logo

Esenkıyı-Azlağa: Abuislah

yolHopa’nın ekonomik değeri yüksek şirin bir sahil köyü Abuislah… Hopa-Kemalpaşa arasına sıkışmış bu Laz köyünde 150 hane yaşıyor. Emekliler köyü de denen Abuislah’da yaşam, tatile gelenler üzerine kurulmuş. Engerek yılanı ve “Benim İçin Üzülme” dizisiyle ünlendi

Köyün adı aslında “Abuislah.” Bu isim Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim döneminde konulmuş. Bu köy, üç ismi olan tek köydür: Azlağa, Abuislah, Esenkıyı… Yavuz Sultan Selim’in ordusu, o bölgede Ruslarla savaşırken erzak biter ancak o civardaki köy ve kasabalardan hiç kimse Osmanlı ordusuna yardım etmek istememiş. Sadece bir köy yardım etmiş. Ordunun her türlü ihtiyaçlarını karşılamış karınlarını doyurmuşlar. Bu durumdan memnun kalan Selim, çıktığı dağda köyün üstüne biraz önce üzerinde yemek yediği sofra bezini silkeleyerek adını “ABUİSLAH” koyuvermiş.

Hopa’dan Batum istikametinde kıyı boyunca 4 kilometre mesafede. Sahilde plajı olan tek köy. Bizi, köy muhtarı Yaşar Papila karşılıyor. Muhtarla sohbet ederek köyü tanımaya başlıyoruz. Bölgede yaşayan Hemşinli olarak daha önce birçok köyü gezdim. Kültürlerin, örf, adet ve geleneklerini; geçmiş ve gelecekteki yaşamlarını, hep merak ederim. Hopa’nın tarihi itibariyle ilk yerleşim yeri olan köydeyim. Köyün girişinde Türk mimarisine uygun minik bir cami bizi karşılıyor. Köye iki yönden girebilirsiniz. Köyün ortasında iki yönü belirleyen bir dere akıyor. Sağ taraftan giriş yapıyoruz. Girişte Papila Alabalık Tesisleri gözümüze çarpıyor. Tesis bölgenin tüm Alabalık ihtiyacını karşılıyor. Özellikle, Mersin Balığı yetiştiriciliği konusunda hayli yol almışlar. Tesis, isteyene istediği kadar canlı balık verebiliyor.

Yaşar Papila: Köye Aşığım

Köy gezimizi yaparken muhtar Yaşar Papila, bizi aydınlatmaya başlıyor: “12 bin 500 insanın içinde mutlu sayılabilecek biriyim. Burada yaşamaktan büyük keyif alıyorum. Öğretmenim. Hopa’da birçok yerde görev aldım. 16 yıl Hopa’da görev yaptım. Şimdi emekliyim. Özel sektörde çalıştım, köy aşığıyım. Köy yönetimine soyundum ve muhtar oldum, 3. dönemdir muhtarım. Köy insanlarını seviyorum, burası bir emekli köyü. İnsanlarımız gurbette. Cumhuriyetin ilk yıllarında göç verdik, Türkiye’nin birçok yerine dağılmışız. 150 hane, 460 nüfusumuz var. 75 hanesi Artvin’in dışında, 75 hanesinin yarısı köyde, yarısı Hopa’da ikamet ediyor. Yazın burası doluyor. Gelişen ve dinlenme yeri olarak da kabul gören bir tatil köyü havasında.

