logo

İslam Siyasetinin İlkeleri


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

 

Bu ilkeler incelendiğinde İslam’ın eşitlik, adalet, çevre hassasiyeti olan bir din olduğunu daha yakından görmüş olacağız. 

İslâm Siyasetinin en bariz ilkeleri şunlardır

1- Yönetime Ehil Olmak: Yönetim işi bir hak değil bir görevdir. Görev ise tüm Müslümanları ilgilendiren bir husus olduğu için emanettir. Emanetin ehline verilmesi gerekir. Çünkü Yüce Allah en-Nisa Suresi, 4/58, âyetinde şöyle buyuruyor: “Allah size emanetleri ehline vermenizi emrediyor.”

El-Enfal, 8/27. âyetinde bu ve benzeri emanetlere hainlik yapılmaması konusunda inananlar uyarılıyor.

el-Müminun Suresi, 23/8. âyetinde ise emanetlerine riayet edenlerle emanetleri koruyanların kurtuluşa erecek kimseler olduğu ifade buyuruluyor.

2- Her Konuda İstişarede Bulunmak: Ümmeti yönetmesini bilmek, yönetmeye ehil olmak da yeterli değildir. Kişi ne kadar bilgili, becerikli ve başarılı olursa olsun, sadece kendi görüşü ile hareket ederse, yanılma ihtimali kuvvetlidir. Çünkü her alanda iş yaparken bir siyaset adamı kendi görüşünü kullanacaktır. Kişilerin kendi görüşleri ise zan ifade eder. Yani doğru da yanlış da olabilir.

Allah Âl-i İmran Sûresi, 3/159. âyetinde “Devlet işlerinde müminlerle müşavere et.” Buyuruyor.

Eş-Şura sûresi, 42/38.âyetinde şöyle buyuruluyor: “Müminlerin işleri kendi aralarında meşvere iledir.”

Hz. Peygamber (S.A.V.) evinin işlerine varıncaya kadar her işi yukarıdaki emirler gereği istişareye dayalı olarak yürütmüş ve kendi görüşü ile değil, istişare edilenlerin çoğunluğunun görüşü ile amel etmiş uygulamayı buna göre yapmıştır. Hilâfet döneminde de şûra bir devlet kurumu olarak var olmuş, ümmetin her meselesi burada müşavere edilmiş, tartışılmış ve çoğunlukla ya da ittifakla kararlar alınarak uygulamaya konulmuştur. Kanaatimizce cumhur ve icma tabirleri bu organın uygulamalarından çıkmıştır.

Ancak, burada bir noktaya parmak basmak gerekiyor. İstişare etmek demek, sadece kendisi gibi düşünenleri çağırarak onlara danışmak demek değildir. İstişarede karşı fikirlerin mutlaka bulunması gereklidir.

3- Adaleti Gerçekleştirmek: Müslüman bir yöneticinin en önemli görevlerinden biri gerçek anlamda adaleti gerçekleştirmektir. İslâm’ın temel esprilerinden biri, zalimlere karşı çıkmak, zulmün her türlüsünü yok edip adaleti sağlamaktır.

En-Nisa, 4/58. âyetinde emanetleri gözetme yanında, insanlar arasında hükmedince, adaletle hükmetmemiz bizlere emredilmiştir. Başka bir âyette de: “Adalet yapın. Çünkü adalet Takva sahibi olmaya daha yakındır.”[1]buyuruyor.

4- Zulme Karşı  Çıkmak: Sadece adaleti icra etmek yeterli değildir. Aynı zamanda zulme karşı çıkmak, zulüm odaklarını ortadan kaldırmak da İslâm Siyasetinin ve imanın gereğidir.

5- Bütün Yönleri İle Sosyal Adaleti Gerçekleştirmek: Hukukî anlamdaki adaleti yerleştirmek, gerçekleştirmek toplumun mutluluk ve refahı için yeterli değildir. Toplumda herhangi bir mala, mülke, çalışıp kazanma imkanını elde edemeyip varlık sahibi olmayan zayıf ve muhtaç kimselerin sosyal düzeylerini yükseltmek, İslâm’ın en bariz  özelliklerinden biridir. Zekât, fitre, kurban, vakıflar, yetimleri koruma ve kollama emirleri Kur’an’da en çok tekrarlanan hususlardır. İslâm bu sayılan alanlarda harcamalar yapmayı emreder. İslâm yöneticileri de bu esasları uygulamak zorundadır.

6- Halk Gibi Yaşamak: İslâm siyasetinin temel ilkelerinden biridir. Halk gibi yaşayan, halka yakın olamaz, halka yakın olamayan onların derdini anlayamaz. Halkın derdini anlayamayan bu dertlere deva bulamaz.

7- Din ve Vicdan Hürriyeti Tanımak: İslâm Müslümanlar dışındaki din saliklerinin diledikleri  gibi inanıp ibadet yapmalarına, kendi inançlarının gereğini yerine getirmeklerine müsaade etmiştir.

8- Düşünce Özgürlüğüne Riayet Etmek: İslâmî bir yönetim altında bulunan herkese düşüncesini dilediği gibi açıklama yetkisine sahiptir.

9- Görev İstenmez Verilir: İslâm’a göre vazife bir hak değil, emanettir. Bu sebeple emanet olan amme görevleri istenmez, belki yetkilisine ve halk tarafından kişilerin omuzlarına yükletilir.

