logo

Hukuk Felsefesi


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

A-Giriş

Bir sürücü adayına çok iyi araba sürmesini öğretebilirsiniz. Fakat ona etik (ahlaksal) değerleri öğretmezseniz bu sürücü diğer sürücülere ve kurallara saygısızlığından dolayı toplum içinde sosyal kazalara neden olur. İşte hukuk felsefesi bilmeyen hukukçuların durumu da bunun gibidir. Hukuk felsefesine önem vermeyen hukukçular toplum hayatında sosyal kazalara sebep olabilirler. Tıpkı güncel şu olayda olduğu gibi;

“Samsun’da, Cumhuriyet Savcısı A.İ.T., tartıştığı üniversite öğrencisi nişanlısı telefonunu açmayınca, sabaha karşı polislerle birlikte genç kızın kaldığı yurda gitti. Nişanlısıyla görüşmek isteyen, ancak saat uygun olmadığı için izin verilmeyen Savcı A.İ.T., “Ben savcıyım, çağırın gelsin” diye bağırınca öğrenciler ayağa kalktı. Cumhuriyet Başsavcılığı savcı ile ilgili inceleme başlattı.”[1]

Hukuk felsefesi dersi, günümüzde hukuk fakültelerinde bir kültür dersi olarak görülmekte ve pozitif hukuk branşlarının gölgesinde kalmaktadır. Yürürlükte olan hukukun bilgisi elbette küçümsenemez. “Homo economicus” olarak tanımlanan günümüz insanı elbette, kendisine bu imkânı sağlayacak olan bilginin peşinden öncelikle koşacaktır. Ancak salt ekonomik çıkar kaygısı ile alınmış bir hukuk eğitiminin, hukuki problemleri gerçek anlamda çözmekte yetersiz kalacağı da bir gerçektir. Hakim veya savcı olmak amacıyla hakimlik savcılık sınavına giren bir hukuk fakültesi mezununun, hukuk felsefesine dair herhangi bir görüşünün ve bilgisinin bulunması gerekmemektedir. Çünkü bu sınavın içeriğini oluşturan soruların tamamı pozitif hukuka ilişkindir.

Aynı şekilde avukatlık mesleğine başlayacak genç bir hukukçunun da hukuk felsefesine dair en azından temel tartışma konuları üzerinde bir veya birkaç görüşünün bulunması, kişinin bu mesleğe başlayabilmesi ve mesleği icra edebilmesi aşamalarında aranan bir özellik değildir. Bu durum diğer kamu kurumlarında ya da özel sektörde görev yapan hukuk uygulayıcıları için de farklı değildir.

Oysa ki, “düşünsel olanın pratik olana önce geleceği” bir gerçektir. Bu nedenle “hukukçu”; hak, hukuk, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi kavramları kendi algısıyla içselleştirmiş olması, bu kavramları bir amaç olarak görerek, hukuk felsefesini bu amaçlara ulaşmada başvuracağı bir araç olarak kullanabilmesi bakımından; “hukuk teknikeri” olarak nitelendirebileceğimiz, salt pozitif hukuk kurallarını, mahkemelerde ve diğer iş ortamlarında doğru zamanda ve doğru yerde kullanarak hukuki problemleri çözmeye çalışan bir kimseden ayrılmaktadır.[2] 

B-Tanımı

Hukuk felsefesi hukukun mahiyetini inceleyen, son amacını araştıran, hukukun kaynağı ve evrimi sorunlarıyla ontolojik, gnozeolojik ve aksiyolojik araştırmalar yapan bir hukuk dalıdır.[3]

Hukukun bir de değer yanı vardır. Hukuk adalet denilen değerin gerçekleştirmeye çalışır. Evrensel açıdan, soyut bir hukuk ve adalet anlayışına ulaşmak, hukuk kavramının kökenini, niteliğini, geçerliliğini ve olması gereken hukuku araştırmak istenebilir. Hukukun bu yönü ile hukuk felsefesi uğraşır. Hukuk felsefesi, hukukta olanı değil olması gerekeni bulmaya çalışır.[4]

C-Önemi

a-Teorik Önemi

Hukuk felsefesinin tarihi “Adil bir hukuk sistemi nasıl olmalıdır?” sorusuna verilen yanıtların tarihi olarak görülebilir.[5]

Nasıl bir evin yapılmasında önce mimar planı çizerse, hukukta da hukuk felsefesi hukuk düzenlerinin ana planlarını çizer. Hukukta hukuk felsefesi hukuk düzeninin planını çizerek kanun koyucuya verir.[6]

b-Pratik Önemi

-Nasıl elektrik donanımı yapan elektrikçi  (elektrik teknisyeni) elektriğe egemen fizik ve kimya kurallarını bilmiyorsa, kimyacı veya fizikçi değilse, hukuk felsefesini bilmeyen bir hukukçu da bir hukuk teknisyenidir, hukukçu değildir. Bir ülkede yürürlükte bulunan hukuk normlarının içerik bakımından araştırmasını yapanlar, örf ve adetlerle, ahlakla kesiştiği ve ayrıştığı noktaları bilenler gerçek hukukçulardır. Hukuk felsefesi hukukla uğraşanlara bu yeteneği kazandırır.

