logo

reklam

CHP Liderinin Gördüğü Gerçeği Artvin’deki CHP’lilerde Görmeli


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Bugün ki köşe yazımı CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’da gerçekleştirdiği il başkanları ve ilçe başkanlarının katıldığı toplantıda yaptığı konuşmalara ayırmak istiyorum. Konuşmaların geniş bir özetini yayımlayacağım. Bu sefer bir değişiklik yaparak önce yorumumu ardından konuşmayı yayımlamak istiyorum.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, il başkanları ile yaptığı toplantıda neden ‘Hayır’ diyeceklerini geniş geniş anlatırken çok önemli bir konuya vurgu yaptı. Kılıçdaroğlu, özellikle referandum çalışmaları esnasında hiçbir kimsenin bir ötekini fikrinden dolayı yargılamasının yanlış olduğunu söylüyor. Evet diyenlere de saygılı yaklaşılması gerektiğini ve insanlara bir takım suçlamalarda bulunulmamasının önemli olduğunu ifade etti. CHP’lilerin kısır çatışmalardan uzak, suçlayıcı tavırları bir kenara bırakarak sabırla kampanyayı sürdürmeleri gerektiğinin altını çizen CHP Lideri, fikirlere saygı noktasında ki ısrarını ise konuşmasında sık sık yineledi.

CHP Lideri kesinlikle şu gerçeği görmüştür: Türkiye’de gerilim altında gerçekleştirilen oylamalar her daim seçmenin net mesajının sandığa yansımamasına neden olmuştur. Burada seçmenin sürekli seçmen suçlanır ve hakarete uğratılır ise sağlıklı bir karar vermesine engel olunmuş olur. Evet, diyenlere vatan haini suçlamalarında bulunulur ise bu tercihte bulunmak istemeyen ve kararsız durumda kalan seçmenin fikrinin ‘Evet’ olması sağlanır. Burada gergin ortam ‘Evet’e katkı sağlar. İşte CHP Lideri bu gerçeği gördüğü için teşkilatını sabırlı ve saygılı olmaya davet etmiştir. Umarım Artvin’deki CHP’liler bu konudaki uyarıları dikkate alırlar zira inanılmaz suçlamalarda bulunarak karşı tarafın sayısını gün geçtikçe arttırmaktadırlar. Gerek sosyal paylaşım sayfalarında gerekse de bireysel sohbetlerde CHP’lilerin ‘Evet’ diyenlere yönelik ağır ithamları sessiz bir tepkiye neden oluyor ve bu sessiz tepki sandığa ‘Evet’ olarak yansıyacaktır. Bunun önüne geçmek isteyen CHP’lilerin ‘Evet’ oyu veren vatandaşların da demokratik haklarını kullandıklarını ifade ederek kendilerinin neden ‘Hayır’ dediklerini büyük bir saygı ve sabırla anlatmaları kendi açılarından daha doğru olacaktır. Bu durum aynı zamanda ‘Evet’ diyenler için de geçerlidir. Nihayetinde bu bir oylamadır ve halk en sağlıklı kararı verecektir. Kim halka doğru yaklaşır ise o kazanacaktır. Referandum sürecinde Artvin’de de sakin bir ortam sağlanabilir ise Artvin halkının tercihi de tam ve net olarak sandığa yansıyacaktır.

Bu uyarının ardından CHP Lideri’nin konuşmasının ayrıntılarını sizlere aktarmak istiyorum.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarının ayrıntıları

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da Düzenlenen “Genişletilmiş Başkanlar Toplantısı”nda Konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yeni değişiklikle gelen anayasa Suriye anayasasının aşağı yukarı aynısı. Güçlü bir demokratik parlamenter sistemden güçlü tek adam rejimine geçiyoruz. Bir tek kişiye bütün yetkileri veriyoruz. Bu, tek adam rejimine geçmektir. Devlet yapısını ve işleyişini değiştiriyorsunuz. Bu olay bir CHP olayı değildir, bir MHP olayı değildir, bir AKP olayı değildir, bir HDP olayı değildir, bir Saadet Partisi, Vatan Partisi, Büyük Birlik Partisi olayı değildir. Bu olay bir Türkiye meseledir. Olaya böyle bakacağız. Biz ’CHP bayrakları taşınmayacak’ diye niye diyoruz, mesele CHP meselesi değil ki. Seçim yapmıyoruz ki mesele vatan meselesi, demokrasi meselesi, bayrak meselesi” dedi.

BU REFERANDUMUN ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİ VAR, DEMOKRASİ OYLANACAK

Değerli arkadaşlarım, hepiniz Türkiye’nin 81 ilinden önemli bir toplantı için buraya geldiniz. Beni dikkatle dinlemenizi istiyorum. Önce sözlerimin başında şunu söyleyeyim. Önümüzde bir referandum var. Bu referandum bir siyasi partinin seçimi değildir. Siyasi partiler seçime girmiyorlar. Heyecanınızı anlıyorum ama heyecanı akılla kontrol edeceğiz. Ne söylediğimizi, nasıl söylediğimizi çok iyi kontrol edeceğiz. Demokrasi oylanacak, hepimizin ama hepimizin sorumluluğu var. Sadece Cumhuriyet Halk Partililerin değil, bütün siyasi partilerin sorumluluğu var. Sadece parti üyelerinin değil, bütün partilere üye olanların sorumluluğu var. Bir partiye, iki partiye, üç partiye üye olanların değil, partilere üye olmayan vatandaşların da sorumluluğu var. Sadece çiftçilerin, esnafların değil, gazetecilerin de, yazarların da, aydınların da, avukatların da, çiftçilerin de herkesin sorumluluğu var. Çünkü hepimiz bu topraklarda yaşıyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz. Düşüncelerimiz farklı olabilir, görüşlerimiz farklı olabilir, partilerimiz farklı olabilir, inançlarımız farklı olabilir, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşam tarzlarımız farklı olabilir. Ama bir memlekette huzur içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz. O nedenle bu referandumun çok ama çok önemli bir değeri var. O nedenle heyecanımızı akılla dengeleyeceğiz. Nerede ne konuştuğumuzu, nasıl konuştuğumuzu çok iyi bileceğiz.

