logo

Hukuk Devleti İlkesi İle Hukukun Üstünlüğü İlkesinin Farkları


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Özet: Hukuk devletin ilkesinde hukukun kaynağı devlet, hukukun üstünlüğü ilkesinde hukukun kaynağı toplumdur.

1.Birbirinin yerine kullanılsa da hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları birbirinden farklıdır

Yazılı ve görsel basında, hatta bilimsel toplantılarda, hukukun üstünlüğü yerine daha sık kullandığımız ilke “hukuk devleti”dir. Çoğu kez bu ilke, “hukukun üstünlüğü ilkesi”yle eşanlamda algılanmaktadır.

Oysa hukuk devleti ilkesi, Kara Avrupa’sı, özellikle Alman, Fransız, İtalyan ve İspanyol hukuk çevrelerinin dünyamıza armağanıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi ise, demokrasinin beşiği olan Anglosakson hukukunun ürettiği bir ilkedir.[1]

2.Hukuk devleti ilkesinin özellikleri

“Hukuk devleti ilkesi”nin boy verdiği Kara Avrupa’sı ülkelerinde, özellikle de Fransa’da “devlet merkezci” bir yönetim biçimi, krallık ya da cumhuriyet vardır. Devlet, her yerde hazır ve nâzırdır; Jakobendir, bir bakıma aristokrattır. Bu ülkelerde hukuku üreten temel güç devlettir. O yüzden de hukuk, sürekli devletten yanadır. [2]

3.Hukukun üstünlüğü ilkesinin özellikleri

Buna karşılık, “hukukun üstünlüğü ilkesi”nin boy verdiği Anglo-Sakson ülkelerinde toplum, sözleşmeci, uzlaşmacıdır. Kendi kendini düzenler. Saydam ve dışa açıktır. Birey yarışmacıdır. Girişim gücü devlette değil, bireyde ve sivil toplum örgütlerindedir, devlet merkezci değildir. Toplum çoğulcu olduğundan iktidar tek değil, parçalıdır. Çok kutuplu kurumlar, kuruluşlar devletin bir kesim temel görevlerini de üstlenmişler. Çoğulculuk kurumsal parçalanmayı, işbölümünü yaratmış, toplum kendi hukukunu kendi üretiyor. [3]

[1] http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dusunenlerin-dusuncesi/hukukun-ustunlugu-ilkesi-2388409/

[2] http://www.timeturk.com/tr/makale/sami-selcuk/hukuk-devleti-ilkesi-ne-dayanan-sistem-ve-sonuclari.html

[3] http://www.angelfire.com/pq/bulent/yargitay.html

Share
431 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...
  • Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler

    16 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler başka bir deyişle Mert Çingene hırsızlığıyla övünür, demektir. Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. Aslında sözün aslı ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.''dir. "Şecaat arzederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözünün geçtiği ve Koca Mehmed Ragıp Paşa'ya ait olan beyit aşağıdaki gibidir: “Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecâ'at arz ederken Merd-i Kıbtî sirkatin söyler”  18.yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp...