logo

Fazla Naz Hükümeti Geri Adım Attırdı


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Fazla Naz aşık usandırır, derler. Ülkemizde yaklaşık 7 yıldır sürdürülen çözüm sürecine ilişkin farklı gelişmeler yaşanıyor. Hatta gelişmeler öyle bir boyuta döndü ki, 2007 yılından öncesine döndük. Önce BDP ardından da HDP ile Abdullah Öcalan’ın da dahil edilerek sürdürülen çözüm sürecinden artık bahsetmek bile mümkün değil. Türk jetleri Kandili bombalarken, içeride ve dışarıda terörist avına bile başlandı.

Şimdi bu konuda ki yorumlarımızı yapalım. Öncelikle şunu belirtelim ki, çözüm süreci adı altında başlatılan sürece ilişkin kamuoyu ciddi anlamda bilgi sahibi değil idi. Çözüm sürecinin içeriği, hazırlanan paketlerin kapsamları ve de sürecin nereye doğru gideceği yönünde belki sürece dahil olanların dışında hiçbir kimsenin haberi yok idi. Bence de sürecin en büyük yanlış tarafı bu idi. Gizli başlayan süreç daha sonra halka aktarılmaya çalışıldı. Akil adamlar falan derken belli bir dönem bu süreç ilerledi. Süreç içerisinde terör en aza indi ve halkında desteği alınmaya başlandı. Her şeye rağmen geçmişe sünger çekmeyi bile kabul halkımız, yaşanan acılara karşın sürecin başarılı olması ve terörün artık bitmesini arzular hale gelmişti.

Yaşanan seçimler, arka arkaya yapılan açıklamalar, karşılıklı restleşmeler, muhalefetin baskısı ve özellikle de 7 Haziran seçimleri sonrasında HDP’nin Türkiye’nin hemen her bölgesinden hatırı sayılır oylar alarak meclise girmesine karşın son günlerde terör eylemlerindeki artış, hükümet kanadını tedirgin etti. Bu tedirginlikte hükümeti geri adım attırdı.

Tabi ki hükümet kanadının süreçte hataları olmuş olabilir. Hatta bazı iddialara göre de hükümetin özellikle de Erdoğan’ın gerilim politikasını seçmiş olması ve hükümetin terörü azdırdığı iddia da edildi. Bu noktada elimde kesin bir kanıt olmadığı için iddiaları değerlendirme dışı tutarak yorumlarımı yapacağım.

Son bir haftada Türk jetleri önce IŞID’ı ardından da PKK’nın Kandil kamplarını bombalamaya başladı. Pekiyi bu noktaya neden gelindi. İsterseniz burayı yorumlayalım.

Sürece ilişkin benim her zaman bir yorumum olmuştu. Barışı sadece bir tek taraf istememeli, barış her iki taraf açısından arzulanır ise başarıya ulaşılır idi. Tamam hükümetin mutlaka süreçte hataları olmuş olabilir. Belki de gecikmeler ve istenilen bazı hamlelerin yapılmaması da diğer tarafı sürece ilişkin ümitsiz kılmış da olabilir ancak Doğu ve Güneydoğu halkını bir tarafa bırakır isek gerek HDP’nin gerekse de PKK’nın uzatılan zeytin dalının ne anlama geldiğini algıladığına inanmıyorum. Hükümet kanadı belki de hükümetin dışında Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten asıl güçler atılması gereken adımları attıklarını düşünüyorum. Hatta bu adımları o denli cesurca attılar ki, terörün bitmesi için ‘ Ben ancak bu kadarını yapabilirim. Birazda siz gayret gösterin’ denilir gibiydi. Diğer tarafın istekleri, arzuları, hedefleri bir türlü bitmek bilmedi. Evet HDP’nin kitle partisi olmasından PKK’lıların affına kadar birçok anlamda talepler hükümete bazen sert bazen yumuşak seslerle seslendirildi. Bunu hükümet anlamadı mı? Bence anladı. Anladı ancak hükümet tarafı karşı tarafın daha net adımlar atmasını bekledi. Bu beklenti ve geçen süreye bir de seçim gerginlikleri ile erken seçim ihtimali de eklenince gücünü kaybetmek istemeyen AK Parti süreçte geri adım atmak durumunda kaldı.

İşte tam bu noktada aslında HDP’nin üzerine düşeni yapması gerekirdi. Toplumu daha fazla gerecek açıklama ve çabaları bir tarafa bırakarak silahların tamamen susması ve toplumsal barışın sağlanması adına üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekirdi. Maalesef ki, bu parti üzerine düşen görevi yerine getirmedi. HDP işin kolayına kaçarak gerek kendisi gerekse de PKK üzerinde tehditlerine devam etti. Aklı selim hareketler dışında duygusal ve kendi tabanlarına hitap eden eylem ve ifadeler ile hükümetin geri adım atmasına fırsat tanımış oldular. Süreç şimdi öylesine tıkandı ki, belki de yeni bir erken seçim sonrasına kadar da bu süreç rayına girmeyecektir. Keza Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son yaptığı açıklamada bizim bu yönde düşünmemizi sağlamıştır.

Şimdi ne mi yapılmalı? Bence kitle partisi olacağı yönünde iddiaları ortaya koyan HDP’nin artık inisiyatifi eline alması hatta sorumluluğun altına girmesi gerekir. Artık hükümetin adım atmasını beklemek yerine gergin ortamın sona ermesi adına PKK’ya çağrı yapması ve kırsalda ve de şehirlerdeki gerilimi arttırıcı eylemlerin bırakılmasına çalışması gereklidir. Hatta çok daha ileriye giderek PKK’nın ateşkes yapmasını sağlaması gerekir. Diyeceksiniz ki, Kandil bombalanırken bunu yapmak mümkün mü? Pek tabi ki mümkündür. Düşünün ki masada oturup pazarlık yapılırken her anlaşmazlıkta sokağa inin çağrısında bulunuyorsanız, gerginlik artarken sakinlik çağrısı da yapabilirsiniz. Tabi ki barışı istiyorsanız.

