logo

Fen


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

“Said Nursi “ilm” ve “fen” kelimeleri arasındaki zıtlığı kaldırmış ve eşanlamlı olarak kullanmış görülmektedir.”

Arapça fnn kökünden gelen fann فنّ  “beceri, hüner” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça fanna فنّ  “becerdi, zor bir işin üstesinden geldi” fiilinin masdarıdır. 19. yy Osmanlı kullanımında, “medrese öğretisi” anlamında ilm kavramının zıddı olarak görülen Avrupai bilimleri belirtmek için kullanılmıştır.[1]

800’lü yılların hemen başlarında Bağdat’ta etkin olan ve bilim evi gibi düşünülen “Beyt’ül-Hikmet”  çalışanlarının çok büyük çoğunluğu “Gundişapur Okulundan” gelmiş yabancılardı. Bunların çalışmaları-çevirileri sırasında birçok Asuri-Süryani ve Yunani kelime de Arapçaya geçmiştir. Avrupa’dan alınan ve “medrese öğretisi” “ilm”’den ayrı tutulan “öteki bilimler- Avrupai bilimler” gibi de nitelenen bu teknik bilimler, Arapça “fenn/fann” kelimesi ile ifade edilmiştir.  Günümüz Arapçasında ise daha çok İngilizcedeki “art” karşılığı sanat niyetine kullanılmaktadır. Arapçadan Türkçeye geçen “fen” kelimesi ise halen fizik, kimya, biyoloji, matematik ve diğer teknik bilimleri kapsamaktadır.[2]

Risale-i Nur Külliyatında fen ile ilgili geçen terimleri derledim. Bu konuda fenle ilgili çok sayıda terim olduğu görülmektedir. Bir başka husus din dışı bilimler için kullanılan fen kelimesini Bediüzzaman Said Nursi bir kısım din ilimleri için de kullanmıştır, “fenn-i hadis” ve “fenn-i ilm-i kelam” terimlerinde olduğu gibi. Böylece Said Nursi “ilm” ve “fen” kelimeleri arasındaki zıtlığı kaldırmış ve eşanlamlı olarak kullanmış görülmektedir.

*fenn-i adab
*fenn-i askeriye
*fenn-i bedii
*fenn-i belagat
*fenn-i beyan
*fenn-i elektrik
*fenn-i hadis
*fenn-i harb
*fenn-i hayvanat
*fenn-i hendese
*fenn-i hikmet
*fenn-i hikmet-ül eşya
*fenn-i iaşe
*fenn-i ilm-i kelam
*fenn-i kıraat
*fenn-i kimya
*fenn-i kitabet
*fenn-i makine
*fenn-i mantık
*fenn-i meani
*fenn-i menâfiü’l-a’zâ
*fenn-i nebatat
*fenn-i rızık
*fenn-i sarf
*fenn-i tabakatül arz
*fenn-i tehzib-i ruh
*fenn-i tıp
*fenn-i ticaret
*fenn-i ziraat

 

[1] http://www.etimolojiturkce.com/kelime/fen

[2] http://www.ismailbesikcivakfi.org/default.asp?sayfa=duyuru&id=322#.VmK-6dLhBkg

 

Share
369 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...