logo

Kararı Millet Verecek İse Yetkiyi De Milletin Yetkiyi Verdiği Kişi Kullanmalı


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Bu sözler bana ait değil. AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın basın mensupları ile bir araya geldiği toplantıda kullandığı bir cümledir. Vekil Kışla, basın mensupları ile 16 Nisan Referandum öncesinde değerlendirmelerde bulunurken, çok net ve yalın bir dille anayasa değişikliklerini değerlendirdi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Artvin İl Teşkilatı, Grand Artvin Otel’de düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında ilimizde görev yapan yerel, bölgesel ve ulusal basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Ben yorumsuz bir biçimde Vekil Kışla’nın değerlendirmelerine yer vermek istiyorum. Madem ki vekil kararı halk versin diyor bizde yorumu halkımıza bırakalım. İşte vekilin açıklamaları:

Artvin’e Hizmet İçin Çalışıyoruz

Görev sürecimiz içerisinde Uğur Bayraktutan ile birlikte Artvin’e hizmet için çalıştık. Hiçbir zamanda kişisel meselelere siyaseti indirmedik, birbirimizi kırıcı, basit siyaset içinde olmadık.

İktidar partisi milletvekili olarak görev ve sorumluluklarımız daha çok. Milletin derdine çare olmak, hizmet getirmek, herkesin beklentilerini yerine getirmeye çalışıyoruz.

16 Nisan bir parti meselesi değil bir ülke meselesidir

16 Nisan’da gerçekleşecek referandum bir parti meselesinden öte bir ülke meselesidir. 11 yılında aktif siyaset yaşantısına girdikten sonra şunu çok iyi gördük ki her dönem iktidarda olan her parti yeni bir anayasa değişikliği çalışması içinde olmuştur. Bütün partiler millete bir anayasa değişikliği vaadinde bulundular. Her hükümet kurulduğunda bir komisyon kurulur ve anayasa değişikliği tasarısı çalışması içinde olurdu. Burada beklide en fedakar çalışma içinde bulunarak diğer partilerinde bu komisyon için de bulunmalarını sağladı. Ama hiçbir zamanda bir mutabakata varıp ta milletin önüne bir anayasa getirmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin anayasa değişikliği tasarısına kapı aralamasıyla üzerinde mütabakata varılan 18 madde üzerinde değişiklik teklifinde bulunuldu ve mecliste kabul edilerek milletin önüne geldi. Burada önemli olan darbe sonrasında yazılan bir anayasadansa milleti temsil eden milletvekillerinin, parlamenter bir sistem içinde demokratik bir şekilde hazırladıkları bir anayasa olması çok önemlidir.

Her parti ülke için doğru bildiğini yapmak ister. Burada herkesin doğruları farklıdır”

Geçmişteki Cumhurbaşkanları Partileriyle Bağlarını Kesmişler miydi?

Demirel olsun, Özal olsun, Türkeş olsun, Erbakan olsun, Muhsin Yazıcı olsun hep Başkanlık sistemine vurgu yaptığını hatırlıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da başkanlık sistemi söyleminde bulunmuştur. Zamanında diğer liderlerin gerçekleştiremediği, başaramadığı bu sistemi bugün iki parti gerçekleştirerek milletin önüne getirmiştir.

1950’ler de çok partili sisteme geçildikten sonra anayasada bariz olarak görülen 3 önemli eksiklik bu sistem de giderilmeye çalışılmıştır. Bunlardan birisi koalisyonlar sorunudur. 1950’den bugüne toplam 27 koalisyon ve süresi 28 yıl olmuştur. Burada yeni sistem de koalisyonlar devri bitmiş oluyor. Tek parti dönemi başlıyor. Kalkınma dönemlerine bakın hep tek parti hükümetleri zamanlarında ülke kalkınma ve ilerleme göstermiştir.

