logo

Kürt Akil Adamlarının Devreye Girmesi Gerek


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz günlerde yazdığım yazıda İstanbul’da yaşanan terör olayının ardından yeni terör olayları beklediğimi ifade etmiştim. Maalesef Kayseri’de yeni bir terör olayı yaşadık. Hain terör örgütü ellerinde silah olmayan, çarşı iznine çıkmış erleri hedef alarak yüreğimize yeniden ateş düşürdü.

Terör örgütü ve bunları destekleyen hain odaklara bir kez daha sesleniyoruz ki, yaptıkları eylemler kesinlikle sonuç vermeyecektir. Her attıkları bomba, her kanını akıttıkları polisimiz, askerimiz veya sivil vatandaşlarımız bu milleti daha da kenetlendirmektedir. Amaçları her zaman boşa çıkacaktır.

Bu vesile ile bir kez daha terörü lanetlerken, terörün son dönemlerde tırmanmasının yegane sebebi bu ülkenin kendi kendisini yönetmesinin önünde engel olabilmektir. Terör örgütünü maşa olarak kullanan odaklar kesinlikle Osmanlı’ya onlarca sefer düzenleyen ve Osmanlı’yı yok etmek ve Anadolu’dan atabilmek için dört bir yandan saldıran ve İstiklal Zaferi ile de bu ülkeden def edilenlerin yüz yıllık karın ağrıları olan kesimlerdir. Bu hain odaklar ve çevreler yine yenileceklerini bilememektedirler. Onlar Osmanlı’yı hasta adam zannederken Türk Milleti’ni de hasta zannetmişlerdi. Günümüzde de Türkiye’yi eski Türkiye görmekteler. Avuçlarını yalayacaklardır.

Terör olaylarında hayatını kaybeden tüm askerlerimize, polislerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Onların kanları yerde asla kalmayacaktır.

Yeni terör olayları olmaması için yapılması gerekenler olduğu gibi asıl ülkemizi içerisine düşürmek istenen iç savaş ortamına girmemesi için yapılması gereken önemli işlerimizin olduğunu belirtmekte fayda var. Son günlerde bu senaryolar ortaya konulmakta ve bu milleti Türk-Kürt olarak ayırmaya çalışmaktadırlar. Ben milletimizin bu oyuna gelmeyeceğini adım kadar biliyorum ancak yine de özellikle Kürt aydınlarına seslenmek istiyorum.

Çözüm süreci fırsatı kaçırıldı ancak bu şerden bir hayır çıkabilir

Bizim güzel bir sözümüz var, ‘Her şerde mutlaka bir hayır vardır’ diye. Bu sözün arkasına bir ek eklediğimizde ‘Tabi ki değerlendirmesini bilene’ demek gerek. Terör olayları hepimizin içini yakmaktadır. Hemen her ocağa ateşler düşerken terörü destekleyen odakların asıl amaçları olan Türk-Kürt iç savaşını çıkarma gayesini boşa çıkarmak için artık kendisini Kürt olarak algılayan her bir vatandaşımıza görevler düşmektedir. Gerek hükümet gerekse de bu millet yaşanan onca elim olaya karşı Türk Milleti içerisinde herhangi bir ayrım olmadığını milyonlarca kez vurguladı fakat son günlerde bir senaryo ortaya konuluyor. Bu senaryonun adı da HDP üzerinden Kürtler asimile ediliyor senaryosudur. Bu senaryo da tutmayacaktır ancak tutmaması için artık en büyük görev Kürt kökenli vatandaşlarımıza düşmektedir. Onların devreye girmesi ve PKK’nın onları temsil etmediği gibi HDP’nin de Kürt halkını temsil etmediği vurgusunda bulunmaları şarttır.

HDP başta Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP Milletvekilleri ve de üyeleri üzerlerine düşen görevi ‘Çözüm sürecinde’ maalesef yerine getirememişlerdir. HDP, çözüm sürecinde sürekli gerilimi tırmandıran kesim olmuştu. Maalesef ki terör örgütü ile aralarına mesafe koymak yerine ‘PKK sizi tükürüğünde boğar’ gibi mesnetsiz cümleler kullanmışlardır. Bugün eğer HDP binaları yakılıyor ve yıkılıyor ise bunun müsebbibi HDP’nin Milletvekilleri ve yöneticileridir. Siz gidip emirlerinizi Kandilden alırsanız sonuçlarına da katlanırsınız. Bu ülkenin önündeki en güzel fırsat olan çözüm süreci fırsatını kaçırdığınız ve değerlendiremediğiniz için bugün milli duygularla insanlar sizleri hedef almaktadırlar. Evet, insanlarımızın yaptıkları bu davranışlar çok da tasvip edilebilir davranışlar değildir ancak yüreği yanan insanlar bugün HDP’yi hedef alıyor ise bu partinin yöneticileri kendilerine dönüp bir sormazlar mı ‘Bizim hiç mi kabahatimiz yok’ diye. Bu ülkenin fertlerinin yüzde 14’ü HDP’nin geçmişini bildiği halde belki düzelmişlerdir, belki sürece bir katkı sağlar diye oy verdi. Bu oy verenlerin yüzde 7’si Kürt kökenli insanlarımız olsa da 7’si de kesinlikle milletin ta kendisidir. Bir kısmı AK Parti karşıtlığı için oy vermiş olsa da bunların bir bölümü de sürece katkı olsun ve kalıcı bir barış sağlansın, diyedir. Pekiyi siz ne yaptınız ey HDP’li yöneticiler. Araçlarınızda PKK’lıları taşıdınız. Terör örgütünü şımartacak açıklamalarda bulundunuz. Terör örgütüne açık açık yardım ve yataklık yaptınız. Sizin belediyeleriniz doğuda hendekler kazdı. HDP’li belediyelerin araçları ile ana yollarda mayınlar döşendi. Devlete silah çeken hainlere sizler sahip çıktınız.

