logo

Cerattepe’de Çevreci Modern Bir Madencilik Yapacağız

Mahkemeler Hiçbir Zaman Cerattepe’de Madencilik yapılamaz demedi

Etibakır Maden İşletmeleri A.Ş. Genel Koordinatörü Ünsal Arkadaş, Danıştay tarafından Rize İdare Mahkemesi’nin verdiği Cerattepe’de madencilik yapılabilir kararını onamasının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Cerattepe maden projesinin tarihi sürecini anlatarak açıklamalarına başlayan Arkadaş, Cerattepe’deki maden projesinin aleyhine bugüne kadar açılmış 4 adet dava bulunduğunu ve bu davaların hiçbirinde yargının Cerattepe’de madencilik yapılamaz demediğini ifade etti. Son yargı kararının ardından Cerattepe’de madencilik yapılmasına ilişkin herhangi sorun kalmadığını belirten Arkadaş, iş planlamalarına göre 2018 yılında cevhere ulaşılabileceğini belirtti. Artvin’de oluşturulmak istenen olumsuz yargıya karşın Etibakır A.Ş.’nin tüm tedirginlikleri boşa çıkaracak bir biçimde çevreye duyarlı, son teknolojinin kullanıldığı, iş ve işçi sağlığına azami önemin gösterildiği modern bir madencilik işletmeciliği yapacaklarını anlatan Ünsal Arkadaş, Artvin halkının rahat olmasını, işletme tesisinin tam olarak kurulduktan sonra çevre ve insan sağlığını tehdit edecek herhangi bir sıkıntıya neden olmadan maden çıkaracaklarını ifade etti.

Arkadaş: Yargı Cerattepe’de madencilik yapılamaz şeklinde hiçbir zaman bir karar vermemişti

Danıştay kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ünsal Arkadaş, Cerattepe maden projesine ilişkin olarak bugüne kadar 4 dava açıldığını ve bu davaların hiçbirinde kesinlikle Cerattepe’de madencilik yapılamaz demediğini ifade etti. Arkadaş, değerlendirmelerde, “Cerattepe projesinde Danıştay tarafından verilen son kararı değerlendirmeden önce bilmemiz gereken önemli hususlar var. Onları öncelikle hatırlatmakta fayda var. Cerattepe Maden Projesine ilişkin olarak bugüne kadar açılmış dört tane ana dava var. Bu davaların birincisi ihale iptaline yönelik davadır. İkincisi ise daha önce açılmış ruhsatın iptaline ilişkin davadır. Çayeli Bakır yani İnmet firmasının buradaki faaliyetleri nedeniyle ruhsat iptali ile sonuçlanan bir dava var. Aynı gerekçelerle tekrar mahkemeye verilmiş oysa ki Çayeli Bakır’a ruhsat iptali için açılan davanın sonucu ise şu: Böyle önemli bir projenin ÇED yapılmadan devam etmesi uygun değildir. Dolayısıyla ruhsatın iptali kararı çıkıyor. Yani ÇED alınmadığı için ruhsat iptali kararı çıkıyor. Bu karardan Cerattepe’de madencilik yapılamaz anlamı çıkmaz. Çevresel Etkileri Değerlendirme raporu olmadan madencilik yapılamaz denilmiştir. Çevreye, doğaya, hayvana, böceğe, insana etkilerini değerlendirme raporu hazırlanmadan yapılamaz denilmiştir. ÇED denilen raporun ana amacı budur” şeklinde konuştu.

Bölgede bir iki noktada 3-4 metrelik yüzeysel hareketlilikler var ve bunların önlemlerini almaktayız.

Çevre Etki Değerlendirme Raporuna ilişkin de bilgi aktaran Arkadaş; “ÇED raporları buradaki tüm olayları inceler. Bölgedeki endemik türleri, heyelanları, suyu, yer altı sularını, maden direnajını, sesi falan inceleyen ve sonuç bildiren bir rapordur. Amacı madencilik yapılan bölgedeki tüm olası değişimlerin incelenmesidir. Bu raporda olası en yakın senaryolar ortaya konulur. Bölgede madencilik sebebiyle oluşabilecek olası heyelanlar da bu raporda ortaya konuluyor. Bugün bölgede heyelanların olduğu ifade ediliyor ise firma tarafından ÇED raporunda ortaya konulmuş heyelanlardır. Bölgedeki akmaları, kopmaları ilk söyleyen rapor firmamız tarafından hazırlatılmış ÇED raporudur. Bölgede daha öncesinde gerçekleşen heyelanları ihtiva etmez. Bugün bunu ortaya koyacaksın ki buna yönelik çözümleri ortaya koyabilesin. Şuan biz orada çalışıyoruz ve fiilen kaymalar falan olabiliyor ancak bunları boyutlarını biz biliyoruz. Daha çok yüzeysel, 3-4 metrelik toprak hareketleri var. Ellediğiniz zaman hareketlenmeye müsait bir toprak yapısı mevcut. Duvarını yapıyoruz, tedbirini alıyoruz ve imalatları yapmaya öyle devam ediyoruz. İşin özeti bu. ” ifadelerini kullandı.

Bütün yeraltı kaynaklarını gözlemliyoruz, herhangi bir olumsuzluk mümkün görünmüyor

Oradaki yeraltı sularının durumu hakkında da açıklamalarda bulunan Ünsal Arkadaş, bölgede belirtildiği gibi yer altı sularının fazla olmadığını ifade ederek yine de açılan gözlem istasyonları aracı “ Bizim maden işletme sahasının etrafında açılmış 5 adet gözlem istasyonu mevcut. Bu gözlem istasyonlarında senenin belirli dönemlerinde numuneleri alarak yer altı sularının etkilenip etkilenmediğini ölçeriz. Bölgede görüyoruz ki yer altı su kaynakları az olduğu gibi yer üstü su kaynaklarının az. Bölgedeki hayvanların daha içebileceği kadar su bölgede bulunmuyor. Sadece bize yakın vadilerde su bulunuyor. Mevsimlik yağışlar ile bölgedeki derelerde su bulunuyor. Bu nedenle kullanma amaçlı suyu biz 8 kilometrelik bir vadiden getirmeyi hedefliyoruz. Açtığımız galerilerin bir tanesi 700. Metredeki Kuzey galeri. İlk bu Çayeli Bakır’ın da açmaya başladığı Kuzey galerisi. Ve orada sizlerde girdiniz gördünüz orada öyle yer altı suyu niteliğinde bir su mevcut değil. Sadece bizim makineler için götürdüğümüz kullanma suyundan ibaret sular var. Hukuki süreç ve çevresel problemlerle ilgili bir özet yaptıktan sonra bunun birde tarihçesine bakmak gerekiyor. Cominco ile başlayarak Çayeli Bakır ile devam eden ardından da firmamıza kadar gelen çok uzun bir süreç var. 1990’lardan başlayan bir süreç mevcut. Aramalar 1989’dan başlıyor, belki de onun öncesi mevcut. 2002 yılında Çayeli Bakır devir alıyor zannedersem. 2008’de de Çayeli Bakır’ın yani İnmet’in ruhsatının iptali gerçekleşiyor. 2012 yılında tekrar ihale ediliyor. Özaltın A.Ş. işletmek için alıyor. Ve bir ÇED başvurusu var Özaltın Şirketi’nin. Bu genelde bilinmiyor veya atlanıyor. Karıştırılıyor en azından. Özaltın A.Ş.’nin ilk yaptığı ÇED başvurusunda maden işletme yöntemi kapalı ancak tesislerinde Cerattepe bölgesinde olduğu yani filatasyon tesislerinin de Cerattepe bölgesinde kurulmasının planlandığı bir proje hazırlanıyor. ÇED hazırlığı bu amaçla başlatılıyor, ÇED raporu hazırlanma aşamasında henüz ilgili makamlara sunulmadan görülüyor ki bu bölgede tesis kurulacak kadar sağlam, uygun alanlar yok. Heyelanları tetiklersiniz, insan yaşamını etkileyecek faktörler olabileceği öngörülüyor. Burada en önemli şey nedir? Atıklar. Flatasyon tesisinden çıkacak atıkların bertarafı bu bölgede zor. Bunları bir şekilde filtreleyip yer altında dolgu falan yapmakta mümkün ama yine de orada bir filatasyon tesisinin kurulması çevre açısından daha büyük alanlara ihtiyaç duyacağı için gerekli alanlar elde edilemeyince, böyle bir saha bulunamayınca bu işten vazgeçiliyor ve deniliyor ki biz böyle tartışmalı bir projede böyle büyük riskler almamıza gerek yok. Biz bu işi daha iyi bilen daha hazır tesisleri olan Etibakır ile anlaşalım. Biz burada madeni çıkaralım, hazır Murgul’daki mevcut tesislerde filatasyonu yapıp, zenginleştirelim fikri öne çıkıyor. Bizim firma ile yapılan görüşmeler neticesinde rödevans ile Etibakır’ın bu madeni işletmesi kararı veriliyor. Bu görüşmeler sonrasında biz firma olarak orası için ayrı bir proje yapıyoruz. Yer altı işletmesi yöntemi ile bakır madenciliği yapılmasına yönelik bir ÇED hazırlığı yapılıyor. Mahkemeye verilen ve iptal edilen ÇED raporu Etibakır tarafından yapılmış olan birinci ÇED raporudur. İptal gerekçeleri mahkeme tarafından yayımlanmıştır. Gerekçe kısmında bir çok yorumdan sonra  cevherin nakliyesine ilişkin çıkabilecek sorunlarda konu düğümlenmiştir. Bu konuya mahkeme yoğunlaşmıştır. Karayolu ile cevherin nakliye edilmesinin çevreye etkilerinin fazla olabileceği bilirkişilerce düşünülmüştür. Buradaki ÇED’in iptalindeki ana konu nakliyenin oluşturabileceği sıkıntılardır. Karayolu ile cevherin Cerattepe’den nakliyesi ÇED iptalini gerektiren bir konu gibi görünmektedir. Böyle olunca da nakliye konusunu ikinci ÇED raporu hazırlanmış ve bu gerekçelerde ortaya konularak yeni bir proje hazırlanmış ve teleferik ile cevherin nakliyesine karar verilmiştir. Birinci ÇED iptal olmamış olsa projeler ona göre hazırlayacak idik. İzinlerimizi ona göre alacaktık çünkü bunlar izin sürecine bağlıdır. ÇED raporunun kabul edilmesi projenin aynı zamanda onayı anlamına gelir. Seçtiğiniz yöntemlerin devlet tarafından kabul edildiği anlamına gelir ve biz ona göre proje hazırlarız. Gerekli izinleri de buna göre alırız. ÇED raporu çıkacak ki orman izinlerini almaya hak kazanalım. Devlet tüm aşamalarda kontrolünü sağlamaktadır bu tür projelerde ve her iznin sonunda ve de her proje sonunda alınacak izinler var. Orman izinlerini alabilmemiz için de ÇED raporunu alabilmemiz gerekiyor. Bu ÇED raporu iptal edilince bizde bu iptal gerekçelerini göz önüne alarak yeni bir proje hazırladık. Nakliyenin de teleferik ile olmasını öngördük. Ve bu yeni hazırlanan ÇED raporu da onaylandı. Bunun tekrar iptali için dava açıldı. O da reddedildi. Çalışmalarda bu ikinci ÇED raporuna göre başladı ve sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Yıl sonu itibariyle büyük oranda cevhere yaklaşılmış olacak. 2018 yılı içerisinde de belli bir üretim planlaması yapılmış durumda. Bunu şuanda başarabileceğimiz görülmektedir.

