logo

Devlet aklı (hikmet-i hükümet)


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

Devlet aklı en basit biçimde devletin veya ulusun güvenliğini sağlamak, varlığını korumak amacıyla, olağan koşullar altında geçerli olan hukuk ve ahlak ilkelerini çiğnemenin haklı görülmesidir. Devlet aklı kavramı, doğuşundan itibaren ahlak ve hukukla gerilim içinde olmuştur. Devlet aklının eleştirmenleri öncelikle siyasi gayeyi ahlaka ve hukuka duyarsız kıldığı için devlet aklına bir skandal gözüyle bakmışlardır.[1]

Kaynak:https://mutlakaoku.com/devlet-akli-nedir-turk-devlet-akli-sayesinde-hicbir-zaman-devletsiz-kalmamistir/

Devlet aklı öncelikli olarak devleti yönetmeye ilişkin bir akıl yürütme biçimi, tasavvur bütünüdür. Devlet aklının ‘normal’ akıldan temel farkı, devletin gündelik hayatta tabi olunan kurallarla yönetilemeyeceği, devlet yönetiminin tabi olacağı kurallar bütününün sıradan ilişkileri düzenleyen normlardan farklı olduğu vurgusudur. Devlet aklının temel amacı, devletin bekasının sağlanması ve muktedir olanların konumlarını muhafaza etmesidir.[2]

Eskiler “hikmet-i hükümet” ya da “hikmet-i devlet” derlerdi.[3]

Bir ülkede egemen siyasal kültürün, insan haklarının gerçekleşmesini iki türlü güçleştirebileceği savunulabilir. Birinci durum, söz konusu siyasal kültürün, devlet aklı anlayışını içselleştirmiş olmasıdır. Bu doğrultuda, yönetilenler, devlet gücünü kullanan kamu otoritelerinin yaptığı her türlü işlem ve eylemin doğru, haklı, meşru olduğuna ilişkin bir zihniyete sahip olabilirler. Bu zihniyet, söz gelimi, işkence iddiaları ve hatta işkence yapıldığına ilişkin somut yargı kararları karşısında, muhtemelen, “devlet görevlileri işkence yapıyorsa, bir bildiği vardır. Bana / bize neden işkence yapılmıyor?” şeklinde bir akıl yürütme geliştirecektir.

Böyle bir toplumun hukuk sistemi, insan haklarını tanıyan ve güvence altına alan kuralları barındırabilir ve bu kurallar pek şık, etkileyici ifadelerle kaleme alınmış olabilir; ne var ki, bu tarz bir siyasal kültür ortamında, birtakım kamu görevlileri, insan haklarını ihlal ettiklerinde kamuoyundan tepki görmek bir yana destek göreceği bilinciyle, hukuk dışı uygulamalarında ısrarlı ve pervasız olacaktır. Keza, böyle bir ortam içinde, bu tür kamu görevlilerine, hukukun öngördüğü cezaları vermek noktasında, yargı makamları da çekingen davranabilecektir. Öte yandan, kendileri de bu siyasal kültürün etkisi altında kalmış olan savcı ve yargıçlar ise, insan hakları ihlaline vücut veren suçların işlendiği kanaatine varmış olsalar bile, bu suçların, ‘devletin yüksek çıkarları’ için işlendiği gibi bir gerekçeyle, suçluları kollayıcı bir tutum takınabilecektir. Siyasal kültürün, insan haklarının gerçekleşmesini güçleştireceği ikinci durum ise, devlet aklı gibi bir anlayışla arasına mesafe koymakla birlikte, bu kültürün insan haklarını gözetecek yeterince canlı bir demokratik mahiyete sahip olmaması şeklinde gelişebilir. Devlet gücünün sınırlanması suretiyle insan haklarına aykırı keyfî uygulamaların tam manasıyla önlenmesi, çoğulcu demokrasiyle bütünleşmiş bir hukuk devletinde gerçekleşebilir. Yönetilenlerin, sadece seçimler yoluyla değil, her türlü demokratik mekanizmayı işleterek, devlet organlarının işlem ve eylemlerini daimî biçimde denetlediği, tartıştığı koşullarda, insan hakları güvenceli bir durumda olacaktır.[4]

[1] http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/2195/22756.pdf

[2] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/1073

[3] http://t24.com.tr/yazarlar/oya-baydar/derin-devletin-sig-akli,6178

[4] http://hedefaof.com/documents/Ders_kitaplari/huk117u.pdf

Share
152 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Kayalıklara İlçe Kurulmaz Demiştik Ama Bizi Yanılttılar

    18 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Yusufeli ilçesinde Yusufeli Barajı ve HES inşaatı ve bu inşaat sonrasında Yusufeli ilçesini sular altında kalacak olmasının tartışmaları yaşanıyordu. O dönem DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nde basın sorumlusu olarak çalışmaktaydım. Tartışmaların odağındaki bir kurumda tam da tartışmaları takip eden birimdeydim. Bu vesile ile de sık sık Yusufeli ilçesine gidip gelirdim ve ilçedeki genel kanaati ölçme şansı bulurdum. Hatta yeni Yusufeli ilçe merkezine ilişkin yapılan araştırmaları ve o bölge...
  • Artvin’de Otobüs Keyfi Yaşanıyor

    14 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Şehirleri şehir yapan unsurların başında hiç kuşku yok ki şehir içi taşımacılıkta otobüslerin kullanılmasıdır. 90’lı yılların sonuna kadar Artvin şehir içi taşımacılıkta alternatife sahip bir ildi. Hatta şehir içi dolmuş hatları yok iken bile Artvin’de şehir içi taşımacılık konusunda halkın taşınması işlemi otobüsler ile yapılırdı. 90’lı yılların başında şehir içi dolmuşların devreye girmesi ile birlikte şehir içi taşımacılıkta Artvin’de iki alternatif var idi. Biri belediye otobüsleri, diğeri ise şehir içi dolmuşlardı. Dr. Emin Özgün’ün başkan...
  • Artvin’deki Köpek Saldırısı Görüntülerin Ulusal Yansıması

    11 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Pazar günü ulusal medyaya bildiğiniz üzere bir görüntü yansıdı. Maalesef hepimizin içini acıtan bu görüntüler ilimizin de kötü reklamı oldu. Konuyla ilgili olarak dün yazdığım yazımda değerlendirmelerde bulunmuştum ve konuyla ilgili olarak yapılanları anlatmıştım. Bugün ki yazımda bu görüntülerin ulusal yansıması, Artvin ile ilgili yanlış anlaşılmaları düzeltilmesi ve yapılanlara ilişkin bilgiler aktaracağım. Bunları yapmadan önce de köpeklerin sahibi ile yaptığım görüşmeyi de sizlere aktarmak istiyorum. Nihayetinde bizler gazetec...
  • Yerel Medyaya Sahip Çıkıyor musunuz?

    07 Eylül 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Evet, iğneyi kendimize batırdık birazda çuvaldızı Artvin halkına batıralım ve önemli bir konuyu bugün ki yazımızda ele alalım. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Başkanı Nuri Kolaylı tarafından yapılan bir açıklama ve tespitten bahsedeceğim bugün ki yazımda. Önemli tespitleri içeriyor. Hani, her birinizin başı sıkıştığında ya da tanıtılmak istediğinde veya şirketlerinin açılışlarını halka duyurmak için zaman zaman ihtiyaç duyduğu, en çok da Artvin’in sorunlarının gündeme getirilmesi noktasında dert yandığı o yerel medya var ya onun sorunlarında...