logo

reklam

HES’lerle Bir Mücadele de Alabalık Köylülerinden

Artvin Şehir Merkezine 50 kilomere  mesafede olan Alabalık Köyü sakinlerinin son yıllarda HES’lerle başları dertte. 

 

 

Artvin’de 129 HES projesinden bir tanesi olan Alabalık Köyündeki Kalecik Regülatörü ve HES projesi köylerinin ortasında adeta şantiye alanına çevirmiş bu durumdan rahatsız olan köylüler Yeşil Artvin Derneğine başvurarak Şirket için ÇED olumlu kararının iptali için dava açtı. Arazileri, sulama kanalları tahrip olan ve Dere yataklarına hafriyat boşaltılan köyüler geçmişten çıkardıkları derslelere bu kez HES şirketine karşı büyük bir çevre mücadelesi başlattı.

ÇED olumlu kararının iptali için dava açtılar

Artvin Adliyesine dava dilekçelerini toplu olarak veren Alabalık Köyü sakinleri aynı zamanda basın açıklaması da gerçekleştirdiler.  Adliye binasında toplanan Alabalık Köyü Sakinlerine Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Dernek Avukatlarından Bedrettin Kalın, Köy muhtarı Asım Bilir destek verdi.  Burada açıklama yapan Av. Bedrettin Kalın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bugün yine doğamıza ve yaşam alanlarımıza yönelik saldırılarıyla ilgili yasal haklarımızı kullanmak üzere Alabalık Köylüleriyle birlikte adliyede bulunuyoruz. Daha önce Alabalık köyünde ÇED gerekli değildir kararının iptali için açmış olduğumuz davada Rize İdare Mahkemesi bu kararın iptaliyle ilgili bir karar vermişti.  İlgili HES şirketi bu kararı aşa bilmesi için yeni bir ÇED raporu hazırladı ve bakanlığa sundu bakanlıkta bu ÇED raporunu kabul etti.  Dolayısıyla ÇED olumlu kararının iptali için bir kez daha mahkeme kapılarına düşmüş bulunuyoruz.

“Bilim İnsanları Bunların Olacağını Yıllardır Söylemişti”

24 Ağustos 2015 günü özellikle Arhavi, Hopa ve Borçka ilçesinde yoğun olarak yağan yağmur, bir felakete dönüşmüş ve ilçe merkezlerinde ev ve işyerlerini su basmış, bu ilçelerimizde büyük mal ve can kayıpları olmuştur. Öncelikle yaşamını yitiren 8 yurttaşımıza rahmet ve yakınlarına ve bütün Artvinlilere başsağlığı diliyoruz. Yine halen tedavileri devam eden çok sayıda yurttaşımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını bekliyoruz” denildi. Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi, “yağmur ilçe bağlantı yollarını da tahrip etmiş köy yolları ile bağlantılar kesilmiştir. Birçok yurttaşımız yolda mahsur kalmış, insanlar can derdine düşmüştür.

Yaşanan bu açılardan elbette bir ders çıkarmak gerekir. Elbette yağan yağmur miktarının olağan üstü olması felaketin asıl sebebidir. Ancak yağmur yükünün bu kadar ağır olmasının sebebi de esasen küresel iklim değişikliğidir. Bilim insanları son yıllarda yağışların, rüzgarların, meteorolojik olayların birer felakete dönüşeceği konusunda bir çok uyarılarda bulunmuşlardır.

Yine felaketi artıran unsurlar olarak yağmurların birikerek toprağa indiği dağ yamaçlarındaki orman varlığının giderek azalmasının büyük etkisi vardır. Özellikle Hopa ve Borçka da kızılağaç ve kestane ağaçlarının kesiminin serbest bırakılmasının bugünkü kayıplarımızda etkisi büyüktür. Suyu dağda birikmeye başladığı yerde durduramazsanız bir çağlayana dönüştüğü yerde durduramazsınız.

