bertaraf edilebilecek türden zararlardır. Hiçbir maden şirketi şantiye kurduktan sonra çevresini rehabilite etmemezlik yapmaz. Çevresinde peyzaj çalışmaları yapacaktır ve geçici olarak verdiği zararları bertaraf edecektir. Şuan için böylesi bir çalışmalar yapılırken bu çalışmaları katliam gibi gösterme çabaları tamamen toplumu galeyana getirme çalışmalarından başka bir anlam içermez. Bu çalışmaların hepsi öngörülmüş, ÇED raporunun içerisine konulmuş işlerdir. Bugün için bu çalışmaları göstererek 1-0 öne geçme çabaları beyhudedir. Burada öngörülmeyen bir durum ortada yoktur. Tabi ki de belli miktar ağaç kesilecek. Belli miktar pasa dökümleri olacak ve belli miktarlarda da yol genişlemeleri yapılacak. Bütün bunlar normaldir. Bu çalışmalar yapılırken bölgenin yamaç olması nedeniyle ister istemez sularda bir şekilde kirlenme olabileceği gibi bölgede ufak çapta toprak kaymaları da olacaktır. Bunların boyutları büyük olmayacağı gibi kolay kontrol altına alınabilecek boyutta olacaktır. Bütün bu gerçekler işte bugün dillendirilmek yerine geçmişte öngörülerek sürecin dışında kalmak yerine sürecin içerisine girmek yoluyla daha da sürecin içerisinde olarak kontrol altına aldırılabilirdi. Devletin kontrolünün dışında bizzat Artvin’deki stklar ve resmi kurumların temsilcileri ile daha da sivil denetim ile güven altına alınabilirdi. Cerattepe projesinin geleceğini göremeyerek, tümden reddederek sürecin dışında kalırsanız ancak böyle gizli bir şekilde çekimler yaparak olumsuz algı yaratma peşine koşarsınız. Ha, bunları yapıyorsunuz diye bu dakikadan sonra bu projeden vazgeçilecekte değildir. Bu proje yine uygulanır siz yine sürecin dışında kalırsınız. Yapmanız gereken artık zaman çok geçmeden şirketle diyalog kurma yoluna gitmektir. Bu maden projesi Artvin’de uygulanacaktır ve Artvin’in bu proje uygulanırken en az zararla ve en karlı bir şekilde çıkmasının yollarının artık bulunması bu ili gerçekten seviyorsanız yapmanız gereken yegane şeydir.

Cefasını Artvin Sefasını Başka Yerler Sürmemeli

Değerli okurlarım, zaman sürekli beni haklı çıkarıyor. Şuan yine haklı çıkmış olmanın ukalalığı ile bu yazıyı kaleme almıyorum. Gelecekte daha büyük hatalar yapmayalım diye doğruları yazmaya çalışıyorum. Bana ne kadar kızılırsa kızılsın ben bu halka ve Artvin’e ihanet edemem. Artvin’e asıl ihanet edenler bu günleri görmeyerek toptan bu projeyi reddedenlerdir. Onların sayesinde Artvin sürecin dışına itilmiştir. Daha fazla sürecin dışına itilmemeli. Artvin’de tuzu kuru belli zümrelerin sözleri ile daha fazla yol alınamaz.

Hatırlarsanız dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun karşısına gidildiği zaman yine bir yazı yazmıştım. Başbakan’ın huzuruna çıkarken eli dolu gitmek gerektiğini ifade etmiştim. Başbakan’dan Artvin talepte bulunmalıydı. Hem sürecin içerisinde olmayı hem de Artvin’i karlı çıkartacak talepleri dile getirerek kazanımla geriye dönülmeli şeklinde ifadelerde bulunmuştum. Pekiyi o dönem ne yapıldı? Bir takım dış çevrelerin gazlaması ile Artvin’de halkın ayaklandırılması ile bütün Artvin’in madene karşı olduğu imajı ve özgüveni ile Başbakan’ın karşısına çıkıldı ve bizzat Yeşil Artvin Derneği başkanı aracılığıyla gidenler baskı altına alınarak sürece dahil olmak yerine süreci Artvin’in tamamen reddettiği ifade edildi. Başbakan tarafından bir takım güvenceler verilmiş iken bu güvenceler yok kabul edilip istemezük denilerek kendi ayağımıza sıktık. Ne hancıya yarandık ne de yolcuya. Elimiz dolu gittiğimiz Ankara’dan eli boş geriye döndük. Dün doğruyu yapmayanlar ve dile getirmeyenler şimdi yok şu yanlış yapılıyor yok bu yanlış yapılıyor diye yaygara koparıyor. Ve bunun adı Artvin’i sevmek oluyor.

