logo

Hükümet Terörü Mü? 


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun yeniden yazmak nasip oldu.

Geçen gün ki yazımdan sonra bir hayli olumlu olumsuz eleştiri aldım. İnanın bana yaklaşık iki yıldır yazmaktayım lakin ilk kez bu kadar eleştiri aldım ama hiç biri yıkıcı değildi. Aksine yapıcıydı. Konu Chp olunca ve terör konusu dile gelince herkes hassasiyetini belirtti. Nitekim Chp milletvekillerinden bazı aklı selimler, gelecekteki tufanı görüp sele kapılmamak için, kendilerinden beklenilen özveriyi gösterip halk oylamasına sunulmadan konuyu mecliste çözülmesi babında, altı okun hakkını vererek evet dediler. İnanıyorum ki bu oylama terörün sonunu getirmese de terör konusunda mihenk taşı olacağından eminim. Umarım sonunu getirirler.

Koyu Chp’li olan ve de partinin idare kısmında geçmişte yer alan bir okurum “ Peki terörü kim başlattı?” dedi. Bende cevabını yazımda vereceğim.

Terörü kim başlattı, öncelikle Türkiye coğrafi konum açısından dünyada kritik öneme sahip, bütün enerji nakil hatları üstünden geçiyor. Bütün ticaret yolları üstünden geçmek zorunda, dünyasal öneme sahip iki tane boğazı bulunuyor. İki iç denize ve de okyanuslara ulaşan bir denize kıyı dahası da var ama yazmakla bitiremeyiz. Neden odur ki bu topraklarda bizi rahat bırakmazlar. Lozanlar, Servler imzalatmak için bütün çabalarını göstereceklerdir. Özellikle son dönemde terör olayının artmasının müsebbibi budur. Küresel anlamda müttefik olmasından korkulan İslam devletlerinin önünü tıkamak için bölgesel olarak terörü aktif halde tutma çabasında olan başta Emperyaller ve onların yavruları Müslüman coğrafyasını kan gölüne çevirmekten memnuniyet duyuyorlardır. Peki Kürt halkı Türkiye’de yaşamasaydı ne olacaktı? Diyelim ki bu ülkenin %99’u Türk olsaydı, o zaman mezhepsel çatışmaları ön plana çıkarmaya çalışacaklardı.  Şia, Sunni ya da Alevi ne olursa olsun bu şekilde fitne tohumları ekeceklerdi. Peki Terör nasıl son bulur; öncelikle bütün iş birlikçileri içeri tıkacaksın. Devlet kadrolarından uzaklaştıracaksın, Üniversitelerden bağlarını keseceksin. Sosyal yardımları ulaştırmayacaksın. Terör suçuna karışanları vatandaşlıktan çıkaracaksın. Bu gibi eylemler ülke içinde ki silahlı mücadeleye destek olarak meyvelerini verecektir. Ülke dışında ise; Müslüman devletleri tarafından kurulması düşünülen İslam ordusunu acilen aktif hale getirilmelidir. Nato, Birleşmiş milletler, Amerika ya da Rusya’nın bölgede ki etkinliği bu şekilde azaltılmalıdır. Her zaman barışı söyleyen ama her fırsatta silah tacirliği yapan G 7’ler terörizme destek vermesinin önü bu şekilde kesilecektir. Yani dünya da silah üreten devletler bellidir, bunların dışında hiçbir örgüt ya da devlet kendi başlarına silah alamaz. ALLAH aşkına biri bana söylesin bu nasıl bir çelişki ki hem barış diyorsun hem de o teröriste silah ulaştırıyor ya da satıyorsun. Buna bırakın aklı selim olmayı, çocuklar bile güler.

Konuyu toparlayacak olursak; o Arkadaşın sorusuna cevaben Terörün azmasının sebebi hükümet partisinin bölgesel anlamda üstünlük kurmasında korkan ve de Müslüman coğrafyasının birleşmesinden ürken, insanlıktan bir nebze olsun demlerini almamış insan müsfetteleridir. Macaristan’da yaptıklarını gördük. Yunanistan’da ettiklerini gördük. Yine o batılı devletler tarafından vatanlarından sürülmek zorunda kalan ve de bir tutam sıcak aşı bırakın sevgiye dahi muhtaç olan o insanlara neler, neler ettiklerini gördük izledik. Bu gecenin yüzü suyu hürmetine o Alemlerin RABB’ine hamd olsun ki; bu coğrafya artık uyandı uyanacak. ALLAH her daim Haklının yanındadır. Ezilenin yanındadır. Ülkemiz inanın bana çok doğru yoldadır. Yaşadığımız çağdan olayları iyi analiz edemeyiz. Elli yıl sonra hayattaysak ne kadar haklı olduğumu anlayacaksınız. Bütün İslam aleminin beraat kandilini kutlar başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Etiketler:
Share
518 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...