logo

Değiştir O Vakit


Gamze Boynueğri
g.boynuegri@08olay.com

Hayatın ne getireceğini bilemezsiniz ve tabii ki ne götüreceğini de… İnsanların olasılık ve varsayımlarla yaşaması hayatlarını bu tercih noktasında ilerleterek karar vermeleri ne yazık ki oldukça yanlış bir kavram kargaşası yaratmaktadır… Yaşamınızdaki olumsuz ve memnuniyetsiz ilerleyişe son vermek tamamen sizin bilinç hali karar vermenizle alakalı, kısa sürede aşılabilecek bir süreçtir… Örneğin; yaşadığı şehirden mutsuz olan insanlar sorunu şehirde bulurlar… Hâlbuki odak noktaları ve olması gereken ise şehir değil insan karmaşasının olmasından kaynaklandığı sonucunu çıkarmaktadır… Yani açık bir ifade diliyle sorun şehirde değil o şehri mutsuz kılan insan topluluğundadır… O halde çözüm olarak mutsuz olduğumuz şehri terk ederek bizi mutlu edeceğine inandığımız yeni şehirlerde bulunmamızdır…

Diyelim ki böyle bir lükse ve değişkenliğe sahip değilsiniz o vakit ise çevrenizdeki bir takım arkadaş gruplarında değişiklik yapmayı deneyiniz… Yeni kurulması tavsiye edilen arkadaşlık grupları da önerilen ve olması gerekendir… Lakin “bu kadar risk alıp minimuma indirdim yenisine gerek yok” diyorsanız da yine sizi mutlu edebilecek yaşam standartlarına yönelmeyi ve hayatınızdaki bir takım alışkanlıkları değiştirmeyi deneyiniz… Yani yaşamayı anlamlı kılan ve sizi haz noktasına ulaştıran iletişimler kurmak gibi… İşte o vakit değişen yaşam standardınıza etki eden farklı bakış açınızda bir o kadar size yaşanabilir bir şehirden çok yaşam konforu sunacaktır… Konumuz “Değiştir O vakit” başlık çatısı altında toplandığına göre o halde konu ile ilişkili örnekler vermeye de devam edelim ne dersiniz?

Bir veya daha fazla örnekler ekleyebiliriz bu göreceli probleme… Mesela evlilik gibi mucizevî bir birleşim, bütünleşik noktasında kişi evliliğin hiçte güzel bir oluşum olmadığını var sayıyor… Hâlbuki problemin kendisinde mi? Yoksa eşinde mi? olduğu noktasını gözden kaçırdıklarıyla ne yazık ki yakalayamıyor… O vakit evliliği güzel kılan eş uyumu ise çiftlerin gerçekten aynı dili değil, aynı gönül dilini, duygu hissiyatını konuştuklarından, paylaştıklarından emin olmaları gerekmektedir… Tercümesi zor olan bir lisanda, o lisanı bilmeseniz bile zor olur lakin beden dili iletişimini kullanarak bunu aşmanız, bunun üzerinden gelmeniz mümkündür gibi bir süreçtir buda… Değiştir o vakit eşini diyemiyorum bu noktada… Değiştir o vakit üslubunu diyorum… Değişik tavır ve davranışlarda bulunulması karşı tarafın hangi frekansla etkileşimli olduğunu ortaya koymaktadır şüphesiz… En son gerçekleşen sıcak tartışmaya göz atmak, tartışma konusunun ise ne ile odaklı olduğunu da konuşarak aşmak diğer öneriler arasında yer almaktadır… Şayet ki bu uğraşılmaz ve sizin için yıpratıcı, zor bir zaman alıcı süreç ise değiştir o vakit üslubunu diyorum…

