logo

Hemşire Güler Subaşı İçin Artvin Halkı Sokakta

İmam Eşi Tarafından Öldürülen Hemşire İçin Sokağa Döküldüler

Hopa İlçesi’nde bir süre önce kaybolan ve cesedi apartmanın asansör boşluğunda bulunan hemşire, 46 yaşındaki Güler Subaşı’nın için Artvin Kadın Dayanışma Platformu Adı Altında basın açıklaması yapıldı.

İmam eşi tarafından öldürülen hemşire Güler Subaşı’nın ölümünün ardından yapılan basın açıklamasına 200 kişi katıldı. Çok katlı otopark önünde yapılan  basın açıklaması Eğitim-Sen, Cumhuriyet Halk Partisi, Halk Evleri, Birleşik Haziran Hareketi, Artvin Barosu, Yeşil Artvin Derneği, DİSK grupları öncülüğünde  “Kadın Dayanışma Platformu” adı altında yapıldı.

Ortak basın açıklamayı basın sözcüsü Sevgi Önay yaptı. Önay açıklamasında; “Ne yazık ki şu alanda güzel şeyler paylaşmak için bir araya gelemiyoruz. En son Artvin Kadın dayanışmasının çağrısı üzerine Özgecan için toplandığımız günden bu yana 40 a yakın kadın daha cinayete kurban gitti. Henüz geride bıraktığımız 2015 yılında, öldürülen 303 kadına,  Artvin’den de bir kadınımızı kurban vermenin acısı içindeyiz. Yapılan araştırmaya göre 2015 yılında cinayete kurban verdiğimiz 303 kadından 211’i kendi hayatlarına dair haklarına sahip çıktığı için öldürüldü. Yani 211 kadın kendi yaşamlarına dair bedensel, toplumsal ve ekonomik kararlar alıp bunları uygulamak istedikleri için öldürüldü. Tıpkı Hopa’daki hemşire Güler Subaşı gibi. Kendi yaşamına dair bir kararı vermeye çalıştığı için öldürülen bir kadın Güler Subaşı. Şimdi, yanımızda yer almayıp da bizleri etraftan izleyen ve içten içe “ İşte yine hükümeti, devleti eleştirmek için bir bahane bulup toplandılar. “ diyerek söylediğimiz her şeyi itibarsızlaştırmaya çalışanlara sesleniyoruz. Güler Subaşı ve cinayete kurban giden diğer tüm kadınların suçlusu sadece onları öldüren eller midir? 2002’de 66 olan kadın cinayeti sayısı 2015!e kadar yüzde bin 400 artmışsa ve bu yıllar arasında kurban verdiğimiz kadın sayısı 5 bin 406’ya ulaşmışsa elbette ki bu artışa neden olanlara karşı bir duruşumuz olacak kadınlar olarak. Ama birilerini suçlamadan önce çuvaldızı kendimize batıralım. Evet,  biz de suçluyuz…Bunca kadın, cinayete kurban giderken, en yakınları ;  eşi, eski eşi, babası, erkek kardeşi tarafından katledilirken “ kutsal evlilik, kutsal aile ve namus” kavramlarının ardına saklanıp ses çıkarmadığımız için suçluyuz. Komşumuzun şiddete uğradığına tanık olduğumuzda kulaklarımızı tıkayıp yine “ aile içi sorunlar…karışmak olmaz “ şeklinde bakıp müdahale etmediğimiz için suçluyuz.

Şiddet gördüğü için eşinden ayrılmaya çalışan kadına “ aile düzenini bozma!” telkinlerinde bulunduğumuz için suçluyuz. Kendine tecavüz eden erkeği öldürdüğü için müebbet cezasına çarptırılan Nevin Yıldırım’a hiçbir cezai indirim uygulamayan adalet sistemine tepki vermediğimiz için suçluyuz. Aynı adalet sistemi takım elbise ve kravatla mahkemeye çıkan katil ve tecavüzcü erkeğe iyi hal indirimi uyguladığında suskun kaldığımız için suçluyuz. Televizyonlarda ve basında “ kadının yeri evidir, hamile kadın sokağa çıkmamalıdır, kadın kahkaha atmamalıdır, örtüsüz kadın perdesiz eve benzer “ türünden cinsiyetçi mesajlar veren siyasilere gereken cevabı vermediğimiz için suçluyuz. Cinsiyetçi ve dinsel temelli eğitim anlayışının okullarda bangır bangır bağırmasına rağmen veliler olarak “ biz çocuklarımızı cinsiyetçi ayırımların olmadığı, bilimsel ve çağdaş eğitim kurumlarında eğitilmesini istiyoruz” diyemediğimiz için suçluyuz. Yine son dönemlerde fetvalarla hayatımıza yön verip sapkınca düşüncelerini normalleştirmeye çalışan bir din anlayışına tepki göstermediğimiz için, sadece ev sohbetlerimizde  “ gerçek İslamiyet bu değil, bunlar sapıklık” derken bu cümlelerimizi o evlerin dışına çıkartamadığımız için suçluyuz. Kendi ilimizde açılan bir yüzme havuzunda uygulanan 5 yaş üzerindeki kız çocuğunun babasıyla;  5 yaş üzerindeki erkek çocuğunun da annesiyle havuza giremeyeceği kuralına suskun kaldığımız için suçluyuz. Yani siz kadınsanız oğlunuzla gidip havuza giremeyeceksiniz; erkekseniz kızınızla gidip o havuzda yüzemeyeceksiniz. Ve bu anlamsız uygulamayı sadece aile sohbetlerinde dile getirip eleştireceksiniz ve suçsuz olacaksınız. Hayır! Suçluyuz. Son günlerde sosyal medyada yer alan, bir din kültürü öğretmeninin dar pantolon giyen bir öğrencisini ayağa kaldırıp örnek göstererek “ ben senin bu giyiminden şehvete kapılıyorum” deyip nefsine hakim olamayışının suçunu o genç kıza yüklemesine ses çıkarmadığımız için suçluyuz. Öldürülen kadın bir hayat kadını olduğunda “ nasıl olsa o yolun yolcusu “ diye bakıp ölümü ona reva gördüğümüz için, sıranın Özgecanlara gelmesinin önüne geçmediğimiz için suçluyuz. Bu ülkenin doğusunda ve güneydoğusunda karnındaki bebeğiyle katledilen kadına; buzdolabında günlerce evladının cesedini saklamak zorunda kalan anneye;  kahvaltı sofrasında, çocuklarının gözleri önünde, evinin orta yerinde patlayan havan topuyla ölen kadına; eşini ve çocuğunu evinin ortasında patlayan bombayla kaybeden polis eşine; derme –çatma gecekondusunda evladının şehit haberini duyup da ağıtlar yükselten anneye bir film izliyormuş gibi bakıp, bunlar gerçekte sanki hiç yaşanmıyormuş gibi davrandığımız için suçluyuz. Artvin, Türkiye’de kadın cinayetlerinin yaşanmadığı tek il diye övünürken cinayetin gerçekleşmesinin ardından sadece “ ilimizin itibarı sarsıldı” diyerek baktığımız için suçluyuz. İlimizde şiddet gören kadınlarımıza kulaklarımızı tıkayıp onları yok saydığımız için bugün burada olamayan tüm kadınlar adına suçluyuz.  “işte yine hükümeti eleştirmek için bir bahane bulup, toplandılar” diyenlere bir kez daha  sesleniyoruz. Evet, biz tüm yapamadıklarımızı kabul ediyor ve diyoruz ki: Suçluyuz; ama aynı zamanda güçlüyüz!! Kadınlar olarak da güçlü olmaktan başka seçeneğimiz yok. Bize dayatılan tüm erkek egemen zihniyetlerin karşısında ayakta kalabilmek için, kendimiz olabilmek için, nefes alabilmek için, kadın kimliğimizle var olabilmek için güçlü olmak zorundayız. Hangi dünya görüşünden, hangi siyasi anlayıştan olursak olalım kadın olmaktan kaynaklanan sorunlar hepimizin ortak sorunudur. İşte bu sebeple biz eğer ki bu sorunlarda birleşemezsek, bugün dile getirdiğimiz suçlarımızdan arınamazsak hepimiz bir Güler Subaşı olacağız. Artvin’de yaşıyor olmanın bizi kurtaramayacağı gerçeği yüzümüze bir tokat gibi patladı. Fakat biz Artvin Kadın dayanışma Platformu kadınları olarak diyoruz ki:  Susmayacağız, korkmayacağız. Bizler sustukça hayatlarımız çalınıyor, öldürülüyoruz, tecavüze uğruyoruz şiddete maruz kalıyoruz. Yas tutmanın değil sessizliğimizi bozmanın vaktidir. Güler Subaşı’yı unutmayacağız, unutturmayacağız ve bu şehri kadın düşmanlarına, tacizcilere, tecavüzcülere, kadın katillerine teslim etmeyeceğiz!” dedi.

Basın açıklamasını tamamlanmasının ardından “Kadınları erkeklik öldürüyor”, “zora maruz kalmak için doğmadık”, “Sen bağır şiddet sussun” gibi slogan atarak sessiz bir şekilde dağıldılar.

Hopalı Kadınlar da Eylemdeydi

Hopa ilçesinde de kadınlar eylem yaparak basın açıklamasında bulundular. Akşam saatlerinde toplanan yaklaşık 150 kadın, ellerinde pankartlarla sloganlar atarak caddeleri dolaştı ve kadına şiddeti kınadı. Kadın cinayetlerinin bu güne kadar hiç yaşanmadığı Artvin ilinde bir ilk olan Güler Subaşı cinayeti için eylemde bulundular.

Etiketler: » » » » » »
Share
988 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?