logo

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Artvin’e geldiğinde tartışılan büyükelçiye sert sözler söyledi


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD krizine ilişkin ilk açıklamalarını yaptı. Erdoğan, yaptığı değerlendirmeler sırasında geçtiğimiz yıl Artvin’e gelerek bir gün sırra kadem basan ABD Büyükelçisi John Bass’a ilişkinde sert açıklamalarda bulundu. Bugün ki köşe yazımı müsaadenizle bu açıklamalara yer ayırmak istiyorum. ABD Büyükelçisine ilişkin yorumlarımı yazımın sonunda bulabilirsiniz.

Cumhurbaşkanından ABD Krizine ilişkin sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile ABD arasında vize işlemlerinin askıya alınmasına ilişkin, “Türkiye bir hukuk devletidir. Her şeyden önce biz bir kabile değiliz, bir kabile devleti de değiliz. Onların açıkladığı metin neyse mütekabiliyet esasına dayalı olarak, ona göre o metnin karşı metnini aynen bizim de Amerika’da büyükelçimiz anında açıkladı. Süreç bundan ibarettir.” dedi.

İşte Erdoğan’ın açıklamalarının içeriği:

Biz ikili ilişkilerimize hep stratejik bir vizyonla yaklaştık. Ukrayna’yı daha 2003 yılında öncelikli ortak ülkelerden biri ilan ettik. 2011’de de stratejik konseyi kurarak ilişkilerimizi en üst seviyeye çıkardık. 2012’de yürürlüğe giren vize muafiyeti anlaşmasının ardından, bu yıl kimlikle seyahat imkanını başlattık.

Türkiye Bir Hukuk Devletidir”

“Bu karar her şeyden önce çok çok üzüntü verici. Yani Ankara’da büyükelçinin böyle bir kararı alarak uygulamaya sokması üzüntü verici. Dışişleri Bakanlığımız yetkilileri konuyla ilgili bunu duydukları anda gerekli girişimlerde bulunmak suretiyle muhataplarını aramışlardır. Bakanımız bana bu konuyu ilettiği anda kendilerine sadece şunu söyledim, Türkiye bir hukuk devletidir. Her şeyden önce biz bir kabile değiliz, bir kabile devleti de değiliz. Onların açıkladığı metin neyse mütekabiliyet esasına dayalı olarak, ona göre o metnin karşı metnini aynen bizim de Amerika’da büyükelçimiz anında açıkladı. Süreç bundan ibarettir.”

“Kırım’ın Yasa Dışı İlhakını Tanımadık Ve Tanımayacağız”

“Karadeniz havzasının güvenliği dahil olmak üzere ülkelerimizi ilgilendiren uluslararası ve bölgesel konuları enine boyuna müzakere ettik. Değerli dostumla bu konularda eşgüdüm ve istişare halinde hareket etme konusunda mutabık kaldık. Sayın Poroşenko’ya Türkiye’nin Ukrayna’nın egemenliğini, Kırım dahil toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini desteklemeye devam edeceğini bir kez daha ifade ettim. Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımadık ve tanımayacağız. Ukrayna’nın ülkelerine sadakatlerini kanıtlamış Kırım Tatarlarına verdiği destekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Soydaşlarımızın durumunu yakından takip etmeye ve bu konuyu uluslararası kamuoyunun gündeminde tutmaya devam edeceğiz. Kırım’daki yasa dışı durumun aşılması için diplomasi ve hukuk çerçevesinde atılacak adımların önemine inanıyoruz. Bu konuda Ukrayna ile eşgüdüm halinde çalışmaya devam edeceğiz.”

Sorunun ancak uluslararası hukuk ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü temelinde çözüme kavuşturulabileceğine inanıyoruz. Bu çerçevede Minsk sürecini destekliyoruz. Ukrayna halkı kendi kararlarını kendisi veren, demokratik, müreffeh, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir ülkede yaşama arzusunu ortaya koymuştur. Bu arzuya herkesin saygı duyması gerekir. Biz bu çerçevede zorlu bir dönemde ortaya konan reform ve dönüşüm çabalarını önemsiyoruz. Bu çabaları desteklemeye de devam edeceğiz. Güçlü bir Ukrayna ülkemizin çıkarına olduğu gibi bölgesel barış ve düzen için de bir ihtiyaçtır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bugün mevcut gelişmeleri de göz önüne alarak 10 milyar dolar seviyesine çıkarma kararlılığını gösterdik. Arzu ettiğimiz seviyeye çıkabilmek için tabii ki çok çalışacağız.”