“Şirkete bu derece başvuruların biranda artışını ne şekilde değerlendiriyorsunuz? Ayrıca şirketle çalışmak isteyende çok sayıda Artvinli ile karşılaşıyoruz. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz. Artvin halkının tümünün karşı gibi gösterildiği bir projeye bu denli iş başvurusu olur mu? Ve bu kadar firma ya da insan şirketinizle bir şekilde iş yapmak ister mi? Artvin’in tümü karşı imiş gibi gösteriliyordu ancak ağırlığın aslında maden çıkmasını isteyenlerden taraf olduğunu biz bu taleplerden görüyoruz. Siz neye bağlıyorsunuz? Herkesin karşı olduğu belirtilen bir yerde 7 bin iş başvurusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” yanıt veren Ünsal Arkadaş, “ Tüm Dünya’da bir algı operasyonunun yapıldığını ve yaklaşık 30-40 yıldır hatta 1970’lerden beri oluşturulmak istenen bir algı var. İnsanların yok olacağı yönündeki algıdan bahsediyorum. Bu algı ile korkutuluyor insanlar. Bilinç altına bu korku yerleştiriliyor. Bunun için de bizler enerji üreten çevreye duyarlı projeler üretmemiz lazım. Biz insanlarımız zihinlerinde oluşturulmak istenen bu korkuları bertaraf etmek için Cerattepe’de çevreye duyarlı, son teknolojinin kullanıldığı, iş ve işçi sağlığına azami önemin verildiği, çevreye son derece duyarlı, yeraltı maden işletmesi kurma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaptığımız her çalışmayı devletimizin ilgili kurumları ile koordineli gerçekleştirirken, son derece şeffaf bir biçimde çalışma yürütüyoruz. Kanunların ve de yönetmeliklerin belirlediği ölçülerde çalışarak, tüm önlemleri de alarak, maden işletme sahamızda her türlü çevresel önlemleri de alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim yaptığımız çalışmalar insanlarımızın dikkatinden kaçmadığı için her gün şirketimize olan güven artmaktadır. Bu sebeple de projemizde çalışmak isteyen insanların sayısı da gün geçtikçe rakamsal olarak artmakta. Sadece iş başvuruları değil şirketimizle iş yapmak isteyen Artvinli hemşerilerimizin de sayısı oldukça yüksek seviyede. İşletmemiz tam olarak kurulduğunda ve cevhere ulaştığımızda ve de maden çıkarmaya başladığımızda Artvin’de oluşturulmak istenen korku imparatorluğunun nasıl yıkıldığına hep birlikte şahit olacağız. Artvin halkının bize güvenmesini ve çalışmalarımızdan dolayı ilimizin bir sorun yaşamayacağının teminatını vermiş durumdayız. ” ifadelerine yer verdi.

Cerattepe’de herhangi bir kimyasal madde kullanılmış değil

“Yeşil Artvin Derneği tarafından Cerattepe de yapılan çalışmalara ilişkin bir takım görüntüler çekiliyor. Çevreye zarar verildiği, Kimyasal madde katıldığı söyleniyor. Suların çamur akması tamamen şirket tarafından yapılan çalışmalarla ilgili olduğu düşünülüyor. Geçmiş yıllarda olan heyelanlar sanki yeni olmuş gibi gösteriliyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçekten orada böyle çalışma var mı? Durum nedir?” şeklindeki soruya yanıt veren Arkadaş; “ Kimyasal madde kesinlikle yok. Tünel açma çalışmaları devam ediyor. Onların hepsi manipülasyon maksatlı yapılmış şeylerdir. Yeşil Artvin Derneğine de yöneticilerine de o mantığa da saygı duymuyorum. Çünkü onlar Almanya’ya mektup yazarak bu ülkeyi, bu hükümeti bizleri nasıl şikayet ettiklerini kimlerden yardım dilediklerini çok net olarak bunları gördük. Onlar Artvin insanını düşünerek hiç bugüne kadar proje üretmemişler. Kime hizmet ettiklerini de biz aşağı yukarı elimizde ki materyallerle çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Artvin insanı için Artvin doğası için hangi projeyi geliştirdiklerini bana söylesinler. Biz firma olarak şuana kadar 570 bin adet fidan dikmişiz. Daha rehabilitasyonçalışmalarına başlamadığımız halde. Biz büyük bir firmayız.  Tabi ki Madencilik çalışmalarından doğa etkilenecek. Açık kazı yaptığınızda daha çok etkilenir ama kapalı madencilikte bu daha sınırlı. Biz bu etkilenecek alanları doğaya kazandırılması konusunda daha işin başında projelerini hazırlayıp devlete sunuyoruz bunun garantisini parasını da veriyoruz. Biz şimdiden Cerattepe bölgesinde ki tüm alanlar için gerekli olan ağaçlandırma bedelini peşin olarak devlete ödemiş durumdayız. Biz bunun parasını ödediğimiz halde tüm bu rehabilitasyonları ve ağaçları firma olarak tekrar biz dikiyoruz. Devletten bunların dikmesini de beklemiyoruz biz dikiyoruz.  Bunun en iyi örneği Murgul işletmesidir 570 bin adet fidanı da bu mantıkla diktik. Bunların paralarını zaten ödemiştik devlete. Dikmek zorunda değildik ama biz daha erkenden daha güzel olması için fidanları diktik.

