logo

Gürcistan, Üzümün Ayakla Çiğnendiği İlk Topraklardır


Buket Çelik
buket.celik@08olay.com

Değerli Artvin 08 Olay okurları,  Gürcülerin Sofra Ritüellerine ve Gürcistan’ın Ahalsopheli Köyü, Acara Köyü’nde yaptığım gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Gürcü Sofrasının Vazgeçilmez İçkisi Şarap

Gürcistan’da şarap ve şarapçılığın hayli eski bir tarihi vardır. Gürcistan, yalnızca üzümün değil şarabın da vatanı kabul edilir.

Bir İngiliz bilim adamının da yazdığı gibi Gürcistan, üzümün ayakla çiğnendiği ilk topraklardır.

En eski şarabın İran’da yapıldığı (İÖ 5000) düşüncesi, son dönemdeki arkeolojik kazıların sağladığı bulgularla değişti. Gürcistan’daki kazılar, Gürcü şarabına ilişkin kanıtların daha erken tarihli olduğunu gösterdi. Yabancı bilim adamları, küplerin iç yüzeylerinde şarap izlerini buldular ve bu buluntuları yaklaşık olarak İÖ 8000 yılına ait tarihlerdir. Gürcistan’da üzüm ve şarap kültü hayli önemlidir. Şarabın bilindiği kültürlerde, bu içki her zaman önemli kabul edilmiş ve tanrılarla kralların içkisi sayılmıştır. Gürcistan’da şarap, kutsal olmasının dışında, ilaç olarak da kullanılmıştır. Eskiden şarap, neredeyse bütün hastalıkların devası sayılıyordu. Şarap, Gürcü toplumsal yaşamının, sofrada her şeyden önce yer alan, başta gelen unsuruydu. Gürcistan’da şarabın köklü tarihinin bir sonucu olarak da üzümün yetiştirilmesi, bakımı, sıkılması, şarap yapımı ve ondan yaralanma geleneği oluşmuştur.(Konapedia,2013)

 

Gürcistan‘ın şarapları ünlüdür. Özellikle yarı tatlı kırmızı şarapları dünya literatüründe isim yapmıştır. Burada şarapları uluslararası piyasanın zevkine göre değil, kendi zevklerine göre yapılır. Kindzmarauli, Hvanckara cinsi üzümler ile yapılan kırmızı şaraplar ise en önde gelenlerdir.

Tamada

Tamada, gürcülerin yeme içme geleneğinde sofrayı yöneten kişidir. Sofrayı yönetecek olan liderdir. Bu gelenek ve kurallarının korunmasından ise tamada sorumludur. Eğer sofrada birden fazla Tamada var ise Tamada kendine tolumbaşı yani  yardımcı seçer. Sofrada konuşulacak konuları Tamada belirler konular ahlak kuraldı göz önünde bulundurularak seçilir. Çünkü zaman zaman sofralarda çocuklarda yer almaktadır. Bu yüzden çocuklara vatan sevgisi, ulusal değerler aşılamak için sofrada konuşulacak konular dikkat edilerek seçilir.

 

 

Tamada Kurumunun Kökleri

Tamada kurumunun çok eski olduğunu arkeolojik buluntular da göstermektedir. Gürcistan’ın değişik bölgelerinde yapılan kazılarda, elinde kandzi (boynuzdan yapılan içki kabı) gibi ilginç içki kapları tutan tamada tasvirleri ortaya çıkmıştır. Bazıları ayakta bazıları da oturarak tasvir edilmiştir. Ortaya çıkarılan bu buluntuların en eskisi şimdilik İÖ 7. Yüzyıla tarihlenmektedir. (Konapedia,2013)

Kandzi

Gürcüler şarabı kandzi ve kupalarla içiyorlardı. Daha sonra kadehlerle içilmeye başladı ve bugün de bu böyledir. Kandzi, öküz veya yabankeçisi boynuzundan yapılır. Boynuzlar, içi iyice temizlenir ve parlatılır. Yabankeçisi boynuzu hayli uzundur ve kıvrımlıdır. Bundan dolayı şarap içerken yabankeçisi boynuzu omza koyulur ve tek elin yardımıyla içilirdi. Günümüzde Tamada’nın(veya şarap içen herhangi birinin) geleneğe uygun biçimde şarap içerken içki kabını sağ elde tutması, dirseğini omuz hizasında kaldırması ve şarabı bu şekilde içmesi geleneği buradan gelmektedir.

