logo

İl Müftüsü Ramazan Bayramını Kutlayarak Açıklamalarda Bulundu

Artvin İl Müftüsü Kemal Uçkun Ramazana Bayramı vesilesi ile tüm Müslüman aleminin Ramazan Bayramını tebrik ederek açıklamalarda bulundu.

Uçkun yaptığı açıklamada; “Bizi ve tüm kâinatı yoktan var eden, bizlere sayısız nimetler bahşeden Yüce Rabbimize hamd-u senâlar olsun ki Ramazanımızı îman, Kur’an ve rızâ gölgeleri altında yaşamaya çalıştık, yanık gönüllerimize cennet serinliği getiren ve ilâhi bir ziyafet teşkil eden bayramımıza da kavuşma bahtiyarlığına ereceğiz inşâallah.

Bayram, Allâh’ın kullarının takva imtihanından başarıyla, açık alınla yine O’nun huzuruna çıktıkları mübârek ve müşerref bir gündür.

Bugün 1400 yılı aşkın bir zamandan beri İslâm şuûruna ermiş bulunan Müslümanların iki dîni bayramı vardır. Bunlardan biri yarın idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’dır. Yüreğimiz şimdiden sevinçle kıpır kıpır olmuş, heyecanımız biraz daha ziyadeleşmiş durumda. Gönüllerimiz coşkun bir deniz gibi. Bir ay boyunca orucun verdiği sıkıntılara katlanarak ve sabrederek, nefsine hâkim olan ve derin bir vecd içinde Allâh’a kulluk borcunu îfa eden Müslümanlar olarak, nefsimize hâkimiyeti temin ederek ruhlarımızın yücelmesini sağladık. Ramazan boyunca tutmuş olduğumuz oruçlarımızla, kıldığımız namazlarımızla, yaptığımız hayır ve hasenâtımızla nefsimizi terbiye ve ıslah ettik, ruhumuzu yücelttik.

İşte bu ruh yüceliği içinde Ramazan’ın bu son gününde yarınki bayramın da heyecanıyla büyük bir iş başarmanın, nefis ve şeytanla yapılan mücadelede muzaffer olmanın sevincini, huzur ve mutluluğunu paylaşmaktayız. Öyleyse bu bayram, Hakk’a inananların ve kulluğu şeref sayanların bayramıdır. Kutlu ve mübârek olsun.

Ramazan sayesinde bir ay boyunca evimiz bereketle doldu. Umduğumuz her şeyi bulduk, aradığımıza nâil olduk, nefislerimizi oruçla dizginledik, terbiye ettik. Her türlü kötü hareketlerimizi bu sayede frenledik. Allah adına, O’nun rızâsını kazandıracak, rahmet ve mağfiretine mazhar kılacak ne varsa hepsini yapmaya çalıştık. Çirkin olan, mü’min ve Müslüman’a, Hz Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetine yakışmayan her şeyden de kaçındık. Gerçek manada insan olmanın, Müslüman olmanın şuûruna erdik. Midemiz dinlendi. Ruhumuz yaratılış gayesine uygun hareket edebilmenin huzuruyla doldu. Düşüncelerimiz, duygularımız başkalaştı. Görmemizin ve işitmemizin şekli bile değişti. Gözümüz eşyaya ve bütün varlıklara ibret nazarıyla bakmaya başladı.

Kısaca; Ramazan ve oruç sayesinde hem kendimizi hem de nice mahrumiyet içinde kıvranan insanların dertlerini, kederlerini, ıstıraplarını anlamaya başladık, bu imkânı bulduk. Ebedî lezzetleri, fâni nimetlerden üstün tutmaya gayret serf ettik. Âhiretneş’elerini kazanmak için, dünyanın zevk ve safâlarını hiçe saydık. Sapıklık girdaplarına düşmedik. Ahlâksızlık uçurumlarına yuvarlanmadık. Azgınlık akışlarına uymadık. Fânilik yangınlarından uzak kaldık. İlâhi rahmet deryalarına daldık. Şeytâni fısıltılara iltifat göstermeyip, ezan seslerini kendimize mûsikî olarak seçtik. Ayaklarımız Câmi yollarında ebediyet izleri bıraktı. Gönüllerimiz sadece fazilete, Kur’ân’a ve îmana aktı. Artık bayramların nûru, ilâhi ziyafetlerin sürûru hakkımız olsa gerektir. Müslüman olduğumuz için, oruç tuttuğumuz için, namaz kıldığımız için, hayır ve hasenat işlediğimiz için, nefis ve şeytanın esaretine düşmediğimiz için sevinmek ve bayram etmek bizim en doğal hakkımız.

