logo

reklam

İstihdam Sağlayan İşadamlarımızı Neden Yeriyoruz?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Bu yazımı Artvin’e istihdam sağlayan işadamlarımız için yazıyorum. Artvin’e yatırım yapmış, istihdam sağlamış, kazandığını Artvin’e yatırmış olan işadamlarımız için yazıyorum. Gerek işadamlarımıza yardımcı olmak yerine köstek olmaya çalışan bürokratların yaptıkları yanlışı onlara göstermek gerekse de işadamlarımıza minnettar olmaları gerekirken işadamlarımızı yeren insanlarımıza doğru yolu gösterme adına yazıyorum. Umarım dikkatlice okunur ve değerlendirilir.

İsterseniz bu yazımı yalakalık olarak değerlendirin isterseniz de bir hakkın teslimi olarak siz bilirsiniz ancak benim bu yazıyı kaleme almaktaki tek amacım onca cefaya katlanarak Artvin’deki göçü durdurma adına ellerinden geleni yapan değerli işadamlarımıza en azından biraz moral verme adına yazıyorum.

Bu yazıyı Artvin’de sağladığı kazanımlarını yine Artvin’e harcayarak daha fazla insana aş ve iş sağlayan Mustafa Yılmaz için yazıyorum. Biliyorum ki Mustafa Yılmaz kolay bulunmuyor. Bir bakıyorsunuz ki herkesin dilinde Mustafa Yılmaz. Ne yapmış bu Mustafa Yılmaz, Artvin’e hizmet dışında. Büyük bir inşaat firması kurmuş, Çoruh’tan elde ettiğini yine bu şehre otel, avm, petrol istasyonu olarak aktarmış. Pekiyi hak ettiği itibarı veya desteği görmüş müdür? Bırakınız desteği yaptığı yatırımlar karşılığında onlarca ceza ile de karşılaşmıştır.

Bu yazıyı büyük bir cesaret örneğe göstererek Artvin’in çehresini değiştiren Celal Öztürk için yazıyorum. Biliyorum ki bu cesaret herkeste bulunmuyor. Bugün bir çok kişi tarafından yüzüne değil ancak arkasından haksız eleştiriler yapılan Celal Öztürk, bu şehirde klima, tesisat, boru gibi ürünlerden kazandığını yine bu şehrin çehresi değişsin diye Çayağzı Mahallesi’nin çehresi değişsin, Artvin-Borçka yolunda insanlar bir petrol istasyonu, bir dinlenme tesisi kazansın diye harcamıştır. Bunu yaparken bırakın desteği birçok engelleme ve ceza ile de karşılaşmıştır.

Bu yazıyı yazarken bir ilçede kazandığı para ile hazır Yusufeli ilçesinden çıkmış iken Ankara’ya, İstanbul’a gidebilecek iken Artvin’in gıda sektörüne yatırmış olan Hafız Özer için yazıyorum. Biliyorum ki bu Artvin sevgisi başkasında yok. Bugün onlarca kişiye kuş uçmaz kervan geçmez bir nehir kenarında kurduğu büyük bir depoda ekmek verdiği için bırakın ödül almayı cezalarla bile karşılaşmıştır.

Bu yazıyı yazarken yıllarca tahta, sonta doğrayarak kazandığı paraları yine bir nehir kenarına inşa ettiği kapı fabrikası ile onlarca insana ekmek veren Nevzat Güven için yazıyorum. Biliyorum ki Artvin Merkez’de bir fabrika bulunmaz iken fabrika kurma deliliğine girmiştir. Üstelik bunu yaptığı için bırakınız teşviklere boğulmayı aş ve iş sağladı diye ceza bile almıştır.

Bu yazıyı yazarken Artvin’de var olan petrol istasyonları istimlak edilmiş iken il dışına yatırım yapmak yerine Artvin Merkez’de bulunan petrol istasyonuna yatırım yaparak Artvin’i petrolsüz bırakmayan Kamiloğlu ailesi için yazıyorum. Biliyorum ki bu aile Artvin’i petrolsüz bırakmamak için büyük cefalar çekmişlerdir.

Bu yazıyı yazarken bu ilde kazandıkları paralar ile il dışında çok daha az masraflarla yüzlerce daire yapabilecek iken Artvin’in yapı sektörünün öncü isimlerinden olan Bahattin Demiröz için yazıyorum. Biliyorum ki bu şehrin görünümünü değiştirirken bırakınız gönülleri fethetmeyi birçok haksız eleştiriye maruz kalmıştır.

Bu yazıyı yazarken Artvin’e dışarıdan gelip yerleşen, baktığı hayvanlar ile kendisine sermaye ettiği paralar ile yine bu şehre alışveriş merkezi, otel, lokanta ve büyük hayvan bakım çiftlikleri açarak ve makineler alarak istihdam sağlayan Yılmaz Köse için yazıyorum. Biliyorum ki Yılmaz Köse bırakınız övülmeyi sırf Artvinli olmadığı için onlarca haksız eleştirilere maruz kaldı.