Bir diğer örnek ise olmazsa olmaz iş hayatımızdır elbette… Günlük rutin çalışma temposunda da büyük bir zevk ve tat olması gerekmektedir… Çünkü ailenizle birlikte bir arada geçirdiğiniz vakti iş ortamında arkadaşlarınızla daha çok bir arada geçirmektesiniz… Birde özel sektör durumundan dolayı ek mesaiye kalanlar varsa tamam diyorum… İşte bu noktada ise yakarışlar çalışmanın çok sıkıcı, stres ve zor süreçli geçtiği yönünde ilerliyorsa eğer bir kısmınızda şüphesiz büyük yanılgı içerisindesiniz demektir… Çünkü çalışmak insan hayatında sosyalleşmenin en büyük başlıca en etkili iletişim ağı türündedir… Asıl sorun ise çalışmakta değil, çalıştığınız iş statüsünden mütevellit kaynaklanmaktadır… O vakit çalışmaktan yakınmak yerine asıl size uygun olan mesleğin ne olması gerektiği yönündedir… Pozisyonunuza ve temponuza uygun statülere yönelmeniz avantajların siz tarafından size sağlanması demektir… Hiç vakit kaybı yaşamadan işinizi değiştirin gitsin o vakit… Böyle zulmedici beden ve ruh sağlığınızı etkileyerek stres dolu ortamda çalışmanız kendinize yapmış olduğunuz en bilinç içi psikolojik eziyetten başka bir şey değildir… Diyelim ki varsayım üzerinden hareket ederek şüphesiz bu işe olduğundan fazla mecbur ve olduğundan fazla ihtiyaç halindesiniz o vakit yeni çalışma planları oluşturacaksınız… Çalışma ortamında en çok problem olan asıl etken ne ise o etkeni olabildiğince yumuşatarak kontrol altına alacaksınız alabildiğiniz kadar… Aşamalar halinde ilerleyecek süreç ve sadece bir uygulama ile kalmayıp bunun yanında ikinci ve üçüncü stratejileri de hazır bulunduracaksınız… Böylelikle sürecin nasıl ilerlediğini ara kontrollerle bakarak kontrol edeceksiniz ve iş fobisini, iş sıkıntını, üzerinizde oluşan bu olumsuz etki ve düşünceleri bilinçaltınızdan yok ederek duyarsızlaşma hissiyatından tamamen uzaklaşacaksınız… Denediniz ve olmadı mı? O halde son çare işini değiştir o vakit…

Eğitim hayatı süren öğrenci bölümünden memnuniyetsizse, araba tutkusu olan sürücü aracından memnuniyetsizse veya değişkenliğe, konfora, yeniliğe açık olan bir kişi evinden, eşyasından memnuniyetsizse gereğinden fazla kişiyi bağlı kılan herhangi bir şey olmadığı suretçe değiştirmesi ve değişkenliğe geçiş yapması doğru olandır… Kişi kısa vadede hayallerine ve hedefindeki uyumu yakalayarak ulaşması, sonuca varması en mübah olandır…

Gel gelelim sonuç olarak hayat bir maraton ve pes edeni ezip geçebilecek kadar güç ve hızda olduğu şüphesiz aşikârdır… O halde yapılması gereken en mantıklı davranış ise bunun bilincinde olan kişiler daima kendilerini mutlu ve memnun olacakları arayışlar içerisinde kendilerini bulmalarıdır… Asıllında bu insanlar içinde bir nevi ne istediklerini bilen, kendinden emin, kendi kendilerinin yaşam koçluğu görevini üstlenebilen, idealist, özgüven sahibi, çevik, kariyer ve başarı sonuçlu insanlara odaklı bir taktik olduğu da unutulmaması gerekmektedir… Kişi bunu olabildiğince kendisine empoze ederek, prensip haline getirmelidir…

