logo

Hakkari Gezimizden Terörün Nasıl Biteceğine İlişkin Tespitlerim


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Bildiğiniz üzere İçişleri Bakanlığı himayesinde yürütülen “Basın Mensupları Gönül Elçisi” projesi kapsamında Karadeniz Bölgesi’nden Hakkari’ye giden gazeteciler 5 günlük Hakkari gezisi gerçekleştirdik. Hakkâri’nin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Basın Mensupları Gönül Elçisi Projesi Koordinatörü Ahmet Külekçi başkanlığında Artvin, Gümüşhane, Trabzon ve Ordu’dan Hakkari’ye gezisine 6 kişilik gazeteci grubu katılmıştı.

Muhteşem bir gezi oldu. Hakkari’ye ilişkin olarak bu gezide güzel tespitlerde bulunduk. Bizlere bu gezide misafirperverliklerinden dolayı başta Hakkari Valisi Cüneyit Orhan Toprak olmak üzere gezimize katkı gösteren, yardımcı olan herkese teşekkür ediyorum. Hegbamızı doldurarak Artvin’e geriye döndük. Artvin’den Hakkari’deki tüm dostlara selamlarımı gönderiyorum.

Hakkari’de iyi bir şekilde ağırlandık. Hakkari insanının misafirperverliğini asla unutamayacağım. Hakkari’nin gönlü zengin esnafını, misafirperver halkını, kahraman asker ve polislerimizi, bize gönüllerini açan yerel basın mensuplarını, kısacası Hakkari’yi unutmamız mümkün değil. Güzel dostluklar edindik, umarım kısa süre içerisinde yine Hakkari’ye gideriz. Artvin’den gazeteci grubunu açıkçası Hakkari’ye götürmek ve oradan da Artvin’e getirmek en büyük dileğim. İçişleri Bakanlığı’nın “Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi”nin ne denli isabetli olduğunu deneyimleyerek gördük. Bu projenin mutlaka devam etmesi gerekiyor. Yeri geldiği için Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya teşekkürlerimi iletiyorum. Tabi ki projenin koordinatörü Artvinli hemşerimiz Ahmet Külekçi’yi de unutmamak gerek. Külekçi, bu işi sevdiği kadar bu işi iyi de götürüyor. Onun uhdesinde devam etmesi hem tecrübesinden yararlanılması hem de disiplinli gezilerin gerçekleştirilmesi açısından önemlidir. Umarım daha çok gazeteci bu geziye katılır da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun terörden arındırılmış şekliyle turizme açılmasına katkı gösterir.

Sadece Hakkari İçin Değil Bölge İçin Terörün Sona Erdirilmesi Şart

Doğu ve Güneydoğu bölgesinin büyük bir bölümünü daha önce çeşitli vesilelerle gezmiştim. Hakkari ise gitmediğim illerden idi. Gitmeyi çok arzulamıştım ve bu vesile ile de bu ilimize gittim. Doğası ve insanları ile Artvin’e ve Artvinlilere benzeyen bir Hakkari duyuyordum ki karşılaştığım manzara da budur.

Geziye katılmadan önce Hakkari cümlesini duyunca insanın bir içi ürperiyor. Sanıyorum ki bizim o kısacık gezi için hissettiğimiz duygular Hakkari’ye tayini çıkanlar için daha yoğun hisler olarak yansımaktadır. Hakkari nihayetinde adı terörle anılmış bir kent ve korku salması doğaldır. Doğaldır ki insanların önyargıları bulunmaktadır ve bu ön yargılar oraya gitmeden sona eremez. Televizyonları açtığınızda, gazeteleri okuduğunuzda Hakkari’ye dair duyduğunuz en yoğun haberler genellikle terör olayları oluyor. Hakkari başta olmak üzere bu bölgenin kalkınmasını istiyor isek mutlak surette terör olaylarını sona erdirmek gerekiyor. Bugün ki yazımda da açıkçası tespitlerimi naçizane yayımlayacağım. Bizlerin tespitlerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Atılmış güzel adımlar olduğu gibi atılması gereken adımların da olduğunu düşünüyorum. Hakkari başta olmak üzere bu bölgedeki illeri kalkındıracak isek öncelikle insanlarımızın gönül rahatlığıyla bölgeye gidebilmesi gereklidir. Buna tayini çıkan asker, polis, öğretmen ve kamu görevlileri dahil. Belki bugün Hakkari’de bir şekilde yaşayan insanların önyargıları kaybolmuştur ancak bunu tüm yurda sirayet etmesi gerekir. Her şeyden önce önyargıları yıkmak gerek ki bunun içinde kararlı adımlar atmak ve bu adımları da sürekli kılmak şarttır.

