logo

Dilsel yozlaşma…


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Kalem damlalarıyla boyanmış kağıda harflerle resim çizmek istedim. Harflerle çizilecek o kadar manzara resimleri varken, biraz güncel olaylardan uzaklaşmak babında, bugün farklı bir konu ele alacağım. Bilenler  bilir, bilmeyenler için yinelemek isterim. Artvin Çoruh Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı, bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyim. Geçtiğimiz aylarda Gazi Üniversitesi Öğretim üyelerinden Prof Ali Yakıcı hocamın konferansını dinleme fırsatı buldum. Türklerin Mitolojisinden günümüze kadar yaşantılarından bahis edilen, benim için çığır açıcı bir konferans oldu. Ne mi anlatıldı. Türkçe, dil olarak Türkçenin gelişimi ve lehçeleri hakkında bilgiler verildi. Bildiğiniz üzere Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Ayrıca gelişmiş ve çok sesli harfi vardır. Bir çok dil gurubunda üç bilemedin beş sesli harf varken Türkçe de bu sayı 18 lere bile çıktığını araştırmacılar dile getiriyor. Bu saptama bakılınca dilimizin ne kadar geniş olduğunu anlaya biliyoruz. Peki zihnimizi zorlayarak, aklıma Türlü, türlü sorular geliyor. Dil düşünceyle mi gelişir, yoksa düşünce dille mi?  Tabi ki bu durum tavuk, yumurta mataforuna bir örnek olarak gösterile bilir. Lakin Ali hocamın da dediği gibi “Önce düşünce sonra dil gelişti.” İhtiyaçlar arttı. Bunun karşılığında kelimeler türedi en sonunda günümüz Türkçesine gelindi.

Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okuyanların Türkçülük eğilimi diğerlerine oranla fazla oluyor. Evet bende de biraz Türkçülük vardır ama bunu kafatası milliyetçiliği değil de, sadece kendi milletime biraz mehil diyelim. Mevlana ne der; Eline, Diline, Beline sahip ol. Azerbaycan cumhuriyetinin kurucu başkanı Ebu Feyiz Elçibey nasıl yorumlar bu sözü. E, İ değişmesi orta Türkçe de sık gördüğümüz bir durum. Yani İline sahip çık. O ne demek, “il” orta Türkçe de devlet demek. O zaman devletine sahip çık diyor Mevlana. Diline sahip çıkmaksa Türkçe konuşan millete sahip ol, bu dili unutturma. Beline ise; kendi zürriyetinden dünyaya gelenlere, sahip ol. Bu açıdan bakılınca kendi milletine sahip çık diyor. O yaradan ki; alemleri ince oya biçiminde kusursuz yaratmıştır. O halde kavimler halinde ayırdığına göre bir bildiği var demektir. Tamam, İslam dini kavimciliği yasaklamıştır ama kendi kavminden olanı sevme de dememiştir. Önce itikatimiz, sonra milletimiz. Önce Müslümanlık, sonrasında dinimiz diye düşüne biliriz.

Dünya genelinde 200 ile 300 milyon arasında insan Türk dilinin lehçelerini konuşuyor. Unesco tarafından dünya mirası olarak tanına 6 anadilden birisi. Avrupa da şarkiyat eğitimi alan bir öğrenci Arapça, Farsça ve özellikle Türkçe öğrenmek zorunda, eğer bu derslerden birini vermezse, şarkıyatçı olamıyor. Bu kadar önemli, peki Türkçemizi neden yozlaştırıyoruz? Azeriler de böyle bir durum yok. Dillerinde nasılsa öyle yazarlar. Biz neden Avrupa’dan aldığımızı onlar gibi yazıyoruz ki. Türkçe okunduğu gibi yazılan dillerdendir. O zaman okunduğu gibi yazılıyorsa neden yabancı kelimeleri onların dilleri gibi yazıyoruz. Mesele google, hepimiz gugıl diye okudu. Oysa google yazıyor. Google diye okumamız gerekmez mi?  başka sorunlar da var. her yerde Avrupa i markalar. Avrupa i hevesler. Durum çok kötüye gidiyor. Dilsel yozlaşmalar olacak. 20 sene sonra gençlik tamamı ile Avrupalılaşacak. Türk Dil Kurumu çalışma yapmıyor mu? Yapıyor. Çalışmaları var ama bu internet orta mı ve sosyal medya iyice Türkçemizi yozlaştırıyor. Slm, nbr, nrd, derken, iler ki yıllarda konuşmaya üşeneceğiz.

Son dönemde neden şair çıkmıyor diyorlar. Sebebi bu. Her şey orta da, dilimize sahip çıkmıyoruz. Sevmiyoruz. Yabancılaşma çabası içinde yazarlar ve şairlerin sayısı git gide azalıyor. Oysa cumhuriyet dönemi yazarlarımızın hepsi, o beğenmediğimiz Osmanlı çocuklarıydı. Yani Aruz geleneğinden gelen yazarlardı. Osmanlıca konuşup da Türkiye Türkçesini katletmemişlerdi. Bu kadar yozlaştırmamışlardı oysa. Mesela bundan yüz elli sene evvel yazılan Şemsettin Sami’nin Telat ile Fitnat’ını okuyun. Hemen, hemen günümüz Türkçesidir. Peki; yüz elli yıldır yozlaşmayan Türkçe nasıl oldu da son dönemde bu kadar yozlaştı gerisini siz düşünün.

Yazımın sonuna gelirken, Sayın Ali Yakıcı hocama tekrardan teşekkürlerimi sunarım.  Başka bir yazımda görüşmek dileği ile

Share
510 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...