 

Tamadalık kurumu çok önemlidir ve ilginç bir etnografik geçmişi vardır. Bu gelenek Gürcülerin kültürünü, gündelik yaşamını, toplumsal ilişkilerini çok iyi yansıtır. Ne var ki çağdaş dönemde pek çok şey değişikliğe uğramış, pek çok gelenek silinip ortadan kalkmıştır. Bugünkü Gürcü sofrası da geleneksel sofrasından uzaklaşmıştır. Her şeyden önce bu, aynı sofrayı paylaşanların birbirlerine gösterdikleri saygıyla ilintilidir, yoksa söz konusu sofra  anlayışı ve Tamadageleneği, Gürcü kültürüne son derece uygundur.(Konpedia,2013)

Gürcülerde Misafirliğin Adı ‘Tanrı Misafiri’dir

Gürcülerin softa ritüellerinden öğrendiğimiz dostane ilişkiler Gürcülerin günlük yaşamında da yerini almıştır.

Gürcülerin şüphesiz en güzel özellikleri ise evlerine gelen misafirlere sofra açmalarıdır. Ve bu davranış Gürcülerin evlerine gelen misafirlere dostluklarının göstergesidir. Birbirlerine güvenilebileceğinin işaretidir ya da dostane ilişkilere başlayacaklarının temennisidir.

Gürcülerde ev sahiplerinin bütçesi ne ise misafir karşılama konusunda fakirlik unutulan bir sosyal olgudur. Ekonomik olanakları kısıtlı olan Gürcüler Tanrı Misafiri adı verdikleri kişilere evlerinde adeta yemek şöleni yaşatırlar. Hem damak zevkine hem de göze hitap eden “sofra kültürü” Gürcülerde misafirperverliğin simgesi olmuştur.Düğün törenlerinden, cenaze törenlerine, kına gecelerinden, sünnet törenlerine kadar hemen hemen her özel günde sofra oldukça önem arz eder. Artvin’deki Gürcülerde sofra ve sofra sunumu oldukça yaygındır. İki tarafın Gürcülerinde de misafirliğin adı ‘Tanrı Misafiri’dir.

Dostane ilişkilere bizzat şahit olduğum Gürcistan’ın Ahalsopheli Köyü ve  Acara Köyü’nde yaptığım  gözlemlerime gelin hep beraber yolculuk yapalım…

Gürcülerde Kız İsteme Ve Nişan Ritüeli

Batum’un Ahalsopheli Köyüne yaptığım ziyarette köylüler üzerinde yaptığım gözlemde kız isteme ritüelinin oldukça renkli bir gelenek olduğuna şahit oldum.

Sevgili Artvin 08 Olay okurları, bana evinin kapılarını açan AlexsandraSurmanidze ile yaptığım keyifli röportajda kız isteme merasiminden düğün törenine kadar uzun uzadıya zevk alarak dinlediğim röportajımı sizlerle paylaşıyorum.

Merakla dinlediğim Surmanidzeşöyle ifade ediyor kız isteme ritüelini: “erkek tarafından üç kişi kızı ailesinden istemek için kız evine gider. Allah’ın emri ile kız istenir. Eğer kızı babası vermez ise kız evinde açılan sofraya da erkek tarafı oturmaz yani o masada olan hiçbir yiyeceğe ağzını sürmez. Gürcüler de bu durum gelenek haline gelmiştir ve sofraya oturmamak onlar için erdemli bir davranıştır.”

Eğer kız verilirse nişan merasimi için tarih alındığını belirten Surmanidze her iki tarafın ailesininde sofraya oturulduğunu ve kaynaşılıp yeni bir dostluğa adım atmanın sevincinin sofrada şarap içilerek kutlandığını anlatıyor.

Nişanda ise erkek tarafından aile bireyleri ve yakın akrabalar kız evine gittiğini çiftlere yüzük takıldığını söylüyorSurmanidze ve ekliyor yine sofra kurulur ve Tamada sofrada her zamanki gibi görevini yerine getirir diyor.

Normal olmayan yollarla evlilik ise “kız kaçırma” olarak adlandırılan kız kaçırma kavramı Anadolu coğrafyasında da hakim olan bir olaydır fakat gözlemlerime göre gerek Acara Köyü ve Ahalsopheli Köyünde de varlığını sürdüren bir gelenek. Şayet kız istenir ve verilmez ise kızı erkek tarafından birkaç kişi daha önceden planlanmış bir şekilde kız kaçırılır imiş.

