logo

Hakkari Hakkında Bildiğiniz Her Şeyi Unutun!


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Yazımın başlığı belki size iddialı gelebilir ancak yazdıklarımı bir bütün halinde okuduğunuzda bana kesinlikle hak vereceksiniz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Biz Anadoluyuz Projesi kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın desteklediği ‘Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi kapsamında Karadenizli Gazeteciler olarak Hakkari’ye geldik. Artvin, Trabzon, Ordu, Gümüşhane illerinden olmak üzere 6 gazeteci olarak Hakkari’ye 4 günlük program kapsamında düzenlenen geziye katıldık.

Geziye katılacağımı duyan arkadaşlarımın genellikle tepkisi ‘Ne işin var Hakkari’de’ şeklinde olmuştu. Herkes bu tepkiyi gösterirken haksızda sayılmazdı. Nihayetinde yıllar boyunca adını terör ile duyurmuş olan Hakkari’deki gezimiz hakkında bizimde kafamızda ciddi soru işaretleri yok değil idi. O kafamızdaki soru işaretlerine karşın son yıllarda Hakkari’den gelen terörden arınmaya yönelik haberlerin içimizi rahatlatması üzerine bu geziye katılmaya karar vermiştik. Trabzon’da bölgedeki gazeteci arkadaşlarımız ile bir araya gelince de çekincelerimizi aramızda konuşsak da her birimizin aldığı bilgilerin rahatlatması ile Hakkari’ye doğru uçakla yolculuğumuza başladık. Önce Trabzon’dan Ankara’ya ardından da Ankara’dan 1 saat 45 dakikalık bir yolculuğun ardından Hakkari semalarına ulaştık. Uçağımızın Hakkari semalarına ulaştığında gördüğüm manzara karşısında adeta şok olmuştum. Hakkari’nin yüksek dağlarının tamamı karla kaplı iken dağları aştıktan hemen sonra karşımıza çıkan ovalarda ise kardan esinti kalmamıştı. Yukarıdan Hakkari’nin o büyük dağlarına baktığımda ise ilk anda aklıma gelen şey bu bölgenin Artvin’e benzediği idi. Ovaları tabi ki saymıyorum, ovalar bizim ilimizi andırmasa da yine de büyük dağlar, Artvin’in dağlarını bana hatırlatırken o dağların Artvin’deki dağların çıplak halleri cümleleri dilimden dökülüyordu.

Bu duygularla Yüksekova Havalimanı’na indik. Bizi Hakkari Emniyet Müdürlüğü’nün personelleri ile Hakkari Kültür Turizm İl Müdürü İdris Ağacanoğlu karşıladılar. Yüksekova Havalimanında sıcak bir şekilde karşılandıktan sonra Hakkari’ye doğru yola çıktık. Yüksekova’dan karayolu ile yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yolculuk ile Hakkari’ye ulaştık. Yol boyunca zaman zaman kendimi Ardanuç’a doğru, zaman zaman ise Yusufeli’ne doğru seyir halinde olduğumu hissediyordum. Sizlerinde bir gün yolu bu bölgeye düşerse eminim ki sizlerde aynı duygulara kapılacaksınızdır.