Lüks Evler Gözümüze Çarpıyor

luksevYol boyunca yeni evlerin tamir ve tadilatlarını yapan ustalara rastlıyoruz. Yolda da bir iki çocukla karşılaştık. Sessiz ve sakin bir köy havasında. Evlerin birçoğu kapalı görünüyor. Hopa’nın diğer köylerine bakacak olursak burası rüzgar almayan tek köy diyebiliriz. Sadece kıyıda esiyor. Sanırım Esenkıyı adını buradan almış. Esenkıyı, üç bölgeden oluşuyor. Merkez, Kopmuş ve İşina yerleşkesi. İşina dediğimiz yerleşkede Rizeliler yaşıyor. Kopmuş Bölgesi’nde Lazlar, Merkez’de ise bir aile Kürt, bir aile Rizeli, kalanlar ise Laz. Köyün eğitim düzeyi üniversite seviyesinde. Üç dönem emekli bir öğretmen de muhtar olunca ırk, dil, din ayrımı olmuyor köyde. Unutmadan söyleyeyim, köyde Ermeni bir gelin de var. Köyün içinden geçerken birbirinden tasarımı farklı evlere rastlıyoruz. Evlerin hiçbiri birbirine benzemiyor. Bu da Hopa’nın en zengin köyü düşüncemizi doğruluyor.

Hopa’nın En Zengin Köyü

Bunu söylerken muhtarımız Yaşar Abi gururlanıyor, “Bizim gönlümüz zengin” diyor. Bu köyden çıkanların çoğu işadamı, mühendis, doktor, hakim, avukat gibi mesleklerde. Anlayacağınız köy müteşebbis ruhlu insanlardan oluşuyor. Yaşar Abi anlatıyor: “Atalarımız geçmişte birçok sıkıntı yaşadı. Batum geçmişte bizimdi. Bu köyün bir kısmı buralarda ticaret yapıyordu. Mücadeleci, taştan su çıkaran insanlarımız var. Zonguldak’ta bu köyden çok insan var. Köyün 12 bin 500 hissedarı var. Nüfusa kayıtlı resmi olmayan değerlere göre gurbettekiler dahil hissedardır. Bu köyde arsa bulmak zor. Ev yapmak zor. Kadastro çok zor. Çok hissedarlı bir köy. Hopa’nın da en değerli taprağına sahip köydür.”

 

En Köklü Aileler

Köy gezimiz sürerken köyün en köklü ailelerini soruyoruz. Yaşar Abi başlıyor anlatmaya: “Akbostancılar, Bostancılar, Aktaşlar, Acarlar, Fitözlar, Karahasanlar, Küçükler, Mutiler, Papiler, Papilalar, Fırıncı gibi ailer vardır. İlk kalabalık Bostancılar olarak söylenir. En zenginler de bunlardan oluşur. Köylerini bırakıp gidenlerin hepsi köylerini sıtkıanadolunutmamış, bir şekilde köyle irtibat sağlamışlar. Bir örnek verecek olursak köyden ilk gidenlerden Cafer Sıtkı Anadol abimiz var. Her daim köyle ilişkisi vardır. Köyünü uzaktan sever. 5 yaşında köyden çıkmış. İstanbul’da yaşıyor, 90 yaşında delikanlı gibidir. Köyün ilkokulunda sınıflarda laboratuvar, haritayı o sağlamış. Öğrencilerimize en büyük desteği vermiş, hala vermeye devam ediyor. Gönülden bu işleri yürütecek insanlarla yürüyoruz. Köyün bir vakfı; Anadol Vakfı’nı Sıtkı Anadol kurdu. Desteğini bu vakıf aracılığı ile yapıyor. Öğrencilerimizin eğitim ihtiyaçlarını sağlıyor. Matematik Olimpiyatları’na destek veriyor. Küçük çocuklara tasarrufu öğreten, bankalarda ‘Kumbara Hesabı Projesi’ni gerçekleştirdi. Hopa’daki gençleri spora yönlendirmek amacı taşıyan projelere de desteğini sürdürüyor.”

Çevreye Duyarlı Köy

Köyün girişi, çevre düzenlemesi muhteşem. Düzeni sağlamak için muhtarın ciddi çalışmaları var. Muhtar Yaşar Papila, eskiden bu derenin suyunun içildiğini söylüyor. Artık kalkınmışlıkla birlikte giderek kirlilik de gelmiş. Birçok yerde uyarı levhaları mevcut. Yaşayanlar daha bilinçli. Kanalizazyon ve fosseptik sorunu çözülmüş. Ancak yazın gelenlerle birlikte kirlilik görünmekte. Kaymakamlıkla birlikte çalışmalar sürüyor. Köyün bütün ihtiyaçları, gönüllülük presibiyle ikili ilişkilerle sağlanıyor. Köydeki çocuk parkı Sıtkı Anadol’un eseri, TIR Parkı’nda köy yararına bir proje düşünülmüş, ama valilerin sık görev değişikliği nedeniyle yerine getirilememiş. Herkes için dinlenecek bir tesisin inşaası sürüyor. Kıyı kenar çizgisi nedeniyle projelerin yapılamadığından yakınıyor muhtar. Kıyı kenar çizgisi, turizm için tesis yapılmasının önünü kesiyor.