Surmanidzebana kız kardeşinin düğün fotoğraflarını gösterirken adeta yaşatıyor anlattıklarını. Ben de kendisine Artvin 08 Olay olarak kendisine bu keyifli röportaj için bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

Düğün Töreni

Evlilik törenleri pek çok kültür içerisinde doğum ve ölümlerde yapılan törenler gibi gerçekleştirilmesi gereken  ritüellerindendir. İki gencin beraberliklerinin ve evlilikten sonra oluşacak kader birliklerinin kutlamasının yanı sıra, düğünlerin toplumsa olarak da oldukça büyük bir yeri bulunur. İki ayrı kişi aynı zamanda, iki ayrı çevre ve aile demektir ve düğün törenleri bu iki ayrı çevre ve ailelerin  birbirleriyle tanışma ya da kaynaşma günüdür.

Düğün törenleriyle temeli günlük hayat içerisindeki iş bölümü ve üremeye dayanmanın yanı sıra, ekonomik ve toplumsal olarak en küçük parçayı oluşturan aile kurumunun önemi de pekiştirilir.

Düğün öncesi hazırlıklar pek çok yerde , gelin ve damadın ailesinin yanı sıra komşuların ve yakın arkadaşların da el birliğiyle çalışması sonucu tamamlanmaktadır.Çoğunlukta düğün ritüelleri bir günden çok sürer. Evlilik öncesi gerçekleştirilen törenlerde  sürecin içine dahil edildiğinde  ritüeller kimi yerlerde bir iki günde biterken kimi yerlerde aylarca sürebilir.

Gürcistan’da düğünler, bayramlar, vaftiz törenleri, cenazelerde de olduğu gibi şölen şeklinde gerçekleştirilir. Gürcistan’da düğünler genellikle iki ya da üç gün sürer. Birinci gün, gelin erkek tarafından evinden alınır.Bu alınma sırasında gelin evinde büyük sofralar kurulur. Ve sofranın etrafında  aile bireyleri, yakın arkadaşlar ve komşular birlikte gelinle damadın şerefine kadeh kaldırırlar. Ardından garmon ve doli eşliğinde oyunlar oynanır. Gelin ve damat evden ayrılmak ve düğünün yapılacağı yere gitmek üzere  arabaya binerler. Bu arada gelinin evinde bir gece önceden hazırlanmış tatlılar başka bir araca konur. Ancak gelin evden çıkması ve yolunda kızlı bir şekilde ilerlemesi ek mümkün değidir.Evden çıkmadan önce kapılar, dmat tarafından gelinin yakınlarına para vermesine değin kapatılır, kapılar açıldıktan sonra bile, yolda giderken önleri kesilip, damatla kadeh kaldırma seramonisisadgerzelo yapılabilir.Üstelik damat seramoniyi yapmak isteyen insanları uzaktan tanıyor hatta hiç tanımıyor bile olabilir. İkinci gün yenilen yemekler, içilen içkiler, oynanan oyunlarla tamamlanır. İkinci gün ise gelin ve damat kız tarafının önceden hazırladığı düğün pastasını yemek ve kurban kesmek için toplanır.  Bu  sefer gelin ve damat gündelik fakat şık kıyafetleriyle eğlenceye katılırlar.Bir sonraki gün  gelin ve damat gerdeğe girdikleri için tekrar yenilir içilir, gerdek kutlanır…Üç gün sonra düğün böylelikle tamamlanır.

Sevgili Artvin 08 Olay okurları okuyucuları bir sonraki sayımızda Gürcü İnanç Sitemi, Gürcü Dili, Gürcü Yemekleri Ve Gürcü Müziklerine yer vereceğim. Sevgiyle Kalın…

Etiketler:
Share
1095 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...
  • Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler

    16 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler başka bir deyişle Mert Çingene hırsızlığıyla övünür, demektir. Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. Aslında sözün aslı ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.''dir. "Şecaat arzederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözünün geçtiği ve Koca Mehmed Ragıp Paşa'ya ait olan beyit aşağıdaki gibidir: “Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecâ'at arz ederken Merd-i Kıbtî sirkatin söyler”  18.yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp...