logo

Kışla, Kocatepe Sizin Gibi Düşünmeyince Artvinli Olamıyor Mu?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Son yıllarda Artvin inanılmaz bir ayrışmanın içerisine girmiş durumda. Sadece Artvin değil belki ama bu ayrışma ülke genelindekinden çok daha tesirli oluyor, ilimizde. İnsanlar kendi gibi düşünmeyenleri neredeyse vatan hainliği ile suçlar hale geldi. Artvin’de özellikle bir grup var, eğer o grup gibi düşünmüyor ve o grupla aynı görüşleri paylaşmıyorsan Artvinli olamıyorsun. Artvin’i sevmek ise sadece ve saedce bu gruba ait bir durumdur. Galiba Artvinli olmak ve Artvin’i seviyor olabilmek için bu insanların kriterlerini yerine getirmek gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta bu anlamda iki talihsiz açıklama arka arkaya geldi. AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla, Milletin Meclisi’nde Cerattepe Maden Projesine ilişkin CHP’nin araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin olarak fikirlerini açıkladı ve sırf o fikirler beğenilmedi diye olmadık hakarete maruz kaldı. Yeşil Artvin Derneği’nin hazırladığı basın açıklamasında vekilin Artvinli olmadığı ve de Artvin’i sevmediği ifade edildi. Bir başka garip yorumda CHP Merkez ilçe başkanının kendi sosyal paylaşım sayfasında Başkan Mehmet Kocatepe’ye ilişkin geldi. Bu paylaşımda Başkan Kocatepe’nin de Artvin’de evinin bulunmadığı ve de Artvin’i sevmediği ima ediliyordu.

Gerek Milletvekili Kışla’yı gerekse de Belediye Başkanı Kocatepe’yi ben savunma noktasında değilim. Bu yazıyı kaleme alma gayem de kesinlikle bu iki ismi savunma maksatlı değildir. Her ikisi de kendilerini gayet iyi savunabilirler ancak zaman zaman benzeri suçlamalar ve hedef gösterilmelerle karşılaşmış bir kişi olarak bu tür olayların yanlışlığına vurgu yapma maksatlı bu yazı kaleme alınmıştır. Hani fikir özgürlüklerini savunuyoruz ya o fikir özgürlüklerini bu arkadaşlara hatırlatmak maksadıyla bu yazı kaleme alınmıştır.

Herkes Sizin Gibi Düşünmek Zorunda Değil

Öncelikle şu meşhur fikir özgürlüğüne bir değinelim. Fikir özgürlüğü noktasında söylenmesi gereken en önemli şey kesinlikle herkes ne benim gibi düşünmek zorundadır ne de bir başkası gibi. Herkes istediği şeyi düşünebilir. Fikirlerin ifadesine geldiğimiz zaman bir takım duyarlılıklar gösterilebilir ancak ifade edilen fikirlerin bizim fikirlerimize uyuşmamış olması o insanların vatan haini olduğunu da göstermez. Vatan hainliğinin kriterleri bellidir. O kriterlerin dışında bir fikir beyan ediliyor ise bu beyanda bulunan insanlar kesinlikle vatan haini olarak gösterilemez. Artvin sevdasına gelince de Artvin’i sevmek hiçbir kimsenin tekelinde değildir. Ne benim ne de bir başkasının tekelindedir. İnsanlar benim gibi düşünmüyor diye kimseyi benim vatan haini şeklinde göstermem de doğru değildir. Herkes istediğini düşünür ve bazı kriterlere uyduktan sonra da istediğini dile getirebilir. Sayın Milletvekili Milletin Meclisinde kendi özgür iradesi ile bir takım açıklamalarda bulunuyor ise ve bu açıklamalar bir kesim tarafından desteklenebiliyor ise bu fikirleri paylaşan insanın sırf fikirlerini paylaştı diye Artvin’i sevmediği veya Artvinli olmadığı şeklinde bir yorumla toplumda hedef gösterilmesi asla ve asla kabullenemez. Zaman zaman sayın Vekil Kışla’nın fikirlerini benimde benimsemediğim şeyler olmaktadır. Bazen bu fikirleri de kendisi ile tartışırız ancak hiçbir zaman benim gibi düşünmüyor diye Kışla’yı ben Artvinli değilsiniz diye suçlamadığım gibi kendisine de Artvin’i sevmiyorsunuz şeklinde suçlamada bulunmadım, bulunmamda. Sayın Vekil, Milletin Meclisi’nde yaptığı konuşmada Artvin sevdasına ilişkin herhangi bir aksi cümle kullanmamıştır. Kendince düşündüklerini açıklamıştır. Demiştir ki ‘Nasıl ki barajlarla yaşamaya alıştık madenlerle de yaşamaya alışacağız’. Bu cümleden nasıl Artvin’i sevmediği çıkarılabilir ki? Herkes madenciliğe Artvin’de karşı mı çıkmak zorundadır. Ya da herkes mi Cerattepe maden projesine karşı red pozisyonunda yer almalıdır.

