logo

reklam

Hamd ve Şükür Arasındaki Fark


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Şükür¸ nimete karşılık yapılır; Hamd ise¸ nimet olsun olmasın¸ her hal ü kârda Yüce Yaratıcıyı saygı ile anmaktır.[1]

Şükür”; “hayvanın yediği besini, verdiği süt ve semizliği ile belli etmesi” demektir. Sözcüğün lügat anlamı biraz daha açılacak olursa “şükür”; “beslenen hayvanın, yediklerinin karşılığını maddeten vermesi” olarak, yani “bir tavuğun yumurta vermesi, bir ineğin süt vermesi, bir koyunun yün vermesi ve her üçünün de et verecek şekilde semirmesi” olarak tanımlanabilir. Bu tanımın ifade ettiği karşıt anlamdan ise, beslenen bu hayvanların sahiplerine sesle veya beden dili ile gösterdikleri yaranma, yaltaklanma hareketlerinin “şükür” kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ama sesi için beslenen papağan, bülbül, kanarya gibi hayvanların ötüşlerini de bir “şükür” olarak değerlendirmek gerekeceği açıktır.

Aynı kökten türemiş olan “teşekkür”, “müteşekkir” ve “şükran” sözcükleriyle birlikte Türkçede de kullanılan “şükür” sözcüğü, türevleriyle birlikte Kur’an’da toplam 74 kez yer almıştır. Din terminolojisinde “şükür”; “insanların Allah’ın kendilerine verdiği nimetlere karşı nimetin karşılığını Allah’a vermeleri” demektir.

Sözcüğün hem ayetlerdeki kullanımı hem de gerçek anlamı, verilen nimetlere karşılık olarak verilenin, yani “şükür”ün de o nimet cinsinden bir karşılık olmasını gerektirmektedir. Diğer bir ifade ile söylenecek olursa, “şükür”ün lâf ile olmayacağı, gerek sözcüğün vazı anlamından gerekse Kur’an’daki kullanımlarından bellidir. Ama böyle olmasına rağmen sözcük, gerçek anlamından uzaklaştırılmış ve “dilin şükrü”, “kalbin şükrü” ve “bedenin şükrü” gibi tasniflere tâbi tutulmuştur.[2]

Hamd, bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla hamd, verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti verenin veya o yardımı yapanın, yani Yaratıcı’nın sonsuz güç ve kuvvetine, yarattığı nimetlerin çokluğuna, O’nun Rabbliğine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.

Bu içeriğinden dolayı hamd, şükür’ den farklıdır: Şükür bir nimete karşılık ve bir eylemle yapılırken, hamd bir nimetten yararlanmadan da, sadece söz ile de yapılır. Hamd, ilk bakışta methetme olarak tanımlanabilirse de her methiye [övgü] hamd değildir. Çünkü methiyenin riyakârlık, dalkavukluk şaibesi taşımasına karşılık, hamd tam bir samimiyet gerektirir. Dolayısıyla hamd, nimetleri, ikramları ve iyilikleri sonsuz olan Yüce Rabbimiz dışında hiç kimseye yapılmaz. O halde hamd yapılırken nimetler sahibi Yüce Allah hem övülerek yüceltilmeli, hem de kendisine şükredilmelidir.[3]

[1] http://somuncubaba.net/ilim-ve-hayat/nimetin-ve-nimet-sahibinin-farkinda-olmak-sukur/

[2] http://www.tebyinulkuran.com/index.php?page=sukur,09.10.2009

[3] http://www.tebyinulkuran.com/index.php?page=fatiha,09.10.2009

Share
216 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...
  • Milletvekili Kışla’dan Artvin’e Bir Büyük Hizmet Daha

    10 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Hatırlarsanız değerli okurlarım yaklaşık 5 ay önce yazdığım bir yazı gündeme getirdiğim müthiş bir yatırım haberi vardı. Artvin’i Şavşat-Ardanuç ve Ardahan’a bağlayan Varyant Yolun altından bir tünel yapılacağını ve bu tünel ile birlikte Varyant Yolun alt kodlara indirilerek çok rahatlıkla geçileceğini söylemiştim. O günlerde henüz plan aşamasında olan bu projeye ilişkin olarak da AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın yoğun olarak çalıştığını ve bu hizmeti kazandıracağını söylemiştim. Ve aradan 5 ay gibi kısa bir zaman geçti...
  • Küçük İsrail devleti koca Arap alemini nasıl mağlup ediyor?

    10 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bediüzaman Said Nursi, İsrail devletinin devamının gerekçesini dini ve milli hislerden beslenmesi olarak  gösteriyor. İslam aleminin çaresizliği ise, iman zaafından ve İslam’a kafi derece sarılamamanın bir neticesidir. İslam alemi samimi bir şekilde ittifak kurabilse, İsrail’in o bölgede barınması mümkün olamazdı. Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir; en yakın örneği Alman Hitleridir. Kaderin cilvesi ki tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep Osmanlı gibi İsla...
  • Başarı ve Başarısızlığın Nedenleri

    08 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    İnsan başarılı olmak ister, ama bunun için ne kadar tedbirlidir Osmanlının yıkılışından sonra ümmet hep başarılı olmaya susamıştır. Adaletten medeniyetin her alanına kadar örnek topluluklardı Müslümanlar. Sömürülmek-sömürmek fakirlik Müslümanların kitabında yoktu Afganistan dan Kabe ye kadar hiçbir İslam beldesi mahzun değildi “Allah size yardım ederse artık hiç kimse sizi yenemez! Ama ya O sizi terk ederse kim size yardım edebilir! O halde Müminler Allah’a güvensinler!’’ (Ali İmran S.160) Düşman neyi yaparsa siz ondan dah...