Bakınız artık maden gerçeğini görmeliyiz. Bu şehirde maden çıkacak. Artvin halkının büyük bir bölümü ya çocuğunu buraya vermek istiyor ya da bir şekilde ticari bağlantıya geçmek istiyor. Üstelik bunu sadece madene hep belli bir mesafede duranlar değil madene en uzak duran insanlar dahi istiyor. Bir şekilde öyle ya da böyle bu şirketle ilişkiye girmeye çalışan kesimlerin olduğu gerçeği dururken halen reddetme gayreti bu şehre ihanetten başka bir anlam içermez. Benim maden şirketi ile diyalogda olduğumu bilen insanlar her gün kapımı aşındırıyor. Her gün birileri kapıma geliyor ve şirkete girmek istiyor ya da şirketle bir şekilde ticaret yapmak için bağ kurmamızı istiyor. Bu şehirde bugün madene karşı olanların oranı yüzde yirmilere düşmüştür. Bir çok kişi yüksek sesli madeni istediğini dile getiremiyor ise o tuzu kuruların toplumda oluşturdukları baskı nedeniyledir. Milleti rahat bıraksalar emin olan Artvin’de maden karşıtı eylemlere katılanların yüzde sekseni ya bu şirkette çalışır ya da ticaret yapar. Zaten bir çoğu yapmaya başladılar. Dün kütük arkasında fotoğraf çektirip bugün madende bir şekilde iş yapan insanlar var. Yarın bu insanların sayısı çok daha fazla olacak. Belki de Yeşil Artvin Derneği’nin yöneticileri çevrelerin 30-40 kişi ile kalacaklar. Vakit çok geçmeden doğru adımları atmaya başlamamız lazım. Bu ili seviyor isek bunu yapmalıyız, değerli okurlarım.

Bakın Artvin’in ekonomisine can verebilecek bir projedir, bu proje. Daha fazla ekonomiye katkı sağlaması için daha doğru adımları atmalı, şirketin en üst yetkilisinin Artvinli olmasının avantajını da kullanarak sürecin tam içerisinde olmalıyız. Hatta cefasını Artvin sürerken cefasını başka yerlerin yememesi için ayrıştırma ve işleme tesislerinin de il merkezi sınırlarında bulunan bir bölgede kurulmasını sağlatmamız ve de tesislere bağlı yeni sanayi kollarının da bu ilde kurulmasını sağlayarak yakın bir gelecekte Artvin’in bir maden şehri olacağını bugünden görerek bu ilin kalkınmasının önünü açmamız lazım. Yarın çok geç olmadan doğru adımları bugünden atarak bu ilde yaşayan insanların zenginlik içerisinde fakirlik yaşamaları yerine zenginlik üzerinde zengin yaşamalarının yolunu açmamız gerek. Bütün bunları yaparken de çevreci yaklaşımları ön plana koyarak ilimizin en az zararla bu işin altından kalkmasına yardımcı olmamız şarttır.

Toptan reddetmeye devam ederek, istemezükçülerin arkasında durmaya devam ederek sadece ve sadece bu şehre daha fazla zarar vermekten başka bir iş yapmamış oluruz.

Yarın çok geç demeden bugünden doğru platformlarda maden gerçeğini konuşmamız dileğiyle…

Share
209 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...
  • Taşeron Meselesinde Yumuşak Geçiş Yapılmalı

    13 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Türkiye taşeron işçilerin kadroya geçirilmesini tartışıyor. Kafaların karışık olduğu günlerde ben olaya başka bir bakış getirmek istiyorum. Bugün taşeron olayına bir başka bakışla bakacağım ve ülkemizde taşeron işçi çalıştıran şirketler yönünden olaya bakmak istiyorum. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki ülkemizde taşeron meselesi çözülmesi gereken bir konudur. Bu konuyu halledelim derken ülkemizin son elli yılda gerçekleştirdiği özelleştirme adımlarından geriye adım atma noktasında da dikkatli davranmakta fayda vardır. Bugün taşeronlara...
  • Artvin’de Kaldı Yüreğim

    12 Aralık 2017 Gamze Boynueğri, Köşe Yazıları

    Artvin'de kaldı yüreğim siz bilmezsiniz... Bir Nisan tomurcukları aşkın adıyla sene 2016...Takvim yaprakları 24'nü gösteriyordu ve yelkovan akreple buluştuğu vakitti... Güneş yeni yeni vuruyordu kirpiklerimize... Sevda'nın, aşkın böyle hasret olupta, vuslata ermenin en sıcak, içten, samimi halini böylesine görmemiştim, yaşamamıştım, tatmamıştım ömrüm boyu... Yürek yüreğe sığmaz, bazen de bakışlar bakışlara... Tebessüm gülümsemelere, avuç içi sıcaklıkları sığmaz avuç içimize... Parmaklarımız mahpus demirleri sıklığında birbirlerine kilitlenmiş.....