Yine dere yataklarının beton kanallara dönüşmesi şeklindeki dere ıslahı felaketi artıran unsurlardan bir başkasıdır. Dere suyunun toprakla, taşla, ağaçla, kökle ilişkisini kesen ve sınır tanımaz bir hıza kavuşturan dere ıslah anlayışı yaşanan sorunu ağırlaştırmıştır. Dere yatakların doldurulmasına sebep olan HES ve madenler ile hafriyatların derelere doldurulması felaketin başka sebebidir. Elbette dere yataklarındaki yapılanma da can ve mal kayıplarını artırmaktadır. Ancak bu yapılanmayı artıran ve önünü açan, dere yataklarına hastane ve TOKİ binaları yapan anlayıştır.

Karadeniz sahil yolu bütün Karadeniz sahilinde dağlardan gelen dere sularını kesen bir sete dönüşmüştür. Gelen bütün dere suları bu sete çarpmakta ve geri basmakta, su baskınlarına sebep olmaktadır. Bununla yetinmeyerek son dönemde Yeşil Yol adı altında bir başka felaket projesi uygulanmaya çalışılıyor. Bu projenin gerçeklemesi halinde Karadeniz sahil yolunun seti ile dağlardan geçen yeşil yolun arasına sıkıştırılarak Karadeniz halkı daha büyük felaketlerle karşılaşacaktır. Bilim insanları bunların olacağını yıllardır söylüyor. Toplum olarak ve idare edenler olarak bu yağma ve talan anlayışından, doğayı her türlü sömürün en kuralsız uygulandığı bir alan olma anlayışından kurtulmadığımız sürece daha büyük felaketlerle karşılaşmaya hazır olmalıyız. Doğanın ve ekosistemin bir parçası olarak özgür ve mutlu yaşamak mümkün iken doğayı ve yaşamı bir cehenneme çeviriyoruz. Bundan vazgeçmeliyiz.

Kalın,“ Alabalık Köylüleri Köylerinin Tahrip Olacağını Biliyorlar Çünkü Yaşadılar Biliyorlar”

İlgili ÇED şirketi ÇED olumlu kararı aldı, bu şirket maalesef ÇED gerekli değildir kararı çerçevesinde Alabalık Köyü’nü daha önce mahvetmiş bir şirketti.  Bütün dere yataklarını hafriyatlarla doldurmuş,  dere yataklarını kenarındaki arazilerin üzerlerini hafriyatlarla su kanallarını yolların birçoğu tahrip edilişi ve hiçbir kural tanımadan hiçbir hukuksal dayanağı olmadan bu şirket birçok iş yapmıştır dolayışla bu aşamada nasıl bir iş yapacağını Alabalık Köylüleri, tahmine edebiliyor. Bundan sonra nasıl bir iş yapacağını alabalık köylüleri tahmin edebiliyor.  Çünkü yaşadılar biliyorlar. Bu nedenle tepki gösteriyorlar bu nedenle kararlılar. Bunları köylerine sokmak istemiyorlar ve yaşam alanlarına sahip çıkıyorlar.

ÇED olumlu Kararı İptali İçin Dava Açtılar

Bugünde yaşam alanlarına sahip çıkmak için ÇED olumlu kararın iptali için dava açtılar.  Daha önceki yapılan işin ne şekilde yapıldığını mahkemenin gözeterek yürütmeyi durdurma kararı vermesini umut ediyoruz.

“ÇED’ler Kopyala Yapıştır Yöntemiyle hazırlanıyor”

Devlet bu HES’lere hiçbir inceleme yapmadan özellikle ÇED raporlarına gerekli özeni göstermeden Kopyala yapıştır yöntemleriyle hazırlanmış bu ÇED’lere onay vermektedir.  Gerçekten çok trajiktir bin 500 sayfa olarak hazırlanmış olan bu ÇED raporunun içerisinde örneğin Kızılırmak deltasıyla ilgili veriler bulunmaktadır.  Yani kopyala yapıştırma sırasında maalesef unutmuşlar Kızılırmak’la ilgili bir ÇED raporunun bölümlerini bizim raporun içine koymuşlar.  Çağlayan HES diye bir yerin bilgileri ve belgeleri var inanamazsınız. Seydişehir Aliminyüm Mersin tesislerin belgeleri var yani Bu boyutlarda kopyala yapıştırma  bu boyutlarda hale gelmiş .  onaylayanlar okumadan onaylıyorlar zaten okusalar böyle olacağını düşünmüyoruz.

