logo

Ekonomiye El Atılması Lazım Sayın Cumhurbaşkanım!


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Türkiye’de ekonomik anlamda işlerin yolunda gittiğine dayalı olarak ekonomiden sorumlu bakanların açıklamalarını okuyorum da çok güleceğim geliyor. Sürekli rakamlarla iyi gösterilme çabasında ki ekonomin halkın ekonomisine hiçbir faydası olmadığını artık anlamamız gerekiyor. Şunu unutmamak gerek ki bir ülkede hükümetlerin yıkılışlarının en temel sebeplerinden biri hiç kuşku yok ki rakamsal ekonomik bozukluklar değil vatandaşın cebindeki ekonomik bozukluklardır. Bunu en iyi bilen de hiç kuşku yok ki Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. AK Parti’yi iktidar yapan temel sebep ‘Sayın Başbakanım ben bir esnafım diyerek patlayan ekonomik kriz sonrası yaşanan gelişmelerdir. 2000’li yıllarda vatandaşın cebindeki ekonomi patlayınca hükümette patlamıştı. AK Parti bu ülkede ihtiyaçtan doğmuş ve bugüne kadar da iktidarda kalmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yazılarımın takip edildiğini, belki bizzat kendisi değilse de danışmanlarının takip ettiğini, bildiğim için üzerine basa basa yazıyorum ve diyorum ki ekonomi bakanlarının sözlerine aldanmamalı Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan. Bakanların ya da ekonomi bürokratlarının ekonominin iyiye gittiğine dayalı olarak söylediği ifadeler gerçeği yansıtmıyor, ekonomi sos veriyor. Bürokratların rakamları gerçekle kesinlikle bağdaşmıyor. Rakamlar açıkçası yalan söylüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım eğer ekonomiye biran önce müdahale etmezseniz emin olun ki vatandaşın cebindeki ekonomi patlamasının faturasını ilk başkanlık seçimlerinde siz ödeyeceksiniz. Vatandaş bu konuda ne bakanlarınızı ne de bürokratlarınızı suçlayacaktır. Faturayı direk size kesecektir bu vatandaş. AK Parti’ye yakın olan, size de hiçte uzak olmayan bir kişi olarak diyorum ki dost acı söyler ancak doğru söyler diyerek ekonominin kesinlikle iyiye gitmediğini belirteyim. Bu konuda danışmanlarınızda maalesef ki yalan söylüyorlar. Size ve partiye ihanet ediyorlar. Ben çok yakın bir zamanda yaşanabilecek bir halkın cebindeki patlamayı görüyorum ve uyarıyorum Sayın Cumhurbaşkanım. Halkın ekonomisi patlamak üzeredir. Ben bunu her noktada sezinleyebiliyorum. Halkın gülümsemesi sona erdi. Artık kimse gülmüyor. Hiçbir kimse ekonomik anlamdaki geleceğinden emin değil. Parası olan harcamak istemiyor, olmayan ise ayı en az hasarla kapatmanın peşinde. Millet sokakta gibi görünüyor ancak insanların eli cebine çok fazla gitmiyor. Mutlu kesim sayısı yüzde 10, o kesimin harcaması da ekonomi kurmaylarını aldatıyor. Ekonomi iyi değil.

Ne yapılmalı, ekonomiyi nasıl rahatlatmalı?

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘Tolga sen ekonomiden ne anlarsın?’. Anlarım anlarım zira ben iki okul bitirdim ve bu okulları bitirirken de onlarca ekonomi dersi gördüm. Bir ülke de arz talep dengesinde aşırı bozukluk olduğunda halka yansıyan ekonomi de büyük sıkıntılar yaşanıyor. Arz fazla olur ve talep azalır ise bilin ki büyük bir ekonomik krizin öncesindesiniz. Bu hep böyle olmuştur. Bugün nereye giderseniz gidin ne almak isterseniz size sunuluyor ancak alan çok az. Mal çok alan yok misali bir noktaya geldiğimize göre biran önce bu duruma el konulması gerek. Ben uzun vadede yapılması gerekenleri yazmayacağım, kısa vadedekileri yazarak bugün ki yazımı tamamlayacağım.