Bu yazıyı yazarken muhasebecilikten kazandığı parayı turizm sektörüne aktararak bu şehirde turizm olur diyerek Koru Otel’e yatırım yapan gerçek turizmci Belkis Demir için yazıyorum. Bunu yaparken de biliyorum ki turizm ile ilgilenen kamu kuruluşlarından plaket almak yerine yüzlerce zorlukla yüz yüze kalmıştır. Aynı şekilde yine bu şehrin turizm değerine yatırım yapan diğer turizm işletmecileri için yazıyorum.

Bu yazıyı lokantacılıktan kazandığı parayı yine aynı alanda şehrimizde lokantacılık sektöründeki değişime imza atmak için ekonomik riske giren Osman Bakır için yazıyorum. Biliyorum ki bu riske girdiği için bırakın teşekkürü bir çok sıkıntıya girmiştir.

Bu yazıyı yazarken 3 kardeş olarak Erzurum’dan gelerek Artvin’e önemli işletmeleri imza atan Hilmi, Hasan ve Naci Akın kardeşler için yazıyorum. Onlar bu şehirde istihdam sağlarken ömürlerinden ömür gitti.

Bu yazıyı yine şehrimize önemli ekonomik riskler alarak başka iller yerine bu şehre yatırım yapan onlarca işadamı, esnaf, tacir ve müteşebbis için yazıyorum. Kimi yaptıkları risklerin karşılığını aldı kimi ise bu risklerin karşılığında büyük ekonomik problemlerle karşılaştı ancak hepsinin bir ortak yanı vardı ki bu şehrin insanlarına aş ve iş verdiler. Bir çırpıda aklıma gelenleri yazacak olursam emin olun unuttuğum o denli insanlar olur ki kimseyi kırmaktan korkarım.

Şimdi yazımın ana konusuna gelecek olursam eğer yukarıda adlarını yazdığım veya yazamadığım büyük küçük tüm müteşebbislerimizin bir tek ortak noktası var. O ortak nokta da bu şehre ve bu şehrin insanlarına inanılmaz zorluklar içerisinde ticaret yoluyla hizmet ettikleridir. Bu şehirde ticaret yapmak inanın eşeğe hendek atlatmaktan beterdir. Bu şehirde bir ticari işletmeyi kurmak değil o işletmeyi yaşatmak çok daha zordur. Bu nedenle de bu şehirde bir tek insana bile ekmek veren, bırakınız bir tek insanı sadece kendisini dahi açtığı işletme ile geçindiren her türlü müteşebbisin baş üzerinde taşınması gerekmektedir.

Bizim şehrimizde ticaret yapmayı bir tarafa bırakın bu şehirde yaşamak dahi oldukça zordur. Bu yüzden herkesin bu gerçeği bilerek hareket etmesi gerekir. Bürokratından siyasetçisine, sivil toplum kuruluş temsilcilerinden vatandaşına kadar hepimizin büyük küçük işadamlarımıza hiçbir şey yapamıyor isek saygı duymamız lazım. Onlar hayatın kolay yolunu değil zor yolunu seçmiş insanlardır. Onlar kendilerini değil bu şehri ve de bu şehrin insanlarını düşünen insanlardır.

Maalesef ki bu şehirde ticaret yapan insanlar birçok bürokratik zorluklarla karşılaşmaktadır. Kimi çeşitli bürokratik engellere takılırken, kimi ise ortaya konulan eksiklikler nedeniyle çeşitli maddi cezalar yemektedirler. Kimi alabilecekleri teşvikler ile daha fazla insana ekmek verme imkanına sahip olmak için paralarını kaybederken kimi ise yüksek vergiler nedeniyle borç batağının içerisine düştü.

Sözün özüne gelince ilerleyen yazılarımda şehrimizin iş dünyasında hayat mücadelesi veren müteşebbislerimizin sorun ve dertlerine sık sık yer vereceğim ancak bu insanlarımıza lütfen saygı duyalım. Kısır çekişmelerle, kişisel hırslarla, anlamsız çekememezliklerle, gereksiz bürokratik engellerle, mantıksız zorlamalarla, yetersiz desteklerle, bilinçsiz söylentilerle falan bu insanlarımızı daha fazla yormayalım. Bu insanlarımızın Artvin’e, şehrimize ve insanlarımıza artı sağlamaktan başka bir amaçları yok. Bu insanlarımız başka illerde olsalar yere göğe sığdırılamaz iken bizim şehrimizde hak ettikleri itibarı göremeyen insanlarımızdır.

Bunu böyle bilelim ve en azından gölge etmeyelim bu insanlarımıza çünkü onlar bizden başka ihsan istemiyorlar. Onlar bürokratlardan köstek değil destek, siyasilerden seslerinin duyulmasına, stklardan ise dertlerinin gündeme getirilmesinin dışında bir şey beklemiyorlar. Artvin halkından ise dedikodu değil sadece saygı bekliyorlar.

İş dünyamıza sahip çıkalım unutmayalım ki onlar bizim değerlerimiz.

Etiketler:
Share
499 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?
#

İstihdam Sağlayan İşadamlarımızı Neden Yeriyoruz?” için 1 yorum

  1. Hafiz özer : diyor ki:

    Tolga bey biz iş adamlarını yazınızda onure etmek şahsen beni çok duygulandırdı bizlerin sorunlarına bir nebzede olsa dile getirdiğiniz için size ve ekibinize Şükran’larımı sunar başarılar dilerim

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...
  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...