logo

Kemal Kılıçdaroğlu Bu Yürüyüş İle Koltuğunu Sağlama Almıştır


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Muhalefet yapma açısından baktığımız zaman bir muhalefet partisinin asli görevlerinden biri hiç kuşku yok ki muhalefet yaptığı konularda ses getirebilmeyi başarmaktır. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği ‘Adalet’ yürüyüşünün temel gerekçesi de budur.

Buraya kadarı normaldir ancak olayın çıkış sebebine baktığımız zaman bazı eleştirilerde bulunmakta fayda vardır. MİT tırları meselesine çok detaylıca bakmadan değerlendirmede bulunduğumda her devletin mutlaka gizli kapaklı işlerinin olabileceğini ve devletlerin istihbarat amaçlı bir takım çalışmalarda bulunabilecekleri de bir gerçektir. Ayrıca bazı devletler açık ve şeffaf bir biçimde ya da kapalı ve gizli bir şekilde başka ülkelere ya da topluluklara bir takım yardımlarda bulunabilirler. Bu yardımlar nakli, gıda, temizlik ve sağlık ürünleri gibi temel ihtiyaçlar olabileceği gibi bizzat silah yardımı şeklinde de gerçekleşebilir. ABD’nin Dünya’nın bir çok noktasında her türlü illegal yardımlarla bir çok ülkede savaş çıkardığı gerçeği ABD filmlerinde konu edinilmesinin yanı sıra ABD’nin gizli servislerinin dahi kabullendikleri bir faaliyettir. Buradan bizim ülkemize döndüğümüzde pek tabi ki Türkiye Cumhuriyeti’nin de gerek istihbarat kuruluşları gerekse de gizli servisleri aracılığıyla bir takım ülkelerle münasebet içerisinde olması da yadırganacak bir durum değildir. Durdurulan MİT Tırlarının nereye ve ne amaçla gittiği net iken sanki terör örgütü IŞID’e silah yardımında bulunuluyormuş gibi bizzat jandarma ekiplerince alı konulması ve de bunun habercilerce kamuoyuna sızdırılması büyük bir talihsizliktir. MİT aldığı emirler doğrultusunda bir takım çalışmalarda bulunmuş ve Kuzey Suriye’de ve de yine Kuzey Irak’taki Türk toplumlarına silah yardımında bulunurken bizzat ABD tarafından Türkiye’nin IŞID’e yardım etti şeklinde bir suçlama ile içerideki odaklarca gündem oluşturulmasının yegane bir sebebi vardır. Maalesef ki bizim kendilerini çok vatansever gösteren kesimler durdurulan MİT Tırlarının içerisinde bulunan silahları IŞID’a yardım gidiyor şeklinde konuya muhalefet yaparak bilmeden veya bizzat bilerek ABD’nin Ortadoğu’daki ve Kuzey Irak’taki hedeflerine aracılık yapmışlardır. Herkes bilir ki bugün IŞID bu denli başa bela hale gelmiş ise ABD ile Avrupa ülkelerinin bölgedeki çıkarlarına hizmet etsin diye beslenmiş olmasındandır. Beslenen ve büyüyen, büyüdükten sonra da çizgiden çıkarılmış gibi gösterilerek ABD ve Avrupa’nın bölgede silahlanmaları ve bölgedeki ham petrolden pay almalarını sağlayabilmek için hizmet eder hale gelen IŞID’a bırakın Türkiye’nin Dünya’nın hiçbir ülkesinin silah yardımında bulunabilmesi mümkün değildir. ABD ve Avrupa Ülkeleri kendileri büyütürler, büyüttükten sonra kendi emellerine hizmet ettirirler. Bugün sözde kendilerine Müslüman diyen Siyonist Uşağı IŞID Terör Örgütü’nün bölgede istenilir ise birkaç güne yok edilebileceği gerçeği alenen ortada iken Türkiye’nin bırakın IŞID’a destek veriyor gibi gösterilmesi sadece ve sadece komik bir durumdur.