Ramazan bir takvâ mektebi, bayram da onun diplomasıdır. O halde dünya hayatının kısa bir Ramazan mevsimi bulunduğunu ve hakiki bayramın rızâ ve saâdet tecellileriyle açılacak âhiret günü olduğunu unutmamalıyız. Bayramımızı tekbirlerle, tehlillerle ve zikrullahlasüslemeleyiz.

Bayramlar birlik ve beraberliğin en sağlam zemine oturduğu günlerdir. Bu sebeple birlik ve beraberliğimizi daim hale getirmeli, bozmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz.Fakirleri unutmamalı ve bayrama ihtiyaçları bitirilmiş halde girmeleri sağlanmalıdır. Bayram sabahına kadar vermemiz gereken fıtır sadakalarımızı fakirlere aktarmamış isek kendilerine bu sadakalarımızı ulaştıralım. Unutmayalım ki, ihtiyaç sahibi bir kardeşimizin evinde yaşanacak bayram sevincine sebep olmak mutlulukların en büyüğüdür.Anne-babamız başta olmak yakın ve uzak akrabalarımızı, mahallede komşularımızı, apartman sakinlerini ziyaret etmeli birbirimizin hayır duasını almaya özen göstermeliyiz. Bayramlar birbirimizden ayrılıp, tatil yerlerine uzaklaşma zamanı değildir. Bayramlar mutluluğu paylaşma zamanıdır. Bayramlar hayatı paylaşabilme zamanıdır. Bu sebeple bayram için gidilebilecek en güzel yer ailemizin yanıdır. Eğer gitme imkânımız olmamış ise bir telefon açmalı, büyüklerimizin gönüllerini hoş etmeliyiz.Akrabalık ilişkilerimizi zedelediğimiz, birbirimize küs olduğumuz insanlar varsa bu bayramlar bizim bir araya gelmemize vesile olmalıdır. Bir Mü’mine kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl değildir. Bayramlar aramızda bulunan dargınlıkları bitirme zamanı olmalıdır. Bayramlar birbirimize sırt dönme değil, birbirimize muhabbetle sarılma zamanlarıdır. Bayramlar soğuklukların giderilmesi için bir fırsattır. Lütfen bu fırsatı iyi değerlendirelim.Bütün çocukların gülücüklerle geçireceği bir bayramı tüm çocuklara yaşatma gayreti içinde olmalıyız. Ramazan bayramının çocuklar için ayrı bir yeri vardır. Kurban bayramı sanki büyüklerin bayramıdır. Ama Ramazan bayramı daha çok küçüklerin bayramı gibidir. Kurban bayramında çocuk elbise istemeyebilir, ama Ramazan Bayramı başkadır. Bütün çocuklar bu bayramda azda olsa çokta olsa mutlaka bir şeyler isterler. Bu bayramda çocuklarımızı sevindirelim. Bu bayram çocuklarımızın hiç unutmayacağı bir bayram olmalı. Sadece kendi çocuklarımız değil, ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin de çocuklarını lütfen unutmayalım. Bu bayramda sevinçle bayram sabahına ulaşamamış bir çocuk var ise o çocuğun hüznü bütün Müslümanlara aittir.Hastalarımızı ve âhirete göçenleri unutmamalı, ziyaretlerimizi eksik etmemeli ve onlara duâda bulunmalıyız. Hastanede yatan kardeşlerimizi ziyaret etmekle onların sıkıntılarını bir nebze olsun unutturabiliriz. Yuvalarda kalan çocuklarımızı ziyaret etmekle onların yüzlerini güldürebiliriz. Ellerimiz dolu dolu gider isek ve hediyeler ile onları gülücüklere sevk edebilir isek, en bahtiyar kul olmaz mıyız?