Bir başka trajikomik olay ise, Çoruh Vadisi projeler devletin en önemli yatırımlarından birisi biz bunu enerji yatırım projeleri olarak düşünmüyoruz her zaman bunu da ifade ediyoruz. Ama varsayalım ki böyle olsun  bu projeler Batum’dan başlamak üzere Muratlı Borçka barajı, Deriner Barajı Artvin Yusufeli barajı diye barajlarımız yapılıyor. Bir Berta kolu üzerinde yapılan barajlar var bağlık ve Bayram barajları diye barajlar bunlar. Henüz yapılmamış ama ihale süreçleri olmuş iptal edildi falan.

Baraj Gölü İçinde HES santrali

Bu alanda Kalecik HES ve Regülatörü alanına yakın alanında baraj var. Bağlık barajı isminde bu baraj projesi Çoruh havzası projeleri kapsamında projelendirilmiş olduğun Bağlık barajı olan bu baraj Kalecik Regülatörü ve HES’ bağlık barajının baraj yerinden kuş uçuşu 290 metre içerde kalıyor.  Yani bağlık barajı yapıldığı zaman 670 metre civarlarına ulaşıyor. Yani bu baraj yapıldığı zaman bu baraj gölünün içinde ortasında kalıyor. Nasıl böyle bir projeye izin verilmiştir. Bu özellikle Artvin bölgesinde 129’dan olduğu ifade edilen,  yada 176 tane bildiğimiz, HES’lerin izinlerinin ne şekilde verildiğini hangi vesaitler le verilip verilmediğini bunların incelenip incelenmediğini göstermesi açısından ve denetlenip denetlendiğini göstermesi açısından çok önemli bir örnektir. Baraj Gölünü içerisinde kalacak bir santralin izinleri ile iptalleriyle uğraşıyoruz.  Bu izin verenler açısından suçtur. Kamu kaynaklarını heba edilmesiyle alakalı iştir dolayısıyla bunun sorumluluğu mutlaka olacaktır.

Öte yandan Dere yataklarına hafriyat dökmeye çalışırken Alabalık köy sakinleri engel olmak isteyince köy sakinlerinden 4 kişi jandarmaya ifade vermeye çağırıldı. Nasıl bir şeydir ki dereleri dolduran ve yasak olan ve bütün çevre mevzuatında dereleri doldurmak suçken buna engel olmak isteyen köylüleri jandarmaya ifade veriyorlar. Burada vatandaşlarımız 56. Maddeyi de kullanıyor hatta bütün çevre mevzuatı böyledir. Derelere bir şey dökemezsiniz yasaktır. Bunlarda taahhüt etmişeler daha şimdi yeni bir ÇED aldık geldik diyorlar değil mi ÇED’de taahhütleri var dökmeyeceğiz diyorlar. Köylülerle o ÇED raporundaki taahhüdün gereğini yerine getirmelerini istiyorlar.”

Alabalık Köyü Muhtarı: biz orada yaşayan 476 canlı insanın hakkı var o alabalık deresindeki arazide. O derede yaşayan insanların var sayılmasını. Onlar orada doğmuş orada büyümüş orada yaşıyor. Doğayı insanları katleder gibi gelip de vadiye girip de biz burada kırma eleme yapacağız bunu bakanlık onayladı. Veya biz burada HES yapacağız diyorlar. Biz burada böyle bir HES istemiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

Share
486 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?