logo

reklam

Koalisyonun CHP’li Olmasını Diliyorum


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

7 Haziran genel seçimlerinin üzerinden ciddi bir süre geçti. Belki henüz kanunen süre başlamamış olsa da artık vatandaşın kafasında süre dolmak üzere. Çarşı Pazar karışmadan vatandaş biran önce koalisyon sürecinin başlamasını ve sürecin ya herro ya merro sona ermesini bekliyor.

Bu süreçte bende fikirlerimi paylaşayım. Başlıkta da olduğu gibi benim kalbimden ve aklımdan geçen AK Parti-CHP koalisyonudur. Neden mi? İşte nedenlerim.

Öncelikle hemen belirtmekte fayda var. Ben AK Partisiz bir seçeneğin pek mümkün olmadığını görüyorum. Bu noktada gerek MHP, gerekse de HDP’nin birbirlerine karşı duruşlarının süreci başlatmayacağına inandığım gibi, CHP’nin 3’lü seçeneği istemesinin de dostlar alışverişte görsün anlamı taşıdığına inanıyorum. Aslında CHP bu üçlü seçeneği kesinlikle kafasında benimsemiyor. Hatta aklının ucunda bile yok. Bu parti sadece seçimden çıkan tablonun sonucunda oyun bozan gözükmemek, seçmene olası bir erken seçim durumunda hesap veremez hale gelmemek adına üçlü seçeneği ben değil diğerleri istemiyor şeklinde seçmen nezdinde algı oluşturulmaya çalışıyor. Bu nedenden dolayıdır ki ben üçlü koalisyon seçeneğinin gerçekçi olmadığını düşünüyorum.

MHP’nin seçim akşamı itibariyle yaptığı açıklamalar ve de halen tutunduğu tavır MHP’li seçeneğin ihtimalini her geçen gün düşürüyor. Ayrıca bu tavır bana gelecek adına da kaygı veriyor. MHP ile kurulacak bir hükümetin tıpkı 2002’de olduğu gibi hedeflenen süreden erken sona ereceği ve ülkenin ani bir erken seçim sürecine gireceği yönünde kaygılarım var. MHP’nin koalisyon kurma sürecinde sürekli yeni taleplerde bulunabilme ihtimalinin, MHP’siz bir koalisyon kurma ihtimali kalmaması durumunda ülkeyi zorlayacağına inanıyorum. MHP ile yapılan görüşmeler ekonomik ve sosyal açıdan sıkıntı oluşturabileceği gibi, kurulduktan sonra da sürekli bir diken üzerinde olma durumunu doğuracaktır. Bu da bence ülkemiz açısından 2002 ve öncesi dönemleri yeniden yaşama anlamına gelecektir ki, bu hiçte iç açıcı değildir.

MHP’li seçeneği istemememdeki başka bir neden ise Türkiye’nin son 7 yılda girdiği çözüm süreci noktasında geri adım atmama adınadır. Eğer bu sürece girildi ise ve bu ülkenin AK Parti dışındaki partilerin hepsinin HDP’in barajı geçmesine sevindiler ise bu sürecin devam etmesi doğru karardır. O vakit MHP’li bir seçenek şuan için doğru bir karar değildir.

Neden CHP’li olsun istiyorum?

Ülkenin son yıllarda girdiği süreç, AK Parti ile ilgili kamuoyundaki bir çok iddianın yarattığı sosyal ortam, Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili oluşturulan ‘Diktatör’ söylemleri gibi sebeplerden dolayı artık sol bir seçeneğin ülkede uygulanmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bunca yıldır sürekli olarak kamuoyuna iddialar ortaya atan CHP’nin ve ülkemizin sol kesiminin ülke idaresinin içerisinde olması ülkede psikolojik olarak bir rahatlatama sağlayacaktır. Adeta ülke nefes alacaktır. AK Parti’nin de biraz dinlenmesi, icraatlarını yaparken toplumun daha geniş kitlelerinin onayını alması, geniş tabanlı bir hükümetin kurulması adına bence CHP’li seçenek en doğru seçenektir. Meclisteki temsil oranı, ülkenin girdiği çözüm sürecinin CHP’nin de sürecin içerisine çekilmesi ile daha sağlıklı ilerlemesi adına bu seçeneğin en azından iki yıl bu ülkede uygulamaya konması şarttır. Toplumda başta CHP olmak üzere sol partilerin oluşturduğu gerilim ortamının, bu gerilime AK Parti’nin başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok bakan ve milletvekilinin de gerek açıklamalar gerekse de uygulamalar ile katkı sağlamaları nedeniyle daha fazla büyümemesi adına CHP’li seçenek gereklidir. Bu benim CHP’li seçeneğe destek verişimin ana nedenidir.

CHP bugüne kadar AK Parti’nin yaptığı tüm uygulamaları vatan hainliğine götürecek derecede eleştirmiştir. Madenler, HES’ler, Nükleer Santral, Üçüncü Havalimanı, Trakya’da açılacak yeni boğaz ve benzeri projelerine CHP’nin ortaya koyduğu muhalefet ve durdurma çabalarının karşılığında iktidarda bir CHP’yi görme adına talebimdir. CHP iktidara geldiğinde halka söylediği söylemleri uygulayıp uygulamayacağı, uygularsa nasıl bir yöntem tercih edeceği, bu yatırım ve hedeflerin AK Parti nezdinde değil daha geniş katılım ile gerçekleştirilmesi adına da önemli olacağını düşünüyorum. CHP’yi artık sürekli muhalefette değil artık iktidarda da bu milletin görmesi gerekir.

CHP seçim sürecinde sürekli olarak vaatler üretti. ‘Bu vaatleri acaba muhalefetti söylemek kolay ancak iktidarda uygulamak kolay mı?’ sorusuna da yanıt bulmak adına CHP’li seçenek önemlidir. Türkiye’nin laik, sosyal ve hukuk devleti olduğu ve son 12 yılda bu çizgiden ülkenin çıktığı iddialarının gerçek olup olmadığının CHP’nin iktidarda daha rahat görebileceği, bu yola girildi ise bu yoldan ülkenin çıkabilmesi adına CHP’nin iktidarda sergileyeceği performansın hem halk tarafından görülmesi hem de AK Parti’nin icraatlarını daha rahat denetleyerek varsa olumsuzluk engellemesi yoksa da daha cesurca uygulaması adına da CHP’li seçeneğin önemi vardır.

Kısacası CHP’li seçenek ülkeye nefes aldırır. Ülke elden gidiyor, diktatörlük geliyor iddialarının artık bu milletin gündeminde çıkması isteniyor ise muhalefette konuşmak değil iktidarda taşın altına elini koymak doğru bir yöntemdir. Eğer bu ülkenin hızlı bir şekilde ilerlemesi ve büyümesi isteniyor ise sürecin daha fazla uzamadan AK Parti-CHP koalisyonunun kurulması gerekmektedir. Bu bence ülkemizin geleceği adına fırsattır. Yok eğer bugün bu fırsat değerlendirilemez ise erken seçim süreçte oyun bozanlık yapanların daha az oy almasına neden olacaktır. Belki erken seçim sürecinde MHP ve HDP’nin oylarında gerileme yaşanabilir ve AK Parti yine tek başına iktidara gelebilir. Buna bence ekonomik çevreler olumlu karşılık verir ancak ülkenin nefes alması için bugün koalisyon seçeneğinin en uygun partiler arasında yapılması ve en az iki yıl olmak kaydıyla, bir sonraki seçime kadar ülkenin bu koalisyonla yönetilmesi doğru olacaktır.

Etiketler:
Share
481 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...
  • Milletvekili Kışla’dan Artvin’e Bir Büyük Hizmet Daha

    10 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Hatırlarsanız değerli okurlarım yaklaşık 5 ay önce yazdığım bir yazı gündeme getirdiğim müthiş bir yatırım haberi vardı. Artvin’i Şavşat-Ardanuç ve Ardahan’a bağlayan Varyant Yolun altından bir tünel yapılacağını ve bu tünel ile birlikte Varyant Yolun alt kodlara indirilerek çok rahatlıkla geçileceğini söylemiştim. O günlerde henüz plan aşamasında olan bu projeye ilişkin olarak da AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın yoğun olarak çalıştığını ve bu hizmeti kazandıracağını söylemiştim. Ve aradan 5 ay gibi kısa bir zaman geçti...
  • Küçük İsrail devleti koca Arap alemini nasıl mağlup ediyor?

    10 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bediüzaman Said Nursi, İsrail devletinin devamının gerekçesini dini ve milli hislerden beslenmesi olarak  gösteriyor. İslam aleminin çaresizliği ise, iman zaafından ve İslam’a kafi derece sarılamamanın bir neticesidir. İslam alemi samimi bir şekilde ittifak kurabilse, İsrail’in o bölgede barınması mümkün olamazdı. Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir; en yakın örneği Alman Hitleridir. Kaderin cilvesi ki tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep Osmanlı gibi İsla...
  • Başarı ve Başarısızlığın Nedenleri

    08 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    İnsan başarılı olmak ister, ama bunun için ne kadar tedbirlidir Osmanlının yıkılışından sonra ümmet hep başarılı olmaya susamıştır. Adaletten medeniyetin her alanına kadar örnek topluluklardı Müslümanlar. Sömürülmek-sömürmek fakirlik Müslümanların kitabında yoktu Afganistan dan Kabe ye kadar hiçbir İslam beldesi mahzun değildi “Allah size yardım ederse artık hiç kimse sizi yenemez! Ama ya O sizi terk ederse kim size yardım edebilir! O halde Müminler Allah’a güvensinler!’’ (Ali İmran S.160) Düşman neyi yaparsa siz ondan dah...