Eski Okul Ve Caminin Son Durumu

Edindiğimiz bilgiye göre köy okulu taşımalı eğitime dönüştürülmüş, Hopa’da eğitim veriliyor. Cami perişan vaziyette. Cami inşaası için etüt çalışmaları devam ediyor. Hopa Kaymakamlığı’nın girişimi ile projelendirilmiş, 23 bin TL’ye onarılacakmış. Cami ve okul onarılarak turizme kazandırılacak. Köydeki evlerin çoğu şahsa özel yazlık ev konseptinde olduğundan pansiyon bulmanız imkansız. Esenkıyı, turizme açık bir köy görünümünde. Altyapısı yok. Devletin bu konulara el atması şart. Vatandaş da bunu görerek yatırım yapacak. Sürdürülebilir kalkınma projelerine destek bekliyorlar. Köyde çok katlı binalar mevcut. Toprağın olmadığı yerde kalabalık aileler bu yolu tercih ediyor. İnşaatın yüksekliği 6,5metreyi aşamıyor. Birçok arazi ormana kalmış. Göç edenlerin toprağı üzerinde ağaçların oluşması nedeniyle direkt ormana kalmış.

Çeşmeler, Hayratlar Çok

Köyden göç edenler ve köyde kalanlar hayrat çeşmesi yaptırmayı seviyor, köyün içinde 10’a yakın hayrat çeşmesi mevcut. Değirmenler ise nostaljik. İki adet değirmende herkes tahılını öğütüyor. Yapılan yeni caminin inşaasında büyük bir masraf çıkmış. Köy muhtarı, köyden göç etmiş iki köylüsünü arayarak “Katkınız ne olur” demiş ve 60 bin liralık maliyeti karşılatmış. İlyas Hacımemişoğlu, muhtar Yaşar Papila’ya köy halkı olarak binlerce teşekkür ediyor. Sayesinde güzel bir mekanda ibadetlerini yapıyorlar.

 

Köy tanınıyor mu?

Dışarıdan bakış ile köydeki bakış farklı. 3 isimli bir köy Lazca, Arapça ve Türkçedir. Azlağa (Azizağa), Abuista (Islah edilmiş köy), Esenkıyı (Rüzgarlı Kıyı) olarak adlandırılıyor. Köyde “Benim İçin Üzülme” dizisinin platosu yapıldı. Hopa’ya ciddi katkısı olduğunu söylemek mümkün ama köye bir şey katmadığını söylemek daha mümkün.

Mezarlar

Köyde iki yerde mezar var. Bazı köy evlerinin önündeki mezarlar da göze çarpıyor. Geçmişte sel olmuş ve mezarların bir kısmını almış. Sonrasında kendi evlerine yakın yapmışlar. Artık evlerin yanına yasal olarak mezar yapmak yasaklandığından köyün mezarlığı kullanılıyor.

En yaşlı

Köyün en yaşlısı Ahmet Küçük (95), heybetli ve hayata bağlı duruşu olan biri. Ahmet Amca’nın 93 yaşındaki kız kardeşi de yaşıyor. Esenkıyılı Kadir Acar Hopa’da yaşıyor, İsmet Acar 95 yaşında. Osman Papila 92, Servet Papila 90 yaşında. Gördüğüm kadarıyla yaşlıların çoğunda gözlük yok.