Ramazan bittiği zaman, aslında karışık ve çapraşık duygular içinde oluyor Müslüman… Bir yandan bayrama giriliyor diye sevinç var, bayram sevinci var; bir taraftan da Ramazan gibi bereketli, sevaplı, kazançlı, mânevî bakımdan çok zengin mükâfâtlarla hediyelerle dolu bir aydan ayrılmanın bir burukluğu, mahzunluğu var.

Bir yandan ümid var; Cenâb-ı Hak ibadetlerimizi kabul ettiyse,  kim bilir nasıl sevaplar bahşedecek? Bir Kadir gecesini ihyâ edene, bin ayın ibadeti kadar kazanç verdiği gibi; bir küçük güzel davranışa rakamla ifade edilemeyecek kadar çok mükâfâtlar verdiği gibi, “Kim bilir Müslümanlar bu ayda ne kadar mükâfâtlar, sevaplar kazandılar?” diye ümit içindeyiz.

Bir taraftan da, “Ya ibadetlerimizi Cenâb-ı Hak kabul etmediyse?” diye korkuyoruz. Çünkü kusur doluyuz, hata ve günah doluyuz. Güzel ibadetleri yaparken dahi kendimizi tam veremiyoruz. Oruçlarımızda hatâlar vardır, namazlarımızda kusurlar vardır, zikirlerimizde eksiklikler vardır… Acaba ibadetlerimiz Rabbimiz tarafından kabul olundu mu, olunmadı mı diye korku içindeyiz; ümit içindeyiz, arzu içindeyiz. Böyle çalkantılar arasında, duygular arasında bayrama geliyoruz.

Ama Rabbu’l-âlemîn, bayramları koymuşmüslümanlar sevinsin diye. Allâh-u Teâlâ Hazretleri hem bu dünyada, hem de âhirette cümlemizi dâimâ sevindirsin, bahtiyar eylesin…

Tabii çevremizdeki Müslüman kardeşlerimizi de düşünüyoruz. Akrabamız, komşularımız, arkadaşlarımız, hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız, dindaşlarımız; hepsini düşünüyoruz ve diyoruz ki: Ne mutlu Ramazanı Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği şekilde, râzı olacağı şekilde, kabul edeceği şekilde geçirip ihyâ edenlere!.. Demek ki geçen zamanı güzel değerlendirmişler, ne mutlu onlara!..

Bu mübarek ayın kıymetini bilemeyen, gafletle günlerini geçiren, dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın o engin rahmetine, mağfiretine nâil olamayan, ecir ve sevaptan mahrum kalan, maddî mânevîterakkî, kâr ve kazançtan eline bir şey geçmeyen nasipsizlere de acıyoruz. Günahkâra acınır, bizim edebimiz, terbiyemiz böyle… Günaha kızarız ama, günahkâra acırız. Çünkü günah işledi, yazık ediyor kendisine… Acınacak bir durum.

Karıncanın bile basılıp ezildiği zaman, o haline acıdığımız gibi; bir insan Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına eremez, cehenneme gidecek şekilde davranırsa, o cehenneme gidecek diye yüreğimiz ağzımıza gelir, korkarız. Onlara da Cenâb-ı Hak’tan salâh-ı hal diliyoruz.

“Allâh-u Teâlâ Hazretleri ayıplarını, hatalarını anlatsın, sezdirsin, göstersin; kalp gözlerini açsın; şaşkınlıktan, gafletten, gaflet uykusundan uyandırsın.Cenâb-ı Hakk’ın yolunun güzelliklerini sevdirsin. Onları da rızâsınavâsıl eylesin, cennetine dahil eylesin!” diyoruz.

Hatta bütün insanların iyiliğini istiyoruz. Hepsinin hidayete ermesini, Cenâb-ı Hakk’ın râzı olduğu yola girmesini, razı olduğu yegâne din olan İslâm’a tâbî olmasını, Rasûlullâh’ın açtığı güzel kulluk yolunda, en güzel kulluk yolunda yürümesini; böylece cümle cihan halkının, bütün insanların iyiliklere ermesini temenni ediyoruz.