DEMOKRASİYİ HEP BİRLİKTE SAVUNACAĞIZ

O nedenle diyoruz ki değerli arkadaşlarım, hep beraber bu CHP’nin sorunu değil, bu bir Türkiye sorunudur. Bu bir seçim süreci değil, bu bir referandum sürecidir. Hepimizi ilgilendirir. Muhtarı düşünecek, ev kadını düşünecek, üniversite öğrencisi düşünecek, sanayici düşünecek, işçi düşünecek, taşeron işçisi düşünecek, o da hak arayamayacak. Sendikalar; korkudan sesleri çıkmıyor sendikaların. Niçin çıksın? Yarın bir kararname çıkacak sendikaları kapattım diyecek. Onlar da düşünecek. Demokrasiyi hep birlikte savunacağız hep birlikte. Ve dolayısıyla çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras, “Ben gittim referandumda anayasa değişikliği için hayır oyunu kullandım, senin geleceğin için” diyeceğiz. Bu çok değerli bir sözdür.

O gün ben 12 Eylül Darbe Anayasası oylanırken bir kamu görevlisi olarak sandığa gidip hayır oyu kullanmıştım. Bugün ben bunu gururla söylüyorum, övünçle söylüyorum. Hepimizin ortak çabası, ortak görüşüdür değerli arkadaşlarım. O açıdan bu işin sağı, solu yok, sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, milliyetçisi, ülkücüsü, mütedeyyini, dindar vatandaşın hepimizin sorunudur. Birisi gelir senin ibadetlerini sınırlar. Birisi gelir senin başka alanda yaptığın görevleri sınırlar. Biz özgürlüklerin sınırlanmasını istemiyoruz, düşüncelerin sınırlanmasını istemiyoruz. Hapishanelerinde gazetecilerin olduğu bir Türkiye istemiyoruz. Biz herkesin özgürce düşüncelerini ifade etmesini istiyoruz. Ortak aklın egemen kılınmasını istiyoruz, demokrasinin güçlenmesini istiyoruz. Dünyada saygınlığı olan bir ülke konumuna gelmek istiyoruz. Tüketen değil üreten bir Türkiye olmak istiyoruz. Üretim ancak demokrasiyle olur. İcatlar ancak demokratik ortamlarda olur. Üniversiteler ancak demokratik ortamlarda bilgi üretirler. Demokrasiyi sınırlandırdığınız zaman bir toplumu kitle halinde geriye taşımış olursunuz. O nedenle hepimizin sorumluluğu var.

Ülkücü kardeşlerim, milliyetçi kardeşlerim, Atatürkçü kardeşlerim, sosyal demokrat kardeşlerim, Müslüman kardeşlerim, Müslüman olmayan kardeşlerim, hangi inançtan kimlikten olursa olsun bütün vatandaşlarım, aynı havayı teneffüs ediyorsak, aynı ülkede yaşamak istiyorsak birlikte huzur içinde yaşamak istiyoruz, insan gibi yaşamak istiyoruz. Birbirimizin düşünceleri farklı olsa bile caddede, sokakta, kahvede, alanda, meydanda birbirimize merhaba diyebilmeliyiz. Güler yüzlü bir Türkiye istiyoruz.

Koca Nazım’ın dediği gibi “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşamak istiyoruz”. Bunun için çaba harcıyoruz.

Ülkemizi seviyoruz. Söylüyorum, bir daha söylüyorum. Bir parti propagandası asla olmayacak. Bu bir memleket meselesi. Gezerken, konuşurken bilgiye dayalı konuşacağız ezbere değil. İnanarak konuşacağız, sevgiyle konuşacağız. Hiç kimseyi ötekileştirmeden kim olursa olsun demokrasiden yanaysa benim başımın üstünde yeri var hangi partiden olursa olsun. Önce şu demokrasiyi bir kurtaralım. Önce bu ülkeye bir demokrasiyi getirelim. 1950’lerde, 60’larda, 40’lardan sonra başlayan çok partili hayatımızı geliştirelim. Yüzde 10 seçim barajına da karşıyız. Bakın onu da söylüyorum. Parlamentonun güçlenmesi için milli irade yüzde 100 tecelli eder mecliste, yetki veriyorsunuz yüzde 51, yüzde 100’ü feshediyor. Ya akıl var mantık var böyle bir şey olamaz.

Hepimize görevler düşüyor. Bu görevi severek yapalım, inanarak yapalım. Çocuklarımız için, evlatlarımız için, şehitlerimiz için, gazilerimiz için, bayrağımız için, vatanımız için. Bir ağaç gibi tek ve hür yaşayalım ve bir orman gibi kardeşçe bir arada yaşayalım.

Etiketler:
Share
418 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...
  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...