logo

Lozan’ın Ne Gizli Maddeleri Var Ne de Süresi

Artvin Türk Eğitim sen Eski Başkanı tarihçi Nizamettin Torun; “günümüzde “Neo- Osmanlıcılığın konuşulduğu bir dönemde çok önemli ve faydalı bir yazı kaleme aldı.

 

Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’e karşı yapılan haksızlığa parmak basan Torun, tarihin gerçeklerini gözler önüne serdi. Artvin Türk Eğitim sen Eski Başkanı tarihçi Nizamettin Torun yazısında; ”Günümüzde Yeni Osmanlıcılık, Türkiyelilik ve Federasyon gibi kavramlar sıkça tartışılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı birbirlerinin alternatifi gibi gösterilmekte ve 2023 hedefi olarak ulus, üniterdevlet yerine federal bir devlet öne çıkarılmaktadır. Türkiye her konuda olduğu gibi tarih konusunda da ikiye bölünmüştür. Bir görüşe göre;

Atatürk’e Haksızlık Ediliyor

“M. Kemal Osmanlı’yı yıkmış ve koskoca imparatorluktan küçücük bir devlet (TC) çıkarmıştır. Kurtuluş Savaşı önemsizdir, hatta Yunanlılarla hiç savaş yapılmamıştır (AKP Ordu milletvekili İhsan Şener).”

Lozan’ın gizli maddeleri vardır ve 100 yıllık bir antlaşmadır, 2023 yılında anlaşmanın süresi bitecek ve Türkiye kendisini sınırlayan bağlardan kurtulacak. Bu akla ziyan görüşlere inananların sayısı hiç de küçümsenecek kadar az değildir. Oysa Lozan’ın ne gizli maddeleri, ne de belli bir süresi vardır. Osmanlı Devleti Birinci paylaşım Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) ile fiilen sona ermiştir. İstanbul İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan askerleri tarafından işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, her türlü ekonomik kaynaklarına el konulmuş bir devletten bahsediyoruz.

Osmanlı’nın Değişim ve Dönüşümü 1923 Yılında Cumhuriyetle Noktalandı

Atatürk ve Cumhuriyet Türkiye’si, ancak Osmanlı’nın son iki yüzyıllık tarihi gelişimi, başka bir deyişle “uzun süreç” kapsamında açıklanabilir. Osmanlı Devleti’nin son iki yüzyıllık değişim ve dönüşümü, 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile noktalanmıştır. (H.İnalcık, Osmanlı ve Modern Türkiye, s.168)

“Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine kurulduğu topraklar Osmanlı Devleti’nin anavatanıdır. Bu nedenle Cumhuriyetle beraber devlet devam ediyor; diliyle, diniyle toprağıyla ve insanlarıyla elbette Osmanlı’nın halefi biziz.

Osmanlı mirasını reddetmek ya da benimsememek gibi bir lüksümüz, dahası böyle bir tercih hakkımız yok. Yüzyıl öncesini okumamız, geçmişle diyalog halinde olmamız gerekir. Bugün bazıları Resimli Osmanlı Tarihi okuyarak ahkam kesiyor. Tarih bilgisi bu düzeyde olan insanlar, Türkiye’de Osmanlı mirasını tartışamaz. Tartışılırsa da bugün içinde bulunduğumuz düşünsel hercümerce düşeriz.”(İ. Ortaylı, Yakın Tarihin Gerçekleri, s.96)

“Geçmişi diriltmek mümkün olsaydı, o geçmiş zaten ortadan kalkmaz, bugün de devam ederdi. Ölünün dirildiği görülmemiştir. Ancak ölünün hatıraları pekala devam edebilir ve bu hatıraların aziz tutulması hiç kimseye zarar vermez. Kaldı ki, hayat bütün hayallerden daha kuvvetlidir.(E.Güngör, Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik s.67)

19. Yüzyılın sonunda Osmanlı aydınları devleti ayakta tutabilmek için Osmanlıcılıkfikrini ortaya attılar.

Osmanlı çözülme süresinde bir takım tedbirler almaya çalıştı. Bu tedbirleri bazen kendi iradesiyle, bazen de Batının dayatması ile devreye soktu. Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet’le ve Kanun-Esasi (Anayasa) bunlardan en önemlileridir.

Osmanlıcılık, Osmanlı İmparatorluğu içindeki bütün ulusları ve unsurları (Rum, Ermeni, Sırp, Bulgar, Arap, Türk ….)  Osmanlılık ruhu içinde birleştirmeyi amaçlayan bir düşünce olarak ortaya çıktı. Osmanlı devlet adamları gelişmekte olan ayrılıkçılık hareketlerinin karşısında Osmanlıcılığı, devletin siyasi birliğinin korunması ve devamlılığı için ortaya atmışlardır.

Türklere Sakın Türk’üm Demeyin Deniyordu!

Osmanlıcılık hiçbir zaman “ittihad-ı anasır”ı yani unsurların (ulus, din, etnik grupların) birliğini sağlayamadı. Türklere, sakın Türküm demeyin, imparatorluk yıkılır telkini yapılırken ve Türkler vallahi Türk değilim Osmanlıyım derken, Meclis’teki bir Rum milletvekili “Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım” diyebiliyordu. (Osmanlı Bankası Fransız sermayeli bir bankaydı.)

Osmanlı’nın çökmesini önlemeyi amaçlamakla beraber Osmanlıcılık, Batının da kışkırtmasıyla ülkede çıkan ayaklanmaları ve imparatorluğun çökmesini önleyemedi.

Balkan Savaşı (1912-1913) ile Osmanlıcılık düşüncesi iflas etmişti.

İttihat ve Terakki Partisi Osmanlıcılıkla başladı ama Balkan Savaşı, ardından Birinci Dünya Savaşı sonunda elinde sadece Türk kaldı. (Yeni Osmanlıcılığı başka bir yazımda ele alacağım.)” ifadelerine yer verdi.

 

Etiketler: »
Share
826 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+5 = ?