Pekiyi son genel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin sloganları neydi? Hani Türkiye’nin partisi olacaktınız. Hani, Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin lideri olacaktı?. Herkesi kucaklayacaktı? Hani milletvekilleriniz herkesin vekili olacaktı? Belediyeleriniz herkese hizmet edecekti? Tabi ki bu inanmadığımız ama belki olur diye düşündüğümüz beklentilerimiz boşa çıktı. Zira bunun gerçekleşmesi tek taraflı bir mücadele ile olamazdı. Anneler ağlamasın derken bizler Kürt halkının anneleri de ağlamasın diyorduk. Pekiyi, Kürt kökenli anneler ne yaptılar? Devreye girdiler mi? Kürt aydınlar bu süreçte ne dediler? Bir çaba içerisine girdiler mi?

Çözüm süreci cidden bu ülke için fırsat idi. Bu süreçte üzerine düşenleri yapamayanların bugün feryat ettiklerini duyuyoruz. Milletvekilleri dün üzerlerine düşeni yapmadıkları gibi bir ifade vermeye dahi gitmediler. ‘Erkekseniz gelin alın’ diyerek küstahlık yaptılar. Belediye başkanları özerklik ilan ederek yaptıkları ihaneti unutmuş gibi bugün içeri alınınca feryat etmeye başladılar. HDP, barış ve demokrasi çığırtkanlığı yapar hale geldi. Hükümeti suçlamanın dışında ne yaptılar?

Evet, terör olaylarında mutlaka hükümetin eksikliği vardır. Bunları yeri geldikçe bizde eleştiriyoruz ama HDP eleştirmenin dışında sürece getir götürcülük dışında hiçbir katkı sağlamamıştır. Bugün yakınmak yerine dün taşın altına el koysaydınız, bugün yakınma gereği duymazdınız, ey HDP’liler.

Gelelim aydınlara ve Kürt kökenli vatandaşlarımıza. Artık inisiyatif alma zamanı sizde. Bu ülkede daha fazla kan akmaması ve de bugün HDP’ye dönen tepkilerin tüm Kürk kökenli vatandaşlarımıza dönmemesi adına devreye girmeniz gerek. Zaten, bunu isteyen çevreler yıllardır bu yönde çalışmalar içerisindeler. Türkiye’nin terör bölgeleri dışında yaşayan toplumları yaşanan terör olaylarından hiçbir zaman Kürt halkını sorumlu tutmamıştır. Bugün dahi tutmamaktadır ancak artık sizlerin devreye girmesi gerekmektedir. Bu ülkede kalıcı barışı sağlamak için asıl görev sizlere düşüyor. Hakkari’de, Siirt’te, Şırnak’ta, Batman’da, Bingöl’de ve Kürt Kökenli vatandaşların yaşadığı her bölgede teröre lanet yürüyüşleri düzenlemelisiniz. PKK’yı lanetlemelisiniz. Bu çok zor değil. Tabi ki terörü arzulamıyor ve istemiyorsanız. Gençlerin ölmesinden medet ummuyorsanız.

Eğer, bunu yaparsanız bu ülkede gerçek barış gelecektir. Gerçek barışı istiyor ve arzuluyor isek bu tek taraflı çaba ile olmaz. Sizler üzerinize düşeni yapın eğer tekrar bu ülkede barış ortamı yaşanmaya başlanmaz ise o zaman işte bu millet gerçekten hükümeti eleştirmeye ve sorgulamaya başlayacaktır.

Emeksiz Rahmet olmaz!

Etiketler:
Share
317 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...
  • Öküz Mehmet Paşa

    19 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor” 17. asır kıymetli devlet adamlarından Öküz Mehmet Paşa, Sultan I. Ahmet Han'ın vezirlerinden ve damatlarındandır. “Vezir” ve “Damat" Mehmet Paşa olarak da bilinir. Sultan I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde, ilkinde iki yıl, ikincisinde on bir ay olmak üzere iki defa “Sadrazamlık” makamına getirilmiştir. Hakkında “edip ve vakur, vezir-i sahib-i şu’ur” denmiştir. 1621 senesinde vefat etmiştir. Asıl lakabı “Oğuz” olmasına rağmen eski yazıdaki kef ve kaf harflerinin karıştırılmasından dolayı muha...