Bakınız, HDP’nin seçimler öncesindeki tavır ve davranışları, söylemleri ve vaatleri benim de dikkatimi çekmişti. Oy vermeyi düşünmemiş olsam da zaman zaman HDP’nin barajı geçmesinin iyi olabileceğine inanıyordum. Ama buna inanırken de bir taraftan HDP’nin barajı geçerek siyasi istikrarsızlığın oluşmasından çekiniyordum. Zira istikrarsızlık ve güven ortamındaki azalma, ülkeyi gerebilir hatta tekrar terör olaylarının ve de hükümetinde bu olaylara silahla cevap verebileceğinden endişeliydim. Eski günlere geriye dönülüp şehitlerin yeniden evlerimize ulaşması, dağların sürekli bombalanması ve siyasetin yerine silahların konuşması sürecinin başlayacağından da emindim. Nihayetinde böyle oldu. Ve süreç şimdi belki de 10 yıl öncesine taşındı.

Burada artık bomba HDP’nin elindedir. Hükümet önemli bir hamle ile işin ağır yükünü HDP’ye ve PKK’ya bırakmıştır. Belki her iki kanatta hükümeti ve Erdoğan’ı suçlama çabasına girseler de süreçte kendilerinin hatalarını da görmelidirler. Bu işi masada çözmek yerine sürekli anlaşmazlık çıkarmak ve tehdit etmek gibi olmaması gereken hataları yaparsanız, çıkacak olan ağır faturaya katlanırsınız. Bence olan budur.

Hadi HDP şimdi top sende. Eğer barış istiyorsan barışı arzuladığını ispatla. Sürekli istemek yerine birazda fedakarlık yapmayı öğren. Tehdit yerine zeytin dalı uzat. Sorumluluğu üzerine al ve hükümetten talepte bulunmak yerine PKK’nın kalıcı olarak silah bırakmasını sağla. Bu yapılabilir ise o vakit sorumluluk hükümetin üzerine düşer. Kamuoyu da hükümeti suçlar hale gelebilir. Şuan halkın algısı, hükümetin onca eleştiriye ve riske rağmen üzerine düşen görevi yerine fazlasıyla getirdiğini hatta fazlaca yüz verildiğini düşünmekte. Sürecin böyle devam etmesi bence HDP’nin de çekindiği gibi AK Parti’ye yarayacaktır.

Etiketler:
Share
468 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Kayalıklara İlçe Kurulmaz Demiştik Ama Bizi Yanılttılar

    18 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Yusufeli ilçesinde Yusufeli Barajı ve HES inşaatı ve bu inşaat sonrasında Yusufeli ilçesini sular altında kalacak olmasının tartışmaları yaşanıyordu. O dönem DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nde basın sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Tartışmaların odağındaki bir kurumda tam da tartışmaları takip eden birimdeydim. Bu vesile ile de sık sık Yusufeli ilçesine gidip gelirdim ve ilçedeki genel kanaati ölçme şansı bulurdum. Hatta yeni Yusufeli ilçe merkezine ilişkin yapılan araştırmaları ve o bölge...
  • Artvin’de Otobüs Keyfi Yaşanıyor

    14 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Şehirleri şehir yapan unsurların başında hiç kuşku yok ki şehir içi taşımacılıkta otobüslerin kullanılmasıdır. 90’lı yılların sonuna kadar Artvin şehir içi taşımacılıkta alternatife sahip bir ildi. Hatta şehir içi dolmuş hatları yok iken bile Artvin’de şehir içi taşımacılık konusunda halkın taşınması işlemi otobüsler ile yapılırdı. 90’lı yılların başında şehir içi dolmuşların devreye girmesi ile birlikte şehir içi taşımacılıkta Artvin’de iki alternatif var idi. Biri belediye otobüsleri, diğeri ise şehir içi dolmuşlardı. Dr. Emin Özgün’ün başkan...
  • Artvin’deki Köpek Saldırısı Görüntülerin Ulusal Yansıması

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Pazar günü ulusal medyaya bildiğiniz üzere bir görüntü yansıdı. Maalesef hepimizin içini acıtan bu görüntüler ilimizin de kötü reklamı oldu. Konuyla ilgili olarak dün yazdığım yazımda değerlendirmelerde bulunmuştum ve konuyla ilgili olarak yapılanları anlatmıştım. Bugün ki yazımda bu görüntülerin ulusal yansıması, Artvin ile ilgili yanlış anlaşılmaları düzeltilmesi ve yapılanlara ilişkin bilgiler aktaracağım. Bunları yapmadan önce de köpeklerin sahibi ile yaptığım görüşmeyi de sizlere aktarmak istiyorum. Nihayetinde bizler gazetec...
  • Yerel Medyaya Sahip Çıkıyor musunuz?

    07 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Evet, iğneyi kendimize batırdık birazda çuvaldızı Artvin halkına batıralım ve önemli bir konuyu bugün ki yazımızda ele alalım. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Nuri Kolaylı tarafından yapılan bir açıklama ve tespitten bahsedeceğim bugün ki yazımda. Önemli tespitleri içeriyor. Hani, her birinizin başı sıkıştığında ya da tanıtılmak istediğinde veya şirketlerinin açılışlarını halka duyurmak için zaman zaman ihtiyaç duyduğu, en çok da Artvin’in sorunlarının gündeme getirilmesi noktasında dert yandığı o yerel medya var ya onun sorunlarında...