“Bildiğiniz gibi Türk milleti geçtiğimiz yıl 250 insanını şehit verme pahasına bir darbe teşebbüsünü boşa çıkardı. Bu darbe girişiminin faili olan Feto örgütü dünyanın birçok ülkesinde farklı isimler altında faaliyet gösteriyor. Malesef eğitim kurumları bu yapının en önemli militan devşirme kaynaklarından biridir. Bu örgütle mücadele konusunda atabileceğimiz adımları da değerli dostum Sayın Poroşenko ile konuştuk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’yle yaşanan vize krizi hakkında Büyükelçi John Bass’a sert tepki gösterdi.

“Büyükelçi Bir Dakika Burada Tutulmamalı”

“Öncelikle şunu söyleyeyim bu sorunu biz başlatmadık. Bu sorunun faili ABD’nin ta kendisidir. Üst düzey yöneticilerin özellikle Dışişleri Bakanımızla bir görüşme yapmaması yadırgadığım bir konudur. Ankara’daki bir büyükelçinin kalkıp da böyle bir karar alması ve devletim adına aldım gibi bir ifadeyi kullanması düşündürücüdür. Durum böyleyse ABD’li üst düzey yöneticilerle bizim konuşacak hiçbir şeyimiz yok. Büyükelçi kendi kafasına göre bu kararı aldıysa bir dakika orada tutulmamalı. Bu yetkiyi sana kim verdi denilmeli. Bizim büyükelçimiz böyle bir şey yapsa bir dakika tutmayız.

“FETÖ’nün Ajanları Başkonsolosluğa Nasıl Sızdı”

FETÖ ile ilgili diplomatik yetkisi olmayan ABD konsolosluğundaki bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ilişkilerinin tespit edilmesi ve yargı ile paylaşılması bunun neticesinde bu kişinin önce gözaltına alınıp tutuklanması ve ardından ikinci bir kişinin daha bu noktada olduğunun bildirilmesi İstanbul Başkonsolosluğu’nda bir şeylerin döndüğünü gösteriyor. Bu ajanlar ABD Başkonsolosluğu’na nasıl sızdı. Sızmadıysa kim soktu? Bunların üzerinde durulmalı. Hiçbir devlet bu tür ajanlara müsaade etmez. Türkiye bir kabile devleti değildir. Böyle bir şeye müsaade etmemiz mümkün değil.

“Onu ABD’nin Temsilcisi Olarak Görmüyoruz”

Bu büyükelçi veda ziyaretinde bulunuyor. Şu anda bu büyükelçinin veda ziyaretini kabul etmiyoruz. Onu ABD’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak görmüyoruz.”

John Bass Artvin ziyareti tepkilere neden olmuştu

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepki gösterdiği ABD Büyükelçisi John Bass’ı hatırlarsınız, geçtiğimiz yıl Artvin’e gelmişti. Bass’ın Artvin ziyareti biraz karmaşık idi. Bass’ın sadece Yusufeli’ye gittiği ifade edilmişti ancak bizzat kendisinin paylaşımlarından ortaya çıktı ki Bass hem Şavşat’a hem de Ardanuç’a gitmişti. Ayrıca Bass’ın kaybolduğu 5-6 saatlik dilimde de nerede olduğu bilinmiyordu. Bu ziyaret iki sebepten kafaları karıştırmıştı. 1.si  ABD Büyükelçisi’nin ziyaret programının gizli tutulması ve bu ziyaretin sadece ve sadece eşiyle tatil maksadıyla yapıldığının açıklanmasıydı. ABD Büyükelçisi’nin programında olmamasına rağmen Şavşat ve Ardanuç’a gitmesi, gittiği köylerde HES’lere ilişkin görüş beyan etmesi, bazı köylerde bir takım toplantılar yapması kafaların karışmasına neden olmuştu. ABD Büyükelçisi’nin yöresel sorunlarla ilgilenmesi de büyük eleştirilere neden olmuştu.

2.si ise Büyükelçi’nin ziyaret günü ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da Borçka’nın Macahel Bölgesinde tatilde olması da kafaları karıştırmıştı. Ortaya bazı iddialar atılmıştı. Bu iddialara göre de eski Başbakan Davutoğlu ile ABD Büyükelçisi Bass’ın görüştükleri idi. John Bass’ın programı dışında Borçka ilçesine uğrayıp uğramadığı bilinmiyordu. Bass’ın Artvin’e geldiği gün 5-6 ABD Büyükelçilik arabalarının ilçelerde dağınık gezmesi, bir çok ilçede bu araçların görülmesi de Bass’ın programını gizleme gayreti olarak gösterilmişti.

