logo

CHP, ‘Evet’ Çıkmasında Pay Sahibi Olacaktır


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Türkiye yine kritik bir dönemeçten geçiyor. 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan referandumdan çıkacak sonuca ilişkin bir tahminim var. Referandumda hangi yönde oy kullanacağıma da karar vermiş durumdayım. Yazılarımı takip eden okurlarım vereceğim oya ilişkin kararımı bilirler. Ben 1990’lı yıllarda gündeme gelen Başkanlık Sistemi’nin ülkemiz açısından doğru bir tercih olacağını defaten belirttiğim içinde bugün ki değişecek maddeler yeterli olmasa da yine de iyi bir değişimin başlangıcı olacağına olan inancımı da bu köşede oldukça fazla yazmış idim.

Şimdi çok farklı bir konuyu gündeme getireceğim. CHP’nin birazdan yazacağım şeyleri yapması durumunda referandumda ‘Hayır’ oyu verebileceğimi ifade ederek konuya giriş yapayım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncelikle ismindeki ‘Halk’ cümlesini kaldırması benim ‘Hayır’ oyu vermem için şarttır. Bugüne kadar ki yönetim biçimimizde halkın direk olarak yönetime müdahalesi olmamaktaydı. Örneğin halk verdiği oy ile kendisini yönetecek olan kademeleri belirlemiyordu. Halk yasama görevi yapmak üzere tercihte bulunuyordu. Yasama görevi yapmak için halkın oyunu alan milletvekillerinin içerisinden hükümet oluşumu ortaya çıkıyordu. Bu hükümette yasama, yürütme ve yargı konusunda tercihlerde bulunuyor ve bu tercihlerin onay makamı ise Cumhurbaşkanlığı makamı idi. Cumhurbaşkanı ise yine yasama yetkisini halktan alan meclis üyelerince seçiliyordu. Tabi ki halkın Cumhurbaşkanı’nı seçmeye başladığı tarihe kadar. Cumhurbaşkanı’nı kendisine gönderilen isimler arasında tercihte bulunuyor ve bu tercihleri karşısında ise ne bir hukuki sorumluluğu ne de halka karşı sorumluluğu bulunuyordu. 7 yıllık görev süresi sonrasında da Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerini doğru bir şekilde kullanıp kullanmadığına dair ise halkın takdirinin belirlenmesine ilişkin bir belirleme sistemi bulunmuyordu. 7 yıl ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanı görev süresini tamamladıktan sonra el sallayarak veda ediyordu. Bütün bu noktalarda halkın direk bir dahli olmuyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir ülke olduğunu savunan kesimler maalesef bu duruma sessiz kalıyorlardı. Oysa ki eğer demokrasi diyor idiysek halkın kendi kendini yönetme biçimi olan TBMM’nin sadece ve sadece yasama ile sınırlı kalmasını kabullenmesi doğru bir şey olmuyordu. Yeni gelecek sistemde halk direk olarak yönetime müdahale edebilir hale gelecek. Bürokratik oligarşi ve seçkin elit kesimlerin baskıları ile seçilen Cumhurbaşkanlarının sorumlu olmamalarının önüne değişecek olan bu maddelerle engel olunacaktır. Bu durumu göremeyen CHP’nin isminin ortasında yer alan ‘H’ harfinin açılımı olan ‘Halk’ın doğrudan yönetim hakkında tercihte bulunmasını istememesi bana kesinlikle anormal geliyor. Bu sebeple ‘Halk’ın direk yönetim yani yürütmeye müdahale edebilecek pozisyona gelmesini tehlike olarak gören CHP ismindeki ‘H’ harfini kaldırır ise ben o vakit belki ‘Hayır’ vermek için kendime bir neden bulmuş olabilirim.