Yaşar Papila’nin bir anısı:

“Abdullah Papila ve babam buralara ticaret yapıyorlar. Rusya’da Bolşevik döneminde Gudauta’dadükkanları vardı. Amcamın fırın dükkanı olduğu söyleniyor. Abdullah Papila, Sait Papila ve babam ticaret için, Sait Papila’yı burada bırakarak gidiyorlar. Ordan da tekne ile mısır, pirinç gibi tahıl ürünleri getiriyorlar. Rusya’da iç karışıklık başlar. Babam, amcama der ki “Abdullah, durum iyi değil, bu kapı kapanacak hadi gidelim.” Amcam biraz mal sevdasına düşer. Ev var, dükkan var, nereye gidelim der. Babam “Şimdi gidelim de, buralar düzelince tekrar geliriz” der. Amcam, babamdan 1 yaş küçük. Babam, zorla bir tekneye amcamla birlikte biner. Tam, Batum limanından çıkarken hücumbot önlerini keser, Babam tam yakalandık diye düşünürken hücumbot rotasını değiştirerek uzaklaşır. Bakar ki teknede Abdullah yok. Geri dönerse yakalanacağız endişesiyle Türk sularına girerler. Türk sınırında tekneye el konur, kapı da kapanır. Bu arada serdümen Ömer de Hopa’da kalmak zorunda kalır. Abdullah’tan amcamdan haber yok. Sonradan öğrendiğimize gore amcam Batum’dan Sibirya’ya sürgüne gönderilir. 25 yıl orada yaşamak zorunda kalır. Öğrendiğimiz kadarıyla pranga mahkumu olarak çalıştırılır. Bir Rus kadınla evlenir. Ondan bir kızı olur, doktor kızı tren kazasında ölür. Karısı kaldı ama biz gidip göremedik.”

Muhtar Papila, günümüz Esenkıyı sakinlerini şu cümlelerle anlatıyor: “Müteşebbis insanlarımız var. Hakimi, avukatı, işadamı, mühendisi var. İstanbul’da, Zonguldak’ta birçok yerde zenginlerimiz var. Teoman Papila Zonguldak’ın en zenginlerinden. Gebze’de yaşayan Karayolları’nda bariyerler yapan AlkmanAlkumru var. Bu köy, bunlarla yaşıyor ve hayat buluyor. İşsizlik Hopa’nın büyük sorunu. Gençlerimizi buralarda saklayamıyoruz. Onun için Emekli köyü diyoruz.”

Kafkas Engerek (Kantğa Yılanı)

358_95789736_05082012004603Engerek türü yılanlar zehirli yılan türüdür. Birçok yerde var bu yılanlar bölgede. İnsana saldırmaz öldürücü değil. Ancak kıştan çıktıktan sonra zehri fazla. Bunun zehrini üretmek için bir çiflik kurmak isteyenler için iyi bir kaynak Esenkıyı. Yeri gelmişken söyleyelim: Esenkıyı köylüleri, köylerinde engerek yılanına sık rastlanmasından esinlenerek, tanıtım amacıyla Engerek Yılanı Festivali düzenleyecek. Muhtar Papila, “Engerek yılanı insanların ve basının ilgisini çekiyor. Engerek yılanını, reklam aracı olarak çok iyi kullanabileceğimizi düşünüyorum. Engerek Yılanı Festivali yaparak köyümüzü Türkiye ve dünyaya tanıtıp turizmi canlandırabiliriz. Bu konuda devletimizden ve iş adamlarımızdan destek bekliyoruz” diyor. Papila, bir engerek yılanı yakalayarak akvaryuma koyduklarını da hatırlatıyor ve ekliyor: “Yılan, köyümüze gelen yerli ve yabancı konukların büyük ilgisi çekti. Bu yılanı köyümüzün hazinesi olarak görüyoruz. Onun için koruma altına almış durumdayız. Köyümüze gelerek yılan yakalanmasına izin vermiyoruz.”

Share
6403 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?
#

Esenkıyı-Azlağa: Abuislah” için 1 yorum

  1. Ayhan Yılmaz : diyor ki:

    Tebrikler. Çok güzel tanıtmışsınız. Darısı bir daha ki sefere Hopa Çamlıköy Peronit’in başına