logo

Dönen Alçak Olsun! Devam…


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Ben öyle adamlar tanıdım ki kalemi eline aldığı zaman kendini harb meydanında zannedip abdestsiz kelime yazmazlar. Ben öyle adamlar tanıdım ki; doğru bildikleri varsa ve her neyse, kellesini idam sehpasına koyarlar korkmadan yazarlar. Velhasıl herkes yazı yazabilir, ancak kellesini ortaya koyamaz.

24 Haziran seçimlerinin önemini anlatmak istemiyorum. Çünkü büyük resim her şeyi gösteriyor. Beyler ALLAH aşkına meydanlarda oynanan tiyatroları görmüyor musunuz? Daha bir kere Hakkari’de, Şırnak’da, Afrin’de Mehmetçikle görüşmeyen zihniyetin evlatları bilmem kaç kere Selahattin Demirtaş efendi ile görüşüyor. Beyler büyük resim ortada düne kadar ezilen, sömürülen, ötekilileştirilen kesim, bugün Stockholm Sendromuna yakalanmış, işkencesine aşık olmuş mağdurlar gibi Chp’nin peşine gidiyor. Hele, hele kendisini vatansever addedip; ülkücü maskesiyle yıllar yılı dolaşanlar; kendi kardeşlerine kurşun sıkan tetikleri nasıl da unutuyor. Yazmak istemiyor, yazdıkça midem kalkıyor, bu tiyatroya dayanamıyorum.

Son beş yıldır türlü nasihatler aldım. Yazma etme diyenleri gördüm, duydum. ALLAH şahit korkmak yok. Belki yarın beni telkin edenler kazanacaklar ama korkmak yok. 15 Temmuz gecesinde cennet bahçesine yürüyenleri canlı yayında gördüm. Korkmak yok! Panik atak krizlerinin sonrasındaki dinginliği ve huzuru gördüm! Ölüm korkusunun üzerinde o korkuyu yaratanın vaadi var, o vaadi bildim. Ki bu yol HAKK yoluysa! ki bu yol Haklının yoluysa! sözüm ortada; Ya var olacağız, ya da bin yıllık yurdumuzda yok olacağız. Susmak yok! DEVAM…

Eski bir gemici hilesi vardır. Gemide ki farelerle gemiciler baş edemedikleri zamanlarda öğrendikleri. Farelerin içersinde semiz olan bir fareyi yakalarlar, o fareyi birkaç gün aç bırakırlar aç kaldıktan sonra fareye ölü fare eti verirler. İlk başta o fare o eti yemez, ancak açlığa dayanamayan fare birkaç gün sonra o eti yemek zorunda kalır. Bu böyle uzun bir zaman devam eder, bu süre sonrasında o semiz fare, fare etinden başka bir şey yemez olur. Sonrasında nerede bir fare görse vampir olup o fareyi yer. İşte gemiciler de bu hile neticesinde gemilerinden fareleri uzak tutarlar. Beyler Teşbihte hata olmaz. Bugün o semiz farenin kim olduğunu anlatmaya bile gerek yok! Devam…

İşte her şey gün gibi ortadayken daha ben ne yazabilirim ki; var oluş, yok oluş mücadelesi ortadayken ben ne yazayım! İnanın bu seçim Avrupa’da her hangi bir ülkede yapılıyor olsa, iki kelime bile yazmazdım! İnanın ben başka ülke vatandaşı olsaydım ve ülkemde seçim olsaydı sandığa dahi gitmezdim! Ancak ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bu ülke diriliş gününe kıyam durmuşken, 200 yıllık prangaları kırmak üzereyken, yenidünyanın düzeni kurulurken; Cumhurbaşkanımızın yanındayız. Bu köşede bilmem kaç tane yazı yazdım. Hepsi burada açıp okuyun. Bir kere bile yazdıklarımı silmedim, pişman olmadım. Yazdıklarımdan pişman olmam, yazamadıklarımdan pişman olurum. Bugün bunları yazmazsam 1000 yıllık pişmanlığım yakamı bırakmaz. Dava büyük, yol uzun, Dönmek yok! Devam…

