logo

Halbaşı’dan Bornova’ya! Tuncay Altunkaya

Artvin’den başarılı bir iş adamlığına uzanan hayat hikayesi

“Çolo” deyip geçmeyin. O artık patenti alınmış bir marka. Tuncay Altunkaya ise İzmir Bornova’da 4 marketi ve Çolo Cafe Bistro ile çevresinde sevilen sayılan sempatik genç bir işadamı. Artvin’in Hopa ilçesi Halbaşı’dan (Kaya köyü) İzmir Bornova’ya uzanan bir hayat hikayesiyle sizlerle buluşuyor.

İşte Artvin Hopa’dan İzmir’e ulaşan başarılı bir Artvinlinin hayat hikayesi:

 Tuncay Altunkaya Kimdir?

Artvin-Hopa Kaya Köyü’nde 1973’te doğdum. İlk ve orta eğitimimi Kemalpaşa’da, Liseyi Hopa Lisesi’nde bitirdim. Lisede futbola merak sardım. Babam Hızır Altunkaya rahmetli, Vasfiye ve Zikriye adında iki annem var. 10 kardeşiz (Figen, Gülten, Ayten, Fatma, Mukkader, Suna, Ayşe Yaşar, Tuncay, Turgay). Eşim Seval Gelemeryeli Selanik göçmeni İzmirli, iki çocuğum var; Oktay (15) ve Süden (7).

“Çolo” ne demek?

Sülalede bizim aileye “Çolo” derler. Geçmişte dedeme birileri bu lakabı takmış. Ailenin tek evladı, şefkatli, herkese yardıma koşan, herkesin sevgisini kazanmış biri olduğundan dolayı tosun olarak çağrılırdı. Buradan geliyor “Çolo” lakabı. O dönemde Köyümüzün de en fazla toprağı olan kişisiydi. Hemşinlilikte yaylacılık geleneği vardır, yayla zamanı geldiğinde yaylaya mutlaka çıkardı. Dedem, özellikle İstanbul’dan mal alır, Artvin’in ilçelerinde satardı. Dönemin en akıllı ticaret adamlarındandı. (Dedemin ismi Süleyman) Çolo Süleyman derlerdi. İsim patentini alarak markalaştırdım. İzmir’de en az 300 bin kişi bu markayı biliyor.

İzmir’e nasıl geldiniz?

Hopa-Kemalpaşa’yı bilirsiniz, Eş dost ilişkisi belli bir süre sonra sıkıntı veriyor. Oradan bir şekilde uzaklaşma fikri doğuyor zamanla içinizde. Önce kuyumcu olmaya karar verdim. Bu hayalim de maddi imkansızlıklardan dolayı olmadı. Her şeyi arkamda bırakarak aldım kaşkol ile yeşil montumu, İzmir’e geldim.

O ilk bir ayınız nasıl geçti?

Benim için en önemli süreç. Bir kızla tanışıyorsun, evleniyorsun. Memlekete gidiyorsun, akrabalara “ben evlendim 10 gün önce, burada da bir düğün yapalım” diyorsun, yapıyorsun. İki gün sonra İzmir’e geliyor ev tutuyorsun. Hayatın bir anda resmileşiyor, ciddileşiyor. Yediğin, içtiğin, gezdiğin maddi yönden düşündürüyor seni. İş yok, eşim Seval Hanım çalışıyor, ben evde yemek yapıyorum, eşimi işten bekliyorum. Sağa sola iş için bakındım. Birisinin yanında kişilik olarak çalışamazdım. Eşimin altınlarını satarak biraz sermaye oluşturdum. Promosyon işine girdim. Bu işimle ilgili memlekette eş dost ve akrabalarıma işler yaptım. Kendimi geçindirecek kadar para kazandım.

Su hikayesini anlatır mısınız?

Sıcakların da etkisi ile çok su tüketiyordum. Cebimdeki paranın tamamını suya vermek zorunda kalıyordum. İlk marketimi de biraz bunun üzerine kurdum. Markete gelen su fiyatının benim verdiğimin 5’te biri gibi olduğunu gördüm. O an karar verdim ben de suyu 25 kuruştan fazla satmayacaktım. İzmir’de her yerde 4 katı satılan suyu ben 11 yıldır aynı fiyattan satıyorum. Marketim Üniversite Caddesi üzerinde olduğundan müşterilerim üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Dilden dile dolaşarak tüm İzmirliler duymuş oldu. Üniversitede Ekonomi bölümünde tez konusu oldum. Üniversiteden mezun olup yıllar sonra markete uğrayanlar hayretle hala nasıl 25 kuruşa su sattığımı düşünüyorlar.