Terör Nasıl Sona Erer?

Gelelim önyargıları yok edecek olan terör algısına. Bu algının sona ermesi terörün sona ermesine bağlı olduğuna göre terörü nasıl bitireceğimize bakalım. Mutlaka bu konuda kafa yoran ve mücadele eden çok sayıda insan olduğu gibi asker, polis, siyasetçi ve devlet adamlarının da gündeminde bu konu vardır ve çalışıyorlardır da. Benim tespitlerimin de konuya yarar sağlayacağını düşünüyorum.

Her şeyden önce terörü bitirebilmek için son iki yıldır uygulanan güvenlik yöntemlerinin kesintiye uğramadan devam etmesi gereklidir. Siyasi ve sosyal projelerin harekete geçirilmesi ve başarıyla uygulanması için güven ortamı şarttır. 80’li yıllardan çözüm süreci dönemine kadar uygulanan güvenlik yöntemlerinin yetersizliği bilinen bir gerçektir. Çözüm süreci ile kesilen güvenlik süreci son iki yıldır çok farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Asker-Polis işbirliği, her ikisinin istihbarat güçleri ile MİT’in katkılarıyla yürütülen askeri çözümler benim tespitlerime göre son iki yıldır inanılmaz bir başarı sağlamıştır. Sınırlarda üst noktalardaki Kalekollar ile sağlanan sınır güvenlikleri ile içerilerde ve sınır ötesinde alınan tedbirlerin teröristlerin tam anlamıyla yok edileceği ana kadar devam ettirilmesi gerekmektedir. Burada en dikkat edilecek husus hiç kuşku yok ki herkese terörist muamelesi yapmamaktır. Her toplumdan çıkabilecek bu tür insanların olabileceğini görebilmek lazım. Bölge de teröre destek veren insanlar çıkmış ise bu insanların bir bölümü gönül rızası ile milliyetçilik duyguları ile destek vermiş olsa da teröre mecburiyetten destek vermek zorunda kalan veya ses çıkarmayan insanların sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur. Bölge halkından terör bitsin diye bedel ödeyen hatta canlarını veren insanların oranı da oldukça büyüktür. Kısacası bu bölge tamamıyla bedel ödemiştir. Burada benim altını çizeceğim husus şudur ki devlet vatandaşına, gencine, çocuğuna, kadınına, yaşlısına, bürokratına, siyasetçisine, sporcusuna, esnafına sahip çıkamayınca oluşan boşlukta birileri sahip çıkmıştır ve terör olayları büyümüştür. Devlet, her bir fertten bu bölgede haberdar olmalıdır ve her bir ferdi tek tek kontrol altında tutmalıdır. Kimin ne olduğu ve kimin neyi amaçladığı iyi tespit edilerek öncelikle halkın güvenliği sağlama alınmalıdır. Çözüm sürecinde olduğu gibi meydan boş bırakılır ise terör olaylarının bölgede yeniden terör olaylarının artması büyük bir olasılıktır. Hakkari’de yaptığım gezilerimde ve görüşmelerimde tek bir ses yükseliyordu.

Çözüm Süreci Bir Daha Asla

Hakkari gezimizde görüşmelerde bulunduğum herkesten tek bir ses yükseliyordu. Bu seste kesinlikle çözüm süreci bir daha asla olmasın. Evet, siyasi ve sosyal çözümler masaya yatırılsın ve bu konuda bir şeyler yapılsın ama çözüm sürecinde yaşanan güvenlik boşluğu ve başıboşluk bir kez daha asla yaşanmasın. Hakkari’de herkesin dilinden dökülen bir başka cümleler ise “Bizi bir daha PKK’nın eline bırakmayın. Çözüm süreci iyi hoş da başıboş bırakılınca buralar, birileri hüküm sürdüler ve terörün alt yapısını daha rahat oturtturdular. Türkiye çözüm sürecinden sonra büyük bedeller ödedi. Bu bedeller aynı zamanda     devletin içine sinmiş hainlerle birlikte oluşturulan tezgahlar ile birlikte güvenlik boşluğu bizi canımızdan bezdirdi. Devlet halkını unuttu ve halkta PKK’nın ve onları yaltakçılarının ellerine düştü. Bir daha benzeri olaylar yaşansın istemiyoruz. Huzuru seviyoruz ama bu huzur daim olsun ve anneler ağlamasın derken tedbir elden bırakılmasın. ” oluyordu. Bence devlet gereken dersi çıkarmıştır. Devletin içine sızmış hainlerinde destekleriyle oluşan o boşluk umarım bir daha yaşanmaz. Artık bu boşluklar nedeniyle hiç kimse bedel ödemek istemiyor. Bu böyle biline.

Kayyumlar Devam Etmeli

Bir başka tespitim ise bu bölgede atanan kayyumların devam etmesi gerektiği gerçeği ile ilgili. Kayyumların atanması aynı zamanda terörün belinin kırılmasına neden oldu. Teröre destek vermek istemeyen halk ile teröre destek verenlerin arasına güzel bir set örünmüş bu vesile ile. Ayrıca devlet kurumlarının da bir şekilde PKK tarafından kullanılmasının da önüne geçilmiş. Yakın bir gelecekte yerel seçimler olacak. Kayyumların mutlaka bir dönem daha devam etmesi gerek. Son iki yılda yapılan hizmetlerin ve alınan önlemlerin iyice oturması için bence bu bölge de OHAL’in sürdürülmesi ve kayyumlar aracılığıyla yerel yönetimlerin yönetilmesi gereklidir. Kayyum bölgeye huzur getirmiş. Huzurun yanı sıra da hizmeti getirmiş. Hizmetten halk memnun. Daha çok huzur ve daha çok hizmet için kayyumun devamı şart. En az dört yıl daha devam ederse bölgede kayyum uygulaması bence terörün esamesi bir daha asla okunmaz.  

Çocuklar Ve Gençlerin Spor Ve Sanata Yöneltilmesi Devam Etmeli

Hakkari’de gençlerin, çocukların, öğrencilerin spora, sanata, bilimsel araştırmalara yöneltildiğini gördük. Deneyimli öğretmen ve öğreticiler sayesinde gerçekleştirilen çalışmalar ve bu yöne yapılan yatırımlarla birlikte sadece Hakkari’de 15 Binin üzerinde çocuk ve genç spora, sanata ve bilime yönlendirilmiş. Bu uygulamanın devam etmesi şart. Ayrıca Hakkari’de görev yapacak olan öğretmenlerin daha deneyimli insanlardan tercih edilmesi ve bu bölgelerde öğretmenlik yapan insanlara mutlak surette daha yüksek maaşlar ve sosyal imkanlar sağlanmalıdır. Bu aynı zamanda tüm kamu personeli için uygulanmalı. En azından beş yıl böyle bir imkan getirilmeli ve bu bölgede çalışan insanların daha istekli ve arzulu çalışmalarına imkan tanınmalıdır. Daha deneyimli insanlar bölgeye daha yüksek maaşlar için tercihte bulunabilirler. Tabi ki daha çok okul ve daha çok hizmet yapılmalı. Bu hizmetlere de halkın katılımı ve desteği sağlanmalı. Devletin her bir bireye ulaşması ve bu hizmetleri onların anlayacağı dilden anlatması da gerekli. Ayrıca artan eğitim imkanları tam bir seferberliğe dönüştürülmeli ve yatılı okullar aracılığıyla ailelerin öğrenci okutma derdine son verilmesi gerekiyor. Yurtlarda okuttuğunuz çocukları da bu devlete ve millete bağlı bir nesil olarak yetiştirirsiniz ve terörün alt yapısını çökertirsiniz.