İkinci önemli sıkıntı ise Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında ki sıkıntılardır. Bunu hiç kimse inkar edemez. Geçmişte bu sıkıntılar hep yaşanmıştır. Demirel Tansu hanımla sıkıntılar yaşamıştır, Özal Mesut Yılmazla sıkıntılar yaşamıştır, Ecevit Cumhurbaşkanı yaptığı Sezer’le sıkıntılar yaşamıştır. Ve son olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la Başbakanımız Davutoğlu sıkıntılar yaşamıştır. Çift başlılık ya yönetim alanında ya da diğer alanlarda uyuşmazlıklara neden olmaktadır. Bu da parlamenter sistemin en temel sıkıntılarından bir tanesidir.

Üçüncü diğer sıkıntıda parlamenter sistem daha çok vesayete kapı aralayan bir sistemdir. Hükümeti mecliste kuracağınızdan belli grupların baskısı ve etkisiyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. İşte bu noktada Başkanlık sistemiyle bu 3 önemli sorunu ortadan kaldırmış olacağız.

Yeni Sistem Yargıyı Daha da Bağımsız Kılacak

Tek partinin iktidar dönemi geliyor. Çift başlılık ortadan kalkıyor. Yürütmeyle yasama, çok daha bir birinden bağımsız hale geliyor. Ben altı yıldır milletvekili olarak meclisteyim. Yürütme yasamanın içinden çıkıyor. Bakanlar ve başbakan milletvekilidir ve yasama mensubudur. Yasamanın içinden çıkıyor. Parlamenter tamamen yasamanın kontrol altındadır. İki türlü kanun yapma tekniği var. Birinci milletvekillerinin kanun teklifleri, birde hükümetin kanun tasarısı. Şuana kadarki meclisin çalışmasının yüzde doksan sekizi, hükümet tasarılarıdır. Hükümetten hangi tasarı gelirse meclis onu görüşür onu yapar. Bu yapıdan tamamen yürütme ve yasama bir birinden bağımsız olacak. Bu yeni sistemin ortaya koyduğu bir, yenilik.

Cumhurbaşkanını yetkileriyle, yeni sistemdeki yetkilerini kıyaslamak lazım. Bütün samimiyetimle söylüyorum şuandaki Cumhurbaşkanın hale hazır yetkileri, tasarlanan anayasa değişikliğinden daha fazladır. 7 Haziran seçimlerini birazcık tahlil edelim, bir çok yönüyle ders alınması gereken seçimlerdir. 7 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanımız, Ahmet Davutoğlu’na Hükümeti Kurma görevi verdi hükümeti kuramadı. Cumhurbaşkanımız TBMM’i seçime götürme kararı aldı. Ve parlamenter seçime gitti. 4 ay sonra milletvekili olan bir çok arkadaşım. Milletvekili olamadı. Seçim kararı aldı kendisi seçime, meclisi seçime götürdü ama kendisi seçime gitmedi. Yeni sistemde nedir durum seçim kararı alırsa kendisi de seçime gidecek.

Şu ana kadar Cumhurbaşkanına yargı yolu kapalıdır. Hiçbir şeyden sual etme hiçbir yargılanma onu kapalıdır. Ama yeni sistemde en azından yargı önü acıktır. Cumhurbaşkanı şuanda vatana ihaneti suçu hariç bütün yargı yolu kapalıdır.

Daha Fazla Demokrasi Geliyor.

Şuanda Cumhurbaşkanın yapmış olduğu uygulamaları harcamaları hiç kimsenin denetleme yetkisi yoktur. Yeni sistemde meclise denetleme yetkisi getirilmişti. Mevcut Cumhurbaşkanın yetkileri önümüze gelen tasarıdan çok çok daha fazladır.

Diğer taraftan bunu Recep Tayyip Erdoğan Meselesine indirgeyenler var. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanıdır ve şuanda tüm yetkilerini kullanıyor. Bakanlar Kuruluna başkanlık ediyor mu ediyor. Hükümete istediğini yaptırma gücüne sahip mi. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil, aslında Recep Tayyip Erdoğan’dan sonraki ülkenin geleceği geçmişte yaşanan sıkıntıların yaşanmaması için bir sistem oturtmadır.