Burada asıl amaç ABD’nin ve Avrupa’nın Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta Kürt güçlerinin büyümesi isteğine aykırı davranan ve bölgedeki Türk varlığının direnmesine destek olan Türkiye’nin yardımlarının önünü kesmektir. Yerli işbirlikçiler ile saf ulusalcılar aracılığıyla içeride gerekli sansasyonel haberler üreterek Türkiye’nin elini kolunu bağlamak ve bölgedeki Türk toplumlarını yalnızlığa iterek göçe zorlamak gayesine hizmet edilmiştir. MİT Tırları meselesi bu kadar basit ve nettir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekili Enis Berberoğlu’nun yaptığı bu hata yüzünden tutuklanmasının ardından adalet talebinin içeriğine baktığımız zaman bir tek soru aklıma geliyor. Eğer benzeri bir tablo Türkiye’de değil de herhangi bir Avrupa Ülkesi’nde ya da ABD’de gerçekleşmiş olsaydı acaba bir tek satır haber o ülke basınında yapılabilir miydi? Ya da o ülke basınına haber sızdıran bir milletvekilini acaba bir tek kişi kurtarmak için adalet yürüyüşü gerçekleştirebilir miydi? Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkede Adalet noktasında büyük sorunlar yaşandığı noktasındaki çıkışı bir miktar doğru olsa da bu ülkede hiçbir zaman olmayan adaletin mutlak surette şimdi de sıkıntı olduğunu kabullenmek gerekir. Bazen adalet döneme göre hareket eder. Bugün de dönemin gücü nedeniyle kendini kraldan çok kral zannederek bir takım farklı karar veren adalet adamları olduğunu kabulleniyorum fakat MİT Tırları’nın meselesini buna dahil etmemek gerek.

Bu ülkeyi ‘Diktatör’ yönetse yürüyebilir miydiniz?

Başka bir çıkış noktası ise Diktatörlük meselesidir. Ben bu konuyu fazla ciddiye almıyorum. Bir ülkede diktatör olsa emin olun ki o ülkede muhalefette bulunabilecek bir tek insan kalmazdı. Bizim ülkemizde diktatör var diye bağıranlar sokaklarda rahatlıkla dolaşmanın yanı sıra Ankara’dan İstanbul’a yürüyebiliyor ise diktatörlük söylemi gülünç bir söylem olmaktan öteye gidemez.

Adalet isteği herkesin isteğidir

Adalet isteğine gelince bu taleple yürümek ve ses getirmeye çalışma noktasını bende onaylayanlardanım. Muhalefet partisi iseniz mutlaka ses getirici şeylere imza atmanız gerek. Kılıçdaroğlu, bu noktada güzel bir ses getirmiştir. Yukarıdaki yazan sebepler ile ciddi eleştirilerim olan yürüyüşün ses getirilmesi amaç edinilmiştir ve bu başarıya ulaşmıştır. Kemal Kılıçdaroğlu ses getirmeyi başarmıştır. Sadece zamanlama hatası vardır. Türkiye’nin en karanlık günlerine bu denli yakınlaşmış iken 15 Temmuz öncesinde yürüyüşün farklı bir bölünmüşlük yaratmaması adına erken tamamlatılmasında fayda vardır. Yürüyüş uzadıkça emin olun karışıklık noktasında sıkıntılar yaşanacaktır. Bence amaç hasıl olmuştur ve mesafe kısaltarak yürüyüşe bir son verilmelidir.

