logo

Dünyanın en zengin adamı Mansa Musa


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Net Servetleri araştırmasında ele alınan 25 kişilik listede Bill Gates ve Warren Buffet gibi tanınmış isimler de bulunuyor ancak Mali Kralı I. Mansa Musa listede başı çekiyor.[1]

“Dünyanın gelmiş geçmiş en zengin insanı kimdir?” dendiğinde pek çoğunun aklına Rockefeller, Dubai Şeyhi Maktoum, Bill Gates, devrik liderler Hüsnü Mübarek veya Kaddafi gelir.

Oysa rakamlar bambaşka bir şey söylüyor. İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en zengin insanı, bugün dünyanın en fakir kıtası olan Afrika’dan çıkıyor; Mali İmparatoru I. Mansa Musa.

Batı Afrika’da; Gahan, Timbuktu ve Mali’yi içine alan Mali İmparatorluğu’nu yöneten Musa, bugünün parasıyla 400 milyar dolarlık servetiyle, ölümünün üzerinden yaklaşık 700 yıl geçmiş olmasına karşın, tarihin en zengin insanı unvanını elinde bulunduruyor. 2014’te dünyanın en zengini seçilen Bill Gates’in servetinin 76 milyar dolar olduğunu düşünürsek, nasıl bir zenginlikten bahsettiğimiz daha iyi anlaşılır.

Babasının çıktığı seferden dönmemesi üzerine imparatorluğunu ilan etti ve 1312’den 1337’ye kadar, Batı Afrika’da bugün Gahan, Timbuktu ve Mali’nin yer aldığı bölgeyi kapsayan Mali İmparatorluğu’nu yönetti.

32 yaşında tahta geçmiş bir sultandı o; ülkesinin onuncu imparatoruydu. İyi ve cesur bir lider olmasının yanı sıra keskin bir ticari zekâya da sahip olan Mansa Musa, ülkesinin zenginliğine zenginlik, servetine servet kattı. “Mansa” unvanını da bu şekilde elde etti.

Yaşadığı dönemde inanılmaz bir servete sahip olan Musa, oldukça dindar bir hükümdardı. Bu dindarlığının altında, aileden aldığı dini eğitimin yanı sıra çocukken kaza sonucu annesinin ölümüne sebep olmasının vicdan azabı da yatıyordu. Bu olay nedeniyle kendini hiçbir zaman affetmeyen Musa, vicdanını rahatlatmak için kendini hayır işlerine verdi; bununla da yetinmeyip İslam âlimlerinin de tavsiyesiyle 1324’te büyük bir hac seferi düzenledi.

Hac yolculuğu yapmaya karar verdikten sonra bir fermanla, bolluk içindeki halkından bu büyük yolculuk için altın ve erzak bağışlamalarını istedi. Ülkenin dört bir yanından kilolarca altın ve erzak geldi. İmparatorluğun başına oğlu Muhammed’i bırakan Musa, köleler, cariyeler ve hacca gitmek isteyen tebaadan oluşan 60 bin kişilik büyük bir kafileyle yola çıktı. Bu rakam o dönem için büyük bir orduya eşitti. Kafile 2 bin ton altın ve tonlarca erzak taşıyordu.

Hac kafilesi dönüş yolunda Bedevilerin saldırısına uğradı; kervan soyuldu. Kalan tüm parasını soygunculara kaptıran Musa, Mısırlı tefecilerden borç almak zorunda kaldı; ülkesine döner dönmez borcunu katbekat fazlasıyla ödedi.

Bu efsanevi hac yolculuğu, dünya tarihini değiştirecek pek çok olayı da beraberinde getirdi. Avrupalı tüccarlar hiç bilmedikleri bu bakir kıtaya gözünü çevirdi.

Afrika’yı dünyaya tanıtmakla iyilik mi etti, kötülük mü; karar vermek zor ama Mansa Musa’nın hac seferi ve harcadığı para karşısında iştahı kabaran Avrupa, coğrafi keşifler ve denizciliğin gelişmesiyle birlikte soluğu Afrika’da alacak, sömürgeleştirmenin temelleri bu dönemde atılacaktı. Kara kıtanın kaderi, keşifler ve işgallerle değişecek, tüm doğal zenginlikleri bugün gelişmiş (!) olarak adlandırdığımız Batılı ülkelerin eline geçecekti.[2]

[1] http://dunyalilar.org/insanlik-tarihinin-en-zengin-insani-mansa-kanku-musa.html

[2] http://listelist.com/mansa-musa/

 

Share
1066 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...