Akrabalarınla başlamışsınız!

Kazandığım ilk paramı Cafeye yatırdım. Öğrenci olan Fikret Vayiç arkadaşımla başladık. Rahmetli Ertan Altunkaya geldi. Askerliği bitirmiş Antalya’ya gidiyordu. Birlikte bir şeyler yaparız diye yanımızda tuttuk. Asıl amacım 3 ortakla başladığımız işi büyütmekti, cafeler açalımdı. Tek dükkan üçümüze de yetmez dedim. Ben evli, onlar ise bekardı. Benim sorumluluklarım ile onlarınki farklıydı. Yollarımızı ayırdık. İkisine bıraktım kafeyi. Ben başka yerde tek başıma bir kafe açtım. Onu işletirken yan taraftaki kafenin mülkü satılıyordu. Kendiminkini devrederek, kız kardeşim Suna’nın da bileziklerini satarak borçlanarak satın aldım. Kriz dönemini yaşadım. Borçlarım iki katına çıktı. Bu krizden sonra burayı da satmak zorunda kaldım. Bir arkadaşım bu işleri biliyorsun, gel birlikte yapalım dedi. Sonrasında o işten de ayrıldık. Sonra market işine girme kararı verdim. Su hikayesi de buradan gelir. Su, bizim işimizi kat kat yukarılara çekti. Kazandıklarımızla geliştik. Marketi biraz büyüttük. Üniversitenin etkisi çok büyük. Küçükpark’ta tanındık. Herkes artık Çolo Tuncay’ın dürüstlüğü, çalışkanlığı, işinin ustası olduğunu öğrendi.

Çolo Café Bistro nasıl doğdu?

İçimde bir burukluk vardı. Öyle bir yer yapmalıyım ki tüm İzmir bunu konuşsun istedim. Allahın da yardımı ile amacıma ulaştım. Ciddi bir yatırımla Çolo Café Bistro’yu açtım. Açılışa Vali, Kaymakam, işadamları, sanayiciler, siyasetten birçok insan katıldı. 45 kişinin çalıştığı bir ortam oluşturduk.

Üniversite de ders konusu olduk!

Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu bir gün bana gelerek “Abi bugün seni ders konusu yaptık. Çolo Tekel Market, İzmir’de ciddi bir başarı elde etti. Acaba yeni açtığı Çolo Café Bistro’da da aynı başarıyı yakalayacak mı? Böyle bir ders işledik” dedi. Bunlar gurur duyduğumuz konular.

Başka bir hedefiniz var mı?

Karşıyaka, Bostanlı, Alsancak, Buca’da şubeler açmayı düşünüyoruz. İsim hakkını vereceğiz. Tabela parası almayı düşünmüyoruz. Biz sadece eğitimle ürünleri vereceğiz. Sadece cirodan yüzde 3 alacağız. 400 metrekare olması gerekiyor. Marketleri büyütmeyeceğiz. Mevcut olanları koruyacağız.

İzmir’de yaşamaktan mutlu musunuz?

Çok ciddi bir çalışmadan sonra ekonomik anlamda artık bir sıkıntım yok. 80 kişinin çalıştığı bir sistemi kurdum. Artık eşime, çocuklarıma, dostlarıma zaman ayırabiliyorum. Her yıl ailemle birlikte memlekete giderim. İzmir’in insanı biraz farklı. Avrupa şehri gibi düşünün, kılık kıyafet değişiyor. Sosyal alanlar, gezilecek tarihi yerler çok var. İzmir turizmin kalbi sayılabilir bir yerde. Çok farklı kültürlere sahip insanlar gelip gidiyor. İzmir’in rahatlığının en büyük sebebi Bulgar, Yunan, eski Yugoslav ve Giritlilerin çok fazla olması. Onlar, Avrupa kültürünü aldığı için İzmir insanına çok büyük katkısı olmuş. Rahatlık bundan kaynaklanıyor. Bana çok şey kattığına inanıyorum.

İzmir’de STK’larla aranız nasıl?