CHP’nin Kafa Karışıklıkları sona ermeli

Yine CHP’nin bütün medya organlarına bir reklam vererek gelecekte yeni değişecek sistemin ardından Cumhurbaşkanlığı makamını ve meclisteki ezici çoğunluğu ele geçirdiğinde değişen bu 18 maddeyi iptal edeceğine ilişkin teminat vermesi benim ‘Hayır’ oyu vermemde etkili olabilir. Bunu istemememin sebebi CHP’nin 2007 yılında Cumhurbaşkanı’nı ‘Halk’ seçsin diye imza kampanyası toplamaya çalışmış olmasıdır. 2007 yılında AK Parti’nin kendi başına Cumhurbaşkanı belirleyemeyeceğini ileri süren CHP çareyi ‘Halk’ta bulmuştu. Halkın Cumhurbaşkanı konusunda belirleyici olmasını o gün isteyen CHP ne acıdır ki 2010 yılındaki referandumda ise bu sefer karar değiştirerek Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesinin yanlış olacağını beyan etmişti. Yani halk 4 yıl önce Cumhurbaşkanı belirleyebilecek durumda iken 4 yıl sonra belirleyemez duruma gelmişti. Böylesine kafa karışıklığı içerisine giren CHP’nin şimdi bu karışıklığa bir son vermesi lazım. Cumhurbaşkanı’nı halk mı seçmeli yoksa halk seçmemeli mi? Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmemesi gerektiğini düşünerek son referandumda ‘Hayır’ oyu verilmesini isteyen CHP’nin diğer partilerle bir araya gelerek Cumhurbaşkanlığı’na aday çıkarması ise bir o kadar ilginçti. Karşı olduğun bir konuda ortak aday çıkarmak ne yaman çelişki idi. Haydi ona da okey demiştik. Başını CHP ve MHP’nin çektiği 10’u aşkın siyasi parti bir araya gelerek ‘Ekmek İçin Ekmellettin’ sloganı ile Cumhurbaşkanı adayı belirlemişlerdi. Bu sloganda bir başka gariplik idi. Görev ve yetki sorumluluklarında direk Yürütme yetkisi olmayan sadece onay yetkisi olan Cumhurbaşkanlığı makamı için aday gösteriyorsunuz ve bugün karşı olduğunuz yürütme yetkisi ile donatılmış bir Cumhurbaşkanlığı formülünü slogan halinde kullanıyorsunuz. Allah aşkına bu CHP’ye kimse akıl vermedi mi? Ekmek işleri ile hükümetin uğraştığını. Desteklediği adaya bir parti olarak neden demediler ki ‘Ekmek’ sloganı doğru değil biz onay makamı seçiyoruz yürütme makamı değil diye. Bunu da geçtik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ağır bir yenilgi alan bu partilerin ikisi CHP ve MHP bu sefer bir başka garipliğe daha imza atmışlardı. Cumhurbaşkanlığı makamına layık gördükleri Ekmelettin İhsanoğlu Meclis Başkanlığı’na layık görülmemesi gibi bir gariplikle karşılaşmıştık. Yani kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı için halkın yüzde 38’inin oyunu alan bir Cumhurbaşkanı adayına kapı kapı gezerek oy isteyen CHP kısa bir süre sonra ‘İhsanoğlu iyi ki de seçilmemiş. Bu adam bırakın Cumhurbaşkanlığı’nı TBMM Başkanlığı bile yapamaz’ der gibi karşısına Deniz Baykal’ı koymuştu. Ne garip bir çelişki Allah’ım. Bir adam Cumhurbaşkanlığı’na layık görülüyor ancak Meclis Başkanlığı’na ise layık görülemiyor. Yani CHP, Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği adayına oy veren ‘Halk’ın oyunu hiçe sayıyor ve Meclis Başkanlığı’na dahi aday göstermiyor. Bunun anlamı ‘Biz Halk ile dalga geçiyoruz’ dur. Başka da izah tarzı bulunmamaktadır. Böylesine bir tutarsızlığa imza atmak yerine kısa bir süre önce verdiğiniz kararın arkasında durarak ‘Ekmek için Ekmellettin’ dediğiniz Ekmelettin İhsanoğlu’nu Meclis Başkanlığı’na ortak aday çıkaracaktınız yada MHP ile anlaşarak MHP’nin sizin adayınızı desteklemesini sağlayacaktınız.

Bütün bu yanlışlara imza atan CHP’nin samimiyetine şimdi biz nasıl inanalım? Yarın bu yetkilerle donatılmış olan bir Cumhurbaşkanlığı makamına CHP’li bir Cumhurbaşkanı oturduğu zaman CHP bütün bu maddeleri kendi lehine kullanır mı kullanmaz mı? Bugün ‘Evet’ diyenlerin vatan haini olarak dahi gösterildiği bir ortam sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimlerini CHP’li bir aday kazanınca yani halkın tercihi CHP’li bir Cumhurbaşkanı adayından yana olur ise CHP bütün bu maddeleri iptal ederek yeniden Cumhurbaşkanının Meclis yoluyla atanmasını mı sağlatacak mı? Bu konuda halka garanti veriyor mu?

