logo

“Hayır” da “Hayır” Vardır


Gamze Boynueğri
g.boynuegri@08olay.com

Sosyal yaşam ve iş hayatının yanında getirmiş olduğu istem dışı veya istem içi davranışlar genellikle hayatımızın bir bölümünü etkilemektedir… Kişinin yaşamındaki belirli prensip ve kriterleri de bu noktada belli kişiler tarafından özellikle iyi niyet olarak göstermiş olduğumuz tevazunun ve iyimserliğin suistimal edildiği günümüzce bilinmekte ve sık olarak da denk gelinmektedir…  

Genellikle birçok kişi karşı taraftan gelen veya gelebilecek istek, arzu veya ricayı geri çevirmek isteyip de çevirememekten yakınmaktadır… Şüphesiz bunu her statüdeki insan mümkün mertebe yaşamaktadır… Bazen anlamazsınız ama bilinçli ve duyarlı insanlar bile göz göre göre bu ağa takılmaktadır… Burada “Hayır” demek yerine “Evet” onayını kullanarak kişi kendi beden ve ruh sağlığına bir nevi işkence ederek zoraki tutumda baskı uyguladığı da gözlemlenmektedir… Yani kişilerde “Hayır” onayı kişinin pozitifi “Evet” onayı ise beden ve ruhunun negatif tarafıdır…  

Kimi kişiler vardır ki sosyal yaşamları, özel hayatları, ailevi ilişkileri, iş ilişkileri veyahut yeni arkadaşlık ilişkilerine açık olmaları gibi kapsamı geniş bir iletişim sürecinde kişiler tarafınca kullanılmaktan yakınırlar…  Sürekli birileri tarafından kullanıldıklarını iddia ederek şikâyet ve hatta kendilerine haksızlık ederler… Süreç o kadar kontrol dışı bazen ilerler ki kişi yaşadıklarını ve karşı karşıya maruz kaldığı haksızlığı hazmedemeyerek bu işin suçlusu olarak çıkış yolunun tamamen kendilerini teşhir etmekte uygun görürler… Yani bir sabıkalı, suçlu, hatalı, kusurlu olarak hatayı kendilerinde bulurlar… “Ben yaptım, ben izin verdim, ben sebep oldum, benim yüzümden, benim hatam, benim saflığım, benim iyi niyetimin suistimal edilme izni” gibi’dir… Buda genellikle toplumun bir alt tabakası olan kişiler tarafından yaşatılmaktadır… Bakış açısı geniş, ileri görüşlü ve düşünür sahibi kişiler bu girişimde bulunduğu nadiren görünmektedir…

Süreç içerisinde kişi bunun oldukça farkında ve bilincindedir… Lakin düşünce olarak daha elit, bakış açıcısı geniş, kişilik ve karakter olarak ise daha alımlı görünmek isteyen kişilerin birçoğu bu eylemi içten olarak benimseyerek, güç çekmeden yerine getirirken, birçoğu ise rol gereği zoraki olarak kendine sorumluluk edinerek sorunlarla başa çıkma problemini yaşamaktadır… Kuralcı olarak rolüne uygun şekilde oynamak aslında olduğundan çok daha tutarlı ve kolay bir yaklaşım türüdür… İlişkilerinizde ve iletişiminizde rahatlık sağlanırken siz de bu noktada bedenen ve ruhen olarak daha sağlıklı bir kaliteli yaşam sürdürmüş olursunuz…   

Peki, hayır demeyi zorlaştıran faktörler nelerdir? Neden hayır diyemeyiz?  

Öncelikle herkesin ortak bir noktada bağdaşabileceği gibi yaşanabilecek olumsuz tartışmalara karşı korku duygumuzun olmasından kaynaklıdır… Bazen susma gereksinimi hissetmemiz “Özgüven eksikliği” ile alakalı da olabilir…  Susan kişi karşıdaki kişiyi büyük çoğunlukla kaybetme korkusu yaşamaktadır… Sırf “Hayır” dediği için çevresinden gelebilecek dışlanma, eleştiri, hakarete uğrama, küçümseme, aşağılanma, kişiliği ve karakteriyle alakalı yanlış düşünceler, konuşmalar gibi olumsuz geri dönüşümlerle karşılaşabileceğini düşünülmesi de bir diğer etkendir… Karşınızdaki kişiye sürekli yardım etme isteğiyle bütün sorumluluğu üzerinize alma alışkanlığından kaynaklı da olabilir… Kişi eline harika bir fırsat geçirdiğini düşünerek ve bunu menfaat, çıkar ilişkisiyle güdümleyerek kullanabileceğini düşünmesinden de olanaklı olarak “Hayır” diyememe içgüdüsü barındırılmaktadır…