Hakkari’de Bizi Bir Artvinli Karşıladı

Burada beni büyük bir sürpriz bekliyordu. Hakkari’nin tam girişinde tesadüfen bizimle aynı uçakta yer alan Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak’ı karşılamak üzere bekleyen Hakkari İl Emniyet Müdürü Süleyman Suvat Dilberoğlu’yu görmüştük. Bu isim size de yabancı gelmemiştir. Suvat Dilberoğlu, uzun yıllar Artvin’de de görev yapmış ve Artvinli olan bir isimdi. Haliyle kendisini görünce de hemen yanına gittik. Bizi görür görmez bize sarılan ve sıcak bir şekilde bizleri karşılayan Suvat Dilberoğlu ile Hakkari Valisi Toprak gelene kadar ayak üstü sohbet ettik. Vali Toprak’ın gelmesinin ardından da Sayın Vali ile ayak üstü kısa bir sohbetin ardından Hakkari Emniyet Müdürlüğü’ne gittik. Değerli hemşerimiz beni kendi arabasına alırken, kısaca Hakkari’deki iki yılını bana anlattı. Yol boyunca bizimde aldığımız bilgileri doğrulayan bu açıklamalar benim Hakkari ile ilgili bildiğim ve duyduğum her bilgiyi boşa çıkaran ve unutturan bilgiler idi. Yol boyunca Hakkari’de artık huzurun hakim olduğunu ve Hakkari’den terörün izlerinin de büyük bir ölçüde yok edilmeye başlandığını anlattı. Bunları sadece asayiş yönünden alınan tedbirlerle değil insanlara dokunmayla başardıklarını anlattı. Valisinden Emniyet Müdürlüğü personeline, Askeri personelden Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyumuna kadar herkesin büyük bir gayret göstererek büyük bir işin başarıldığını bana anlattı. Bütün bunları yaparken de halka dokunmanın yanı sıra gençleri de kazanma adına sosyal ve sportif alanda çok anlamlı çalışmalara imza atarak Hakkarilinin güvenleri kazanıldığını büyük bir mutluluk ile öğrendik. Hakkari’ye girişimizden itibaren hepimizin hissettiği o huzur ortamına nasıl ulaşıldığını öğrenmek büyük bir mutluluk idi. Hakkari Valisi’nin de Hakkari İl Emniyet Müdürü’nün de sivil plakalı araçlarla değil, bizzat resmi plakalı ve Türk Bayraklı makam araçları ile gidilmedik köy, ulaşılmadık bir yayla bırakmadan gezdiklerini de öğrenince Hakkari’nin geleceğine daha da güvenli bakar olduk.

Hakkari’de Her Şey Değişmiş

Hakkari’nin girişi ile Artvin’in girişi birbirlerine benzer bir durumda. Zap suyunun aktığı nehir kenarındaki giriş ile bizim eski Köprübaşı mevkiinin benzerliği şaşırtmıştı beni. Daha sonra yukarılara doğru tırmanmamız da Artvin’in virajlarını andırıyordu. Hakkari’nin girişinde alınmış tedbirleri abartılı bulanlar olabilse de inanın geçmişe bakınca Hakkari’de bugün sağlanmış güven ve huzur ortamı için bu gerekli bir durum olarak algılanmalı. Hakkari’ye ilişkin ilk izlenimlerimi belirtmem gerekirse şehrin her yerinde polis araçlarını görmenin dışında polislerin bize anlatıldığının aksine sivil değil resmi kıyafet ile dolaşmaları Hakkari’de bir çok şeyin değiştiğini gösteriyordu. Özellikle de Hakkari Emniyet Müdürlüğü’ne girdiğimizde engelli gençlerin Hakkari İl Emniyet Müdürü Suvat Dilberoğlu’nu bekleyişleri ise görülmeye değerdi. Adeta kendi babaları, amcaları, ağabeyleri gelmiş gibi karşılayan engelliler ile onların yakınlarının samimiyetleri de artık Hakkari halkının da eski günleri istemediğini bize gösteriyordu. Hakkari’nin dört bir yanında Türk Bayrakları ile donatılmış olması ise inanın bir çok şeyin kanıtı gibiydi. Hakkari’nin yollarının asfalt olması, binaların yenilenmiş görüntüsü, hastanesinden valilik binasına, belediyesinden diş hastanesine kadar çok büyük bir değişimin gözle görülür olması işte özlenen Hakkari bu dedirtiyordu.

Bu cümlelerimi inanın sizlerde abartılı bulamazsınız Hakkari’ye gelmiş olsanız. Hakkari’de insanların mutluluğu hemen göze çarpan bir konuydu. Sokaklar insan ile doluydu. Gençler, kadınlar, yaşlılar huzur içerisinde yollarda yürürlerken, esnaf ise sokakların tıklım tık kalabalık olmasından memnun görünüyorlardı. Esnafın önemli bir bölümünün kadınlardan oluşması, lüks kafeler, eğlence merkezleri, lüks binalardaki işyerleri, kaldırımlar, asfalt yollar falan inanın değişimi anlatmakla bitiremem. Buraya adeta devletin eli değmiş. Her yönüyle değmiş.

