logo

“Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Türkler, karı koca olmaya “evlenme” derler. Evlenmek “ev-bark” sahibi olmaktır.[1]

“Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor. Yani bildiğimiz “hane” veya “konut”tan geliyor. “Hanelenmek” veya “konutlanmak” da diyebiliriz.[2]

“Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı.

Selçuklularda “evlilik” yani “evlik”, evli denince hatıra ev kadını gelirdi. Evlig sözü de, bundan ayrı olarak evi olan kadın, ev sahibi olan kişi anlamında kullanılıyordu. Bu sebeple günümüzde de kullanılan evli deyişi hem evlenmiş, hem de ev sahibi olmuş kimseleri ifade etmektedir.

“Ocak” Türklerde ev ve yuvanın tek sembolüdür. “Evlilik” sönmez bir ateş yakmaktır. Eve gelen “gelin” ise evi aydınlatan ateştir.

Ev bark sahibi olmanın yalnız ev sahibi olmayı değil, mal ve mülk sahibi olmayı da ifade ettiği düşünülürse, evlenen kişilerin, ister erkek, ister kadın olsun bağımsız bir mal varlığına sahip olarak bir araya gelmiş olduklarını, yuva kurduklarını akla getirir. [3]

[1]https://books.google.com.tr/books?id=Neh0KGBYxBsC&pg=PA161&lpg=PA161&dq=evlenmek+ev&source=bl&ots=TbycydewAi&sig=cdM9dciHgrNCo63d9YgQyBTeqZg&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwjgjYC4t5DYAhXNzKQKHeMGAjsQ6AEIUDAH#v=onepage&q=evlenmek%20ev&f=false

[2] http://blog.milliyet.com.tr/evlenmek–nik-htan-once/Blog/?BlogNo=275194

[3]https://books.google.com.tr/books?id=Neh0KGBYxBsC&pg=PA161&lpg=PA161&dq=evlenmek+ev&source=bl&ots=TbycydewAi&sig=cdM9dciHgrNCo63d9YgQyBTeqZg&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwjgjYC4t5DYAhXNzKQKHeMGAjsQ6AEIUDAH#v=onepage&q=evlenmek%20ev&f=false

Share
246 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Doğal Hukuk

    24 Nisan 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

        Doğal hukuk anlayışına göre hukuk kuralları tıpkı yerçekimi kanunu, suyun kaldırma kuvveti gibi doğada var olan kurallardır. Newton Yerçekimi Kanununu bulmadan önce de Yerçekimi Kanunu vardı. Arşimed suyun kaldırma kuvvetini bulmadan önce de suyun kaldırma kuvveti vardı. Öyle de doğal hukuk hukukçular ferkedilmeden önce de doğada vardı.  1.Kavram Doğal hukuk tabiî hukuk, ideal hukuk olarak da adlandırılır. Doğal hukuk yaklaşımına göre hukuk ya da hukuk kuralları, insandan ve insan iradesinden bağımsız bir şekilde v...
  • Demokrasi’de Çareler Tükenmez Sözünün Haklılığı Bir Kez Daha Görüldü

    23 Nisan 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bizim siyasi sistemimizde o denli açıklar var ki zamanında ‘Demokrasi de çareler tükenmez’ diyen eski Cumhurbaşkanlarımızdan merhum Süleyman Demirel’in haklılığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Bildiğiniz üzere 24 Haziran seçimlerine girmesi tehlikede olan İYİ Parti’ye CHP’den 15 milletvekili geçince İYİ Parti için tehlike ortadan kalkmış oldu. Açık söylemek gerekirse İYİ Parti adına sevindim. Ben İYİ Parti’nin seçimlere girmesini arzuluyordum. Seçimlerin dışında kalan bir İYİ Parti’nin potansiyeli tam olarak ortaya çıkmayacağı için bu part...
  • Demokrasinin Kaç Tarifi Var?

    23 Nisan 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Mesela başka bir soru ve cevabı Adamın biri iki kere iki kaç eder diye sormuş Muhatabı kaç etmesini istiyorsun demiş Soruya karşı soru Birkaç kişi oturuyor, birisi “ben HES lere karşıyım diyor Diğeri HES nedir diye soruyor. Birinci şahıs sahi hes neydi diye soruyor. Demokrasi ben kazanırsam seçim demek ya rakib kazanırsa Türkiye de diktatör kimdir. Halka hizmet edenmi halka hakaret eden bidon kafalı diyen mi?. Türkiye de çok partili siyasi hayata erken geçtik, yanlış yaptık demişler ...
  • Bakalım kara kaplı kitap ne diyor ?

    23 Nisan 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kasabalılar, Nasreddin Hoca'ya Kadı'dan yakınmışlar : "Kadı Efendi çok menfaatçi bir adam. Aynı suça bazen beraat, bazen de çok ağır ceza veriyor. Hak hukuk tanımıyor, nereden menfaati varsa o taraftan oluyor. Münafık bir adamdır. Bundan nasıl kurtuluruz" demişler. Hoca durumu mülki amirlere bildirmişse de, onları pek inandıramamış. "Nasıl ispat edersin"? demişler. Hoca'mız, Kadı Efendinin tanımadığı bir müfettişin kendisine gönderilmesini ve beraberce Kadı'yı ziyaret etmelerinin yeterli olacağını mülki amire, (vali'ye) anlatmış...