logo

Kediyi Rahatsız Etmemek İçin Cübbesini Kesti


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

 

Resulullah Efendimiz buyurdu ki:

“Kedi necis değildir. Etrafınızda çok dolaşan [sevimli ] bir hayvandır.”[1]

Peygamber Efendimizin kedisinin ismi Müezza ‘ dır. Peygamber Efendimizkedisi Müezzayı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed’in giysisinin ucunda uyuya kalınca kediye kıyamayan Peygamber Efendimiz, giysisini keserek sedirden kalkmayı tercih etmiş.[2]

Peygamber Efendimizin kedileri çok sevdiği ve kedi beslediği meşhurdur. Uhud savaşında, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin ezilmemesi için başına bir nöbetçi dikip orduyu o kedinin etrafından dolaştırmıştır. Seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza (izzet veren,şereflendiren) koymuştur.

Peygamber Efendimiz kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Peygamberimizin giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Peygamberimiz, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe’den Ebu Nuaym “Ya Resulallah o sudan kedi içti” deyince, Peygamberimiz “Onlar en temiz ağıza sahiptirler.” buyurmuş ve abdest almıştır.

Peygamberimiz Ebu Hureyre’yi görmüş, bu zât bir kedi yavrusu bulmuş, sahabenin söylediğini kendisi de bildiği için Peygamberimiz bir şey söyler diye, kediyi hemen hırkasının içine saklamış. Peygamberimiz kendisine, hırkanın altında ne sakladın demiş. Hırkayı açmış küçük bir kedi yavrusu. Peygamberimiz yavruyu sevmiş, okşamış, ve o zâta: “Ebu Hureyre utanma, öğün. Sen kedi babasısın.” demiş.O günden sonra Abdurrahman bin Sahr’a artık Peygamber Efendimiz ’in hitap ettiği gibi “Ebu Hureyre (Kedi babası)” hitap edilir . (Buhari: 5, 811).[3]

Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:

Bir gün giderken başımın üzerinde bir kuş uçmaya başladı. Dalgınlıkla kuşu yakaladım. O elimde iken, başka bir kuş daha uçuyordu. Elimdeki kuşun annesi sanarak kuşu elimden bıraktığım anda, kuş öldü. Buna çok üzüldüm. O günden sonra bende bir sıkıntı başladı ve bir sene geçmedi. Bir gece Peygamber Efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. O zaman; “Bunun sebebi, o kuşun, senden şikayetçi olmasıdır” buyurdu. Evimizdeki kedi yavrulamıştı. Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir yılanın kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu yılana vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber Efendimizi gördüm. (İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir) buyurdu. “[4]

Bir gün Ahmed Rıfâi hazretlerinin paltosunun eteğinde, kedisi gelip uyudu. Namaz vakti geldi, kediyi uyandırmaya kıyamadı. Bir süre onu şefkatle seyretti. Uyanmayacağını anlayınca Peygamber Efendimiz’in yaptığı gibi kedinin yattığı yeri kesip namaza gitti. Geldiğinde kedi uyanıp oradan gitmişti. Kesik parçayı paltosuna dikti.

Bediüzzaman Said-i Nursi kedilerin çıkardığı mırmırların “Ya (Er) Rahim, Ya (Er) Rahim” şeklinde bir dua olduğunu, kedilerin bu şekilde şükredip, zikrettiklerini söylemektedir. Said-i Nursi’nin kendi kedileri de vardı ve hayatının her döneminde kedileri çok sever ve beslerdi.[5]

[1] http://derindusun.com/tr/evde-kedi-beslemek-gunah-mi.html

[2] http://notdefterlerim.blogcu.com/peygamber-efendimizin-kedisi-muezza/9904944

[3] http://www.suatsaygin.net/hz-peygamberimizs-ve-kediler/

[4] http://derindusun.com/tr/evde-kedi-beslemek-gunah-mi.html

[5] http://www.haber7.com/hayvanlar-alemi/haber/984173-islamda-ozel-bir-hayvan-kedi

Share
693 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan Vahdettin Kaçtı mı Kaçırıldı mı?

    21 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İstanbul 13 Kasım 1918 de işgal edilmiş. 6 Ekim 1923’te ise işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiş. Sultan Vahdettin ise 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan kaçmış? Sultan Vahdettin’in kaçtığı tarihe bakıyoruz İstanbul’da işgalci İngiliz kuvvetlerinin hakimiyeti var. Sultan Vahdettin İngiliz gemisi ile kaçmış. İngilizler Sultan Vahdettin’e dost mu düşman mı? Eğer İngilizler Sultan Vahdettin’e dost ise Sultan Vahdettin niçin İngiltere’ye, Londra’ya gitmedi de Malta Adası’na ve en sonunda İtalya’ya gitti? Eğer İngilizler S...
  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...