Hakkari’de Gece Huzur Ve Güven İçerisinde Gezdiğimize İnanamıyorum Ama Bunlar Gerçek

Hakkari ile ilgili değerlendirmelerim birkaç gün daha sürecek ama bugün ki değerlendirmelerimde Hakkari akşamlarından bahsetmek istiyorum. Hakkari’ye ulaşıp akşam yemeğini bizleri karşılayan Hakkarili gazeteci arkadaşlarımız ile birlikte yedik. Yemeğin ardından ise çok güzel bir tiyatro etkinliğine katıldık. Son derece güzel bir Türkçe ile sergilenen o tiyatro oyununa bir sonraki köşe yazımda değerlendireceğim ancak inanın mükemmel idi. Gençlerin tiyatro başta olmak üzere bir çok sanat dalı ile faaliyet içerisinde olmalarını görmek müthiş bir duygu idi. İşte o tiyatroyu izledikten sonra ve gençlerin ilgisini ve mutluluğunu gördükten sonra Hakkari’de bir çok şeyin değiştiğine tam olarak inandım.

Tiyatronun sonrasında ise Hakkari sokaklarında akşam gezmesine başladık. Tek tek tüm mahalleleri gezerken herkesin samimi bakışları ve hoş geldiniz cümlelerini görmek inanılmazdı. Hangi sokağa girseniz yaşayan bir şehir görürken Hakkari’nin merkez çarşısında ise inanılmaz bir kalabalık eşliğinde yürüyorsunuz. Genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek herkes adeta sokakta. Ya sokakta dolaşıyorlar ya alışveriş yapıyorlar ya da Hakkari’deki kafeler de oturarak sohbet ediyorlar. Hakkari’de görev yapan memurların mutlulukları da gözlerinden okunuyordu. Hakkarili’sinin de Hakkari’de görev yapanın da mutlu olduğu bir şehri gördük. Hakkari sokaklarında gece 12’lerde dolanıp güven içerisinde gece yürüyüşü yaparken, Hakkari’ye gelmeden önceki düşüncelerimiz ile Hakkari’deki düşüncelerimizin bu kadar mı fark edebileceğinin sohbeti içerisinde Hakkari sokaklarında dolaşıyorduk. İnanılmaz idi. Hani bir tane mi sizi rahatsız eden bir durum olmaz. Bir dönemi terörle anılan bir ilin sokaklarında dolaşırken içinizde hiç mi tedirginli olmaz. Buna inanmak mümkün mü? Kendim gelmemiş olsam ve görmemiş olsam emin olun ki asla inanmazdım ama durum bu idi.

Bugün ki yazımın son bölümünde kısa bir özet yapmak istiyorum. Hakkari’de görev yapan memurundan işçisine, Hakkari’de yaşayan halktan Hakkari’nin esnafına kadar yüzü gülen insanlarla bir gün geçirmenin keyfini inanın sizlere anlatamam. Belki de ülkemizin en misafirperver insanlarının yaşadığı bir il ile karşılaşmanın mutluluğu tarif edilemez. Hiç tanımadığınız bir esnafın size yaptığı ikramlar. Bizim misafir olduğumuzu belirterek çay ikramlarında bulunan esnaflar. Ömürlerinde ilk kez gördükleri insanlara selam veren bayanlarla ayak üstü Hakkari üzerine sohbetler yapabilmek. Artık terör istemiyoruz, huzur ve güven içerisinde biz Hakkari’de yaşamak istiyoruz diyen insanlarla mutlu sohbetler yapmak. Ne diyebilirim ki? Anlatılmaz yaşanır diyorum. Her şey mükemmeldi. Bu mükemmelliği yaşatanlardan Allah razı olsun.