Son olarak bu davanın neferlerine seslenmek istiyorum. Hepimizin elinden bir şey gelir. Kimse benden bir şey olmaz demesin. 1 oy ile 1000 oy arasında ki tek fark üç “SIFIR” baştaki “BİR” giderse üç sıfır tek başına işlevsiz olur. İşte biz o biriz ve hep beraber beraberiz. Bizim çoğumuz Anadolu’nun ezilmiş susuz topraklarından gelen çocuklarız. Büyüdük ama geldiğimiz yeri ve şartları unutmadık. Veyse kapılmadan, siyasi çıkar gütmeden, başkalarının başarısını örtüp kendimizi başarılı göstermek için çabalamadan, çalışmalıyız. Başarmalıyız. Yoksa çocuklarımıza ve evlatlarımıza anlatacak hikâyemiz yazılmaz. Hani biz alışkınız aç kalıp, toprağı işlemeyi biliriz. Biz toprağın çocuklarıyız amma siz pembe rüyaların süslü prensesleri, sizler ne yapacaksınız? Bu topraklar elinizden alınınca, tabi sizlerde haklınız. O gün geldikte nere de bir ezilmiş, nerede bir örselenmiş, ötekilileştirilmiş varsa, gelir. Sokaklara dağılan pisliği ve namus kirini temizler, siz yine yarım kalan pembe rüyanıza devam edersiniz. Siz de haklısınız ne yazık ki; yalan yazan tarih sizi kahraman ilan ediyor. Bizi hain!

En azından gerçekten vatansever olanlara sesleniyorum. Milletvekili Adayı, o, şu, bu fark etmez. Hasan olsun, Hüseyin olsun ama yerli kim ise bu toprakların çocukları kim ise ve en önemlisi bu boyundurukları kim kırmışsa ona destek verin! Yoksa ben yazmadıklarım için pişman olacağım. Sizse verdiğiniz oy için! Hangimizin vebali daha büyük! Benim mi sizin mi? Tabi ki benim! Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Share
348 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Kayalıklara İlçe Kurulmaz Demiştik Ama Bizi Yanılttılar

    18 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Yusufeli ilçesinde Yusufeli Barajı ve HES inşaatı ve bu inşaat sonrasında Yusufeli ilçesini sular altında kalacak olmasının tartışmaları yaşanıyordu. O dönem DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nde basın sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Tartışmaların odağındaki bir kurumda tam da tartışmaları takip eden birimdeydim. Bu vesile ile de sık sık Yusufeli ilçesine gidip gelirdim ve ilçedeki genel kanaati ölçme şansı bulurdum. Hatta yeni Yusufeli ilçe merkezine ilişkin yapılan araştırmaları ve o bölge...
  • Artvin’de Otobüs Keyfi Yaşanıyor

    14 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Şehirleri şehir yapan unsurların başında hiç kuşku yok ki şehir içi taşımacılıkta otobüslerin kullanılmasıdır. 90’lı yılların sonuna kadar Artvin şehir içi taşımacılıkta alternatife sahip bir ildi. Hatta şehir içi dolmuş hatları yok iken bile Artvin’de şehir içi taşımacılık konusunda halkın taşınması işlemi otobüsler ile yapılırdı. 90’lı yılların başında şehir içi dolmuşların devreye girmesi ile birlikte şehir içi taşımacılıkta Artvin’de iki alternatif var idi. Biri belediye otobüsleri, diğeri ise şehir içi dolmuşlardı. Dr. Emin Özgün’ün başkan...
  • Artvin’deki Köpek Saldırısı Görüntülerin Ulusal Yansıması

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Pazar günü ulusal medyaya bildiğiniz üzere bir görüntü yansıdı. Maalesef hepimizin içini acıtan bu görüntüler ilimizin de kötü reklamı oldu. Konuyla ilgili olarak dün yazdığım yazımda değerlendirmelerde bulunmuştum ve konuyla ilgili olarak yapılanları anlatmıştım. Bugün ki yazımda bu görüntülerin ulusal yansıması, Artvin ile ilgili yanlış anlaşılmaları düzeltilmesi ve yapılanlara ilişkin bilgiler aktaracağım. Bunları yapmadan önce de köpeklerin sahibi ile yaptığım görüşmeyi de sizlere aktarmak istiyorum. Nihayetinde bizler gazetec...
  • Yerel Medyaya Sahip Çıkıyor musunuz?

    07 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Evet, iğneyi kendimize batırdık birazda çuvaldızı Artvin halkına batıralım ve önemli bir konuyu bugün ki yazımızda ele alalım. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Nuri Kolaylı tarafından yapılan bir açıklama ve tespitten bahsedeceğim bugün ki yazımda. Önemli tespitleri içeriyor. Hani, her birinizin başı sıkıştığında ya da tanıtılmak istediğinde veya şirketlerinin açılışlarını halka duyurmak için zaman zaman ihtiyaç duyduğu, en çok da Artvin’in sorunlarının gündeme getirilmesi noktasında dert yandığı o yerel medya var ya onun sorunlarında...