logo

“Fişeklar Fidana Dönmali Artvin’da”

Artvin’de biber gazı kapsüllü ağaç figürü protestosu

Artvin’in Cerattepe Bölgesi’ne çıkış yasağının sürmesine tepki gösteren Yeşil Artvin Derneği üyeleri ile birlikte yaklaşık 2 bin kişi 18:30 sıralarında Otopark Meydanı’nda toplandı. Cerattepe için mücadele veren vatandaşlara yönelik polisin yaptığı müdahaleler ilginç bir yöntemle protesto edildi. Polisin kalabalığı dağıtmak için kullandığı biber gazı kapsüllerinden ağaç figürü oluşturan vatandaşlar kapsüllerin ucuna ise kırmızı karanfil taktı. Üzerine kask konulan ağaç figürüne ise ‘Fişekler fidana dönemli yurdumda’ yazılı afiş asıldı.

Halka Limon Dağıtıldı

Kalabalığa Mersin’in Mezitli Belediyesi tarafından gönderilen limonlar dağıtıldı. Bu sırada yapılan anonslarda polisin biber gazlı müdahaleleri sırasında gözlerin yaşarmasına karşı limon kullanılabileceği hatırlatıldı.

Nur Neşe Karahan: Gaz Bombaları Olağan Hale Geldi

Artvin halkı olarak bu güne kadar hiç yaşamadığımız olayları son 15 günde yaşamaya başladık. Cerattepe mücadelesi 20 yıldır sürüyor  ama hiç böyle bir zulmü ve baskıyı görmedik. 20 yıllık mücadele deneyimi ile demokratik tepkimizi barışçıl eylemlerimizle, basın toplantıları, mitinglerle, panellerle göstermeye çalıştık. Ancak son onbeş gün içerisinde yaşadığımız olaylar nedeniyle bu ilde huzur ve güven içerisinde yaşamaktan çıktık, gaz bombaları, plastik mermiler günlük yaşam içerisinde olağan şeyler haline geldi. Daha 1 hafta öncesinde ülkenin en huzurlu ve güvenli ili seçilen Artvin’de huzur kalmadı, güven kalmadı. Çalışmaya başlamamış bir şirketin bu aşamada halka reva gördüğü bu zulmü düşündüğümüzde  ileride küstahlaşan ve zalimleşen bir şirketin neler yapacağını tasavvur etmek gerçekten zor. Son 15 günde yaşanan olaylar ve halka reva görülen bu zulüm sadece Artvin’de yaşayan halkı değil diğer bütün illerdeki Artvin’lileri ve bütün ülkedeki çevre dostlarını da rahatsız etti. Bu nedenle günlerdir bütün illerde yürüyüşler, basın açıklamaları ve protesto gösterileri yapılıyor. Yurtdışında bile bir çok gösteriler yapılıyor, Cerattepe günlerdir ulusal ve yerel basının gündeminden düşmüyor. Öncelikle bu süreçte hep yanımızda olan Artvin halkına teşekkür ediyoruz, Artvin dışında yaşayan hemşerilerimize teşekkür ediyoruz, ülkemizin bütün çevre dostlarını yürekten kucaklıyoruz.

Bizler bulunduğumuz her yerde Artvin’li olmakla övünen, bunun gururunu yaşayan ve bu kültürü paylaşan insanlar olarak acılarımızı ve sevinçlerimizi birlikte yaşıyor, duygusal olarak birbirimize bağlanıyoruz. Aynı duygularla Artvin için yaşam savaşında koşulsuz yanımızda yer alan bütün ilçelerimizden koşarak gelen kardeşlerimize, sonsuz teşekkür ediyoruz.

Bilindiği üzere geçen hafta sonu ilimiz güvenlik güçleri tarafından adeta ablukaya alınmış, il merkezine girişler engellenmiş, seyahat etme özgürlüğümüz elimizden alınmıştır. Ülkenin dört bir yanından dayanışma duygularıyla gelen Artvinliler yollarda defalarca durdurulmuş, aranmış, sorguları yapılmıştır. Yol boyu bu eziyet yetmemiş, gelen dostlarımız  Cankurtaran geçidinde durdurulmuş üzerlerine biber gazı sıkılarak ve plastik mermilerle saldırılarak geri gönderilmişlerdir. Valilik makamının bu tutumu tümüyle yasadışı olup önleme araması yapılması asla seyahat özgürlüğünün engellenmesini kapsamamaktadır. Özellikle seyahat özgürlüğünün engellenmesi ve Artvin kent merkezinin üzerine bile çıkışların engellenmesi hürriyeti tahdit suçu boyutlarına ulaşmış, yapılan hukuksuzluk ve zalimlik nedeniyle Artvin Valiliği ve güvenlik güçleri topluca şikayet edilmiştir.