-Hukukçu hukuk felsefesiyle ve genel kültürle donanmış olarak yürürlükte bulunan hukuku demokratik ortam içinde eleştirecek haklı ve haksız yanlarını objektif bir şekilde kamuoyuna açıklayacaktır. Haksız davanın savunucusu olmayacak, insanlık ve adalet uğruna çaba gösterecektir. Hukukçu bilimsel bir yöntemle, kültür ve felsefesiyle hukuk normlarını tartıp değerlendirecektir. [7] 

D-İlkeleri

a-Hukuk felsefesi hukukla uğraşan bütün bilim dallarının üstündedir. 

E-Amaçları

Hukuk felsefesinin amaçları olarak şunlar belirtilebilir;

-İdeal hukuka ulaşmak

-Tarihi ve güncel tüm hukuk sistemlerinin hepsinde ortak ve esaslı unsurları araştırmak

-Hukuku ahlak ve adalet kavramları karşısında değerlendirmek

F-Konuları

Hukuk felsefesinin konuları şunlardır;

-Hukuk kavramı

-Hukukun gerekliliği

-Hukukun kaynağı

-Hukukun gelişimi (evrimi)

-Hukukun amaçları

-Hukukun metodolojisi

-Hukukun ahlaki boyutu

-Hukukun adalet boyutu

-Hukuk felsefe okulları

-İrade hürriyeti problemi

[1]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/940741/Nisanlisi_telefonunu_acmayinca__savci_polislerle_birlikte_ogrenci_yurdunu_basti.html

[2] http://www.umut.org.tr/UserFiles/Files/Document/document_11%20Ekim-III-2.pdf

[3] ÖKTEM,Niyazi,Hukuk Felsefesi Ve Hukuk sosyolojisi, Beta Yayınları,4.baskı,İstanbul-1988,s.38

[4] GÖZÜBÜYÜK,Şeref,Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları,S yayınları ,üçüncü baskı,Ankara-1973,s.20-21

[5] https://www.turkcebilgi.com/hukuk_felsefesi

[6] ÖKTEM,Niyazi,Hukuk Felsefesi Ve Hukuk sosyolojisi, Beta Yayınları,4.baskı,İstanbul-1988,s.38-39

[7] ÖKTEM,Niyazi,Hukuk Felsefesi Ve Hukuk sosyolojisi,Beta Yayınları,4.baskı,İstanbul-1988

Share
159 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muzaffer Çorbacı efsane bir milletvekili olabilirdi

    20 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Muzaffer Çorbacı AK Parti Artvin birinci sıra milletvekili adayı olsaydı Artvin için efsane bir milletvekili olabilirdi. Muzaffer Çorbacı, Hasan Ekinci gibi seçmenle bireysel sıcak ilişkiler kuran bir milletvekili olurdu diye düşünüyorum. Muzaffer Çorbacı milletvekili adayı olduktan sonra facebookta arkadaş olduk. Seçim çalışmalarını onun paylaşımlarından takip etmeye başladım. Seçmenle çok yakın, candan ve sıcak ilişkiler kurabildiğini gözlemledim. Sanırım Muzaffer Çorbacı bir iş adamı, yani sıradan vatandaş için elit sayılabilece...
  • Yüz Körlüğü

    20 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bir sabah yine alarmınızın çalmasıyla uyanıyorsunuz. Yüzünüzü yıkamaya banyoya gidiyorsunuz ve aynada tanımadığınız bir yüz size bakıyor. Kaynak: http://myartmagazine.com/beautiful-artworks-lidia?i=14 Yüz körlüğü, günümüzde nadir görülen ve pek bilinmeyen nörolojik kökenli bir hastalıktır. Prosopagnosia (Yunanca “Prosopon” yüz + “agnosia” kayıtsızlığı), “yüz körlüğü” olarak da adlandırılan insan yüzleri tanıyamama, ayıramama durumudur. “Prosopagnostikler” göz, burun, ağız gibi yüzün her parçasını tek tek görebilmekle birlikt...
  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...