Cenâb-ı Hak duâları kabul edicidir, duâlarımızı kabul eylesin… Gönüllerimizin muratlarına nâil eylesin… Cümlemizi aziz ve bahtiyar eylesin… Hasta olan kardeşlerimize, duâların makbul olduğu şu günlerde âcilen kâmil ve dâimî şifalar dileriz. Allah her çeşit hasta kardeşlerimize şifâlar versin… Maddî hastalıklı olanların maddî hastalıklarını geçirsin… Rûhî hastalığı olanların rûhî hastalıklarına şifâ versin, ruhî bakımdan sağlıklı eylesin… Ahlâkî hastalıkları ve kusurları olanların kötü huylarını bırakmalarını, kötü âdetlerini terk etmelerini nasîp eylesin… Güzel huylara sahip eylesin… Her yönden kusursuz, tam, mükemmel, olgun, güzel Müslüman olmayı Allah cümlemize nasîb-u müyesser eylesin…

“Âdemoğlunun hepsi hata yapabilir. Hata işleyenlerin hayırlısı tevbe edenlerdir.” Diyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir başka hadîs-i şerifinde, “Şayet siz hata yapsanız, hatta hatalarınız semaya ulaşsa, sonra tevbe etmiş olsanız, elbette Allah tevbenizi kabul eder.” buyuruyor. Bu ve benzeri birçok hadisler, günahın çokluğunun tevbeye engel teşkil etmeyeceğini göstermektedir. O halde, hiç vakit geçirmeden Allah yoluna dönüş yapalım. Allah, tevbemizi kabul ederek, bizi cennetin saadetlerine eriştirsin.

Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ Hazretleri Ramazanda yaptığımız ibadetlerimizi, tuttuğumuz oruçlarımızı, kıldığımız teravihlerimizi, okuduğumuz Kur’ân-ı Kerimleri, hatm-i şerifleri kabul eylesin, reddetmesin. Kur’ân-ı Kerîm’i ve Peygamber Efendimiz’i bizlere şefâatçi eylesin…

Teravihleri kıldık, Kur’ân-ı Kerim’den âyet okuduk:(Rabbenââmennâbimâenzeltevetteba‘ne’r-resûlefektübnâmea’ş-şâhidîn.) “Yâ Rabbi, indirdiğin ahkâma inandık, Rasûlüne tâbî olduk, bizi bu hususta şâhitler olarak yaz, şâhitler eyle!” diye, Resûlüne uymanın bir gereği olarak bu işleri yaptığımızı, teravihleri kıldığımızı ifade eyledik. Rabbimiz bu ibadetlerimizi kabul eylesin… Fadl-u keremiyle onlara engin, sonsuz gayb hazinelerinden büyük mükâfâtlarihsân eylesin…

Yaklaşık 1 ay süreyle mübârek Ramazan ayı boyunca yazılarımızı takip eden çok kıymetli okurlarımız! Ramazan ayının finali ve bayramın muştusu olan bu son sohbetimizi, Alvarlı Muhammet Lütfi Efe’nin bayramın nasıl bir bayram olması gerektiğini ifade ettiği mısralarıyla sonlandırıyoruz:

Can Bula Cânânını
Bayram O Bayram Ola
Kul Bula Sultânını
Bayram O Bayram Ola

Hüzn-ü Keder Def Ola
Dilde Hicap Ref Ola
Cümle Günah Af Ola
Bayram O Bayram Ola

Lütfi Ya Lütfü Kerim
Erişe Rahmu-Rahim
Bermurâd Ede Fehim
Bayram O Bayram Ola.

Bu vesile ile sevinç, mutluluk ve huzur günü olan bu bayram günlerinin hem kendimize, hem devletimize ve necip milletimize ve hem de bütün İslam âlemine hayırlar getirmesini Rabbimizden niyaz eder, Ramazan Bayramınızı tebrik ederiz. Yüce Rabbimiz sevdiklerimizle beraber mutlu ve huzurlu nice bayramlar geçirmemizi nasip eylesin” ifadelerine yer verdi.

5 Temmuz 2016 Salı günü iseRamazan Bayramı Bayram Namazı Artvin’de sabahleyin saat 05.32’de kılınacak.

Etiketler: »
Share
502 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?