Maalesef ki şahsım da Sayın Vekil gibi bu mesnetsiz suçlamaya oldukça fazla maruz kalmış bir kişiyim. Üstelikte basın özgürlüğünü savunan kesim tarafından bu suçlamalara maruz kalmışımdır. Ne vatan hainliğim, nede satılmışlığım kalmıştır. Hatta en kutsal mesleklerden birini yapan bir bayan öğretmende şahsıma karşı oldukça fazla abes cümlelerle suçlamalarda bulunmuştur farklı düşüncelerim nedeniyle. Oysa ki fikir özgürlüklerini en fazla savunması gereken hatta insanlara özgürce düşünceleri öğretmesi gereken bir mesleği icra etmesine karşın bu tür suçlamaları şahsıma defalarca bulunmuştur. Yaptığım haberler, yazdığım yazılar nedeniyle yüzlerce kez Artvin’i satmakla suçlandım. Sırf bu kesim ile aynı düşünmediğim için. Bugün geldiğimiz noktada bu kesimin önemli bir bölümü de maden şirketi ile iş yapar ya da yakın akrabaları bu şirketle çalışır duruma gelmiş iken. Artvin’in benim değildi ki ben Artvin’i satabileyim. Buna rağmen Artvin’i satmakla suçlanmanın mantığı nedir? Ben demiyorum ki, maden konusunda yüzde yüz ben haklıyım. Sadece bu benim fikirlerim. Ben fikirlerimi oluştururken nasıl ki özgür isem beni ağır şekilde eleştirenlerde özgürdürler. Bu böyle biline.

Başkan Kocatepe noktasına gelince de bir insanın Artvin’de evi yok ise bu insanın Artvin’i sevmemesi mümkün olamıyor mu? Ya da milletvekili Kışla’nın Artvin Merkez’de evi yok diye Artvin milletvekilliğini hak etmiyor mu? Biz geçmişte nice milletvekilleri gördük Artvin’de evleri olmayan. Artvin Merkez’de evleri olmaz Şavşat’ta olabilir. Şavşat’ta olmaz Meydancık’ta olabilir. Ne var bunda? Suç mu? Herkes bu ilde ev almak zorunda mı? Alamamışta olabilir. Almayı arzulamamışta olabilir. Artvin’de evi olmayan, yıllar önce bu şehirden göç etmiş insanlar şimdi Artvinli olamıyorlar mı? Artvinli olmak için bu kesimlerin onaylarını almalılar?

Lütfen Artvin’de sırf maden yüzünden daha fazla ayrışmaya yol açmayalım. Artvin Milletvekili Kışla’da, Artvin Belediye Başkanı Kocatepe’de bu ile hizmet etme sevdası ile hareket eden ve bu ile kendi güçleri ve becerileri oranında hizmet vermektedirler. Sırf bir konuda farklı şekillerde düşünüyorlar veya ifade de bulunuyorlar diye onları Artvinli saymama hakkı kimseye ait değildir.

Bu konuya ilişkin daha farklı cümleler kullanabilirim ancak daha fazla konuyu uzatmak istemiyorum. Sadece şunu net olarak ifade edeyim ki son Meclis konuşmasında kullandığı ifadeler nedeniyle Milletvekili Sayın Kışla’yı canı gönülden tebrik ediyorum. Kendisini de ayakta alkışlıyorum. Kendisi bence oldukça güzel bir duruş sergilemiştir ve kendince doğruları dile getirmiştir. Belge, bilgi elinde olmadan insanların suçlanmasının yanlışlığına değinerek ortaya bilgi ve belgelerin konulması gerektiğini ve yargıya danışılmasının doğru olacağını ifade etmiştir. Maden gerçeği konusunda da bir realiteden bahsetmiştir. Konuştuklarını anlamaya çalışmak yerine Artvin sevgisi ile onu yargılamak sadece ve sadece basitlikten başka bir şey değildir.

CHP’nin Basın İle Kahvaltıda Buluşma Komedisi Değinmeden Olmaz

Geçtiğimiz günlerde CHP Merkez İlçe Örgütü tarafından basına bir kahvaltı verildi. Gerçi nasıl bir şey ise kahvaltı programından sadece ve sadece 3-4 kişinin haberi var idi. Fotoğraflara bakınca CHP bir program yapmış basın ona davet edilmiş gibi bir durum var idi. Şahsıma akredite uygulandığı için şahsımın o kahvaltıdan haberdar olmaması gayet normal. Uzun zamandır hiçbir CHP etkinliğine sırf fikirlerim nedeniyle davet edilmiyorum. Buna artık alıştım ancak Artvin basınının büyük bir bölümü de davet edilmedi. Galiba CHP, Artvin basınını birkaç arkadaştan ibaret sayıyor. Oysa ki benim haber ajansımın haber servisi yaptığı gazetelerin tamamı CHP’nin tüm haberlerini yayımlamaktadırlar. Acı olan o ki bu gazeteler dahi haberdar edilmemişlerdir. Bu kişileri davet etmeyen CHP yönetimi bu haberin herkese servis edilmesini beklemektedirler.

O talihsiz toplantıda CHP tarafından davet edilme zahmetinde bulunulmayan gazeteci arkadaşlarımızın ve de gazetelerin hemen hepsi bu haberi yine de yayımladılar. Şahsıma ait kuruluşlarda bu haberi yayımladı. Halkımızın haber alma hakkı nedeniyle bunu yaptık. Bizim tavrımız doğru bir tavır. Nihayetinde bu haberi sırf biz davet edilmedik diye yayımlamamak yayımlamamız okurlarımıza hakaret olurdu. Biz üzerimize düşüne yaptık ancak bu toplumun geneline hitap etme iddiasıyla yola çıkmış ve insanlara ayrımcılık yapmayacaklarını ileri süren bir partinin Artvin il örgütüne bu ayrımcılık yakışmadığını düşünüyorum. Kendimi geçtim ancak diğer gazeteci arkadaşlara bu yanlışı yapmamaları gerektiğini düşünüyorum. Bir çok gazeteci arkadaşım ile görüştüm ciddi bir kırgınlık olduğunu gördüm. Umarım bu kırgınlık giderilir.

Şahsıma gelince de zaten artık kendilerinden bir davet beklentim yok. Mevcut yönetimler değişmedikçe de Artvin’de CHP’nin tavır ve davranışlarının ve toplumu ayrıştırma gayretinin değişeceğine inanmadığım için etkinliklerine bireysel bir katılım gerçekleştirmeyeceğimin bilinmesini istiyorum.

Bu yazı basın bayramında kaleme alınmıştır. Ne yazıktır ki fikirlerinden dolayı aforoz edilmiş bir gazeteci tarafından basın özgürlüklerinin dile getirildiği gün kaleme alınmış bir yazıdır. Bilmem anlatabildim mi? Şimdi benim bu fikirlerime de bakın göreceksiniz ne ağır yorumlar ve hakaretler gelecektir. Ne yapalım? Kaderimiz bu imiş! Farklı düşünüyoruz diye aforoz cezasına çarptırılmış bir gazeteciyiz. Biz aforoz ediliriz, fikir özgürlüklerini savunanlarda fikirleri nedeniyle aforoz ederler. Sonra onlar özgürlük savunucuları olurlar biz ise Artvin’i satan insanlar oluruz.

Ne diyelim alışık dert adam öldürmez, Artvin böyle, yapacak bir şey yok!

Share
462 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan Vahdettin Kaçtı mı Kaçırıldı mı?

    21 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İstanbul 13 Kasım 1918 de işgal edilmiş. 6 Ekim 1923’te ise işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiş. Sultan Vahdettin ise 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan kaçmış? Sultan Vahdettin’in kaçtığı tarihe bakıyoruz İstanbul’da işgalci İngiliz kuvvetlerinin hakimiyeti var. Sultan Vahdettin İngiliz gemisi ile kaçmış. İngilizler Sultan Vahdettin’e dost mu düşman mı? Eğer İngilizler Sultan Vahdettin’e dost ise Sultan Vahdettin niçin İngiltere’ye, Londra’ya gitmedi de Malta Adası’na ve en sonunda İtalya’ya gitti? Eğer İngilizler S...
  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...