Geldiğimiz noktada yürüyüş amacına nasıl hasıl olundu sorusuna gelirsek eğer burada bilinmesi gereken şey ise bu yürüyüşün başlıca amaçlarından biri artık solda aranan ve arzulanan bir lider olma noktasının çok uzağında kalmış olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden popüler olması ve genel başkanlığını sağlama alması noktasında bir yeni kan aranmaktaydı ve bu kan bulunmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu noktada başlattığı eylem amacına ulaşmıştır. Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı 3 yıllığına sağlama alınmıştır. İlk seçime kadar kesinlikle CHP’de genel başkanlık noktasında bir arayışa gidilmez. Gidilse de partide güçlenmiş bir Kılıçdaroğlu, kongreyi kazanır ve yoluna devam eder. Son olmak üzere 3 yıl görevini yapar ve ilk seçimden sonrada tarihe geçen liderler arasına ismini yazdırır. O genel seçimden sonra ise yeni bir genel başkan arayışı başlar.

Ben yinede cesaretli adımı ve dayanıklılığı sebebiyle Kemal Kılıçdaroğlu’nu kutlarım. İnşallah bir sağlık sorunu yaşamaz diyorum.

Share
135 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Değerlerimize Sahip çıkmalıyız!

    27 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Artvin bulunduğu konum itibariyle yaşam koşulları oldukça zor bir ildir. Bu ilde yaşamak çok kolay bir şey değil. Burada ayakta durabilmek için birbirine ne kadar çok kenetlenirse insanlar bu zor şartların üstesinden gelme şansları ise o derece artar. Birbirine bu denli muhtaç olan illerin yapması gereken şey ise kendi değerlerini boğmak yerine bu değerlere sahip çıkmaktır. Bu yazıyı kaleme alma gayemde aslında bu kenetlenmeyi arttırmaya bir gayrettir. Biraz da değerlerimizin kıymetini arttırmaktır. Daha önce yazdığım bir yazı da işadaml...
  • Kimseden Bir Şey İsteme!

    27 Temmuz 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Sahabe-i kiram kimseden bir şey istememeğe çok özen gösterirlermiş. Devesinin üstünde iken, sahabeden birisinin eğer kamçısı yere düşse, "Kardeşim, şu kamçıyı uzatıver!" diye, onu bile istemezlermiş. 1.Peygamberimizin Dilenciyi Odunculuk Yaparak Geçimini Sağlamaya Teşvik Etmesi Efendimiz (S.A.V.), muhatabına buyurmuş ki: "İnsanlardan bir şey dilenme, isteme, taleb etme; sana cennet var! Yani, dilencilik yapmazsan, bir şey istemezsen sana cennet var! Şimdi dönelim, bu sözleri izah edelim: Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ashabı...
  • Âdi valiler yerine, evliya aktablarına merci oldular

    25 Temmuz 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

        Ehl-i Beyt soyundan gelenler halife olsaydılar, valilere merci olup valiler ile muhatap olacaklardı. Ama manevi saltanata layık oldukları için evliya aktablarına merci oldular. “Belirli dünyevi kuralları taşıyanlar vali olabilirler. Ama Evliya aktabı olmak ise; özellik ister ve daimidir. İşte Ehl-i Beytin kimlere merci olacakları kendi inisiyatiflerine bırakılmamıştır.”   “Âdi valiler yerine, evliya aktablarına merci oldular” başlığı Risale-i Nur Külliyatından Mektubat’ta yer alan bir cümledir. Yani Ehl-i Beyt ...
  • Kışla, Kocatepe Sizin Gibi Düşünmeyince Artvinli Olamıyor Mu?

    24 Temmuz 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son yıllarda Artvin inanılmaz bir ayrışmanın içerisine girmiş durumda. Sadece Artvin değil belki ama bu ayrışma ülke genelindekinden çok daha tesirli oluyor, ilimizde. İnsanlar kendi gibi düşünmeyenleri neredeyse vatan hainliği ile suçlar hale geldi. Artvin’de özellikle bir grup var, eğer o grup gibi düşünmüyor ve o grupla aynı görüşleri paylaşmıyorsan Artvinli olamıyorsun. Artvin’i sevmek ise sadece ve saedce bu gruba ait bir durumdur. Galiba Artvinli olmak ve Artvin’i seviyor olabilmek için bu insanların kriterlerini yerine getirmek gerekiyor...