Çoruh nehri her yıl 7 milyon ton malzeme taşır. Bu erezyon dediğimiz gerçek Artvin’de de önemli bir boyutta. Barajların yapılması bu erozyonları bir miktar azaltmıştır.  Bizim çalıştığımız bölgeler çok sınırlı bölgelerdir. Bizim doğa ile ilgili kirletici sade ve sadece tünel içerisinde ki çalışmalardan dolayı kirlenen sular olabilir bunla ilgilide zaten projemizde hazır bir ay içinde uygulamaya geçecek olan arıtma ünitesidir. Arıtma ünitesi de şuan kurulma aşamasındadır. Daha madencilik faaliyetine başlamadan biz bu tedbirlerin tamamını da almış olacağız faaliyetler başladığında da bu tesisler çalışır durumda olacak. Dolayısıyla doğaya biz kirletici etkisi olmayan bu suları vermiş olacağız. Onun dışında zaten herhangi bir kirlilikten bahsetmekte mümkün değil” diye konuştu.

Heyelanlar ve ses kirliliğine yönelik her türlü önlem alınmış durumdadır

Heyelan, ses kirliliği gibi sorunların yaşanmayacağını da anlatan Arkadaş; “ ÇED’de olduğu gibi çalışma başlatılmadan bir takım testler yapılıyor. Patlatmalar da ki titreşim kontrolleriyle ilgili çok yoğun bir çalışma yapıldı. Bu konuda devletin yetkilendirdiği firmalardan ve Karadeniz Teknik Üniversitesinden de yardım aldık gerçek patlatmalar yapılarak çok değişik noktalarda titreşim kontrolleri yapıldı. Patlatma modellerine göre doğaya sıfır etkisi olacak patlatma seçildi. Yer altında yapılan patlatma yüzeyde hissedilmeyecek düzeyde oluyor. Kaldı ki yerleşim yerleri kilometrelerce uzakta. Gürültü kirliliğiyle ilgilide sadece madenin tünelden çıkartılıp 200 metre mesafede ki teleferik hattına gidecek kamyonların çıkardığı gürültü olacak. Çıkarılan malzeme teleferik hattı ile taşınacağı için gürültü kirliliği olması da çok mümkün değil. Gürültü, ses kirliliği belirli tesisler kurularak sürekli ölçülen konulardır. Bunlar sürekli raporlanıp devletinde kontrol ettiği konulardır. İnsanlarımızın devlete olan güvenlerini korumalarını istiyoruz. Çok sıkı denetimlerle çok sıkı kontrollere tabiyiz. Hiçbir vatandaşın rahatsız olmayacağı çevreye çok kısıtlı etkilerin olacağı bir çalışma yöntemi seçilmiştir. İnsanlarımız bunu gördükçe rahatlamaya başlamıştır. Zaman içerisinde çok daha rahatlayacak işi benimseyecekler ve bizim ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha Artvin halkı görecek. Bundan sonra bize düşen bir görev daha var bu yer altı zenginliklerinin Türkiye’ye bölgemize ve Artvin’imize daha fazla faydalarını nasıl artırabiliriz. Bundan sonra ikinci adımda bunu konuşmak bu görüşmek zorundayız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Share
280 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?