Bu dönemde Sayın Başbakan’ın konu hakkındaki beyanlarından kendisinin yanlış bilgilendirildiği izlenimi edinilmiş, gerek ilimizdeki bu zalimliğe son verilmesi ve gerekse doğru bilgilerin sunulması amacıyla kendisinden randevu istenmiştir. Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu konuya hassasiyet göstererek 24.02.2016 günü için randevu vermiş, Belediye Başkanlığının tespit ettiği bir heyet ile belirlenen günde kendisinin ve 4 bakanının katıldığı bu toplantı gerçekleşmiştir. Yapılan toplantının sonuçlarının kamuoyuna duyurulması açısından bu basın açıklamasının yapılması gerekli olmuştur.

Öncelikle sayın Başbakanın konuya gösterdiği duyarlılık nedeniyle teşekkür ediyoruz. Yapılan görüşmede kendisine anlattığımız hukuksal durumu ve faaliyetin ekolojik etkilerine ilişkin sunumlarımızı sabırla dinlemiştir. Toplantıdan ayrılmadan önce Sayın Başbakan Cerattepe bölgesinde mahkemenin karar vermesinden önce bir çalışma yapılmayacağına Başbakan olarak söz vermiş, bu sözünü kamuoyuyla da paylaşmıştır. Sayın Başbakan toplantıdan ayrılmadan önce bu sözü olumlu karşılamakla birlikte şu anda Artvin kamuoyunun beklenti içerisinde olduğu, halkı sakinleştirecek kararın maden şirketinin ve dışarıdan getirilerek Artvin’e yığılan güvenlik güçlerinin alandan çekilmesi olduğunu ısrarla anlatmış olmamıza rağmen bu aşamada sadece faaliyetinin durdurulması ile yetinileceği söylenmiştir. Sayın başbakanın madencilik faaliyetinin çevresel etkilerinin önlenmesine yönelik diğer düşünceleri ise kendisinin de dediği gibi tartışmaya muhtaç konular olup, bu görüşmelerin sürmesi yönündeki düşüncesi çerçevesinde ileride tartışılacaktır. Sayın başbakan bu şekilde 2 saat kalıp toplantıdan ayrılmış, 3 bakan toplantıda kalmış ve toplantı devam etmiş, kalan 3 bakan görüşmeye giden heyetin tek tek düşüncelerini ve temennilerini başbakana iletilmek üzere not etmiştir. Toplantı bu şekilde 5 saat sonra sona ermiştir.

Üzüntü verici olan bu görüşmelerin yapıldığı sırada, başbakan ülke gündemini günlerdir meşgul eden bir konuda çözüm bulmak için çaba gösterirken, ilin yöneticileri sayın başbakanın çabasını adeta yok sayarak ve umursamayarak maden şirketine yer teslimi yapma çalışması yapmış, bir hukuksuzluğu örtmek için kamu idaresinin başında bulunan kişinin verdiği sözü görmezden gelmiştir. Aslında bu çalışma Orman Bölge Müdürlüğünün daha önceki işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun itirafı niteliğinde olup suçlarının telaşı içerisinde teslim işlemi yapılmaya çalışılmıştır. En hafif deyimle etik olmayan bu çalışmayı yapanları kınıyor Artvin Halkına şikayet ediyoruz.

Yine bu kapsamda sayın başbakanın ruhsat alanı içerisinde mahkeme kararına kadar çalışma yapılmayacağı sözüne önem vermekle birlikte maden çalışmasının ekolojik etkilerinin önlenmesine yönelik önerilerinin doğru olmadığını kendisine ifade ettiğimiz gibi kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Gerçekten de sayın başbakanın maden faaliyetinin etkilerinin azaltılmasına yönelik sanki kendilerinin bulduğu önlemler esasen geçmişten bu yana bilinen öneriler olup bu önlemlerle maden faaliyetinin zararlarının önlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmış durumdadır. Bu kapsamda sayın başbakana  anlattığımız üzere açık işletmeden kapalıya dönülmesi gibi bir durum hiç olmamış, proje 1989 yılından 2016 yılına kadar hep kapalı galeri olarak tasarlanmıştır. Yine teleferik projesi 2004 yılında İnmetMining şirketinin projesi olup Zelosman mevkiindeki platform bile bu şirket tarafından yapılmıştır. Yine alanda bir üretim yapılmayıp rezervin taşınacağı yeni bir durum değildir. İnmetMining taşımayı Çayeli’ne yapmayı planlamış, bu son şirket ise Murgul’a taşımayı planlamıştır. Yani yeni bir şey yoktur ve mahkemeler sunulan projeleri bu önlemlere rağmen yeterli