Güvenlik Güçlerinin Konaklama Sorunları Giderilmeli. Kiralar Yüksek Geliyor.

Hakkari’deki bugün ki huzur ortamını sağlayan unsurlar hiç şüphe yok ki güvenlik güçleridir. Güvenlik güçlerimiz yani askerimiz, polisimiz bu bölgede görev yaparken Hakkari’de ev sorununun hat safhada ve kiraların yüksek olması asker ve polislerimizin ailelerini bu bölgeye getirememelerini sağlarken, birçok güvenlik personeli evlenememekte veya evliliklerini ertelemektedir. Kafası rahat olmayan güvenlik personeli her daim sorun olur. Güvenlik personelinin yüzünü güldürürseniz daha rahat görev yaparlar ve kendilerini tam olarak işlerine verirler. Bu da böyle biline.

Çözümüm kesinlikle yeni lojmanlar yapılmalı ve daha çok güvenlik personelinin bu lojmanlardan yararlanması sağlanmalı. Mutlaka toplu konutlar da yapılmalıdır. Hakkari belki de 5 yıl sonra bugün ki nüfusunun 2 katı olacaktır. Bu Hakkari’nin geleceğine yapılmış adım olacaktır.

Gençleri İşsiz, Başıboş Bırakmamalı

Hakkari’de gençleri işsiz ve başıboş bırakırsanız bu gençlerin kafalarının birileri tarafından çelinmesinin önüne geçemezsiniz. Yıllarca iş, aş, evlenme hayali kuran gençler bu emellerine ulaşamaz ise, cebinde bir lira ile dolaşır ise birilerinin bunlara hayallerini empoze etmesinin önüne geçemezsiniz. Mutlaka bu bölgede büyük teşvikler ile yeni iş sahalarının açılmasını sağlatmak gerek. Gerekirse 5 yıl vergi alma bu bölge de ki bu bölgeye iş dünyası yatırım yapsın. Hatta üzerine para ver ki gençler dağa çıkmasın da iş sahibi olsunlar. İşi, aşı, evi, yurdu olan insan teröre bulaşmaz. Bu tür gençleri de kimse kandırmaya fırsat bulamaz. Buraya harcadığın parayı da güvenliğe daha az harcayarak amorti edeceğine göre bölgede gülen yüzler bulursun ve devletini milletini seven ve bu cumhuriyete sıkı sıkı bağlı insanlarla karşılaşırsın.

Benim naçizane tespitlerim şimdilik bunlardır. Ben bu tespitlerimi gerek Cumhurbaşkanlığı ile gerekse de İçişleri Bakanlığı ile de paylaşacağım. Umarım huzur sürecine bir katkımız olur.  

Share
143 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...
  • Zaptiye

    10 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Arapça ḍabṭ ضبط  "tutma, denetleme, disiplin altına alma" sözcüğünden türetilmiştir.  "II. Mahmut zamanında kurulan kırsal güvenlik askerine verilen ad"  "1869'da kurulan polis teşkilatının adı" Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli kuruluşlara verilen ad. Kaynak:http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com/2013/09/401-osmanli-ordusunda-reform.html Kaynak: https://laiksozluk.net/zaptiye_20725 İslam’ın zuhurundan itibaren varlığı bilinen zabıta işleri Emeviler devrinde kurumlaşmaya başlamıştır. Bu döne...