Bu tür yaşayışta olan ve kendi problemlerini kendi üretmiş oldukları bir takım metotlarla üstesinden gelerek aşan insanlar hayatta daima zirvelerde gezinen insan kadroları arasında oldukları bilinmektedir… Bakış açıcısı geniş olan bu insanlar hayatta daima mutluluğu hak eden, birinci sınıf kadrosunda kendilerini göstermeyi de ihmal etmezler… Çünkü mutluluğun nereden geldiğini, mutlu olmanın bir takım ufak tefek püf noktalarını bilirler… Kısaca söylenmesi ve asıl belirtilmesi gereken veri mesajı ise hayat çok güzel ve insanı mutlu edecek bir sürü mucizevî dokunuşlarla doludur… Hayat zor değildir, hayatı kendilerine zorlaştıranlar ise asıl olarak insanlardır… Gözlerinize büyüteç takmanıza lüzum yok, gönül gözünüze bir şelale takmanız yeterli olacaktır… Mantığınız ise her zaman kısa yoldan kullanabileceğiniz kadar yakın bir cepte taşımaktır… O vakit diyoruz ki hayat çok güzel ve yaşamak çok güzel… Yaşamında seni üzen, mutsuz kılan her ne varsa vakit geç olmadan değiştir anı yaşa… Vakit çok geç olmadan “DEĞİŞTİR O VAKİT…”

Share
723 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ercan Orhan partiler üstü bir kişidir

    18 Kasım 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Ercan Orhan’la 243. kısa dönem askerlik celp döneminde Ankara Etimesgutt’a, Nisan 1995 yılında tanıştık. Tanıştığımız neredeyse bir “çeyrek yüzyıl” oldu, ama kendisini kişilik özellikleri açısından “tam” bir kişilik sahibi olarak tanıdım. 23 yıl boyunca sürekli irtibat halinde olduk. Ercan Orhan CHP’den Borçka Belediye başkan aday adayı olmuştur. Muhtemelen bir süre sonra CHP’den Belediye başkan adayı olarak ismi açıklanacaktır. Yerel seçimlerin doğası başkadır. Bazen insanlar kendi partisinden olmasa bile bazı adayları sı...
  • Seçimlere Tersinden Bakarak Ortak Menfaatleri Ortak Tehlikeleri Görebiliriz

    17 Kasım 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Bu konuya yerel seçimler yaklaştığı için yerel seçimleri irdeleyerek bakalım. Menfaat maddi-manevi iki boyutludur. Sadece maddi boyutundan bakarak seçime gidenler Bunlar ülkenin medeniyet-refah-huzur gibi insanı insan yapan değerleri unuturlar. Anlamlı hayatı unuturlar. Mesela İstanbul da eskiden CHP li belediye zamanında sular akmıyordu. Artvin ve ilçelerinde bu zihniyetteki belediyeler zamanında çağın çok gerisinde bir manzara vardı. Ak Partı köylere köydes-şehirlere beldes programlarıyla partili partisiz Avrupa stand...
  • Bırakın ekmeği naylonun gramajıyla da oynamışlar.

    31 Ekim 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Ekmeğin gramajından çalınmasına zaten alışığız. Sonra telefon kontürlerinden çalanları gördük. Bakıyorduk telefon kontörleri hızlı kalp atışları gibi hızlanıp bir anda bitmiş. Öyle ki sabit hat daha karlı olduğu için sabit hat almak zorunda kaldık. Gramajıyla oynayamadıkları şeylerin genetiği ile oynadılar. Çok zamandır domatese hasret kaldık. Buğdayın genetiği ile de oynadılar, bir defa ekiyorsunuz, aldığınız tohumu bir daha ekemiyorsunuz. Bu örneklerin sayısı yüzlerce artırılabilir. Aklıma gelenleri ve fark edebildiklerimi y...
  • Şahıs

    25 Ekim 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şahıs kelimesi “ş-h-s” kökünden türemiştir ve fiil olarak kullanıldığında cümledeki yerine göre ve Arapça’daki fiil bablarına göre; “büyümek-irileşmek, yükselmek, bir yerden bir yere gitmek, kararsız olmak, dönmek, hedeften şaşmak, görünmek” gibi anlamlara gelir. İsim olarak şahıs gözle görülebilen maddi bir varlığı olan her türlü eşya anlamına gelse de hukuki manada “şahıs”, haklardan istifade edebilen, hak sahibi olabilen varlık demektir.Hak sahibi varlık olmaya ise insanlar (hakiki şahıs) ve insan toplulukları ile mal toplulukları ...