logo

Kuyuda Yazılan Fıkıh Kitabı


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

İmam Serahsi 15 yıl kaldığı kuyuda El Mebsut’u yazdı.

Muhammed b. Ebû Sehl es-Serahsî, 1009’da Horasan’ın Serahs beldesinde dünyaya gelmiş; fıkıh, kelam ve münazara alanlarında yetkin bir âlimdir. Küçük yaşlarda ilimle meşgul olmaya başlamış ve Buhara’da Şemsü’l-Eimme Halvânî, es-Suğdî ve el-Bezzâz gibi âlimlerden ders almıştır. Aslen Türk olup, eserlerini İslam âleminin ortak dili olan Arapça ile yazmıştır.[1]

İmam Serahsi, bu eserini Özkent hapishanesinde yazmıştır. [2]

Birçok âlimin başına gelen onun da başına gelir. Alim, sıkıntı çeken, Hakkın hakkını her şeye rağmen ( korku, hapis, yoksulluk, makamı kaybetme, dayak…) koruyan ve haykıran kişidir. Mezhep imamlarının hemen hepsi,  hakkı her şeye rağmen söylemişlerdir. İmam-ı Azam Ebu Hanife bu nedenle hem Abbasiler,  hem Emeviler zamanında işkence görmüştür. Ahmet bin Hanbel de, Şafii ve Maliki hazretleri de aynı şekilde muamele görmüşlerdir.

Sadece mezhep imamları değil meşhur alimler de aynı yoldan yürümüşler ve aynı akıbete uğramışlardır. İşte onlardan biri de İmam Serahsi’dir. Sıfatı; “Şemsü’l-Eimme-İmamların Güneşi.”Ömrünü ilme adayan bu büyük zatın en önemli eseri Mebsuttur. Mebsut, “Tam 31 ciltlik bir ilmihal! Ama o, bir ilmihalden daha fazlası… Çünkü sadece hükümler değil deliller de var. [3]

Karahanlılar devri âlimlerinden olan Serahsi,  66 yaşında iken hükümdarın halktan aldığı haksız ve fazla vergiler için itiraz eder, halka da bu vergileri vermemeleri hususunda uyarılarda bulunur.

Bunun üzerine düşmanlarının kışkırtmaları sonucu Hakan Emir Hasan tarafından  “halk hareketinin sevkedicisi olarak” 1073 yılında şehrin kalesinin kuyularından birine hapsedilir. Böylece İmam Serahsi için hayatının meşakkatli lakin bir o kadar da bereketli geçecek olan 15 yılı başlar. Serahsi, bu atıldığı ve atan kişilerin onu ölüme ve yalnızlığa terk ettiklerini “zannettikleri” kuyuda Rabbiyle baş başa kalır, geceleri uzun nafile namazlar kılar, gündüzleri oruç tutar.

İnsanı hayrete düşüren şeyler ise bu esnada başlar. Bu kuyu hapisliğinde kütüphanesinden, kitaplarından ve tüm imkânlardan “men edilen veya öyle zannedilen” Serahsi, kuyunun başına toplanan öğrencilerine tam 30 ciltlik bir külliyat yazdırır.

El Mebsut adındaki bu müthiş fıkıh usulü kitabını öğrencilerine hiçbir yardım almaksızın, kuyudan onlara bağırarak yazdırmıştır.”[4]

Şeybanî’nin eserlerinden el-Asl’ı ve diğer kitaplarını özetleyen bir eeser olan Hakim eş-Şehid’in “el-Muhtasarü’l-Kafî”sini şerh etmek istiyordu. Hapishane hayatının uzun süreceğini öğrenince bu eserini yazmaya karar vermiştir. Bu eser Hanefi mezhebinin fıkhi görüşlerini ve delillerini en geniş şekilde ele alan ve sistemli bir tahlil yapan ilk ve en hacimli eserdir. el-Mebsut, mezhebin temel görüşlerinin tesisi ve doğruluklarının ispatıyla ilgilenmeyerek diğer bütün görüşler hakkında tarafsız şekilde sistemli bir tahlil yapan büyük eserlerin ilki durumundadır. Diğer bir ifade ile bu eserlerin meseleyi ele alışları felsefi bir mahiyette olup Serahsî’de mezhebinde meseleleri bu yönden inceleyenlerin ilk temsilcisi durumundadır.

El-Mebsut, Kahire’de(1324-1331) toplamı 6335 sayfa tutan büyük boyda otuz cilt halinde basılmıştır. Halil Muhyiddin el-Meys eserin bir indeksini hazırlamıştır.

Eser Cevat Akşit başkanlığındaki bir heyet tarafından Türkçeye çevrildi. 31 cilt halinde basılan eser, Arapça matbu eserle aynı ciltleri içermektedir.[5]

[1] http://www.habername.com/yazi-lutfi-ayhan—-kuyuda-yazilan-eser-7325.htm

[2] http://www.literatur.gen.tr/fikih/22-hanefi.html

[3] http://www.habername.com/yazi-lutfi-ayhan—-kuyuda-yazilan-eser-7325.htm

[4] http://www.dunyabizim.com/mercek-alti/9201/15-yil-kaldigi-kuyuda-el-mebsutu-yazdi

[5] http://www.literatur.gen.tr/fikih/22-hanefi.html

Share
966 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...