Ve son bir not daha ekleyelim. Hakkari başta olmak üzere tüm ilçelerinde belediyelere kayyum atanmış. Hani kayyum atanınca büyük tepkiler olacağını belirtmişlerdi. Halkın kayyumlara isyan edeceğini belirtenlerin aksine bugün kayyumların yaptıkları hizmetlerden dolayı keşke hiç seçimler yapılmasa da kayyumlar görevlerinin başlarında kalmaya devam etseler diyen vatandaşları görmek sanıyorum ki bu ülkenin geleceği için bizlerin güveninin yüz kat arttıran etmen olmuştur.

Diyorum ya Hakkari ile ilgili bildiğiniz ve duyduğunuz her şeyi unutun ve bir gün sizinde fırsatınız olur ise mutlaka Hakkari’ye gelin. Bambaşka bir Hakkari ile mutlu, huzurlu, güvenli bir Hakkari ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

Share
240 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Artvin, AK Partili Belediye Olduktan Sonra Kabuğunu Kırdı

    15 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz günlerde yaklaşık beş yıldır Artvin’e gelmeyen bir arkadaşım Artvin’e geldi. Bu arkadaşım ile Artvin’e gelmeden önce yaptığımız görüşmelerde sürekli olarak Artvin Merkez’in çok değiştiği üzerine sohbetler yapıyorduk. Bu değişim ile ilgili olarak büyük bir merak uyandıran benim söylemlerim karşısında arkadaşımda büyük bir merak uyanmıştı. Bu değişimi bizzat kendi gözleriyle görmek istediğini söyleyen arkadaşım ile yaptığımız Artvin gezisi sırasında arkadaşımın söylemi tam olarak “Artvin AK Partili Belediye olduktan sonra kabuğunu kırm...
  • Maden Şirketi Artvin’i Hiçe Sayar Bir Tavır Takınıyor

    12 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazımı okuyanlar bana bir takım eleştirilerde bulunabilirler. Artvin’de maden çıkmasına ve maden şirketine destek vermem nedeniyle bu yazımı garip karşılayabilirler. Hatta nemalanmamın bitmesi nedeniyle bu tür bir yazı yazdığımı da ileri sürebilirler. Ben bu eleştirilere saygı duyuyorum ancak bilinmesini isterim ki ben her zaman yanlış gördüğünü yazan bir gazeteciyim. Şirketle ilişkilerimin en iyi olduğu dönemlerde dahi yapılan hataları dile getiren bir ismim. Bu sebeple ilişkilerimi, hatta ve hatta maddi anlamda olan ilişkilerimi bile hiçe ...
  • Domatis domates olunca tadı kaçtı

    10 Ağustos 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Köyümüzde domatese yerel şive ile domatis deriz. Domatisin biçimsiz bir yapısı vardı ama tadı güzeldi, domatesin biçimi güzelleşti ama tadı bozuldu. Öğrencilik ve iş yaşamı nedeniyle köyden ayrılınca domatis domates oldu. Köyümüzde tamamen doğal olan domatis öğrencilik ve iş yaşamında lezzetini kaybetti. Köyümüzde alt çenemizi biraz ileri sürerek çayı fırt çeker gibi ısırarak ve ağzımızı şapırdatarak domatis yerdik. Domatesi ise bıçakla dilimleyerek yemeye başladık. Sonra domateslerin hormonluları çıktı, buna da alıştırıld...
  • Yerel Seçimler Yaklaşırken

    06 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçim yapılan ülke İslam ülkesi de olsa sadece Müslümanlar sorumlu olmazlar. O ülke vatandaşlarının tamamının sorumlu davranması gerekir. Türkiye de TC vatandaşı olan Müslim gayri Müslim iktidar muhalefet herkesin Türkiye nin menfaatlerini düşünerek kendini sorumlu tutması gerekir. Ortak menfaatlerin ortak tehlikelerin olumlu veya olumsuz etkileri de TC vatandaşlarının hepsine ortaktır. Ölçü ve denge kaybolmadan yolumuza devam etmeliyiz. Duyduklarımızı etrafımızdaki kişilerin amirlerin hoca vs.lerin tavırlarını sorgulamadan kabul...