Yaşanmakta olan ve kişiler tarafınca yaşatılan bir takım maruz kaldığımız psikolojik baskıya ağzımızdan çıkacak olan tek bir “Hayır” kelimesi ile kolayca müdahale ederek kontrol altına almak aslında oldukça basit bir uygulama işlevidir… Kişilerin psikolojisine etki edebilecek düzeyde göndermiş olduğumuz mesajlar kişiyi ikna etme, yönlendirme ve bazen de tatmin etme duygusuna eriştirmektedir… Burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur ki; karşımızdaki kişiye uygulamış olduğumuz davranış rol modelinin nasıl olduğudur… Buna dikkat ettiğimizde bütün düğümler kolaylıkla çözülüp elimize gelecektir…  

Birincisi iletişim safhasında doğru kelime ve sözcüklerin kullanımlarına dikkat etmemiz gerektiğidir… Karşıdaki kişinin ricası gereğince cevap olarak daha net konuşmak yerine ileri ki safhalarda çıkabilecek olası bir iletişim sektesini de gözetip, hesap ederek daha net olmayan, olabildiğince yuvarlak, kendi planlarınıza etki etmeyecek düzeyde düşünmeye alınabilir meyilde konuşmaya dikkat etmelisiniz…

Mesela kişi rica emir kipiyle “Elimde bulunan dosyaya bakabilir misin? Yazabilir misin? Okuyabilir misin?” Dediği zaman, kişi eğer bu ricayı reddetmek istiyor ve “Hayır” onayını kullanamıyorsa öncelikle konu ile ilgili bir takım ortak tanıdık kişilere yönlendirmeyi düşünmelidir… Elinde uğraş olan birkaç işinin olduğunu belirterek ilgilenemeyeceğini belirtebilir… Biraz düşünülmesi gereken bir konu olduğunu söyleyerek geri dönüş yapabileceğini yine ifade edebilir… Karşı tarafı empoze ederek, kimseden yardım almadan kendisinin en iyisini aslında yapabileceğini söyleyebilir… Konunun kişinin kendisiyle alakası olmadığını veyahut konu ile ilgili bilgisi olmadığını belirtebilir… Son olarak ise “Çok isterdim ama hayır yapamam” “yapmak istemiyorum” diyerek net bir şekilde kişi tepki, düşünce ve davranışını belirtmesi yapılabilecekleri arasından birkaçı olarak yer almaktadır…

İkincisi ise bununla birlikte beden dili ve mimiklerimizi kontrol ederek aktarım yapmamız gerektiğidir… Bunu yapmamızdaki amaç ise karşıdaki kişiyi oldukça empoze ederek sizin aslında nasıl duyarlı bir kişiliğe sahip olduğunuz mesajını vermekten ibarettir…

Bu uygulamada ise telefonda konuşmak yerine yüz yüze konuşmayı tercih ederek diksiyonunuzu, beden dilinizi, sözel konuşmanız sırasında mimiklerinizi biraz daha yumuşatarak, gözlere daha duyarlı, vurgulu ve odaklı olarak göz temasında bulunarak bakmak etkili olacaktır… Bununla birlikte destek ve mahcupluk duygusunu yansıtma amaçlı karşımızdaki kişiyle diyalogumuza istinaden resmi bir mesafe yoksa eğer yakınlığını gözeterek kişinin elini tutarak konuşmak veyahut elini omzuna, koluna koyarak, dokunarak, temas ederek konuşmak yine bu noktada etkili olacaktır…  Kişi böylelikle “Hayır” ifadesini kullanırken psikolojik anlamda kendini rahatlatacak ve “Hayır” onayını kullanması kolaylaştıracaktır…  Sınırlarının dozajını, boyutunu, çizgisini, saygı seviyesini veyahut çerçevesini aşan kişilere mutlak surette katı bir şekilde tepki göstermek gerekmektedir…

