logo

Eğri Oturmadan Da Doğru Konuşulur


Ramazan Arslan
ramazan.arslan@08olay.com

Hepimizin hayatında ki yaşanmışlıklar, kendimize göre bir yorum çıkarma ve bu yoruma dayalı doğrumuzu oluşturma kaynağıdır. Ülkelerin, milletlerin, topluluklarında tıpkı bireyler gibi yaşanmışlıklarına dayalı oluşturmuş olduğu doğruları olduğu inancındayım.

Medeniyetin beşiği ve toplumların kaynaşma bölgesi olan Anadolu’muzun bu zengin yaşanmışlıkları neticesinde oluşturmuş olduğu doğruları yok mudur? İllaki vardır..

Ülkemizin coğrafi konumu ve tarihsel rolü; bu topraklarda yaşayanlara geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de önemli sorumluluklar yüklemektedir. Biz etrafında kara sınırı olmayan bir ülke değiliz,istesek te istemesek te komşularımızın durumundan etkileniriz. Biz geçmişi belli olmayan veya geçmişte herhangi bir rolü olmayan bir ülke de değiliz,dolayısı ile potansiyelimizin farkında olan ülkelerin ulusal ve uluslararası boyutta bize kayıtsız kaldıklarını düşünemeyiz. Biz millet olarak herhangi bir gücün tesiri altında yaşamaya tahammül edemeyiz.

Bizim İnandığımız değerlerimiz var, inançsızlar gibi davranamayız, sadece bu dünyalık amaç gibi gözüken araçlar için CAN’a kıyamayız,

Biz yaşadıklarımızın ve bize yaşatılmak istenenin farkında değil miyiz? Her şey bu kadar apaçık ortadayken neyi kabullenmeyi reddediyoruz? Neden kişilere takılıp kalıyor ve esastan uzaklaşıyoruz?

Biz yaşıyoruz ama düşünmekten mi korkuyoruz?

Genç yaşıma rağmen hayatımı gözden geçirdiğimde bu Cennet vatan da nelerle oyalandırılmışız diyebiliyorsam, düşüncesinde ön yargı olmayan kim olursa olsun bu durumu görür.

Ön yargılarımızdan kurtulup, kulaktan dolma bildiklerimizden vazgeçip araştırmalıyız, ulaştığımız bilgilerle yorum yapmalıyız, hayatımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Bizler için oynanan onca ulusal ve uluslararası oyun varken biz dostumuzun, arkadaşımızın gündelik yaşamını etkileyen oyunlarımızdan, kinimizden, nefretimizden kurtulmalıyız.

Anlık düşünelim ‘’neyi paylaşamıyoruz’’ neden küçük hesaplarla uğraşıyor veya uğraştırılıyoruz.

Ülkemiz üzerinde yıllardan beri oynanan oyunları görüyoruz, peki ne yapıyor, nasıl bir mesai harcıyoruz bu uğur da? ( Eleştiri dışında)

Yaşadığımız şehirde konuşulanları bir düşünelim! Bir de 20 yıl öncesinden bu güne yapılanları, hayatımızdaki değişiklikleri, köydeki şartlarımızı ve şuan ki imkanlarımızı..

Kimsenin dediğine değil kendi yaşadıklarımıza göre yargılayalım, eleştirelim ama önce kendi eksikliklerimizi de görelim ki, eksikliklerimizi giderebilelim.

Gelişim önce bireyde sonra aile de sonra mahallende sonra şehrinde sonra bölgende sonra ülken de olur.  Daha iyisini istiyorsak ki istiyoruz, kendimizi geliştirme gibi bir derdimiz olmalı, yapılan ve yapılacak olan iyi güzel hizmetlere sırf ön yargımız yüzünden istemezükçü, neye lazımkici olmamalıyız. Utmayalım ki bu hayat nasıl bizden önce vardı ise bizden sonra da çocuklarımız için,torunlarımız için var olacak.. öyleyse canparelerimiz neden bizden daha iyi şartlarda daha özgür, daha bağımsız, daha düşünen ve üreten toplumda daha güzel imkanlarda  yaşamasın ki..

Yazımın başında dedim ya,insan yaşadıkları ile bir düşünce oluşturur diye, işte bu yazdıklarımı yaşamış olduğum ve Artvinli olan her kesimin de bildiği bir olayla örneklendirmek istiyorum.

Artvin de aklımın kestiği günden beri olmazsa olmaz bir Hopa tüneli yapılsın mücadelesi vardı, bence çokta haklı bir mücadeleydi. Zaman geçti ve bir gün Hopa tüneli yapılacak denildi, en üst düzeyde gerekli açıklamalar yapıldı, bazı çevrelerde hemen bu durumun yansıması…’’ yapılmaz, bunlar da yapamaz’’ şeklinde oldu. Süreç ilerledi Hopa Tüneli’nin Proje İhalesi yapıldı, büyük bir kesimde gerçekten çok güzel heyecan oluşturdu. Çünkü Artvin’in gelişimini önemli derecede etkileyen bir eksiklik giderilecekti, bazı kesimlerde de yine o olumsuz bakış açışı kendini göstermeye başladı,’’bu tünel yapılmaz haydi STK’ları toplayıp Ankara ya gidelim, bizi oyalıyorlar ön yargılı bakış veya hesaplı davranışları devam etti, süreç ilerledi Hopa Tüneli inşaat yapım ihalesi oldu. Tünel inşası başladı. Hatırlayalım lütfen, ne dedi istemezükçü düşünce; neye lazım ki, artık gerekli değil ki, çevreye o kadar zarar vermeye ne gerek var ,vs ,vs

Şimdi bu örneğimden hepimiz hayatımızda ki yapıcı ve yıkıcı tecrübelerimizi düşünelim, günlük konuştuklarımızı, bilmeden söylentilerle yargılamalarımızı düşünelim. Yine kim için ne iyilik yaptığımızı, ülkemiz ve milletimiz için,ailemiz ve geleceğimiz için ne çaba gösterdiğimizi, ne kadar umursadığımızı düşünelim. Zaman, zaman gibi geçiyor tekrar dönüşü yok. Sahip olduklarımızın kıymetini kendi iç dünyamızda analiz edelim, kendi kendimize sesli konuşalım, çünkü sahip olduklarımızı kaybettikten sonra üzülmenin, ben demiştim in, Ali veya Veli ‘ye karşı olan husumetimizin yada ön yargılarımızın bize bir yararı olmayacak. Herkesin yapabileceği, düşünmeye sevk edebileceği bir çevresi mutlaka vardır. Ülkemizin bulunduğu bu ateş çemberinde hepimize düşen bir sorumluluk vardır eğer bu gemide yaşamaya devam etmek istiyorsak. ‘’Karınca misali’’ hayat çizgimizde çok önemli çok erdemli bir yerde ise, yapacaklarımızı yarınlara ertelemeden doğru kararlar vereceğinizden şüpheniz olmasın.

Baki alemin sınav tarlasında hepimizin güzel bir eser bırakmak için çabası oldukça, kişilerle değil olay ve olgularla değerlendirmeler yaptıkça daha güzel günler yaşamamak için ne gerekçe olabilir ki..

Selam ve Dua ile…

Share
1035 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...