logo

İSLAMDA DEVLET VE HÜKÜMET ŞEKLİ, KUVVETLER AYRILIĞI


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

(Not: Bu yazı kaynaklara dayalı genel bilgilerimden oluşmuş ve kendi cümlelerimle ifade edilmiştir. Eleştirilere açıktır.)

İSLAM’DA DEVLET ŞEKLİ
Devlet şekli derken devletlerin tek yapılı (üniter) veya çok yapılı (federasyon) olması anlaşılır.

Başlangıçta Medine site devleti tek yapılı bir devlettir.

Devlet sınırları büyüdükçe çok yapılı bir devlet şekline bürünmüştür.

O halde İslam’da devlet yapısı mutlak olarak ne tek yapılı ne de mutlak anlamda çok yapılıdır. Devlet şeklinin tek ya da çok yapılı olması şartlara göre değişir.

İSLAM’DA HÜKÜMET ŞEKLİ
Kur’an ve hadislerde hükümet şekli ile ilgili bir sınırlama yoktur.

Hükümet şekli ne olursa olsun değişmez ilkeler vardır. Bu ilkeler şura ve adalettir.

Bu iki ilke yerine getirildikten sonra hükümetin şeklini belirleme konusunda ümmetin geniş bir tercih hakkı vardır. Hükümet şekli cumhuriyet şeklinde de olabilir, krallık şeklinde de olabilir.

Dört halife dönemi yönetim açısından en ideal olan dönemdir ve Dört halife dönemi daha çok cumhuriyet yönetimlerine benzer.

Dört halife dönemi İslam alimlerinin meşru gördükleri ve özlemini çektikleri bir dönem olmuştur.

Emevilerle birlikte ortaya çıkan krallık (saltanat dönemi) ise İslam alimlerinin ruhsat kabilinden caiz gördükleri sevmedikleri ama katlandıkları bir dönem olmuştur.

İslam’da yönetim şekli ister cumhuriyet benzeri dört halife dönemi, ister krallık benzeri saltanat dönemi olsun, insan hakları açısından bugünkü tabirle demokrasiye yakın olmuştur. Aynı zamanda İslam toplumu hem hukuki, hem kültürel hem dini hem de etnik açıdan çoğunlukçu değil çoğulcu bir toplum olmuştur.

İSLAM’DA KUVVETLER AYRILIĞI

Peygamber Efendimiz hayatta iken hem yasama hem yürütme hem de yargı fonksiyonlarını icra ediyordu.

Peygamberimizden sonraki dönemlerde bu günkü anlamda yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları kurumsal olarak belirgin olmasa da bünyesel olarak mevcuttu.

Yasama fonksiyonunu İslam hukukçuları (müctehitler), yürütme fonksiyonunu halifeler, yargı fonksiyonunu kadılar yerine getirmiştir.

İslam hukukunda kuvvetler ayrımı ile ilintili olarak müfti ve kadı ayrımı yapılmıştır. Rol çatışması olur endişesi ile müfti olanların kadılık yapmasına izin verilmemiş ve böylece kuvvetler ayrımı bünyesel olarak korunmaya çalışılmıştır.

Müfti (fetva veren) makamında olan Ebu Hanife halifenin kadılık teklifini red ettiği için zindanda işkence ile şehit edilmiştir.

Share
423 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?
#

İSLAMDA DEVLET VE HÜKÜMET ŞEKLİ, KUVVETLER AYRILIĞI” için 2 Yorum

  1. AKAY Tekin : diyor ki:

    Hocam hayırlı olsun. Çok sevindik geri dönmenize

  2. Tarık Akyüz : diyor ki:

    Dört halife dönemini tam anlamıyla Cumhuriyet yönetimine benzetemeyiz.Sakife’de Hz.Ebubekir’in halife seçilmesi ortadadır.Hz.Ali,Hz.Fatima ve dolayısıyla Abbasogullari bize sormadan bu işi yaptınız demişlerdir.Yine Ebubekir kendisinden sonra Omer’in halife olmasını istemiştir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan Vahdettin Kaçtı mı Kaçırıldı mı?

    21 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İstanbul 13 Kasım 1918 de işgal edilmiş. 6 Ekim 1923’te ise işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiş. Sultan Vahdettin ise 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan kaçmış? Sultan Vahdettin’in kaçtığı tarihe bakıyoruz İstanbul’da işgalci İngiliz kuvvetlerinin hakimiyeti var. Sultan Vahdettin İngiliz gemisi ile kaçmış. İngilizler Sultan Vahdettin’e dost mu düşman mı? Eğer İngilizler Sultan Vahdettin’e dost ise Sultan Vahdettin niçin İngiltere’ye, Londra’ya gitmedi de Malta Adası’na ve en sonunda İtalya’ya gitti? Eğer İngilizler S...
  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...