Kişi eğer kuralcı, mesafeli oldukça otoriterli davranırsa karşısındaki kişinin ona karşı nasıl davranması gerektiği mesajını oldukça kolaylıkla verir… Tabii yine buda karşıdaki kişi veya kişilerin o mesajı sağlıklı olarak algılayıp, algılamamasıyla alakalı kişisel bir yaklaşımdır… Buraya kadar bir problem gözetilmemektedir…  Kişi kendisine nasıl davranılması gerektiğini öğretmelidir… Kişilerin isteğine göre davranılmasını değil… O vakit buna razı gelinirse kişinin tarafına karşı yapılacak olan bütün saygısız davranışları ve iyi niyetin suistimal edilmesini kabul etmiş olduğu anlamına gelmektedir… Karşılaşabilecek her türlü yaklaşıma karşı kişi elinden gelebildiğince öz saygısını koruması gerekmektedir… Vereceği her “Hayır” cevabında aslında kişi kendi öz saygısına koca bir “Evet” çaktığını unutmamalıdır…  Bu sebepten ötürü diyorum ki değerli okurlarım siz yine de elinizden gelebildiği kadarınca kalkamayacağınız ve istemediğiniz yükün altına zoraki olarak girmeyiniz! “HAYIR”DA “HAYIR” VARDIR… Hayır deyiniz ki hayrınız hayır olsun… Benden Söylemesi…

Share
384 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Kayalıklara İlçe Kurulmaz Demiştik Ama Bizi Yanılttılar

    18 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Yusufeli ilçesinde Yusufeli Barajı ve HES inşaatı ve bu inşaat sonrasında Yusufeli ilçesini sular altında kalacak olmasının tartışmaları yaşanıyordu. O dönem DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nde basın sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Tartışmaların odağındaki bir kurumda tam da tartışmaları takip eden birimdeydim. Bu vesile ile de sık sık Yusufeli ilçesine gidip gelirdim ve ilçedeki genel kanaati ölçme şansı bulurdum. Hatta yeni Yusufeli ilçe merkezine ilişkin yapılan araştırmaları ve o bölge...
  • Artvin’de Otobüs Keyfi Yaşanıyor

    14 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Şehirleri şehir yapan unsurların başında hiç kuşku yok ki şehir içi taşımacılıkta otobüslerin kullanılmasıdır. 90’lı yılların sonuna kadar Artvin şehir içi taşımacılıkta alternatife sahip bir ildi. Hatta şehir içi dolmuş hatları yok iken bile Artvin’de şehir içi taşımacılık konusunda halkın taşınması işlemi otobüsler ile yapılırdı. 90’lı yılların başında şehir içi dolmuşların devreye girmesi ile birlikte şehir içi taşımacılıkta Artvin’de iki alternatif var idi. Biri belediye otobüsleri, diğeri ise şehir içi dolmuşlardı. Dr. Emin Özgün’ün başkan...
  • Artvin’deki Köpek Saldırısı Görüntülerin Ulusal Yansıması

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Pazar günü ulusal medyaya bildiğiniz üzere bir görüntü yansıdı. Maalesef hepimizin içini acıtan bu görüntüler ilimizin de kötü reklamı oldu. Konuyla ilgili olarak dün yazdığım yazımda değerlendirmelerde bulunmuştum ve konuyla ilgili olarak yapılanları anlatmıştım. Bugün ki yazımda bu görüntülerin ulusal yansıması, Artvin ile ilgili yanlış anlaşılmaları düzeltilmesi ve yapılanlara ilişkin bilgiler aktaracağım. Bunları yapmadan önce de köpeklerin sahibi ile yaptığım görüşmeyi de sizlere aktarmak istiyorum. Nihayetinde bizler gazetec...
  • Yerel Medyaya Sahip Çıkıyor musunuz?

    07 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Evet, iğneyi kendimize batırdık birazda çuvaldızı Artvin halkına batıralım ve önemli bir konuyu bugün ki yazımızda ele alalım. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Nuri Kolaylı tarafından yapılan bir açıklama ve tespitten bahsedeceğim bugün ki yazımda. Önemli tespitleri içeriyor. Hani, her birinizin başı sıkıştığında ya da tanıtılmak istediğinde veya şirketlerinin açılışlarını halka duyurmak için zaman zaman ihtiyaç duyduğu, en çok da Artvin’in sorunlarının gündeme getirilmesi noktasında dert yandığı o yerel medya var ya onun sorunlarında...