Ekonomiye müdahale yapılacak ise bunun ilk yolu önce insanlarımızın alım gücünü arttırmaması gerek. Devlet gereksiz masraflarını kısacak ve bunları çalıştırdığı insanların maaşlarına aktarmalıdır. Bu da kısa sürede ekonomik bir canlılığa sebep olacaktır. Bunun yanı sıra tüm çalışanlarına zorlu geçecek kış öncesinde kış yardımı adı altında bir miktar ikramiye dağıtır ise bu da ekonominin rahatlamasına neden olacaktır.

Vergi indirimi ve vergi affı acil olarak yapılması gereken bir diğer unsurdur. Ekonominin bir diğer can damarı hiç kuşku yok ki esnaftır. Esnaf maalesef ki can çekişmektedir. Ağır vergi yükünün altında ezilen esnaf ne vergisini ne de SGK’sını ödeyebilecek durumdadır. Vergi yapılandırmaları çözüm getirmez. Yapılandıran vatandaş ödeme yapamaz. Bir kereliğine de olsa mutlaka vergi ve sicil affı şart. En azından borcunun yarısını devlet yarısını ise esnafın bizzat kendisini ödeyeceği şekilde bir af getirilmelidir. Burada adaleti sağlama adına borcunu ödemiş insanlara da vergi indirimi getirdiğiniz zaman adaleti de sağlamış olursunuz. Esnafın rahatlaması gerekiyor. Bu sebeple gerek KDV’de gerekse de diğer vergi dilimlerinde mutlaka indirime gidilmelidir. Doğrudan ve dolaylı vergiler bu ülkede fazladır. Birde verginin vergisini ödüyoruz ki en çok da o insana koymaktadır. Üç kalem, dört kalem vergi ödüyorsunuz sonra toplam yazıyor, ardından bir daha KDV ve ardından genel toplam diyip yüksek faturalar ödüyoruz. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli. Vergi indirimi geldiğinde piyasalar hareketlenecektir ve bu hem vatandaşa hem de esnafa yansıyacaktır. Milletin yüzü gülmeye başlayacaktır.

Dünya’nın en pahalı akaryakıtını tüketen toplum kesinlikle bizim toplumumuzdur. Artık bu konuda biran evvel bir şeyler yapılmalıdır. Yeter, yeter, yeter. Ham ve rafine petrol ürünleri ticareti yapan pazarlar, bu milyarca dolarlık endüstriye hizmet etmenin yanı sıra endüstriyel gelişme, durgunluk veya gerileme için de bir barometre görevi görür. Arz ve talebin yanında siyasi risklere karşı da özellikle hassastırlar. Böyle olunca, arza en ufak müdahale belirtisi örneğin; petrol üreten temel ülkelerden birinde savaş veya sosyal ayaklanma tepkisi fiyatlarda dalgalanmalara, daha fazla tedarik için çekişmeye ve gelecekteki fiyat artış ve düşüşlerine karşı korunmaya neden olur. Yüksek petrol fiyatları, yakıt masraflarının artması ve ekonomik gelişimin muhtemel yavaşlaması anlamına gelir. Öte yandan petrol fiyatının düşmesi ise bir teşvik etkisi yaratabilir. Günümüzde varil fiyatları yani 159 litre olan varillerin fiyatları 40-50 dolar iken maalesef ki satış fiyatları 200 dolarları bulmaktadır. Biraz daha yalın bir anlatım ile 1-1.5 TL arasında mal olan fiyatlar giderler, vergiler dahil edildiğinde yaklaşık olarak 4.5-5.3 civarlarına halka satılmaktadır. Artvin’de ise bu rakamlar 20-30 kuruş daha fazla olmaktadır. İşe nakliye binince fiyat artmaktadır. Bu da şu anlama geliyor ki biz akaryakıtı vergiler yüzünden çok pahalıya kullanmaktayız. Akaryakıtta vergi indirimi mutlaka yapılmalıdır. Bu indirim halka kesinlikle olumlu yansıyacaktır. Çiftçi, esnaf, tüccar, işçi, memur, işveren herkesin yüzü bu şekilde gülecektir.

Türkiye’de yükü en ağır kesimlerin başında hiç kuşku yok ki işverenler gelmektedir. İşveren de artık sos vermektedir. Doğru yapılanmayan teşvik uygulamaları nedeniyle yeterli büyüyemeyen esnafın teşvik alabilmesi için ya zengin ya da şanslı olması gerekmektedir. Teşvik alması gereken esnaf teşvik alamaz iken parası, pulu, işi, ödemesi yerinde olan esnaf rahatlıkla teşvik almaktadır. Borcu olan esnafa devlet kontrolünde borç ödeme noktasında teşvik sağlanabilir ise işte o zaman işverende de rahatlama olacaktır. Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelere kurtarıcı teşviklerin yanı sıra SGK ödemelerinde de indirimler sağlanmalı. Bir işçinin maliyeti işverene yaklaşık 3 Bin TL civarında. Maaş, sigorta, yemek, yol yardımı falan dediğinizde 3 Bin TL’ye bir işçiyi mal eden işveren bu parayı nasıl ödesin. En azından SGK primlerinde bir indirim şart görünüyor. Bu indirim sağlanamaz ve artmasına benim de katıldığım asgari ücretin artış seyri sürer ve bu seyre karşın prim indirimleri gerçekleştirilmez ise asgari ücret hayal edilen rakamlara çıkar ancak asgari ücretle çalışan insan sayısında inanılmaz bir azalış olur ve kaçak işçi olayı fırlar gider. Bu duruma el konulmalı.

Teşvik uygulamalarında adaletsizlikler hat safhada. Artvin’deki bir esnaf İstanbul’daki ile aynı vergileri ödemektedir. 10 işçi çalıştırmadıktan sonra da İstanbul’daki esnafla aynı primleri ödeyen esnafın büyümesini hayal etmek imkansızı hayal etmektir. 10 işçi çalıştıran işverene teşvik güzel ancak bir işçiden başlayarak illere göre ve büyükşehirlerde de semt ve ilçelere göre teşvik uygulamaları yapılmalıdır. Bunun yanı sıra sektörlere göre doğru bir planlama ile teşvik uygulaması şart durumdadır. Artvin’deki adama fındık, çay, ot, hayvancılık, su ürünleri, turizm, eğitim gibi alanlarda teşvik verirken Artvin ile Rize’yi, Rize ile Trabzon’u aynı kefeye koymadan teşvik uygulamasına gidilmelidir.

Devlet destekleme rakamlarında artışa gidilmeli ve doğru desteklemeler verilmelidir. Çiftçi ve üreticiye doğru desteklemeler sağlanmalı. Destek miktarlarında artış ve de küçük ölçeklileri büyütecek teşvik yöntemlerinin daha da geliştirilmesi gereklidir. Evet, büyük ölçeklilere verelim ancak küçük ölçekli olanları büyütmedikten sonra değişen bir şey olmayacaktır. Küçük esnafın, çiftçinin, üreticinin yüzünü güldürmedikten sonra büyüklere yem yapacağınız küçüklerin tepkisi sandıkta en büyük tepki olarak Sayın Cumhurbaşkanına gelecektir.

Bu acil önlemlere bir çok madde daha ekleyebiliriz. Bunları ekonomi kurmayları da bilmektedirler. Yok bilmiyorlar veya biliyor da söylemiyorlar ise Sayın Cumhurbaşkanım emin olun size ihanet ediyorlardır. Benim bu yazdıklarımı umarım okursunuz. Okursunuz ve gereğini yaparsınız yoksa gelecek ilk seçimde artan tepki yumağının faturasını bizzat şahsınız ödersiniz. Bu ülkede istikrar ortamının bozulmasını hiçbir kimse istemez. Bu sebeple diyorum ki Sayın Cumhurbaşkanım mutlaka halkın sesine kulak verin. Kulak veren birilerini bulun ve o isimleri danışman yapın. Size gerçekleri söyleyecek isimleri danışman yapın. Bakın TEOG çıkışının ne denli doğru idi. Alkışlıyorum sizi, şimdi sıra ekonomide diyorum.

Share
250 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...
  • Öküz Mehmet Paşa

    19 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor” 17. asır kıymetli devlet adamlarından Öküz Mehmet Paşa, Sultan I. Ahmet Han'ın vezirlerinden ve damatlarındandır. “Vezir” ve “Damat" Mehmet Paşa olarak da bilinir. Sultan I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde, ilkinde iki yıl, ikincisinde on bir ay olmak üzere iki defa “Sadrazamlık” makamına getirilmiştir. Hakkında “edip ve vakur, vezir-i sahib-i şu’ur” denmiştir. 1621 senesinde vefat etmiştir. Asıl lakabı “Oğuz” olmasına rağmen eski yazıdaki kef ve kaf harflerinin karıştırılmasından dolayı muha...