Ben CHP’nin kendisinin bir Cumhurbaşkanı seçtirdiğinde kesinlikle bu maddelerin hiçbiri iptal ettireceğine inanmıyorum. Yani tek adam kendisinden seçilir ise herhangi bir sorun görmeyerek bütün bu değişiklikler sonrasında güçlenmiş bir Cumhurbaşkanı ile ülkeyi rahatlıkla yöneteceklerini düşünüyorum. Pekiyi böylesine bir durumda ben neden ‘Hayır’ oyu vereyim.

CHP’de Demokrasi Var Mı? CHP’liler Demokrat Mı?

Şimdi bütün CHP’lilere birkaç soru sormak istiyorum. Bu sorulara vicdanları ile ‘Evet’ derlerse bende referandumda ‘Hayır’ oyu vereceğim. İşte o sorularım:

CHP Genel Merkezi’nde parti içi demokrasi tam anlamıyla uygulanıyor mu?

Bütün illerde CHP tüm yönetim birimlerini ve adaylarını üye bazlı ön seçim ile mi belirliyor? Seçilmiş il başkanları görevden alınarak yerlerine atama yapılmadı mı?

Parti içerisinde CHP’de fikirlere karşı saygılı davranılıyor mu?

Kendileri gibi düşünmeyen CHP’liler fikirlerini parti içerisinde özgürce ifade edebiliyorlar mı?

Kendisi gibi düşünmeyen insanların görüşlerine CHP’liler yerelde veya genelde saygı duyuyorlar mı? Fikirlerinden dolayı başka insanlar ötekileştiriliyorlar mı?

CHP kampanyaya katılmasa ‘Hayır’ oyu çıkma ihtimali olabilir

Bugün çok erken yazılmış bir yazı olarak görebilirsiniz ancak iddialı bir yapım olduğu için yine bu riske girerek böylesine iddialı cümleleri kuracağım. CHP referandum kampanyasına gerek yerelde gerekse de genelde katılmasa referandum sonucu ‘Hayır’ çıkabilir. Kesinlikle ve kesinlikle bu referandumda ‘Evet’ çıkar ise bunun sorumlusu CHP olacaktır. Ben aynı sözleri meclisten maddeler tek tek çıkarken de yazmıştım. Mecliste kritik sonuçlarla ancak geçebilecek olan maddeler CHP’nin MHP’li vekiller üzerine kurdukları baskı ve MHP Lideri Bahçeli’ye karşı kullandıkları cümleler sebebiyle geçmiştir. Bugün de yine ‘Evet’ çıkarsa CHP’lilerin sosyal medya yolu ile ‘Evet’ oyu verecek olanlara ve de CHP Lideri ile ‘Hayır’ kampanyası için kapı kapı gezen CHP’lilerin kullandıkları ağır sözler nedeniyle ‘Evet’ oyu çıkacaktır.

CHP ya kampanyaya katılmamalı ve stklar üzerinden kampanya yürütülmeli ya da CHP söylem dilini değiştirmeli. Birde eylemlerinde tutarlılık sağlamalı. Kendisi demokrat olmayan bir CHP herkes için daha fazla demokrasi isteyemeyeceği gibi isminde ‘Halk’ kelimesi olan bir CHP, halkın belirleyici olacağı bir sistemden korkmamalı.

Bu satırlarımda ne kadar haklı olduğumu ise bu eleştirilere dahi katlanmayarak bana hakaretler yağdıracak olan CHP’liler ispatlayacaklardır.

Share
373 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Dava”nın Esasları

    19 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bizim davamız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değil, i'la-yı kelimetullahdır. Yani Allah'ın dinini yüceltmekdir!” Osman Gazi. “Dava” kelimesini çok sık duyarım. Bu elbette mahkemede açılan dava değil. İslami anlamda dava. Fakat bu davanın ne olduğu hakkında kafamda net çizgiler yoktu. Hasan el Benna’nın Risaleler isimli eserinin birinci cildine baktım, başlangıçtaki başlıklara göz attım. Sanki bir anda “dava” kavramının çerçevesi çizilmiş gibi oldu. *Gayemiz Allah *Önderimiz Hz. Peygamber *Anayasamız Kuran *Yolumuz Ciha...
  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...