Cumhurbaşkanı, bir milletvekili olarak diyelim ki, İsrafil Kışla’ya hükümet kurma yetkisi verebilir mi ? Verebilir. Devlet Bahçeli’yi millet mi seçmişti? Hayır. Şimdi kimin başbakan olacağını, kimin sizi yöneteceğini bilmediğiniz bir sistem daha demokratik bir sistem midir? Yoksa kimin başbakan olacağına ve 5 yıl sizi yöneteceğine milletin karar verdiği sistem daha demokratik bir sistem olur. Siz karar veriyorsunuz ve sonuçta da 5 yıl sonrada siz hesap soracaksınız.

Milletin seçmesi meclisin seçmesinden çok daha demokratiktir diye düşünüyorum. Şimdide hükümeti yönetecek kişiyi milletimizin seçmesi daha demokratiktir.

Araştırma, soruşturma, yazılı soru önergesi gibi meclisin denetleme yetkisi geliyor. En azından yeni sistemde cumhurbaşkanı da bu sistemin içerisine girecek. Geçmişe bakın partilerin çoğu liderlerin hegomanyası altında kalmıştır. Erbakan, Ecevit, Demirel ölene kadar partisini idare etmeye çalışmıştır. Bütün liderler hep böyledir.

Şimdiki sistemde başarılı iseniz kalırsınız başarısız iseniz gidersiniz. Halkın takdirini alırsanız kalırsınız. Bu sistemde uzun süre başarısız olanların başta kalması biraz zor görünüyor bu sistemde.

Şu anda Cumhurbaşkanının yargı ile ilgili konularda Cumhurbaşkanına getirilmiş ekstra hiçbir yetki yoktur. 18 madde var. Yargıtay’la ilgili hiçbir değişiklik yoktur. Danıştaylar ilgili hiçbir değişiklik yoktur.

Anayasa mahkemesi ile ilgili 2 üyenin azalması var 17 üye 15 üyeye iniyor. Askeri Yargıtaylar kaldırıldığı için 2 üyesi azalmış oluyor. Cumhurbaşkanının hali hazırdaki yetkileri anayasa değişikliğinde de aynı. Hakimler savcılar kurulu 22 üyeden 13’e iniyor. Cumhurbaşkanının şu andaki sistemde 4 üye ataması var yeni sistem de 4 üye ataması olacak. Müsteşar ve bakan daimi üye, geri kalan 7 üyeyi de eski sistemde bürokratlar, hakimler, savcılar, kendileri seçimle aralarında atamaları söz konusuyken bunu parlamento atamış olacak. Parlamentonun ataması şuan aynı devam eden RÜTÜK üyelikleri gibidir. Yani 400 üyeyi hiçbir parti tek başına atamaz bu mümkün değil. Yani uzlaşı ile atanacak.

Yeni sistemde yargının önü açılıyor.

Kararnameler konusunda, her hafta bakanlar kurulu toplanıyor ve yeni sistemde de bu düzen devam edecek. Kanunlara aykırı bir durum asla söz konusu olmayacak.

Bakanlar kurulu ne ise şuandaki yeni sistemde de durum aynı devam edecek. Sonuçta kararı verecek millettir. Allah’ şükür ki demokrasi çok önemlidir. Birçok ülkede krallıklar vs var ve hesap vermek yok. 5 yılın sonunda hesap vereceksiniz. Milletimiz asla affetmez ve hesabını sorar. Milletimiz getirdiği gibi götürmesini de bilir.

Share
310 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...
  • Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler

    16 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler başka bir deyişle Mert Çingene hırsızlığıyla övünür, demektir. Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. Aslında sözün aslı ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.''dir. "Şecaat arzederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözünün geçtiği ve Koca Mehmed Ragıp Paşa'ya ait olan beyit aşağıdaki gibidir: “Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecâ'at arz ederken Merd-i Kıbtî sirkatin söyler”  18.yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp...