logo

EEE Ama Biraz Fazla Oldunuz!


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH.

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun, yeni bir yazıyı kaleme almak nasip oldu. Bugün gündemden uzak durup, uzun zamandır yazmak istediğim bir konuyu kaleme alacağım. Artvin Çoruh Üniversitesinde neler oluyor?

Öncekle Artvin’de öğrenci olmanın ne kadar zor bir sanaat olduğundan önceki yazımlarımda bahis etmişimdir. Dünyanın neresine giderseniz, gidin; bu kadar öğrenciyi madur eden bir şehir daha görmeniz mümkün değil. Neden diye sorarsanız. Astronomik seviyeleri bulan kiralar, sonrasında ulaşımda ki zorluklar. Giyim ve kuşam da ve çeşitte hem maddi hem manevi olumsuzluklar. Bu maddeleri siz daha da çoğalta bilirsiniz. Bunların altına onlarca madde ekleye bilirsiniz. Sadece eklersiniz, kimse çözüm için bir şey yapmaz. Nede olsa bu şehrin çocuklarının çoğu büyük şehirlerde okuyor. Burada evlatlarını okutanlarda bu zorluklarla karşılaşmıyor. Çünkü ana, babalarının yanında olan evlatlar bu zorluklarla yüzleşmiyor. Bu nedenledir ki bu şehir de uzaklardan gelen çocuklara kendi evlatlarımız gibi bakmak zorundayız. Bu bir sorumluluktur. Bu bir vazifedir. Neyse konuyu fazla uzatmadan esas konumuza dönelim.

Yukarda sizinle paylaştığım sorunların nedeni? Ne Millet vekilleridir. Ne validir. Ne Belediye başkanıdır. Nede siyasal yetkililerdir. Öncelikle sorunun esas nedeni Artvin’e mesafeli duran Üniversite yetkilileridir. Geçenlerde benim yakinen tanıdığım hatta çocukluk arkadaş olan ismini vermek istemediğim bir kişi Artvin Çoruh Üniversitesi tarafından yüz üstü bırakılıyor. Ve kendi emekleriyle bir noktaya gelmek isteyen hiçbir kimseye boyun bükmeden ve kapı çalmadan öz tırnaklarıyla kazıyarak geldiği noktadan maalesef uzaklaştırılıyor. Yüksek lisans 50/d kadrosuyla Araştırma görevliliğine alınıyor. Sonra ki süreçte yüksek lisan bitince kadrosu iptal oluyor. buraya kadar her şey normal ancak yüksek lisansda alınan kadro, doktora yaparken Arkadaşa verilmiyor. Peki şimdi soruyorum. 1998 den beri bir tane bile yüksek lisans öğrencisi çıkaramayan bir okul, bırakın başka okul öğrencisini kendi öğrencisine neden sahip çıkmıyor. Yoksa Artvinlidir, diye mi? susuyoruz. Bu değerli arkadaşımın çalmadığı kapı kalmadığı halde neden kimse yardım eli uzatmıyor. Bir vebali almak ne kadar zorsa arkadaşı bu duruma düşürenlerin ahvalleride o kadar zordur. Tek özlemi ve düşüncesi bilim adamı olup kendi memleketine ve kendi insanına kalkınmada yardımcı olmak olan, bu değerli arkadaşımız neden  yalnız bırakılıyor.

Kimi kast ettiğimi Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim elemanları iyi bilirler. Eğer bir yerlerinde vicdan denen bir muhasebe taşıyorlarsa bu maduriyet acilen giderilir. 1998 den beri tek tane lisans üstü eğitim alan öğrencilerine sahip çıkarlar. Aslında biz Artvin’liler olarak bu duruma sahip çıkmak zorundayız. Bu üniversite de birileri Artvinlilerden Rahatsız oluyor. gidin bakın, Artvinliler haricinde her yerden insanlar var. eeee arkadaş o zaman nasıl entegre olacak üniversite Artvin’e, ne kadar çok Artvinli bulunursa Üniversite de o kadar Artvine yakın olur. Lütfen bu durumu görmezden gelmeyelim. Ve bu şehrin insanına sahip çıkalım.  Mey biter Saki kalır. Her renk solar haki kalır. Diploma insanın cehaletini alsa da Hamurunda asalet yoksa  baki kalır…. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Etiketler:
Share
548 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...