logo

İman ve İslam


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

“İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.”

Konuyla ilgili bir âyet meali şöyledir:

“Bedevîler ‘inandık’ dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama ‘İslâm olduk.’ deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Hucurat, 49/14)

Medine civarında Beni Esed İbn-i Huzeyme kabilesi ganimet hevesiyle Müslümanlığa girmişlerdi, rivâyet olunduğuna göre bir kıtlık senesi Medine’ye gelmişler ve iki kelime-i şehadeti söylemişlerdi. Peygamber’e karşı: “Biz filan oğulları ve filan oğulları gibi sana savaş açmadık, ağırlık ve ailelerimizle geldik.” diyorlar, sadaka gözetiyorlardı ve yaptıklarını Peygambere bağışlatmak istiyorlardı, bu indi. De ki: Siz iman etmediniz. Çünkü iman, yalnız dil ile ikrardan ibaret değil, yürekten sevgi ile güven ve inançla kesin bir şekilde tasdik olması gerekir. Bu ise anlatılacağı üzere henüz ortaya çıkmadı, yoksa Müslüman olduk diye peygamberi minnettar etmeye kalkışılmazdı. Ve fakat henüz iman kalplerinize girmemiş olduğu halde İslâm’a geldik, deyin, yani Müslümanlığa karar verdik, sulha girdik deyin, böyle derseniz yalan söylememiş olursunuz. Çünkü harbin zıddı olan sulha girmek ve bağlanmak mânâsına İslâm, savaşı terkedip de görünüşte karar vermekle oluşabilir. Halbuki kalpte sağlam tasdik olmadan iman ettik demek yalan olur. Burada sözün gelişi “iman ettik”, demeyin ve fakat “İslâm olduk” deyin, veya “siz iman etmediniz ve fakat İslâm’a girdiniz” denilmektir.[1]

İmân (Arapça: إيمان‎‎), Etimolojik olarak güvenmek ve samimiyetle inanmak anlamlarına gelir. Kuran’da sadece bir olan Allah’a ve kendisinin mesajına güvenmek anlamına gelmektedir.[2]

İslam sözcüğü Arapça “se-le-me” kökünden türemiştir ve anlamı “barış”tır. Bununla birlikte kökün etken ortaç şekli eslemedir ve “teslimiyet” anlamına gelir. Sonuçta İslam, “teslimiyet” anlamına gelirken, Müslüman da “teslim olan” anlamına gelir; burada teslim olunan tek Tanrı olduğu kabul edilen Allah’tır[3]

Bediuzzaman  Said Nursi Mektubat adlı eserinde İman ile İslam arasındaki farklılıkları şu ifadelerle açıklıyor:

“RABİAN: Ulema-i İslâm ortasında “İslâm” ve “iman”ın farkları çok medar-ı bahsolmuş. Bir kısmı “İkisi birdir,” diğer kısmı “İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz” demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:

İslâmiyet iltizamdır; iman iz’andır. Tabir-i diğerle, İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir.

Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette Hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; “dinsiz bir Müslüman” denilirdi. Sonra bazı mü’minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur’âniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar; “gayr-ı müslim bir mü’min” tabirine mazhar oluyorlar.”

İslam, şeriatın kanun ve kurallarının bütününe denir. Yani bir çeşit İslam dini hukukunun genelini İslam temsil eder.

“İslamiyet hakka tarafgirlik ve teslim ve inkiyatdır.” demekten kast edilen mana; İslam hukukunu benimsemek, ona taraftar olmak, hatta onu faydalı gördüğünden onu tatbik etmektir. Bazı inancı olmayan ateist insanlar İslam hukukunun caydırıcı cezalarını faydalı bularak şiddetle tatbik edilmesini isteyip ona taraftar olabiliyor. İslam hukukuna şiddetle bağlanabiliyor.

Bu gibi zındıklar, Allah’a iman etmediği halde İslam şeriatına tam olarak tarafgir ve onun tatbikine şiddetle arzuludurlar. Ama İslam şeriatına bu tarafgirlikleri onları kurtarmaz, necatlarına kafi değildir.

İman, İslam dininin inanç ve akait kısmını temsil eden bir kavramdır. İslam hukukundan çok gaybi değerlere imanı içine alır. Allah’a iman eder, ama Allah’ın kitabına ve onun içindeki hukuki metinlere iman etmez.Ya da “Ben İslam dininin itikadi kısmını kabul ve tasdik ediyorum, ama İslam olan hukuki kısmını kabul etmem mümkün değil.” diyor. Bu gibi insanlar Üstad’ın tabiri ile “gayri müslim müminler”dir. Allah’ın hükümlerini ve kanunlarını hayatında hakim kılmak istemiyorlar. Allah’ın kanun ve kurallarını temsil eden İslam’a taraftar değildirler. Aynı şekilde bu gibi insanların da inanç ve imanları Allah katında makbul değildir, kurtulmalarına kafi gelmez.

Sahih, makbul iman ve İslam ise, her ikisini de kabul edip taraftar olmaktır. İman ve İslam’ın tecezzi ve inkısamı kabil değildir.[4]

İman ve İslam’ın aynı şey olduğunu söyleyenler de vardır;

İman, sözlükte, bir kimseyi tam doğru sözlü bilmek, ona inanmak, korkusuz olmak demektir. İslam ise, teslim olmak ve kurtulmak demektir. Istılahta yani deyim olarak farklıdır.

İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek, beğenmek ve inandığını dil ile de söylemek demektir.

Dinimizdeki hükümlerin tamamına İman ve İslam denir. Hepsi kısaltılarak, Amentü’de altı madde haline getirilmiştir. Amentü’de bildirilenlere inanana Mümin veya Müslüman denir. İman ve İslam birdir.

İman sadece inanmak, İslam da uygulamak olsa idi, İslam’ın şartı beş değil dört olurdu. Birinci şart kelime-i şehadet getirmek yani inanmak, ötekiler ise ameldir. Hepsine birden İslam’ın şartı deniyor. İman edip de diğer dört şartı da yapana Müslüman deniyor.

Amel edilecek, yani kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, İslamiyet denir. İman, kalb ile olur. İslam, kalb ve lisan ile birlikte olur. İman kalbe mahsustur. İslam ise, kalbin, lisanın ve bedenin umumuna şamildir. Kalbdeki iman ile kalbdeki İslam birbirlerinin aynıdır.

İman, muma benzer, Ahkam-ı İslamiye mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, İslamiyet’tir. İmansız, İslam olamaz. İslam olmayınca, iman da yoktur.

İman eden, Allahü teâlânın emirlerine teslim olur, yani Müslüman olur. Kısacası, her mümin Müslümandır; her Müslüman, mümindir. İman ve amel bilgilerine İslamiyet denir.[5]

[1] https://sorularlaislamiyet.com/mumin-ile-musluman-islam-ile-iman-arasindaki-fark-nedir-aralarindaki-farki-bildiren-ayet-var-midir

[2] https://www.ismininanlaminedirx.com/iman-isminin-anlami-nedir-1421/

[3] https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=494597773943264&id=494583137278061

[4]http://www.sorularlarisale.com/makale/9861/islamiyet_iltizamdir_iman_izandir_tabiri_digerle_islamiyet_hakka_tarafgirlik_ve_teslim_ve_inkiyaddir_iman_ise_hakki_kabul_ve_tasdiktir_ifadesini_izah_eder_misiniz.html

[5] http://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Sorularla-Islamiyet/Detay/Iman-ve-Islam-farkli-midir/342

Share
767 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şavşat’a Hükümetin Eli Değmiş

    20 Kasım 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz günlerde bir dizi haber çalışması için Şavşat ilçesine gitmiştim. Yaklaşık iki yıllık bir aranın ardından gittiğim Şavşat’taki izlenimlerimi bugün ki yazıma taşımak istiyorum. Şavşat ilçesinde 2014 yılındaki belediye seçimlerinde AK Parti, Şavşat’a iktidar eli değmesi gerektiği vurgusunda bulunarak halktan oy istemişti. Nihayetinde halkta artık iktidar elinin değmesinin vakti geldiğini düşünerek AK Partili Ahmet Sinan Öztürk’e Şavşat Belediyesi’ni teslim etmişti. Yani iktidara teslim etmişti. Bende iktidara teslim edilen Şavşat’taki ...
  • Ercan Orhan partiler üstü bir kişidir

    18 Kasım 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Ercan Orhan’la 243. kısa dönem askerlik celp döneminde Ankara Etimesgutt’a, Nisan 1995 yılında tanıştık. Tanıştığımız neredeyse bir “çeyrek yüzyıl” oldu, ama kendisini kişilik özellikleri açısından “tam” bir kişilik sahibi olarak tanıdım. 23 yıl boyunca sürekli irtibat halinde olduk. Ercan Orhan CHP’den Borçka Belediye başkan aday adayı olmuştur. Muhtemelen bir süre sonra CHP’den Belediye başkan adayı olarak ismi açıklanacaktır. Yerel seçimlerin doğası başkadır. Bazen insanlar kendi partisinden olmasa bile bazı adayları sı...
  • Seçimlere Tersinden Bakarak Ortak Menfaatleri Ortak Tehlikeleri Görebiliriz

    17 Kasım 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Bu konuya yerel seçimler yaklaştığı için yerel seçimleri irdeleyerek bakalım. Menfaat maddi-manevi iki boyutludur. Sadece maddi boyutundan bakarak seçime gidenler Bunlar ülkenin medeniyet-refah-huzur gibi insanı insan yapan değerleri unuturlar. Anlamlı hayatı unuturlar. Mesela İstanbul da eskiden CHP li belediye zamanında sular akmıyordu. Artvin ve ilçelerinde bu zihniyetteki belediyeler zamanında çağın çok gerisinde bir manzara vardı. Ak Partı köylere köydes-şehirlere beldes programlarıyla partili partisiz Avrupa stand...
  • Bırakın ekmeği naylonun gramajıyla da oynamışlar.

    31 Ekim 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Ekmeğin gramajından çalınmasına zaten alışığız. Sonra telefon kontürlerinden çalanları gördük. Bakıyorduk telefon kontörleri hızlı kalp atışları gibi hızlanıp bir anda bitmiş. Öyle ki sabit hat daha karlı olduğu için sabit hat almak zorunda kaldık. Gramajıyla oynayamadıkları şeylerin genetiği ile oynadılar. Çok zamandır domatese hasret kaldık. Buğdayın genetiği ile de oynadılar, bir defa ekiyorsunuz, aldığınız tohumu bir daha ekemiyorsunuz. Bu örneklerin sayısı yüzlerce artırılabilir. Aklıma gelenleri ve fark edebildiklerimi y...