10- İsraf ve Lüks Yasaktır: Halka ait görevler, yani devlet görevleri milyonlarca insanın haklarını ilgilendirdiği için,  harcamalarında son derece hassas olmak şarttır. Devlet dairelerinde ve devlet hayatında yöneticilerin israflı ve lüks bir harcamada bulunmaları kesin olarak caiz değildir.

11- Siyasi Mekanizma Gelişen Şartlara Göre Ayarlanır: İslâmî yönetim sistemi statik değildir. Gelişen toplum şartlarına göre, belli alanlarda esneklik söz konusudur. İlkelerden taviz verilemez. Fakat, bazı uygulamalarda zamanın şartları dikkate alınabilir.

12- Devlet Başkanı Günlük Yaşantısını En Küçük Bir Memurun Seviyesine Göre Tesbit Etmeli: Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Ömer b. Abdülaziz gibi devlet yöneticileri bu konuda bizim en güzel örneklerimizi teşkil ederler.

13- Taassubun Hiç Birine Yer Yoktur: İslâmî yönetimde taassubu yer yoktur. Çünkü taassub körü körüne inanmak, gözü kapalı olarak bağlanmak, düşünmeksizin başkalarının düşünceleri ile hareket etmek, haklı da haksız da  olsa başkalarının tasarruflarına karşı elleri bağlamak, taklit etmektir.

14- Eşitlik: İslâmî yönetimde halk kanunlar önünde eşittir. Bu konuda azınlıklar özel durumlarda kendi kanunları ile de yönetilir.

15 – Ağaç dikmeli, çevreyi yeşillendirmeli,

16 – Çevreyi kirletenlere karşı müeyyide uygulanmalı,

17 – Çocukların hakkını yememeli, park ve bahçeleri hazırlamalı,

18 – Çocuk kullanacağı eşya ile giyim eşyasının indirimli satılması sağlanmalı,

20 – Yöneticiler Ramazan’da ve Ramazan dışında yoksulları ve düşkünleri dolaşmalı, dolaşacak sistem kurmalı.[1]

[1] http://yusufonline2.blogcu.com/islami-yonetim-ilkeleri/12954849

 

Share
319 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Kayalıklara İlçe Kurulmaz Demiştik Ama Bizi Yanılttılar

    18 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Yusufeli ilçesinde Yusufeli Barajı ve HES inşaatı ve bu inşaat sonrasında Yusufeli ilçesini sular altında kalacak olmasının tartışmaları yaşanıyordu. O dönem DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nde basın sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Tartışmaların odağındaki bir kurumda tam da tartışmaları takip eden birimdeydim. Bu vesile ile de sık sık Yusufeli ilçesine gidip gelirdim ve ilçedeki genel kanaati ölçme şansı bulurdum. Hatta yeni Yusufeli ilçe merkezine ilişkin yapılan araştırmaları ve o bölge...
  • Artvin’de Otobüs Keyfi Yaşanıyor

    14 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Şehirleri şehir yapan unsurların başında hiç kuşku yok ki şehir içi taşımacılıkta otobüslerin kullanılmasıdır. 90’lı yılların sonuna kadar Artvin şehir içi taşımacılıkta alternatife sahip bir ildi. Hatta şehir içi dolmuş hatları yok iken bile Artvin’de şehir içi taşımacılık konusunda halkın taşınması işlemi otobüsler ile yapılırdı. 90’lı yılların başında şehir içi dolmuşların devreye girmesi ile birlikte şehir içi taşımacılıkta Artvin’de iki alternatif var idi. Biri belediye otobüsleri, diğeri ise şehir içi dolmuşlardı. Dr. Emin Özgün’ün başkan...
  • Artvin’deki Köpek Saldırısı Görüntülerin Ulusal Yansıması

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Pazar günü ulusal medyaya bildiğiniz üzere bir görüntü yansıdı. Maalesef hepimizin içini acıtan bu görüntüler ilimizin de kötü reklamı oldu. Konuyla ilgili olarak dün yazdığım yazımda değerlendirmelerde bulunmuştum ve konuyla ilgili olarak yapılanları anlatmıştım. Bugün ki yazımda bu görüntülerin ulusal yansıması, Artvin ile ilgili yanlış anlaşılmaları düzeltilmesi ve yapılanlara ilişkin bilgiler aktaracağım. Bunları yapmadan önce de köpeklerin sahibi ile yaptığım görüşmeyi de sizlere aktarmak istiyorum. Nihayetinde bizler gazetec...
  • Yerel Medyaya Sahip Çıkıyor musunuz?

    07 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Evet, iğneyi kendimize batırdık birazda çuvaldızı Artvin halkına batıralım ve önemli bir konuyu bugün ki yazımızda ele alalım. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Nuri Kolaylı tarafından yapılan bir açıklama ve tespitten bahsedeceğim bugün ki yazımda. Önemli tespitleri içeriyor. Hani, her birinizin başı sıkıştığında ya da tanıtılmak istediğinde veya şirketlerinin açılışlarını halka duyurmak için zaman zaman ihtiyaç duyduğu, en çok da Artvin’in sorunlarının gündeme getirilmesi noktasında dert yandığı o yerel medya var ya onun sorunlarında...