Bu iddiaların hangileri doğru hangileri yanlış onları açıkçası bilemiyorum ancak bildiğim bir şey var ki Bass’ın Artvin’e sadece bir ziyaret için geldiğine inanmak mümkün değildi. Bass’ın turistlik bir ziyaret peşinde olmadığı yaptığı köy toplantılarından belliydi. Ayrıca araçların çeşitli ilçe yollarında görülmesi de kesinlikle bir gizleme çabasının eseriydi. Öyle olunca da tabi ki o günlerde Bass’ın Artvin’de yaptıkları ulusal basında tartışma konusu olmuştu. O günlerde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu ziyarete ilişkin değerlendirmeleri sorulduğunda yine John Bass’ı eleştirmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görülen o ki Artvin ziyaretinden sonra John Bass’ın ülkemizde yaptığı ziyaretleri ve çalışmaları mercek altına almış. Açık söylemek gerekirse de Bass’ın tüm çalışmaları mercek altına alınmalı ve incelenmelidir. Büyükelçilikte yaptığı görüşmeler ve çalışmalar beni kuşkulandırmıştır. Sanıyorum herkesi de kuşku içerisine bırakmıştır. Bugün, gidiyor olması güzel bir şeydir ancak ABD’nin büyükelçileri aracılığıyla ülkemizde balans ayarları yapma çabaları sürecektir.

Share
431 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Artvin, AK Partili Belediye Olduktan Sonra Kabuğunu Kırdı

    15 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz günlerde yaklaşık beş yıldır Artvin’e gelmeyen bir arkadaşım Artvin’e geldi. Bu arkadaşım ile Artvin’e gelmeden önce yaptığımız görüşmelerde sürekli olarak Artvin Merkez’in çok değiştiği üzerine sohbetler yapıyorduk. Bu değişim ile ilgili olarak büyük bir merak uyandıran benim söylemlerim karşısında arkadaşımda büyük bir merak uyanmıştı. Bu değişimi bizzat kendi gözleriyle görmek istediğini söyleyen arkadaşım ile yaptığımız Artvin gezisi sırasında arkadaşımın söylemi tam olarak “Artvin AK Partili Belediye olduktan sonra kabuğunu kırm...
  • Maden Şirketi Artvin’i Hiçe Sayar Bir Tavır Takınıyor

    12 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazımı okuyanlar bana bir takım eleştirilerde bulunabilirler. Artvin’de maden çıkmasına ve maden şirketine destek vermem nedeniyle bu yazımı garip karşılayabilirler. Hatta nemalanmamın bitmesi nedeniyle bu tür bir yazı yazdığımı da ileri sürebilirler. Ben bu eleştirilere saygı duyuyorum ancak bilinmesini isterim ki ben her zaman yanlış gördüğünü yazan bir gazeteciyim. Şirketle ilişkilerimin en iyi olduğu dönemlerde dahi yapılan hataları dile getiren bir ismim. Bu sebeple ilişkilerimi, hatta ve hatta maddi anlamda olan ilişkilerimi bile hiçe ...
  • Domatis domates olunca tadı kaçtı

    10 Ağustos 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Köyümüzde domatese yerel şive ile domatis deriz. Domatisin biçimsiz bir yapısı vardı ama tadı güzeldi, domatesin biçimi güzelleşti ama tadı bozuldu. Öğrencilik ve iş yaşamı nedeniyle köyden ayrılınca domatis domates oldu. Köyümüzde tamamen doğal olan domatis öğrencilik ve iş yaşamında lezzetini kaybetti. Köyümüzde alt çenemizi biraz ileri sürerek çayı fırt çeker gibi ısırarak ve ağzımızı şapırdatarak domatis yerdik. Domatesi ise bıçakla dilimleyerek yemeye başladık. Sonra domateslerin hormonluları çıktı, buna da alıştırıld...
  • Yerel Seçimler Yaklaşırken

    06 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçim yapılan ülke İslam ülkesi de olsa sadece Müslümanlar sorumlu olmazlar. O ülke vatandaşlarının tamamının sorumlu davranması gerekir. Türkiye de TC vatandaşı olan Müslim gayri Müslim iktidar muhalefet herkesin Türkiye nin menfaatlerini düşünerek kendini sorumlu tutması gerekir. Ortak menfaatlerin ortak tehlikelerin olumlu veya olumsuz etkileri de TC vatandaşlarının hepsine ortaktır. Ölçü ve denge kaybolmadan yolumuza devam etmeliyiz. Duyduklarımızı etrafımızdaki kişilerin amirlerin hoca vs.lerin tavırlarını sorgulamadan kabul...