logo

‘Hayır’ Neden Sahipsiz Bırakılıyor?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Malumunuz üzere referandum öncesinde siyasi hareketlilik oldukça fazla. Evimize gidiyoruz bir bakıyoruz ki posta kutusunda ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ yazan onlarca broşür duruyor. Kapılarda dahi onlarca broşür bizleri bekliyor.

Broşürleri dikkatlice incelediğimde bir ayrıntı dikkatimi çekti ve bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve kendimce de bunun nedenlerini sizlere aktarmaya çalışacağım. Yazımı okudukça sizlerle benim merakıma katılacaksınız.

Broşürleri incelediğimizde ‘Evet’ yazılı broşürlerin altında genellikle bir parti amblemi ya da bir kuruluşun amblemini görebiliyorsunuz. Özellikle de bir parti tarafından dağıtılmış ise ki genellikle ‘Evet’ broşürlerini AK Parti veya MHP’liler dağıtıyorlar, partilerinin logolarının o broşürlerde yer aldığına tanıklık ediyorsunuz. Aynı şekilde ‘Hayır’ yazan broşürleri incelediğinizde ise broşürün herhangi bir köşesinde herhangi bir partiye ait bir şey göremiyorsunuz.

‘Evet’ reklamlarına baktığınız zaman yine aynı durum söz konusu oluyor. ‘Evet’ reklamlarında muhatabını reklamın sonunda mutlaka görebilir iken ‘Hayır’ reklamlarında ise kocaman bir ‘Hayır’ın dışında bir şey göremiyorsunuz. İşte yazımı tam da bu konunun kendimce nedenlerine ayırmak istedim.

‘Hayır’ sahip çıkılmamasının altında başarısızlık korkusu mu yatıyor?

Yukarıda yazdığım bu ayrıntının nedenlerini düşününce aklıma şu soru geldi: “Acaba ‘Hayır’ yazan broşürlerde veya reklamlarda işin muhatabının yani reklamı veren siyasi partinin adının yazmaması olası bir başarısızlık korkusundan dolayı mı kaynaklanıyor?” sorusu aklıma geldi. Bu soruya ben aslında yanıt buldum ama siz okurlarımın da bu noktadaki yorumlarını merak ettiğim için konuyu gündeme getirdim. Öyle ya bir referanduma gidiyor isek ve referandumun tarafları var ise ve de siyasi partiler bir şekilde fikirlerini beyan ediyorlar ise fikirlerine de sahip çıkmaları gerekiyor. Eğer, referandumda ‘Evet’ diyorsanız mutlaka o kararınıza sahiplenmeniz ve altına mührünüzü vurmanız gerekir. ‘Hayır’ diye bir karar açıklıyor ve çalışmalarınızı bu yönde yapıyor iseniz de mutlaka o kararınız altında mührünüzün olması gerekiyor. Referandumda insanların nasıl ki sandığa giderek tercihlerine mühürlerini vuracaklar o vakit siyasi partilerinde mühürlerini vurmaktan imtina etmemeleri gerekir.

Eğer, bir siyasi parti verdiği kararın altına mührünü vurmuyor ise bunun nasıl bir nedeni olabilir. Ya verdiği karardan dolayı pişmandır ya da verdiği kararın karşılığında çıkacak olan neticenin olumsuz olmasından korkmaktandır. Bu durumun başka izahı olabilir mi? Bu duruma şöyle bir açıklık getirebilirsiniz: Evet tercihinin savunucuları az Hayır tercihinin savunucuları fazla, partileştirmeme adına bu yapılıyor. Saygı duymakla birlikte inanmayacağımı belirtmek isterim. Bir siyasi partinin en başlıca hedefi başarılı olmaktır. Sandıktan ‘Hayır’ tercihinin çıkacağına inanan parti çok rahatlıkla logosunu o broşüre ve reklama koyar. Zira siyaset inançla yapılıyor. Siz eğer tercihinizi savunmakta cesaret edemez iseniz ve muhtemel bir başarısızlığı sahiplenmemeye ya da başarısızlığın faturasının tarafınıza kesilmesine neden olmasın diye logonuzu koymaz iseniz anlayın ki ya kararınıza inanmıyorsunuzdur ya da sonucun başarısız olacağını düşünüyorsunuzdur.

Bu tavır bile benim referandum sonucu üzerindeki tahminlerimi doğruluyor. Tahminim sonucuna inanının kazanacağı yönündedir.

‘Hayır’ Broşürlerinin İçeriğindeki Asılsız İddialar Güldürüyor

Seçmenin bir bölümünü cahillikle suçlandığı bir ortam olmasına karşın ben bu düşünceye asla katılmıyorum. Bizim seçmenimiz oldukça bilinçli ve bilgili bir şekilde oy kullanıyor. Evet, bizim milletimizin okuma oranı düşük olsa da inanın seyretme oranı oldukça yüksek. Özellikle kitle iletişim araçları ciddi bir biçimde kullanılıyor ve takip ediliyor. Bu vesile ile olan biten bütün olaylar tüm çıplaklığı ile gözlemlenebiliyor. Bu noktada bir kesim diğer kesimi sürekli cahillikle suçlasa da inanın millet her şeyi çok iyi değerlendiriyor ve görüyor. Yani bu millete kül yutturamazsınız.

