logo

reklam

İslam Devleti’nde her Müslümanın giriş için verilen vize (eman) verme hakkı vardır.


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Özet: Günümüzde ülkelere giriş için verilen “Vize” dediğimiz şeye İslam’da “Eman” verme denir. Yani Halifenin, Sultanın, Cumhurbaşkanının vize verme hakkı olduğu gibi, deli ve çocuk olmamak şartıyla kadın-erkek, genç-ihtiyar herkesin vize verme hakkı vardır.[1]

1.Giriş

Günümüzde ülkelere giriş için verilen “Vize” dediğimiz şeye İslam’da “Eman” verme denir.

Halkımızın dilinde bu “Aman dileyene el kalkmaz” denmiştir.

İmanı olan kişi eman/vize verilene el kaldırmaz.

Evine veya yurduna aldığı kişiyi zincire bağlamaz.[2]

2.Köken

‘Emin olmak, güvenmek’ anlamında ki Arapça “emn” kökünden türemiş bir isim olan “eman”, güven, güvence, güvenlik manasına gelir.[3]

3.Terim Anlamı

Eman, Müslüman olmayan bir kimsenin İslam memleketine girmesi için kendisine verilen müsaade, izin demektir. [4]

Halk dilinde’ daha ziyade “aman” şeklinde kullanılır.[5]

Kendisine eman verilen kişiye ise müste’men denir. Buna, müste’min de denilir. [6]

4.Eman Her Müslümanın Hakkı ve Yetkisidir

İltica edenlere eman vermekte bütün müslümanlar eşittir. Halktan herhangi biri de bu hakka sahiptir. [7]

İslam hukukuna göre, hukuki statüsü ne olursa olsun, kadın-erkek her Müslüman herhangi bir Gayr-i Müslime eman verebilir. Filhakika, hür veya esir her Müslüman bu hakka sahiptir.[8]

Yani Halifenin, Sultanın, Cumhurbaşkanının vize verme hakkı olduğu gibi, deli ve çocuk olmamak şartıyla kadın-erkek, genç-ihtiyar herkesin vize verme hakkı vardır.[9]

5.Müste’menle İlgili Olarak Kur’an Hükmü

Müste’men ile ilgili olarak Kur’an’daki hüküm şu ayetle belirlenmiştir: “Ey Muhammed! Müşriklerden biri sana sığınırsa onu güvene al; ta ki Allah’ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur” (et-Tevbe, 9/6). Hudeybiye anlaşmasından sonra Medine’ye gelen Ebu Süfyan’a eman verilmiş ve ona dokunulmamıştır.

Hz. Peygamber (S.A.V.), küçük yaşta da olsa müslümanlardan herhangi bir kimsenin eman verme yetkisine sahip olabileceğini “Müslümanların taahhüdü bir bütündür, onu rütbesi en aşağıda olan da taşır” sözleriyle işaret etmiştir.[10]

6.Eman Çeşitleri

Eman bi’l-kinaye: Emanı bir karine ile anlatan bir tabir veya işaret ile verilen eman demektir. Bu tabir veya işaretin eman olduğuna görüp itaat gösterenler emana kavuşmuş olurlar. İslam erkekleri, ses işitilmeyecek kadar uzak bir mesafede ve kendi kuvvetleri arasında bulunan bir düşman eri, müslümanIann bulunduklan tarafa silahsız olarak gelip, sesini işittirecek bir mesafede eman dilediği takdirde emana nailolur.

Eman bi’l-kitabe: Harb edenlere yazılı eman gönderilmek suretiyle verilen emandır.

Eman-ı amm: Harbeden düşmanın hepsine birden verilen emandır ki, bir Müsalaha demektir.

Eman-ı hass: Salahiyetli birinin düşmandan bir veya müteaddid şahsa vermiş olduğu emandır.

Eman-ı muvakkat: Muayyen bir zamana kadar verilen emandır. O müddetin bitmesiyle sona erer. Mütareke demektir. ‘

Eman-ı müebbed: Zaman kaydı olmaksızın verilen emandır. Sulh yapmak demektir.

Eman-ı sarih: “Sana emin verdim” ve “siz eminsiniz” ve “size bir zarar yoktur” gibi bir tabirle verilen emandır.[11]

[1] http://www.milligazete.com.tr/emanvize/mahmut_toptas/kose_yazisi/33876

[2] http://www.milligazete.com.tr/emanvize/mahmut_toptas/kose_yazisi/33876

[3] http://www.islamahlaki.com/anasayfa.asp?kat_no=1742&yazar=&iletisim=&gonder=&mesaj=&icindekiler=

[4] http://sozluk.ihya.org/dini-terimler/eman.html

[5] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/24/108.pdf

[6] https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/mustemen-eman-verilen

[7] http://sozluk.ihya.org/dini-terimler/eman.html

[8] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/24/108.pdf

[9] http://www.milligazete.com.tr/emanvize/mahmut_toptas/kose_yazisi/33876

[10] https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/mustemen-eman-verilen

[11] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/24/108.pdf

Share
533 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...
  • Milletvekili Kışla’dan Artvin’e Bir Büyük Hizmet Daha

    10 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Hatırlarsanız değerli okurlarım yaklaşık 5 ay önce yazdığım bir yazı gündeme getirdiğim müthiş bir yatırım haberi vardı. Artvin’i Şavşat-Ardanuç ve Ardahan’a bağlayan Varyant Yolun altından bir tünel yapılacağını ve bu tünel ile birlikte Varyant Yolun alt kodlara indirilerek çok rahatlıkla geçileceğini söylemiştim. O günlerde henüz plan aşamasında olan bu projeye ilişkin olarak da AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın yoğun olarak çalıştığını ve bu hizmeti kazandıracağını söylemiştim. Ve aradan 5 ay gibi kısa bir zaman geçti...
  • Küçük İsrail devleti koca Arap alemini nasıl mağlup ediyor?

    10 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bediüzaman Said Nursi, İsrail devletinin devamının gerekçesini dini ve milli hislerden beslenmesi olarak  gösteriyor. İslam aleminin çaresizliği ise, iman zaafından ve İslam’a kafi derece sarılamamanın bir neticesidir. İslam alemi samimi bir şekilde ittifak kurabilse, İsrail’in o bölgede barınması mümkün olamazdı. Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir; en yakın örneği Alman Hitleridir. Kaderin cilvesi ki tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep Osmanlı gibi İsla...
  • Başarı ve Başarısızlığın Nedenleri

    08 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    İnsan başarılı olmak ister, ama bunun için ne kadar tedbirlidir Osmanlının yıkılışından sonra ümmet hep başarılı olmaya susamıştır. Adaletten medeniyetin her alanına kadar örnek topluluklardı Müslümanlar. Sömürülmek-sömürmek fakirlik Müslümanların kitabında yoktu Afganistan dan Kabe ye kadar hiçbir İslam beldesi mahzun değildi “Allah size yardım ederse artık hiç kimse sizi yenemez! Ama ya O sizi terk ederse kim size yardım edebilir! O halde Müminler Allah’a güvensinler!’’ (Ali İmran S.160) Düşman neyi yaparsa siz ondan dah...