Vakıf ve derneklerin birleştirici, yapıcı ve destekleyici olması gerekir. Daha önce yaşadığım birçok olaydan sonra yararlı olmak adına İzmir Artvin Derneği Başkan Yardımcılığı görevini 5-6 yıl sürdürdüm. Hemşinliler Hizmet Vakfı’nda kurucu üyeyim. Gençlerin önünün açılması, katılımın artırılması, özellikle öğrencilere destek verilmesi gerekir. Bireysel olarak katkımı sonsuz veriyorum.

Son söz…

Hopa’da olmaktan korkuyorum. Özellikle Kemalpaşa merkezde biraraya gelmiş yığınca gençleri görüyorum. Ciddi bir alkol tüketimiyle uyuşturucu batağına giriyorlar. Şimdi bunlara şunu yapın bunu yapmayın deme şansımız yok. Hepsinin anne babası var, gereken eğitimi ve desteği onlar vermeli. Bunun için üzülüyorum.  İzmir’e eğitime gelen çocuklarını mutlaka takip etsinler. Özellikle kız çocuklarımızı aileleri yalnız bırakmasın. Aileden her şeyi öğrensinler.

Çolo Cafe Bistro’da Kahvaltı Keyfi

Çok rahatlıkla ailenizle gelebileceğiniz muhteşem bir serpme kahvaltı sizi bekliyor. Pisi ve Sigara böreğini tatmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Çolo Cafe Bistro’ya aç gelmeniz gerek, sonra aklınızda kalır. Kahvaltınızı yaparken fondaki müziği es geçmeyin. Kahvaltıyı kaçırdıysanız öğlen yemeğini bekleyin deriz. Özellikle akşamları ful bar ve kokteyllerle gecenin keyfini çıkarabilirsiniz. Bornova Küçükpark’ı çoğu İzmirli bilir genelde gençlerin buluşma alanı, sohbet etme yeri ve yemek yemek için ideal bir yer.

İzmir Bürokrasisi Ve İşadamlarının Buluşma Yeri Oldu

İzmir’in önde gelen simaları toplantı ve yemek organizasyonlarını artık Çolo Cafe Bistro’da gerçekleştiriyor. Rahat ve nezih bir ortamda yapılan toplantılar daha anlamlı oluyor.

En ucuz su çolo market 1’de!

Bornova Metro Sokak’ta 11 yıldır hizmet veren Çolo Market 1, açıldığı günden bugüne suyun fiyatını hiç değiştirmedi. 11 yıl önce 25 kuruş olan su, 2015 yılında da 25 kuruş. Markette tüm ürünler piyasa fiyatının çok altında. Kaliteli ürünleri ucuz fiyata sattıklarını belirten Tuncay Altunkaya, “Üniversite gençliğini seviyorum, desteğim olsun istiyorum” dedi.

Üniversite gençliği market 2’de!

Genç girişimci Tuncay Altunkaya, kazandığını yine Bornova’da aynı sektörde yatırım yaparak değerlendiriyor. Her geçen gün hedefini büyüten Altunkaya, aynı sokakta ikinci marketini de açtı. Özellikle gazete, dergi ve şarküteriye yönelik hizmet veriyor. Şık, lüks, kaliteli hizmet vermenin onuru ile kendisinde büyük bir manevi haz oluştuğunu belirtiyor. Aynı sokak girişinde ise İddaa bayi ile İzmirlilerin şans alışkanlıklarına cevap veriyor.

Ege’nin En Ucuz Tekel Bayii

Çolo Tekel, İzmir Bornova’da metro karşı sokağında hizmet veriyor. 11 yıldır aynı yerde hizmet veren ve giderek büyüyen yapısıyla, fiyat ve kalitesiyle, müşteriye odaklı hizmetiyle İzmirlilerin en ucuz Tekel bayisi olma özelliğini taşıyor. Kuruyemişte de Bornova’nın tek adresi. Altunkaya, “Fiyatlarımızı gören şaşırıyor. Yerli ve ithal çikolatalarımız kapışılıyor” dedi. Özellikle üniversite gençliğinin rağbet gördüğü bayi her geçen gün müşteri kitlesiyle genişliyor.

 

Etiketler: » » » » » »
Share
6156 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?
#

Halbaşı’dan Bornova’ya! Tuncay Altunkaya” için 1 yorum

  1. elif ekin : diyor ki:

    Allah yolunu acik etsin tuncay abi biliyordukta bu kadarini bilmiyorduk ne deyim basarilarin kat ve kat artsin colonun sesini izmir gibi bir sehirde duymayan kalmasin .