logo

Hilfu’l-Fudûl (Erdemliler İttifakı)


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Özet: Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Hz. Peygamber’in de katıldığı antlaşma.[1] Bu sivil insiyatifin olumlu girişimleri Mekkeliler arasında takdirle karşılandı, örgüt mensuplarına karşı güven ve saygı oluşturdu. Bu örgütün, Hz. Peygamber’in kişiliğinin oluşturmasında, çevresiyle ilişkilerinin geliştirmesinde, itibar oluşturmasında etkisi büyük olmuştur. Peygamberliği ilan ettikten sonraki dönemde dahi Hilfu’l-Fudûl ‘dan övgüyle söz etmiş ve “Yine çağrılsam gider katılırım.” demiştir.[2] Resul-i Ekrem Efendimizin bu sözü, günümüz Müslümanları için de bir ölçüdür: Zulme ve ahlaksızlığın her türlüsüne karşı, isim ve şekli ne olursa olsun, mücadele veren teşekkül ve cemiyetlere yardımcı olmak.[3]

Bütün cahili toplumlar gibi İslam öncesi Arap toplumu da kuvvet sahibi zorbaların hakim olduğu, zulüm ve haksızlığın kol gezdiği bir toplumdu. Fil olayının yirminci yılında Ficar savaşı olarak adlandırılan kanlı kabile kavgalarından sonra Mekke’de hiçbir yabancı ve koruyucusuz kimsenin mal, can ve namus güvenliği kalmamıştı. İşler çığırından çıkmıştı. Yabancı tacirlerin malları alınır, parası ödenmezdi. Hac için gelenlerin hoşa giden kadın ve kızları zorla ellerinden alınır, kimsenin feryadına kulak asılmazdı.

Böyle bir ortamda Yemen Zebid kabilesinden bir adam Mekke’ye satmak için bir deve yük mal getirmişti. Mekke’nin ileri gelenlerinden As b. Vail, Zebidi’nin mallarını almış fakat parasını ödememişti. Zavallı Zebidi parasını almak için Mekke’nin güçlü ailelerine başvurdu ise de bir sonuç alamadı. Başvurduğu kimseler yardım etmek bir yana, aşağılayarak kovmuşlardı adamı.

Uğradığı zulümden bağrı yanan Zebidi, bir sabah Ebu Kubeys dağına çıkarak Kabe çevresinde toplanan Mekke halkına, “ey Fihr halkı” hitabıyla uğradığı zulmü şiir biçiminde haykırdı. Bunun üzerine Hz. Peygamber’in amcası Zübeyr bir daha böyle olayların tekrarlanmasını engellemek düşüncesiyle girişimlerde bulundu. Kendisine katılan Haşim, Muttalib, Zühre, Esed, Haris ve Teymoğullarının ileri gelenleri ile birlikte Mekke’nin zengin ve saygı değer adamlarından Abdullah b. Cud’an’ın evinde toplandılar.[4]

Uzun uzadıya konuşup tartışıktan sonra, şu maddeleri karar altına aldılar:

  1. Mekke’de —ister ehlinden, ister dışından olsun— zulme uğramış kimse bırakılmayacaktır.
  2. Bundan böyle Mekke’de zulme asla meydan verilmeyecek, zalime asla müsamaha ve fırsat tanınmayacaktır.
  3. Mazlumlar zalimlerden haklarını alıncaya kadar, mazlumlarla beraber hareket edilecektir.

Cemiyet üyeleri, bu ahitleri üzerinde sebat edeceklerine dair de şöylece yeminde bulundular:[5]

“ Denizlerin bir kıl parçasını ıslatacak suları kalmayıncaya, Hira ve Sebir dağları yerlerinden silinip gidinceye, Kabe’ye istilam ibadeti ortadan kalkıncaya kadar bu ahdimizde sebat edeceğiz” diye and içtiler.[6]

Bu oluşuma katılanların ilk işi, As b. Vail’e giderek Yemenli’nin malını ondan almak ve Yemenli?ye teslim etmek oldu. O günlerde, Hasam kabilesinden Yemenli bir tacir, kızı ile birlikte hac için Mekke’ye gelmişti. Şehrin despot kişilerinden Nübeyh b. Haccac’ın, kızını zorla elinden alması üzerine tacir, Hilfu’l Fudul’a gitti. Hilf mensupları hemen Nubeyh’in evini kuşattılar ve kızı alıp babasına teslim ettiler. Eraş kabilesine mensup birinden mal satın alan Ebu Cehil, parasını ödemedi. Hz. Peygamber’le birlikte Ebu Cehil’e gidildi ve hiç bir itiraz olmadan parası alındı. Sümale kabilesine mensup bir tacir Mekke’nin ileri gelenlerinden Übey b. Halef’e mal satmış, fakat parasını alamamıştı. Çaresiz kalan tacir Hilfu’l-Fudûl’a başvurdu. Teşkilat mensupları ona Übeyye gidip parasını tekrar istemesini, vermediği takdirde kendilerinin bizzat alacaklarını bildirmesini söylediler. Bunun üzerine Übey, parayı hemen ödedi. Bu sivil insiyatifin olumlu girişimleri Mekkeliler arasında takdirle karşılandı, örgüt mensuplarına karşı güven ve saygı oluşturdu. Bu örgütün, Hz. Peygamber’in kişiliğinin oluşturmasında, çevresiyle ilişkilerinin geliştirmesinde, itibar oluşturmasında etkisi büyük olmuştur. Peygamberliği ilan ettikten sonraki dönemde dahi Hilfu’l-Fudûl ‘dan övgüyle söz etmiş ve “Yine çağrılsam gider katılırım.” demiştir.[7]

[1] http://www.filozof.net/Turkce/islam-tarihi/13384-hilful-fudul-cemiyeti-nedir-amaci-antlasmasi-hz-muhammed.html

[2] http://beminnabe.blogspot.com.tr/

[3] http://www.resulullah.org/peygamberimiz-hilful-fudul-cemiyetinde

[4] https://www.mumsema.org/hakkinda-bilgi-nedir/231490-erdemliler-hilful-fudul-cemiyeti-hakkinda-bilgi.html

[5] http://www.resulullah.org/peygamberimiz-hilful-fudul-cemiyetinde

[6] https://www.mumsema.org/hakkinda-bilgi-nedir/231490-erdemliler-hilful-fudul-cemiyeti-hakkinda-bilgi.html

[7] http://beminnabe.blogspot.com.tr/

Share
611 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Manifesto

    25 Mayıs 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    1.Köken İtalyanca manifesto veya Fransızca manifeste "yeminli ifade, imzalı bildiri" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince manifestum "'el basılmış şey'" sözcüğünden evrilmiştir. Latince sözcük Latince manus "el" ve Latince fendere, fest- "basmak, vurmak" sözcüklerinin bileşiğidir.  2.Tanım Toplumsal bir hareketin duyurulması ve savların belirtilmesi üzerine kurulan, bir akımın, bir hareketin oluşunu bildiren yazılara manifesto ya da bildiri denmektedir. 3.Manifesto Teriminin Farklı Anlamları  3.1.Tarih Terimi Olarak Manifesto...
  • Minval

    24 Mayıs 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Eskiler, bizim günümüzde biçim, yol ya da tarz dediğimiz şeylere minval demişler. Son derece estetik bir kelime. Minval Kelimesinin Anlamları 1.Çulhaların tezgah aletlerinden üstüne bez sardıkları ağaç. 2.Tarz, yol, suret, şekil. 3.Yöntem 4.Bu biçimde, bu tarzda Kaynak: http://www.kamusiosmani.net/osmanlica-sozluk-15399-nedir-anlami.html Minval Kelimesinin Kullanılması İle İlgili Bazı Örnekler *Ber-minvâl-i meşrûhvv : Açıklandığı, anlatıldığı üzere. *Ber-minvâl-i sabık: Eskisi gibi. *Bu minval üzer...
  • Subay

    23 Mayıs 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Köken Subay kelimesinin kökeni ile ilgili farklı görüşler vardır; 1.Subay kelimesi Eski Türkçe sü "asker" ve bey/bay "bey, reis, şef" kelimelerinin bileşiğdiri. Kelime "asker beyi" anlamıyla askeri terminolojide asırlardır kullanılmaktadır. 2.Çağatay Türkçesinde subay "1. yüksüz, ağırlıksız, bekâr, 2. hafif süvari" sözcüğünden alıntıdır. Çağatayca sözcük Moğolca subay "kısır, yavrusuz" sözcüğünden alıntıdır. Terim Anlamı Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki askerdir. Subayların Tas...
  • Hakkari Gezimizden Terörün Nasıl Biteceğine İlişkin Tespitlerim

    23 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere İçişleri Bakanlığı himayesinde yürütülen "Basın Mensupları Gönül Elçisi" projesi kapsamında Karadeniz Bölgesi'nden Hakkari'ye giden gazeteciler 5 günlük Hakkari gezisi gerçekleştirdik. Hakkâri'nin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Basın Mensupları Gönül Elçisi Projesi Koordinatörü Ahmet Külekçi başkanlığında Artvin, Gümüşhane, Trabzon ve Ordu’dan Hakkari’ye gezisine 6 kişilik gazeteci grubu katılmıştı. Muhteşem bir gezi oldu. Hakkari’ye ilişkin olarak bu gezide güzel tespitlerde bulunduk. Bizlere bu gezide misafirperverlik...