Şimdi artık seçmen her şeyi takip ediyor. Özellikle de tv programları ile de takip ediyor. Yani kararını belirlerken sadece seçim broşürlerinde yazan şeylere bakarak belirlemiyor. Birçok tartışma programını izliyor veya sosyal medya yoluyla yapılan yorumlara bakıyor. Bir tarafta yasalarda yazan gerçeklere bakıyor diğer tarafta ise sırf kanaatlere dayalı iddialar. Vatandaşta tercihini belirlerken işte o gerçeklere bakıyor. Hayır oyu isterken frensiz kamyonu bir şoföre teslim etmekten bahsederken vatandaş bir kamyonun iki şoförünün de olamayacağını gayet iyi biliyor. Ve bu millet geçmişinde çift başlılığın faturasını en ağır bir biçimde ödemiş millet olduğu için de kararını bu referandumda verirken kesinlikle bu çift başlılığı engellemek için verecektir.

Sandıktan Evet Çıkar İse Başarısızlığın Faturasını Kim Ödeyecek?

Sonuç itibariyle evet ya da hayır şeklinde iki tercihin yapılacağı seçimlerde bir kazanan bir de kaybeden taraf olacaktır. Evet çıkar ise çıkan sonucu bu tercihi destekleyenler sahiplenecektir. Şimdi burada bir soru akıllara geliyor. Tıpkı son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi bu seçimde de olumsuz sonucu kimse sahiplenecek mi yoksa sahiplenmeyecek mi? Bence yukarıda yazdığım gibi başarılı sonucu sahiplenenler tercihlerinin altına imzalarını atanlar olacağı gibi başarısızlığı sahiplenmeyenler ise tercihlerinin altına imzalarını atmayanlar olacaktır. Referandum gecesi göreceksiniz. Sonuçlar açıklandığında ‘Evet’ oyu yine sahiplenilecek ancak ‘Hayır’ karşısında bir sahiplenme olmayacak ve denilecek olan ‘Seçmenin tercihi bu imiş. Biz yalnız kaldık’ olacaktır.

Gelelim şu çocukların reklamlarda kullanılmasına

Referandum kampanyalarına ilişkin yine aklımın takıldığı bir konu daha var. ‘Hayır’ reklamlarında çocukların oynatıldığı o reklamlar ciddi anlamda aklımı bulandırıyor. Bu noktada da bir soru aklıma geliyor. ‘Evet’ reklamlarında tamamen çocukların oynatılarak yani kelimenin tam anlamıyla ‘çocuklar kullanılarak’ reklamlar çekilmiş olsa idi acaba muhalefetin tavrı bu noktada ne olurdu? Ben bu noktada cevabı vermeyeceğim değerli okurlarım lütfen siz beyin fırtınası yapın.

18 Yaşındakilerin vekil olmasına karşı olanlar çocuklar aracılığıyla ‘Hayır’ oyu istiyorlar

Bildiğiniz üzere 16 Nisan referandumunda 18 yaşındaki gençlere seçme hakkının yanı sıra seçilme hakkının da verileceği değişiklik maddesi de yer alıyor. Ve özellikle muhalefet 18 yaşındaki gençlere seçilme hakkı verilmesine karşı çıkıyor. İşte tam da bu noktada bir gariplik aklıma takılıyor. 18 Yaşındaki gençlerin seçim yapmasına karşı çıkmıyorsunuz ancak seçilmelerine karşı çıkıyorsunuz. 18 Yaşındaki gençlerin seçilmelerine karşı çıkarken çocukları ‘Hayır’ reklamlarında kullanarak sandıktan ‘Hayır’ çıkmasını bekliyorsunuz.

Bu ne yaman çelişkidir böyle. Ben anlayamadım. Seçmen anlar mı bilemem. Seçmenin kararını da hep birlikte 16 Nisan günü göreceğiz.

Etiketler:
Share
416 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Dava”nın Esasları

    19 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bizim davamız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değil, i'la-yı kelimetullahdır. Yani Allah'ın dinini yüceltmekdir!” Osman Gazi. “Dava” kelimesini çok sık duyarım. Bu elbette mahkemede açılan dava değil. İslami anlamda dava. Fakat bu davanın ne olduğu hakkında kafamda net çizgiler yoktu. Hasan el Benna’nın Risaleler isimli eserinin birinci cildine baktım, başlangıçtaki başlıklara göz attım. Sanki bir anda “dava” kavramının çerçevesi çizilmiş gibi oldu. *Gayemiz Allah *Önderimiz Hz. Peygamber *Anayasamız Kuran *Yolumuz Ciha...
  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...