Yukarıda söylendiği gibi doğru olan Cerattepe bölgesinden maden şirketinin çıkması ve Artvin’i terk etmesidir. Sayın Başbakanın sözüne göre zaten çalışma yapılmayacağına göre maden şirketinin alanda kalmasının bir anlamı yoktur. Yine maden şirketinin bekçiliğini yapan ve 7 ilden getirilerek üzerimize yığılan jandarma ve polis güçleri ilimizden çekilmelidir. Bir normalleşmenin başka imkanı yoktur. Cerattepe bölgesinin hemen üzeri Atabarı kayak merkezi alt tarafı ise Kafkasör Turizm alanıdır. Yani Cerattepe’yi de içine alan bu bölge bizim yaşam alanımızdır. Maden şirketi çalışmayacak bile olsa, alanda bulunması gereksiz gerginliklere ve güvenlik sorunlarına yol açacaktır. Bu gerginliğin halk üzerinde devam ettiriliyor olması kamu idaresi açısından da sakıncalıdır. Memleketin bir çok güvenlik sorunu varken bir dağın başında jandarma güçlerinin çalışmayan bir şirketi bekliyor olması kamu gücünün ve kaynaklarının da heba ediliyor olması demektir. Belirtilen nedenle halen talebimiz maden şirketinin ve güvenlik güçlerinin alandan çekilmesidir. Bu bir inatlaşma meselesi değil güvenlik sorunudur. Bildiğiniz gibi geçmişte maden şirketinin bir aracı maden şirketi tarafından yakılarak sorumluluğu üzerimize yıkılmaya çalışılmıştı. Bu gün aynı oyunların oynanmasından kaçınmayacaklarını biliyoruz. Bu kaygılarla bir kez daha alanı terk etmelerini  istiyoruz.

Son 15 gündür yaşananlar Artvin Halkı olarak asla istemediğimiz şeyler olup yaşam hakkımızı ve doğanın haklarını savunmak zorunda bırakılmış durumdayız. Bunu canımız pahasına yapmaya da devam edeceğiz. Yaşanan bu acı günler elbette hepimize ders olmalıdır. Bir kez daha yaşam hakkımızı savunmaktan başka şansımızın olmadığını gördük, bir kez daha maden şirketinin hukuk ve adalet dinlemediğini, umursamadığını, açgözlü bir kar hırsı ile ülkenin her türlü değerinin yağmalanmaya çalışıldığını, ülkenin güvenlik güçlerinin bu zalimliğe bekçi tutulduğunu gördük. Hukuk adına, adalet adına, gelecek kuşaklar ve doğanın hakları adına üzüntü duyduk. Bu yağma ve talan düşüncesi ile mücadele etmekten başka yol olmadığını gördük.

Bu mücadelede Artvin halkı olarak 20 yıldır bir bütün olarak mücadele ediyoruz. Hiçbir zaman eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Bu mücadele artık ülke kamuoyuna mal olmuş bir mücadele olup artık daha güçlüyüz. Bu anlamda bu ülkenin bütün çevreye saygılı insanlarını sevgiyle kucaklıyoruz.

Bir kez daha maden şirketinde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çalışmak durumunda kalan Artvin’lilere seslenmek istiyoruz. Çalıştığınız şirket  yasadışı olarak Cerattepe’ye çıkmak istediğinden bizler günlerce ağır bir kimyasal gaz ve plastik mermi ile karşı karşıya kaldık. Zalimin yanında saf tutmak size yakışırmı, sokaklarında özgürce dolaştığınız, dostluklar kurduğunuz bu ilde başınız dik gezebilecekmisiniz, kendi geleceğinizi karartmaktan vazgeçin, gelin yanımızda durun bu  zulmü birlikte atlatalım.

Bütün bu hukuksuzluğu başımıza bela eden bir şirketi elbette anmadan geçmek doğru olmaz. Maden şirketine paravan olan şirketin Artvin’li bir şirket olması elbette bizi ayrıca üzmektedir. Özaltın gurubu ne yazıkki halen maden şirketine payanda olmaya, kendi üzerinden meşrulaştırmaya çalışmakta bütün uyarılarımıza rağmen bundan vazgeçmemiştir. Bütün Artvin halkına ve çevre dostlarına esasen turizm yatırımcısı olan bu şirketi şikayet ediyor ve hemşerilik bağlarımızı kestiğimizi duyuruyoruz.

Cerattepe mücadelesi 20 yılı geçen bir mücadele olup bu süreçte zaman zaman bir adım geri düştüğümüz olmuştur. Ancak her zaman daha güçlü olarak yeniden başlayıp başarıya ulaşmayı öğrendik. Şimdi her zamankinden daha güçlüyüz, bir ülkenin bütün özgür ve yurtsever yurttaşları yanımızdadır. Maden şirketi Artvin’i terk edene kadar demokratik tepkimiz ve  mücadelemiz sürecektir. Cerattepe bizim yaşam alanımızdır ve mücadelemiz yaşamsal bir hakkın savunulması içindir. Bu mücadele kutsal bir hak arama mücadelesi olarak mutlaka zaferle sonuçlanacaktır.

Biz bu ülkenin özgür yurttaşları olarak hepbirlikte zafer şarkıları söyleyip horona durduğumuzda Cerattepe binbir renkli çiçekleriyle bir gelin gibi süslenecek, onlar işbirlikçilerini de yanlarına alarak geldikleri gibi gideceklerdir.

Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyoruzTBB ÇEVRE VE KENT KOMSİYONU ÜYELERİ ARTVİN’DE 

Bu arada basın açıklamasına Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu Başkanı Ali Arabacı ile üyeler Eralp Atabek, Erol Çiçek ve Yakup Okumuşoğlu’da destek verdi. TBB Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu Başkanı Ali Arabacı bu davanın davacısı olacaklarını belirterek heyeti ile birlikte Artvin halkının yanında olacaklarını ifade etti.

Etiketler: » » » » »
Share
797 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?